1.120 bölüm

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları

Mevlana Takvimi Mevlana Takvimi

    • Din ve Maneviyat
    • 4,8 • 4 Oy

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları

    MÜ’MİNLERE CENNET MÜJDESİ - 01 ARALIK 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    MÜ’MİNLERE CENNET MÜJDESİ - 01 ARALIK 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Allâhü Teâlâ’ya kavuşmayı tekzîb edenler, muhakkak ki hüsranda kaldılar. Nihayet kendilerine ansızın kıyâmet eriştiği zaman: “Yazıklar olsun bize, dünyâda taksir ve vaktimizi zayi’ ettik” diyecekler. Günâhlarını arkalarına yüklenecekler. Bakın, ne kötü, o yüklenecekleri şeyler!” (En’am s. 31) Rivâyet ederler ki, Mü’min kabrinden çıktığı vakit, yüzü ve kokusu güzel bir şey, onu karşılayacak: “Ben, senin sâlih amelinim, gel bana bin; zîrâ dünyâda ben, sana binmiştim” diyecek. Kâfir de kabrinden çıktığı vakit, yüzü ve kokusu çirkin bir şey onu karşılayacak: “Ben, senin kötü amellerinim, günâhlarınım. Dünyâda sen bana binmiştin, şimdi de ben sana bineceğim” diyecek ve üzerine yüklenecek. Âyet-i kerîmede şöyle buyrulur: “Biz, onların (o Cennet ehlinin) kalblerini gıll-ûgıştan temizleriz. (Kalblerinde, dünyâdan kalma, adavet, kin ve hased kâbilinden ne varsa hepsini söküp atarız. Aralarında dostluk ve sevgiden başka bir şey kalmaz). Meskenlerinin altından ırmaklar akar. “(Allâhü Teâlâ’ya hâmd-ü senâ olsun ki, bizi bu nimet ve makâma hidâyet etti. Şâyed hidâyet etmemiş olsaydı, kendiliğimizden bu doğru yolu bulmamıza imkân yoktu. Râbbimiz celle şânüh’ün Resûlleri şübhesiz bize hakla gelmişlerdir” derler. (Cennet’i uzaktan gördükleri vakit) onlara “(İşte, size vâdolunan Cennet budur ki ona, dünyâdaki iyi amelleriniz sâyesinde, mîrâscı kılındınız” diye nidâ olunur. (A’râf s. 43) (Ayıntabî Mehmed Efendi, Tibyân Tefsiri, c.2, s.17-83

    • 2 dk.
    YOL GÖSTERİCİLERİN VASIFLARI - 30 KASIM 2022- MEVLANA TAKVİMİ

    YOL GÖSTERİCİLERİN VASIFLARI - 30 KASIM 2022- MEVLANA TAKVİMİ

    İmâm-ı Gazâlî (k.s.) Hazretleri şöyle buyurdu: “Havada uçan, suyun üzerinde yürüyen veya ateş yiyen veyahut da bunlardan başka harikulâde hâller gösteren bir şeyhi gördüğün zaman onu iyi araştır. O şeyh, eğer Allâh (c.c.)’un farzlarından ve Resûlullâh (s.a.v.)’in sünnetlerinden birini terk ediyorsa yalancıdır, düzenbazdır. O, evliyâ değildir. O şeyhin işleri asla kerâmet değildir; belki istidrâçtır. (İstidrâç: Manevî olgunluk sahibi olmayan kimselerden şeytan vesilesiyle sâdır olan olağan üstü hâl.)” Tasavvuf konusunda şerîat ve hükümlerinin değerini bilmeyen, şerîat ile amel etmeyen kişiden yüz çevirmek lâzımdır. Çünkü o (şerîat ilimlerini, hükümleri ve hikmetlerini bilmeyen kişi) kısırdır. Mânevîyattan yoksun ve irşâd derecesine yükselmeyen “müteşeyyih” (sahte şeyhe) bağlanan müritlerin çalışmaları da sonuçsuz kalmaya mahkûmdur. “O gün yüzleri ateşe çevrilirken “Ah!” derler; “Ah, ne olurdu bizler Allâh (c.c.)’a itaat edeydik, Peygamber (s.a.v.)’e itaat edeydik!” “Yâ Rabbena! Ey Rabbimiz!” demektedirler, “Doğrusu bizler beylerimize ve büyüklerimize itaat ettik de bizi yanlış yola götürdüler. Yâ Rabbena! Onlara azâbın iki katlısını ver ve kendilerini büyük bir lânet ile lânetle!” (Ahzâb s. 66-68) Allâhü Teâlâ Hazretleri buyurdu: “Ve sâdıklarla beraber olun.” (Tevbe s. 119) Yâni, sâdıkların cümlesinden olun ve sâdıkların sohbet arkadaşları olun. İşte bu sebeple bazı hikmet ehli şöyle buyurdu. “Kişi, bekâsını (yerleşip kalacağı yeri) seçerken dînen en güzelini tercih etmesi lâzım gelir. Tâ ki sâdık ve samimî ihvan (dîn kardeşleri) ile yardımlaşsın.” Hz. Îsâ (a.s.)’ya soruldu: “Yâ Rûhullâh! Kiminle oturalım?” Îsâ (a.s.) buyurdu: “Konuşması ilminizi artıran, görülmesi size Allâhü Teâlâ Hazretleri’ni hatırlatan ve âmeli sizi âhirete rağbet ettiren sâlih kimselerin meclisinde oturun.” (İsmail Hakkı Bursevi, Ruhu’l-Beyân Tefsiri, c.17, s.135)

    • 2 dk.
    HZ. SA’D (R.A.)’İN ŞEHİD OLURKEN SON TAVSİYESİ - 29 KASIM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    HZ. SA’D (R.A.)’İN ŞEHİD OLURKEN SON TAVSİYESİ - 29 KASIM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    Müslümanların ağır bir sınavdan geçirildikleri Uhud günü, arkadaşlarının Peygamber (s.a.v.)’e duydukları sevginin belki de en yoğun biçimde ve en fazla sayıda gösterildiği, ispatlandığı bir gündür. Öyle ki bir sabahla akşam arası kadar bir sürede kendilerinden sonra, kıyamete kadar gelecek olan bütün Peygamber (s.a.v.) ümmetine, O (s.a.v.)’i sevmenin ve O (s.a.v.)’in uğrunda, O (s.a.v.)’in eliyle insanlığa getirilen din uğrunda fedakârlıkta bulunmanın ne demek olduğunu hayatları pahasına göstereceklerdir. Medinelilerden Sa’d bin Rebi (r.a.), daha Akabe’de Hz. Peygamber (s.a.v.)’in elini sıkarak O (s.a.v.)’e biat etmiş, muhacir kardeşlerine kucak açıp malının yarısını onlarla seve seve paylaşmış yiğit bir müslümandır. Uhud günü de sevgisinin, bağlılığının, yiğitliğinin hakkını verir, kıyasıya çarpışır. Savaşın bitimine doğru on iki düşman askeri tarafından kuşatılır ve ölümcül bir biçimde yaralanır. En ağır yarası göğsünden girip, sırtından çıkmış olan bir oktur. Kâinat’ın Övüncü (s.a.v.) bir ara çevresinde onu göremeyince merak eder, arkadaşlarından Muhammed bin Mesleme (r.a.)’i gönderir, Sa’d (r.a.)’ı arattırır. Muhammed (r.a.), Sa’d (r.a.)’i vadinin en sonunda bir sürü cesedin arasında bulur, son nefeslerini alıp vermektedir. Ve son nefesler, hayatın bütünü gibi, yine “En Sevgili” için tüketilecektir: “Allâh’ın Elçisi (s.a.v.)’e selâmımı söyle! Ve de ki, ben şu anda cennetin kokusunu alıyorum. Arkadaşlarımıza da şunu söyle, kirpiklerinizi açıp kapatacak kadar gücünüz olduğu halde Allâh’ın Elçisi (s.a.v.)’e sahip çıkmaz, O (s.a.v.)’i korumazsanız, yarın ahirette Allâh (c.c.)’a verecek bir cevâbınız da olmaz.” Sonra Sa’d (r.a.)’in o güzel başı yana düşer... (Hz. Mahmûd Sâmî Ramazanoğlu (k.s.), Uhud Gazvesi, s.43)

    • 2 dk.
    ÂLİMLER GÜNEŞ GİBİDİR - 28 KASIM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    ÂLİMLER GÜNEŞ GİBİDİR - 28 KASIM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    İlâhiyat fakültelerinde refomist ve tarihselci hocaların hatalarını anlattığımda bazı öğretim üyeleri, “Hocam hepsini onların içine katma, biz onlardan değiliz” diyenler çok çıkıyor. Evet, ben de kesinlikle inanıyorum ki hepsi böyle değil. Mücadele edenleri makaleler ile de olsa cevap yazanları hariç tutarak, susanlara artık şunu sormak da bize vacip hâle geliyor. Onlar Kur’ân-ı Kerîm’i, Şanlı Peygamber (s.a.v.) Efendimiz’i ve hatta Cenâb-ı Hâkkı dahi pervasızca, edepsizce, fütursuzca ve ahlâksızca tartışmaya açarken sizin diliniz lâl mı oldu? Sizden bunlara karşı birkaç cümle ile cevap beklemekle hata mı ettik? Bunlar milletin imânını götürürken tek laf etmeyecek misiniz? Rûz-i mahşerde ne cevap vereceksiniz? Hz. Alî (k.v.) Efendimiz, “Korkaklıkta ar, ilerlemekte şeref ve itibar var” buyurmuş. Sizin en azından sosyal medyada veya TV’lerde söyleyecek bir sözünüz olmayacak mı? İlminiz mi yok? Gücünüz mü yok? Cesaretiniz mi yok? Âhirete varınca mı, yoksa kabre girince mi savunacaksınız? Şunu unutmayın ki Cenâb-ı Hâkk cesur ve mert insanları sever! Yunus Emre bir beytinde şöyle demektedir: “Bir sinek bir kartalı salladı vurdu yere / Yalan değil gerçektir ben de gördüm tozunu.” Yunus Emre bu tanımlamayı, âlim, evliya ve peygamber tanımayan bu gürûh için yapmaktadır. Şöyle ki; bunlar kibirlidirler, başları havada gezerler ve kimseyi beğenmezler. Buna karşılık içleri boştur, bilgileri sıfırdır ve din cahilidirler. Saldırmaktan, reddetmekten başka bir usûl ve tavır bilmezler. Yine bunlar kartal gibi havada gezip tepeden bakmayı severler. Ancak kartalın yediği ve dahi çıkardığı leştir. Bunların da ilim ve bilgilerinin kimseye faydası olmadığı gibi öldürücü zehirdir. Kişinin dünya ve ahiretini mahveder. Yunus Emre’nin sinek dediği ise arıdır. Yani gerçek İslâm âlimleridir. (Prof. Ahmet Şimşirgil, Mızraklı Hakîkât)

    • 2 dk.
    ALLÂH (C.C.) KORKUSU HER ŞEYİN BAŞIDIR - 27 KASIM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    ALLÂH (C.C.) KORKUSU HER ŞEYİN BAŞIDIR - 27 KASIM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    Din makamlarının ilki (dinde ilk kazanılması gereken şey) yakîndir. Yakîn ise Allâhü Teâlâ’ya, O (c.c.)’un râhmet ve gazabına, cennet ve cehenneme kuvvetli bir şekilde îmân etmektir. Bu yakîn ve kuvvetli imân zarurî olarak Allâhü Teâlâ’nın râhmetini ve râhmetinin bir cilvesi olan cenneti ümit etmeyi, O (c.c.)’un gazabından ve gazabının bir yansıması olan cehennemden korkmayı doğurur. Ancak nefse ait sebepler ve dünya meşguliyetleri bu duyguların şiddetini azaltabilirler. Bunun önüne geçmenin çaresi ise iki şeydir. Birincisi, bu türlü olumsuz etkisi olan sebep ve meşguliyetlerden uzak durmak; ikincisi de bilhassa korkuyu takviye eden vaaz ve nasihat dinlemek, Allâhü Te’âlâ’nın dünyada da pek çok örnekleri görülen, ahirette ise daha da şiddetlenen ve çeşitlenen azap ve gazâbını düşünmek, korkanlarla oturup kalkmak ve onların hâl ve siyretlerini okuyup öğrenmektir. “Ancak âlimler Allâh (c.c.)’dan korkarlar” âyeti de bu insanlardaki korkunun gelip geçici değil, devamlı olduğunu ve hiçbir zaman azalmadığını ifade eder. Bunların korkusu günâhlardan değil, Allâhü Teâlâ’ya karşı duydukları saygı ve tazimden ileri geldiği için, kendileri zahir ve bâtınlarıyla (dış ve içleriyle) Allâhü Teâlâ’ya yönelmiş olsalar, kalpleri külliyen dünyadan kesilmiş olsa ve kendileri her türlü ibadet ve hayra muvaffak olsalar, yine de korkuları azalmaz. Bunlar, bu iyi hâlin sonuna kadar devam edip etmeyeceğinin belirsizliği yüzünden de endişe duyarlar. İyi giden bir günün sonunda hava bozulabildiği gibi, insan kalbi de bir müddet iyi iken, daha sonra bozulabilir. Bundan dolayı, bu kimseler korku içinde şöyle duâ ederler.”Rabbimiz! Bize hidâyet verdikten sonra kalplerimizi saptırma. Hiç şüphe yoktur ki, sen duâları kabul edensin.” (Al-i İmrân s. 8) (İmâm-ı Gazâlî (r.âleyh), İhyâu Ulûmi’d-dîn, c.4, s.294-303)

    • 2 dk.
    AMELLERDE ÖNCELİK SIRASI GÖZETMEK - 26 KASIM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    AMELLERDE ÖNCELİK SIRASI GÖZETMEK - 26 KASIM 2022 - MEVLANA TAKVİMİ

    Efendimiz (s.a.v.)’in bizlere olan emir ve vasiyetlerinden biri de şudur: Biz gönül huzuru ve rahatlığı içinde, Şeriatın çok üstün saydığı âmelleri, daha az fazîletli kabul ettiği âmellerden önce yapacağız. Çünkü en çok ecir ve sevâb kazanma yolu, Şeriatı getirenin yolunda ve izinde yürümektir. Meselâ nafile namaza hiçbir şeyi tercih etmemelisin. Meğer ki Şeriatı getirenin öncelik verdiği bir iş olsun. Zamanımızda birçok insanlar bu ahde uymamakta ve bunu bozmaktadırlar. Cemaati çok olan bir mescidde bir ilim talebesini oturur görmüştüm. İçerdeki kalabalığın çoğunluğu ikindi namazına kalktıkları halde o kişi namaza kalkmayıp mantık kitabını okumaya başladı. İşte bu kişinin davranışı, kalbinin bütünü ile körleştiğinden ileri gelmektedir. Şeriatın getiricisi Efendimiz (s.a.v.) her ibâdete bir vakit belirtmiştir ki, bu süre içinde o ibâdet öncelikle yapılsın. Daha fazîletli ibâdetlere öncelik tanınsın. Meselâ, ikindi namazının sünnetinin yerine farz namazlar daha üstündür diye ikindinin farzını iki defa kılamayız. Şu cihet unutulmamalı ki, şeriatı bizlere getiren Zat, vaaz etmiş olduğu bu Şeriatı rastgele bir zihniyetle veya bilmeyerek bir zühûl eseri olarak getirmemiştir. Zira koymuş olduğu mevzuattan, daha fazîletli fiillerin olduğunu bildiği halde, daha fazîletli olanın yapılmasından önce, o vakitler için lüzumlu olan şeyin yapılmasını istiyordu. Tıpkı, efdâl ibâdetlerin muayyen (belli) vakitlerinde yapılmalarının arzu edildiği gibi. Ey kardeşim! Sana sünnet olarak, gösterilen namazları vaktinde ve fazlaca kıl. İlimle uğraşmayı bu vakitlerden sonraya al. Eğer benden bir öğüt dinlemek istiyorsan, boş lâkırdılarla geçirmek istediğin her meclisi ilim meclisine çevir; artık mânâsız konuşmaları bırak. Zira imânlı bir kul hayır işlemekten hiçbir vakit usanmaz ve doymaz. (İmâm Şaranî, Büyük Ahidler, s.97-99)

    • 2 dk.

Müşteri Yorumları

4,8/5
4 Oy

4 Oy

Ömer bakır ,

Çok güzel bir çalışma

Allah razı olsun çok güzel hizmet

En Popüler Din ve Maneviyat Podcast’leri

Ahmet Çadırcı
Fatma Bayram
Ahmet Çadırcı
Sadettin Ökten - Kemal Sayar
Kuran Dinle
Ahmet Çadırcı

Beğenebilirsiniz