300 episodes

Acilci.Net, Acil Tıp hekimlerine güncel, doğru ve kapsamlı her türlü bilgiyi serbest, açık erişimli ve reklamsız şekilde sunmayı amaç edinmiş gönüllü öğretim üyesi, uzman ve asistanlar tarafından yürütülmektedir.

Acilci.Net - Ses ve Video Tüm Bölümler Acilci.Net - Ses ve Video Tüm Bölümler

    • Sağlık ve Fitness
    • 4.3 • 15 Ratings

Acilci.Net, Acil Tıp hekimlerine güncel, doğru ve kapsamlı her türlü bilgiyi serbest, açık erişimli ve reklamsız şekilde sunmayı amaç edinmiş gönüllü öğretim üyesi, uzman ve asistanlar tarafından yürütülmektedir.

    Ultrason Eşliğinde Torasentez

    Ultrason Eşliğinde Torasentez

    Günümüzde ultrason acil işleyişinde tanı koyma ve girişimsel işlem gerektiren bir çok konuda başucu cihazımız olarak iş görmektedir. Torasik işlemlerde de plevral mayi birikimini teşhis etmek, endikasyon dahilinde girişim yapılacak seviyeyi belirlemek, akciğer parankim değerlendirmesi gibi işlemelerde ultrasonu güvenle kullanabilmekteyiz.







    Bu yazımda acilde ultrason eşliğinde torasentez yapılma endikasyonlarından ve işlemin nasıl sürdürülmesi gerektiğinden bahsedeceğim.







    Torasentez plevral sıvının bir iğne veya kateter yardımıyla toraks dışına çıkarılması işlemidir. İşlem genellikle yatan hastalarda elektif koşullarda uygulansa da bazı durumlarda günübirlik hastalarda ve acil serviste erken zamanlı müdahale gerektiren hastalarda da yapılması gerekebilir. İhtiyaç halinde girişimsel radyoloji ve göğüs cerrahisi konsültasyonu eşliğinde yapılması düşünülebilir. Fakat bu branşlara ulaşılma süresinin uzun olacağı durumlarda eğitimli acil hekiminin ultrason kılavuzluğunda yapacağı torasentez maliyet açısından daha uygun ve yeterli güvenlikte olacaktır.​1​







    Endikasyonlar







    Torasentez işlemi transüda ve eksuda ayrımı gibi plevral boşlukta biriken sıvının karakterini ölçmemize ve etyolojiyi aydınlatmamıza yardım etmenin yanı sıra, sıvının kapladığı hacmin azaltılmasıyla tedavi için de yapılması gerekebilen bir prosedürdür.







    Tanısal torasentez: Klinik ve biyokimyasal anlamda arada kalınan ve yeni saptanan plevral efüzyon tanısında transüda ve eksuda ayrımı yapılabilmesi için en azından örnekleyici torasentez gerekmektedir. Şüphede kalınan vakalar genellikle tanılı kalp yetmezliği hastalarıdır. Kalp yetmezliği ile plevral efüzyonun birlikte olduğu hastalarda torasentez gereken durumlar şöyle sıralanabilir: Sağ ve sol akciğerde önemli miktarda farklı boyutlarda birikmiş efüzyon, plörezi semptomları, ateş, enfeksiyon şüphesi, malignite şüphesi, yetmezlik tedavisinden fayda görmeme. Bu durumlarda yapılacak örnekleyici veya boşaltıcı torasentez ile klinik tanımızın netleşmesi ve alınan mayiden PCR, kültür gibi ek tanısal testlerin çalışılması imkanı doğacaktır.















    Terapotik torasentez: Genellikle semptomların giderilmesi için yapılır. Bunun yanı sıra hemotoraks ve tüberküloz gibi restriktif fonksiyon bozukluğu riski taşıyan hastalar için de torasentez düşünülebilir. Fakat bu tarz terapotik işlemlerin de yatış yapılan servislerde uygulanması daha doğru olacaktır.







    Kontrendikasyonlar







    Kontrendikasyonlar arasında yetersiz plevral sıvı, girişim yapılacak yerde cilt enfeksiyonu, ciddi kanama diyatezi sayılabilir. Genellikle plevraya 1 cm’den daha yakın efüzyonların boşaltılması tanısal ve terapotik olarak verimsiz olması ve pnömotoraks riskinin nisbeten fazla olması nedeniyle önerilmez. Kanama diyatezi açısından bakıldığında işlem öncesinde INR seviyesinin düzeltilip düzeltilmeyeceği veya hangi seviyede olduğunda işlemin güvenli olacağına yönelik bilgiler net değildir. Önceki retrospektif çalışmalarda INR>2, trombosit6 olduğu durumlarda kanama riskinin artmış olduğu gösterilmişse de ultrason eşliğinde yapılan torasentez çalışmalarında kanama riskinde önemli bir artış gösterilmemiştir.​2​ Bu durumda alınacak kararlar hastaya özgü verilmeli ve torasentezin acilliyetine göre hareket edilmesi daha doğru olacaktır. Örneğin hayatı tehdit eden akut hemotoraks veya plevral enfeksiyon gibi durumlarda kanama diyatezi düzeltilmeden de torasentez kararı alınabilir.







    Mekanik ventilatör ihtiyacı torasentez için mutlak bir kontrendikasyon kabul edilmez. Ultrason eşliğinde torasentez uygulanan mekanik ventilatör altındaki hastalarda pnömotoraks ve tansiyon pnömotoraks riski artmış ...

    • 11 min
    Çocukluk Çağı Döküntülü Hastalıkları-2

    Çocukluk Çağı Döküntülü Hastalıkları-2

    Herkese merhaba! Yazı serisi olarak plandığımız bu süreçte önceki yazımızda döküntülü hastalıklara yaklaşımdan bahsetmiştim. Serinin bu kısmında ise tek tek hastalıklardan bahsedeceğim. Keyifli okumalar.







    1. Kızamık (Measles, Rubeola)







    Kızamık, dünya çapında görülen oldukça bulaşıcı bir viral hastalıktır. Enfeksiyon ateş, halsizlik, öksürük, nezle ve konjonktivit ile karakterizedir ve bunu ekzantem takip eder. Maruziyetin ardından, duyarlı bireylerin yaklaşık % 90'ı kızamık geliştirecektir. Hastalık, kişiden kişiye temas olmasa bile, halka açık alanlarda bulaşabilir.







    EPİDEMİYOLOJİ: Kış- ilkbahar (Mart-Nisan)







    BULAŞ: Solunum mukozası veya konjonktiva yoluyla virüs girişinden sonra başlar, virüs havada 1 saat asılı kalabilir







    İNKUBASYON SÜRESİ: 6-21 gün (Ortalama: 13 gün)​1​







    BULAŞTIRICILIK: Kızamığa ait döküntü başlamadan 4 gün önce bulaştırıcılık başlar ve döküntü ortaya çıktıktan sonra 4 gün daha devam eder







    KLİNİK: Cilt, mukoza tutulumu yapabilen bir hastalık (konjonktiva, nazofarenks, bronşlar, bağırsak)







    Kızamık 4 fazdan oluşur:







    1-İnkübasyon evresi: 13 gün







    2-Prodromal evre: 2-4 gün







    Tipik olarak ateş, halsizlik ve iştahsızlık, ardından konjonktivit, nezle ve öksürük gibi semptomların ortaya çıkmasıyla tanımlanır. Konjonktivitin şiddeti değişkendir ve buna lakrimasyon veya fotofobi de eşlik edebilir. Solunum semptomları, epitel hücrelerinin viral enfeksiyonundan kaynaklanan mukozal inflamasyondan kaynaklanır. Tipik olarak ateş mevcuttur ve 40ºC'ye kadar çıkabilir. Prodromal semptomlar tipik olarak ekzantem ortaya çıkmadan birkaç gün önce yoğunlaşır.​2​ Döküntünün ortaya çıktığı gün diğer semptomlar azalır.







    Enantem; ekzantemin başlangıcından yaklaşık 48 saat önce, hastalar Koplik lekeleriyle karakterize bir enantem geliştirebilir; bunlar tipik olarak molar dişlerin karşısındaki bukkal mukozada görülen, eritemli tabana sahip lekelerdir. Görülebildikleri süre bir günden az olduğu için, saptanması zor olduğu akılda bulundurulmalıdır. Resim: 1-2: Koplik lekeleri ​3​









    Resim-1: Koplik lekeleri







    Resim-2: Koplik Lekeleri









    3-Ekzantematöz faz: Makülopapüler döküntü ve yüksek ateş







    Prodrom dönemin sonunda ateşin yükselmesiyle beraber döküntüler belirir. Kulakların arkasından, saç çizgisi boyunca, yanakların posteriorundan ve boynun yanlarında görülmeye başlar. Önce makül, daha sonra makulopapül halini alır, yüze, boyuna, kollara, göğüse yayılır. Döküntünün kranialden kaudale progresyonu kızamığın karakteristiğidir ancak patognomonik değildir. Avuç içi ve tabanlar nadiren tutulur. Döküntünün ortaya çıkması ile beraber semptomlar azalmaya başlar. Lezyonlar çıkış sırasına göre pembe-mor bir renk alır ve kahverengi pigmentasyon bırakarak 7-10 gün içinde solar.









    Resim-3: Kızamık Döküntüsü









    4-Düzelme 







    Kızamıktan sonra 1-2 hafta öksürük devam edebilir. Döküntünün üçüncü ila dördüncü gününden sonra ateşin ortaya çıkması, kızamıkla ilişkili bir komplikasyon olduğunu düşündürür.







    TANI: Tanıdan klinik özelliklerle şüphelenilir. Seroloji, PCR.







    Tanının doğrulanması için: pediatri konsültasyonu ,

    • 18 min
    Menisküs Yaralanmaları ve Tedaviye Yaklaşım

    Menisküs Yaralanmaları ve Tedaviye Yaklaşım

    Tekrardan merhaba. Yaz mevsimine adım adım yaklaşırken belkide hepimiz yürüyüş ve spor aktivitelerine yeniden başlıyoruz. Ben de bu vesileyle spor travmalarına yaklaşım yazılarıyla karşınıza çıkmaya ve bilgilendirmeye devam ediyorum. Özellikle uzun süre hareketsiz kaldığımız ve yeterli spor yapamadığımız günlerden sonra yeniden hayata katılmak bizler için oldukça neşeli bir durum olsa da sakatlık ve yaralanmalar açısından da bir o kadar riskli durumdayız. Bu yazımda gerek kendimiz gerekse de hastalarda aslında oldukça sık görüp duyduğumuz menisküs yırtıklarından bahsedeceğim. Menisküs nedir, ne işe yarar, yaralanması hangi mekanizmalarla olur, tanı nasıl koyulur ve güncel tedavide neler yapılmaktadır sizlere aktarmaya çalışacağım. Konuyla ilişkili geçmiş yazıya buradan ulaşabilirsiniz. Şimdi spora kısa bir ara verip  hep beraber yazımıza geçelim.







    Giriş







    Etimolojik olarak Yunanca kökenli olan menisküs, anatomik yapı olarak benzediği için kelime anlamı olarak hilal veya ay anlamına gelmektedir. Dizde medial ve lateral olarak yer alan eklem içi disklerdir. Görevleri ise eklem uyumunu arttırmak, eklem kıkırdağının beslenmesini sağlamak ve fonksiyonel stabiliteyi sağlamaktır. Mezenkimal hücrelerden köken alan menisküs, immatür yapıdayken kan damarları ve hücrelerden zengindir. Matür yapıdaki menisküslerin ise damarlanmalar daha çok periferden olup, vasküler yapılar bu alanda daha zengindir​1​.







    Diz Yumuşak Doku Anatomisi







    Anatomik Yapı







    Periferik alanlarda daha çok fibroblast benzeri hücrelerden oluşan menisküs, medial alanlarda ise kondrosit benzeri hücrelerden oluşmaktadır. Menisküsün %70’i sudan oluşmakta olup kuru ağırlığın ise oldukça fazla kısmı kollajenlerden oluşmaktadır​2​. Medial menisküs ‘C’ şeklinde semisirküler yapıdadır. Ön ve arka boynuzu bulunan menisküsün, ön boynuzu ön çapraz bağın önünde tibia platosuna tutunmaktadır. Arka boynuz ise arka çapraz bağ ve lateral menisküs arasındaki tibial interkondiller fossaya tutunur​3​. Lateral menisküs dairesel yapıdadır ve yine ön ve arka boynuzdan oluşmaktadır.  Medial menisküse göre eklem yüzeyini daha yüksek oranda kaplamaktadır. Ön boynuz interkondiller eminense ve arka boynuz lateral tibial çıkıntının arkasına tutunur​3​. 







    Kırmızı ve Beyaz Zon







    Nörovasküler Yapı ve Kinematik







    Menisküs kanlanması popliteal arterin dalları tarafından gerçekleştirilmektedir. Vasküler yapılar dairesel şekilde dallanarak pleksus oluşturmaktadır. Daha önce belirtildiği gibi immatür durumda oldukça iyi beslenen menisküs yapılarının yaşla birlikte vaskülaritesi azalır ve doğumdan 1 yıl sonra medial 1/3’ü avasküler hale gelir. Yaklaşık olarak 10 yaşında erişkin karakterini kazanır​4​. 







    Erişkinde lateral menisküsün periferik %10-25’i ve medial menisküsün periferik %10-30’u kanlanmaktadır. Kalan yapılarda ise kanlanma olmayıp sinoviyal diffüzyon ve eklem hareketleri etkisiyle beslenme sağlanmaktadır. Bu fizyoloji gereği meninküs yaralanmalarında yırtık lokalizasyonu, iyileşme potansiyelini ve gereken cerrahi prosedürü belirleyen en önemli parametredir. Periferik bölgedeki (kırmızı bölge) yaralanmalar fibrovasküler düzelme şeklinde iyileşebilirken, merkez bölgelerdeki (beyaz bölge) yaralanmalar ise genellikle iyileşmez​5​.







    Menisküs yapılarının da olduğu diz eklemi posterior tibial sinirin posterior artiküler dalı ile obturatuar ve femoral sinirin terminal dallarından innerve edilir.

    • 13 min
    Namaste! Yoga Matının Ötesi

    Namaste! Yoga Matının Ötesi

    Sağlık, sadece hastalık ve sakatlığın olmayışı değil, bedensel, ruhsal ve sosyal yönden tam iyilik halidir.​1​Dünya Sağlık Örgütü (WHO)







    Namaste ( नमस्ते ), bazen namaskar ve namaskaram olarak da söylenen, günün herhangi bir saatinde kullanılan, karşıdaki kişiyi veya grubu saygıyla selamlamanın ve onurlandırmanın geleneksel, temassız biçimidir. ​2​ Namaste genellikle hafif bir reverans ile ve eller birbirine bastırılarak, avuç içleri birbirine dokunarak ve parmaklar yukarıyı gösterecek şekilde, başparmaklar göğse yakın olarak söylenir. Bu harekete añjali mudrā denir ; onu içeren ayakta duruş pranamasana'dır . ​3​







    Tarihçe







    Yoga yapan Yotik motifleri ve figürleri İndus Saraswati vadisi uygarlığına ait







    Yoga, eski Hindistan'da ortaya çıkan ve zihni kontrol etmeyi, sakinleştirmeyi; zihnin ve dünyevi ıstırabın dokunmadığı bağımsız bir bilincin farkına varmayı amaçlayan bir grup bedensel, zihinsel ve ruhsal uygulamalar veya disiplinlerdir. Yoga (योग) sankritçe yoj kökünden türetilen bir kelime olup birleştirmek, birlik olmak anlamına gelir. Yoga, asıl olarak, zihin ve beden arasında uyum sağlamaya odaklanan, son derece ince bir bilime dayanan manevi bir disiplindir. Temel olarak sağlıklı yaşama sanatı ve bilimidir.​4​Milattan önce 2700 yılına dayanan, İndus Saraswati Vadisi Uygarlığı'nın “ölümsüz bir kültürel sonucu” olarak kabul edilen Yoga; insanlığın hem maddi hem de manevi yükselişine hizmet ettiğine inanılmaktadır. Efsaneye göre birkaç bin yıl önce, Himalayalar'daki Kantisarovar gölünün kıyısında, Adiyogi derin bilgisini efsanevi Saptarishis'e yani "yedi Bilge'ye" döktü. Ve bilgeler de bu kadim yoga bilimini Asya, Orta Doğu, Kuzey Afrika ve Güney Amerika dahil dünyanın farklı bölgelerine taşıdılar. İndus Saraswati Vadisi Uygarlığı'nın yaşadığı bölgede bulunan sayısız kalıntı; tarihsel olarak yoganın ana vatanını işaret etse de; bu kadim bilgiler insanlar aracılığı ile diğer kıtalara yayılmış ve farklı kültürlerde hak ettikleri yerleri almıştır.







    Daha çok fiziksel uygulama olarak 10. yüzyılda hatha yoganın gelişmesiyle gündeme gelmiş olsa da, ancak Hindistan'da, İngiliz askerlerinin idmanları, bölgesel jimnastik ve güneybatı Hindistan'ın güreş geleneklerini içeren egzersizlerin bir karışımı olarak yeniden ortaya çıkacağı 18. yüzyıla kadar göreceli olarak karanlıkta kaldı. Duruşlar yani āsanalar, yoga uygulamasının temel taşı haline geldi. 19. yüzyılın sonlarından başlayarak ve 20. yüzyılın ilk yarısının büyük bir kısmına kadar devam eden birkaç karizmatik yogi, Batı'da pratiğini tanıttı ve 1950'lerde Amerika Birleşik Devletleri'nde yoga okullarının açılmaya başlamasıyla doruğa ulaştı.​5​







    Modern Yoganın Bileşenleri







    Modern yoganın üç ana bileşeni vardır: duruşlar/pozlar (āsanalar), nefes kontrolü/düzenli nefes alma (prānāyāma) ve meditasyon/gevşeme (dhyāna). İlahiler, manevi mesajlar ve fon müziği dahil edilebilir. Asanalar yani pozlar olmadan nefes kontrolü ve meditasyon kombinasyonları da bazen yoga olarak kabul edilirken, bu uygulamalar çoğu tanımı karşılamamaktadır ve bu konuda fikir birliği bulunmamaktadır.​6,7​







    Duruşlar/pozlar/āsanalar







    Binden fazla āsana tanımlanmıştır.​8​ Bunların bazıları basit germe egzersizleri​9​ olup en idmansız kişinin bile yapabileceği kolaylıktadır. Bazıları ise daha zor olup mutlaka bir yardımcı ya da ileri eğitim ile yapılmalıdır.







    Kronik Bel ağrısı için önerilen basit yoga pozları​9​

    • 13 min
    Urogenital Enfeksiyonlar-4 Vulvovajinal Kaşıntı, Yanma, İrritasyon, Koku ve Akıntı ile Seyreden Hastalıklar

    Urogenital Enfeksiyonlar-4 Vulvovajinal Kaşıntı, Yanma, İrritasyon, Koku ve Akıntı ile Seyreden Hastalıklar

    Serimizin sifilizden bahsettiğimiz ilk yazısına buradan ulaşabilirsiniz.







    Serimizin genital, anal, perianal ülserlerle karakterize hastalıklardan bahsettiğimiz ikinci yazısına buradan ulaşabilirsiniz.







    Serimizin üretrit ve servisit ile ilişkili hastalıklardan bahsettiğimiz üçüncü yazısına buradan ulaşabilirsiniz.







    Vulvovajinal Kaşıntı, Yanma, İrritasyon, Koku ve Akıntı ile Seyreden Hastalıklar







    Kadınların çoğu hayatı boyunca en azından bir kere vajinal enfeksiyon geçirirler. Hastaların hekimlere başvurmadan reçetesiz şekilde ilaca erişerek tedavi de olabilmelerinden ötürü gerçek insidansı bilinmemektedir.







    Vajinit tanısı için detaylı hasta öyküsü alınmalı, muayene yapılmalı ve gerektiğinde etiyolojiye yönelik laboratuvar testleri yapılmalıdır. Hasta öyküsü detaylı cinsel öykü (multipl partner, partnerin multipl partner öyküsü vs.), menstrüasyon siklus detayları, vajinal hijyen uygulamaları (vajinal duş), daha önceden vajinite yönelik lokal ya da oral tedavi alıp alınmadığını içermelidir. Vajinal enfeksiyon sıklıkla bakteriyel vajinozis (BV), trikomoniazis ve vulvovajinal kandidayla (VVC) ilişkilidir. Servisitler ayrıca vajinal akıntı ile prezente olabilir. VVC cinsel yolla bulaşmamasına rağmen vajinal semptomları olan ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların ayırıcı tanısına girdiği için bu hastalıklarla beraber değerlendirilir.







    Laboratuvar incelemeleri vajinal akıntının pH değerlendirmesi, potasyum hidroksit (KOH) ile incelenmesi ve mikroskobik bakıyı içerir. pH’nın artması (>4,5) BV ve trikomoniazisi düşündürür. Akıntının KOH ile incelemesi sırasında trikomonaslar ya da clue hücreleri (anaerobik bakteriler hücreler tarafından sarılmış epitelyal hücreler) görülebilir. Clue hücreleri BV için karakteristiktir. Ayrıca KOH incelemesinde hifler ve blastoforlar görülebilir, bu VVC’yi düşündürtmelidir.  







    Bakteriyel Vajinozis







    BV vajinal akıntının en sık sebebidir. BV’de esas sorun bakteriyel floranın bozulmasıdır. Normalde florada yer alan hidrojen peroksit ve laktik asit üreten Lactobacillus yerine anaerobik bakterilerin (Gardnerella vaginalis, Prevotella bivia, A. Vaginae, Megasphaera tip 1) aşırı çoğalması görülür.







    BV; vajinal duş, multipl partner, korunmasız cinsel ilişki ile ilişkilidir. Menstrüasyon sırasında prevalansı artar. Cinsel aktif olmayan bireylerde çok nadir görülür. Hormonal kontrasepsiyon yöntemlerini kullanan hastalarda risk artmazken bakır içeren RİA kullanan kadınlarda prevalans artmaktadır. BV’ye sebep olan bakteriler erkeklerde tespit edilebilse de kliniğe sebep olmadıkları ve hastalığın patogenezinde bulaş esas neden olmadığı için erkeklerin tedavi edilmesinin faydası gösterilememiştir.







    BV’ye sahip kadınlar cinsel yolla bulaşan enfeksiyonlara (HIV, HPV, HSV, gonore, klamidya, trikomonas) daha yatkın hale gelir. Ayrıca jinekolojik cerrahi sonrası komplikasyonlar, gebelik ilişkili komplikasyonlar ve BV rekürrensi için artmış riske sahiptirler.







    Tanı







    Vajinal akıntının incelenmesine dayanır. Amsel kriterleri kullanılabilir. Bu kriterlere göre aşağıdaki 4 semptom/bulgudan 3’ünün olması tanıyı koydurur.







    * Homojen, süt benzeri, vajinal duvarları kaplayan akıntı* Mikroskobik incelemede “clue” hücrelerinin görülmesi* pH > 4,5* Akıntıya KOH eklenmesi ile çürümüş balık kokusu.







    Tedavi

    • 12 min
    Hekimler için Sosyal Medya Etiği

    Hekimler için Sosyal Medya Etiği

    Sosyal Medya kullanmayanımız var mı? Bu soru, bugün için saçma bile sayılabilir. “Elbette” demeyecek kaç kişi çıkar ki? Kullanmak ne kelime, birçoğumuz uyandığımız anda “tiryaki” gibi telefonlarımıza sarılıyor ve ilk işi olarak “neleri kaçırdığımıza” bakıyoruz. Endonezya’da yaşanan 4 şiddetindeki bir depremi, Twitter’da troll ordularının kıran kırana tutuştukları günün “meydan savaşı”nı kaçırsanız kişisel veya profesyonel hayatınızda hiçbir şey kaybetmeyeceğinizi bilmenize rağmen, takip edemeyeceğinizi düşününce bile ödünüz kopuyor olmalı. Bu durumun bir adı bile var: FOMO. İngilizce açılımıyla “Fear of Missing Out”, Türkçesi ile “olan biteni kaçırma korkusu”...







    Bu bağımlılık; size, bize özel bir durum değil. Milyar dolarlarla oynayan sosyal medya şirketlerinin deney laboratuvarında, hassas ölçümler ve “aralıklı olumlu pekiştirme”yi de içeren sürekli geri beslemelerle hazırlanan devasa projelerin gönüllü denekleriyiz sonuçta. Twitter hesabım 2009 yılından beri 12.000’den fazla mesaj paylaştığımı söylüyor örneğin. Web ile uğraşanlar onaylayacaktır; fotoğrafıyla, videosuyla, beğenisiyle, hesap hareketleriyle, internette sadece bir kişinin verisini saklamak bile ciddi bir maliyet. Twitter bunu 2021 yılı itibariyle 206 milyon hesap için ücretsiz olarak her gün yapıyor (Türkiye, en çok Twitter hesabı olan 7. ülke). Kimsenin kimseyi bedava bir şey vermeyeceği bir dünyada, ne kadar iyiliksever şirketler var, değil mi?







    Sosyal medyanın ortaya çıktığı erken dönemde; kuralsız, kanunsuz, sınırsız bir dünyanın kapılarının açıldığını sanan kitleler, gerçek hayatta eksik hissettikleri her şeyi, internet üzerinde yapabileceklerine inandı(rıldı)lar. İnternetin ve takip eden dönemde sosyal medyanın en büyük sloganı ve "reklam yüzü" buydu çünkü: “Özgürsünüz.”







    İnternetin tarihi üzerine kısa bir okuma yapmak bile, bunun en hafif söyleyişle eksik ve naif bir ifade olduğunu gösterecektir kuşkusuz. Evet, ABD savunma sistemi için geliştirilen ARPANET'ten köken alan internette, hiç bir denetime takılmadan (!) istediğinizi söylemekte ve yapmakta özgürsünüz. Ancak bir takım sonuçlarına katlanmak kaydıyla… Tıpkı gerçek hayattaki gibi… Hatta ondan da fazlası…







    Gerçek hayatta ağzınızdan çıkan bir kelimeyi geri alamasanız bile, muhatabınızdan özür dileyebilir veya ne demek istediğinizi uzun uzun anlatabilirsiniz. Televizyonda izlediğiniz reklamlar, belli yasalar çerçevesinde kontrol ediliyor. Telefon kayıtlarınızın incelenebilmesi için mahkeme kararı gerekiyor. Ancak yasal düzenlemelerden kaçmak için, kendilerini “medya” veya “iletişim” şirketleri değil, “teknoloji” şirketleri olarak sunan sosyal medya şirketleri; sizi yaşadığınız devletten, hatta ailenizden bile daha iyi tanıyor. Yapılan bir çalışma, sosyal medya şirketlerinin sadece 300 beğeninize bakarak sizi eşinizden bile daha iyi tanıyabildiklerini gösteriyor. İnternette paylaştığınız bir şey, o ışıltılı “Gönder” tuşuna bastığınız andan itibaren artık sizin dışınızda herkesin malı haline geliveriyor. Silseniz de silinmiyor, derdinizi anlatmaya kalksanız da dinleyen bulunmuyor. Bir anda hedef haline gelip,

    • 17 min

Customer Reviews

4.3 out of 5
15 Ratings

15 Ratings

mkübra ,

😁

Daha sık yayın koyun lütfen☺️

Top Podcasts In Sağlık ve Fitness

Deniz Dülgeroğlu
Uzm. Dr. Cengiz Arca
Cetin Cetintas
Scicomm Media
Psikolog Feyyaz Engin
umarimannemdinlemez

You Might Also Like