49 episodes

şiir şifâdır.

YouTube: https://www.youtube.com/user/frkanozdemir

Şiir Furkan Özdemir

    • Music

şiir şifâdır.

YouTube: https://www.youtube.com/user/frkanozdemir

    Nurullah Genç - Ne Dünya Ne Gözlerin

    Nurullah Genç - Ne Dünya Ne Gözlerin

    “insan anladığı ve anlaşıldığı insanla çiçek açar”







    Kalbimizin denizleri yine bir gecenin sonuna dalgalarını getirdi.

    Ayaklarımız karaya basmadan bir saray düşlüyoruz o küçücük sinemizde.

    Gümüşten pencereler, ipekli yollarıyla. Yaklaştıkça darmadağın oluyordu saraylar.

    Gözlerimizden sayısızca kaçan ayrıntının bir lahzasında hiç göremeyeceğimiz bir sultan gelip ıslah ediyordu eline tutuşturulan sarayı. 



    Ürkek bulutlar cesur damlalar bırakıyor üstümüze.

    Sanki konacağı omuzu evvelden biliyormuşcasına.

    Sonra razı olmuyor o yağmur damlacıkları düştüğü omuza.

    Biz onu nimet sayıyoruz, kurutmuyoruz ıslandığımızı ispatlamak için.

    Razı olmamış bir yağmur damlasını taşımak fark etmiyordu hikayemizi ertelemeye.

    Sadra şifa yapıp, ruhlarımızı durulamakla meşgulüz çünkü.

    Bir gün damlayacak o razı olunmuş bir yağmur damlası sükûnet içindeki hayatımıza.



    Furkan Özdemir



    ●●●



    Şair: Nurullah Genç

    Yorum: Furkan Özdemir (ins: @hisseyab)

    Müzik: Paola

    Fotoğraf: Chris Henry

    • 5 min
    İbrahim Tenekeci - Öbür Divan

    İbrahim Tenekeci - Öbür Divan

    İnsanlar anlaşıldı.
    Cihânın da sırrı yok.



    Ümitvâr olunuz...

    Şair: İbrahim Tenekeci
    Yorum: Furkan Özdemir
    Müzik: Çalıkuşu
    Fotoğraf: Adrian

    • 1 min
    Yavuz Bülent Bâkiler | Şaşırdım Kaldım İşte

    Yavuz Bülent Bâkiler | Şaşırdım Kaldım İşte

    "Ve hiç bilmedin ellerimin soğuğunu. Eylül'dü." - Zafer Akkaş

    Bilmem ki nemsin...

    Yeri doldurulamayan bir kale inşa ediyorum sanırım içimde. Tarihte yapılan kaleler yıkılıp gitti de bu beyhûde kaleyi yıkamadım gönül kafesimde. Kapıların ardında beklerken hangi sancının miadını dinliyorum ki gözlerim böyle alev ırmağı. Hani bakamazsın o kapının ardından ve gidemezsin de. Nasıl bir dilemma... Düşünüyorum o halde varım diyorsun ya Decartes bir şeyi unutuyorsun; düşünebiliyorsan zaten varsın ancak ben düşündüğüm hâlde yokum bunu bilmiyor kimseler. Bazı şeyleri yaşayabilseydim çok farklı olacaktı. Nereye dönsem Rabbim beni biliyor bu ferahlıktır içimi ılıtan. Güz sancılarını duymuştum, güz sancılarını ölümün arifesine benzetirdim. Cânânını kaybettikten sonra doğan evladının sevincini yaşayamamış bir baba kırıklığı.



    Şair: Yavuz Bülent Bâkiler

    • 3 min
    Sohrab Sepehri - Duman Yükseliyor

    Sohrab Sepehri - Duman Yükseliyor

    kopartılmış yapraklarımdan ibaretti hüzün
    dedim rahmet yağar ben yürürken
    gece benim ardımda
    taşıdım kara gençliğimi dağların damarında

    İsmet Özel, Yaşamak Umrumdadır.



    Duman yükseliyor yalnızlık köşemden
    Kim, nasıl haberdar olacak ki viranemden?
    Söyleyeceklerim var yanmış gönlüme
    Ne zaman sona erecek efsanem.

    Çektim elimi gecenin eteğinden
    Seherin zülüflerinden tutmak için
    Suya attım kendimi sahilden
    Lakin habersizim denizin derinliğinden.

    Duvarlardaki desenler bozuldu
    Kimse bir renk görmedi artık burada
    Hayal, gözünü dikiyor gece-gündüz
    Kalbimdeki umut resmine.

    Ayak bastığımdan beri buraya
    Kurtuldum kervanın gürültüsünden
    Aslında canım içre yanıyorum bu ateşten
    Lakin gönül vermişim bu yanışa ben.

    Karanlık çekiliyor çatılardan
    Şehrimin yoluna gülümsüyor sabah
    Hâlâ duman yükseliyor yalnızlık köşemden
    Söyleyeceklerim var yanmış gönlüme.



    Şair: Sohrap Sepehri
    Yorum: Furkan Özdemir

    • 2 min
    Kemal Sayar - Sonsuza Dek Sophie

    Kemal Sayar - Sonsuza Dek Sophie

    Gözleriniz madam! Gözlerinize bakıyorum da; Sanki bir yangın yeri! Yüzünüz talan edilmiş bir imparatorluktan kalmış gibi!.. Bir şair oturmuş o iki kaşın arasına, Tüten dumana ve akan kana bakmaksızın! Aldırmaksızın (patlayan) bombalara, şiir söylüyor gibi…  Aslında aşktır en çetin meydan muharebesi. Siz koşuştururken lise bahçelerinde, Dilinizde Goethe’den yarım yamalak ezberlenmiş iki dize, Ve deri ceketinize yaslanmış yürürken yağmurda, Bir şairdim ben; kalbini büyüten dumanlı odalarda!.. Benim kalbim dumanlı odalarda büyüdü madam, yalan yok! Yalan asla olmayacak; çünkü ‘aşk’ üstümüze serpiştirip kaçan o yağmur, Bir gün sizi de ıslatacak!.. Bir gün siz de hüzünle bakacaksınız kalbimin içine, Orada yenilenmiş (yenilmiş) bir şarklıyı göreceksiniz!.. Biz şarklılar, yani Allah’a inananlar, oruç tutanlar, Ve asla konuşamayacakları kızlara aşklananlar; Hep yenildik! Farklı mağlubiyetlerden kurtuldu (kuruldu) tarihimiz!.. -Diyorum ki… Vaktin varsa bu akşam… Bizim yüzümüz kızarır madam, Söylemeyiz! Biz uzaktan sevmelerde birinciyiz. Genç kızlara başımızı çevirip bir bakmayız, Bir bakarsak, usulca elimizden kayarak; parçalanır kristal gençliğimiz!.. Biz kristal gençleriz madam, Kolayca tuz buz oluruz! -‘Eve gitsem daha iyi’… -İyi de benim o darmadağın halimi bırakıp nereye… Her gece saatlerce alıştırma yapıp da, Bir tek veda (sevda) sözü fısıldayamamanın sıkıntısını… Aşksızlıktan solan bu cismi terk edip nereye gidiyorsun(uz) madam? Merdivenlerde peşinizden koşup da, İsminizi haykıramamayı… Size bakarken; derin bir acıyla kıvrandığımı fark etmeden, nereye ha? Sophie, Rosemary, Ayşegül. Onun için üç isim seçmişti. Yukarıdaki satırlara baktı, Ve “-Ben bunun âlâsını lise yıllarında yazdıydım” diyerek iç geçirdi. Fakat nâlet olası o duygu yakasına yapıştığına göre, Bir kez daha aynı sözcükleri kullanarak; Bir öykü yazmalıydı! Onun için üç isim seçmişti, Kendisi için üç ölüm!.. Bir gün yağmur yağsa, Sırılsıklam o yağmurda ıslanacak, Ve elinde sımsıkı tutuğu bir karanfille, Gözyaşları saçlarından sızan yağmura karışacak (karışarak), Onun kapısı önünde duracaktı… Onun kapısı önünde duracak, Ve asla (zili) çalmayacaktı! O kapının önünde saatlerce ağlayacaktı. O sırada fonda ‘’In your green eyes‘’ çalacaktı!.. -Sophie! Sophie! Heyhat, Sophie gidiyordu!.. Mağrur bir prenses gibi şairin kalbinden sürgün edilmişti. Sanki hilafet ilga ediliyordu! Saltanat sefalete mahkum edilmişti!.. Tarih yeniden yazılıyordu… -Sen benim sürgünümsün Sophie! Benim ülkem dağlık ve karanlıktır. Dağların arasından bana bir yol vardır!.. O yolu yürümek zordur! Sanki bir nüfus sayımı günü!.. Sokaklar boşalmıştı (boşaltılmış). Pardesülü bir adam, sırtını asırlık ağaca vermiş, Geniş bir alanın kenarında mızıka üflüyor. Zaman zaman gözlerini uzak bir noktaya sabitleştirerek; Kendisine bir soru soruyor. Doğru cevabı bulmak için uzun uzun düşünüyor, Ve gözleri ışıldayarak cevabını mırıldanıyor; Bir gün o da gözlerindeki bu ışıltıyı fark eder Ve elini kalbine değdirdiğinde içinde deveran eden; O yoksulun aşkını tanımlar, O şarklıyı keşfederse, yazacağı ilk şiire adını verecek: ‘Sonsuza dek, Sophie’…

    Kemal Sayar  Yorum: Furkan Özdemir
    Müzik: Ahmad Pejnan

    • 6 min
    Payidar Zaraman | Benazir

    Payidar Zaraman | Benazir

    Gözlerin en iyi bir şeydi benazir 

    En iyi bir şeydi 

    Fitneden fidye alırdım ben onlarla 

    Onlarla ben çok yakışıklı bir herif olurdum 

    Seviyorum seni iyisin... bunu iyi işit 

    Seviyorum seni iyisin 

    Sen cihanın bir yurdunun bir bucağında 

    Oturduğun linç edilmiş bir minderde 

    O zemberek esmerliğinle öylece durursun bu bana yeter 

    Bu bana yeter diyorum iyi işit 

    Bu bana yeter ben bundan bir kısmet alırım 

    Hükmü düşer metni kutsalın 

    Amen pouya'nın sesinden kelam dinleriz sonra 

    Neden olmasın dinleyelim benazir 

    İnleyelim lisanımızca 

    Gezmelere çıkaralım gökyüzünü 

    Ve özeti olsundur ki 

    Ölüm çok loş bir akıbettir ve politikayı zül addeder hamavet 

    Yalanın nihayeti hüsrandır tenzih ederim seni 

    Seni tenzih ederim sen ki bende bir hira hurisi 

    Çok net görüyorum seni iyisin 



    Ve bir bağ yolunda benazir 

    Bir bağ yolunda azığımda haşlanmış yumurta ve kırmızı soğan 

    İçimde ölmesine ihtimal vermediğim bir anne 

    On dört yaşında bir iyi çocuk ve bu cennete giden patika 

    Çok aheste koşuyorum seni iyisin 

    Sen iyisin ben bunu bilmişimdir 

    Bu varlık endişesinden kurtarıldığım ay ışığında aklanmış gece 

    Ve sabah ne candan karşılıyor beni 

    Elbette seni 

    Abdest almak ne ferah şeydir benazir 

    Kal ki iyileşelim 

    Kal ki bir serçenin kalbiyle vuralım nasın fikrini 

    Ve yıldızlar 

    Yıldızlar göğün göğsünde Allah'ın şarkıları gibi 

    Gözlerimi 

    Gözlerimi bir gize taşırlarken 

    Kalifiye bir acemi olarak ben 

    Bir yufka ekmek kadarım 

    Kadarımdır 

    Olabildiğince hoş oluyorum seni iyisin 



    Sen ki sabah sıfır dört sularında fena mavi bir gülsün 

    Yaşamak için en ideal mezarlıksın benazir 

    En olağanüstü hal 

    Bütün kedilerin ölsün 



    Şimdi bunca nitelikli yaralarımızla birlikte 

    Bir hayat sürmek değil bu bizimkisi 

    Bir hayat sürünmektir benazir 

    Madem ki kalbimiz göğsümüzde dölek durmuyor 

    Dölek durmuyor gözlerimiz senin karşında 

    Çıkarabilirsin onları kafeslerinden 

    Yapabilirsin bunu pekàla...olmaz sana zerre kinim 

    Sen allah büyük olduğu için güzelsin benazir 

    Ben allah güzel olduğu için çirkinim 



    Şimdi bu bağ yolunda benazir 

    Yolumdan çekilse dünya...çekilse kaygıdan yaratılmış ilahlar 

    Sırtımı berrak bir yaşanmışlığa dayasam 

    Sırtımı ve sırtımın sırrını 

    Ne ferah bir gök olsa 

    Ve ciğerlerimde nefesinden damıtılmış bir cennet ırmağı 

    Bunlar hep olmuş hep olağan hep olacak şeylerdir 



    Şimdi benazir 

    Şimdi itaat kuşanmış bir hitapla 

    Ve dahi bir inatla buyur 

    Ve inzivaya çekilmeden önce gözlerin (yani şu karşımda duran iki tanrıcık) 

    Bir tebliğ edasında...ki böyle olmasa da olur 

    Ve dahi bir sanatla buyur 

    İyisin değil mi 

    Ve bunu bütün seçkin köprüaltlarına duyur 

    Umut ki tanrının yeryüzündeki tek vekilidir benazir 

    Çok müreffeh ölüyorum seni iyisin

     

    Payidar Zaraman



    Yorum: Furkan Özdemir

    Müzik: Mohammed Esfahani-God is Closer

    • 4 min

Top Podcasts In Music

Listeners Also Subscribed To