24 episodes

Sosyalizm kapitalizmin alternatifi olmaktan çıktı mı?
Alınteri gazetesi olarak Sosyalizm ve Geriye Dönüşler konusunu değişik yönlerden ele alacağımız bir podcast dizisine başlıyoruz.
Dizimiz her birinde 45 dakikayı aşmamaya çalışacağımız 30 bölümden oluşacak.
Bunu sınıfsız komünist topluma ulaşma tarihsel amacını benimsemiş, farklı geleneklerden ML’lerle konuşacağız.
Bu yoldaşlarımın her biri aynı zamanda farklı devrimci kuşaklara mensup.
İlk programımız 6 Şubat Cumartesi günü yayına girecek. Ondan sonra her Cumartesi yeni bir programla karşınızda olacağız.

Geleceğe Dönü‪ş‬ H. Selim Açan

    • News

Sosyalizm kapitalizmin alternatifi olmaktan çıktı mı?
Alınteri gazetesi olarak Sosyalizm ve Geriye Dönüşler konusunu değişik yönlerden ele alacağımız bir podcast dizisine başlıyoruz.
Dizimiz her birinde 45 dakikayı aşmamaya çalışacağımız 30 bölümden oluşacak.
Bunu sınıfsız komünist topluma ulaşma tarihsel amacını benimsemiş, farklı geleneklerden ML’lerle konuşacağız.
Bu yoldaşlarımın her biri aynı zamanda farklı devrimci kuşaklara mensup.
İlk programımız 6 Şubat Cumartesi günü yayına girecek. Ondan sonra her Cumartesi yeni bir programla karşınızda olacağız.

    Engelsiz Eşit Bir Yaşam

    Engelsiz Eşit Bir Yaşam

    Bu podcastte H. Selim Açan, engellilerin sorunları ve çözüm yolları konusunda Eşit- Erişilebilir- Engelsiz Hayat Dergisi editörü Burak Sarı ile konuşuyor.

    Programın açılışında engelliler konusunun çok kapsamlı ve çok katmanlı bir konu olduğuna dikkat çeken Açan, bu yüzden bu programın bir başlangıç adımı olarak görülmesi gerektiğini vurguluyor. Bu girişin arkasının önümüzdeki haftalarda farklı yönleriyle getirileceğini belirtiyor.

    Açan’ın hem açış konuşmasında hem de sohbetin ilerleyen bölümlerinde üzerinde durduğu noktalardan biri de her türlü eşitsizliği ortadan kaldırmanın mücadelesini veren sosyalistler ve devrimcilerin de engellilerin sorunları ve çözüm yolları konusunda bugüne kadar sergiledikleri kayıtsızlık. Bu durumu “utanç verici” olarak niteleyen Açan, somut pratik adımlarla birleşik samimi bir özeleştirel yaklaşımın aciliyetini vurguluyor.

    Sunumun ardından Burak Sarı’dan ilk olarak engellilerin kapitalist toplumlarda yaşadıkları sorun ve sıkıntıların genel bir tablosunu çizmesini istiyor. Burak Sarı bunları sistemden ve toplumun önyargılarından kaynaklanan sorunlar olarak iki ana kategoride ele almak gerektiğine dikkat çekiyor. Fakat bunların aslında birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğunu da vurguluyor. Sarı meselenin özünü kısaca “Her şeye eşit olarak erişebilme hakkımızın elimizden alınması” şeklinde özetliyor. Engellilere “eksik ,“özürlü” hatta “tedavi edilmesi gereken hasta” gözüyle bakıldığını ama arada sadece bir yeti farklılığının olduğunu dile getiriyor. Bu bağlamda eksikliğin engellilerde değil toplumun algısında ve erişim olanağını sınırlayıp ortadan kaldıran koşullarda olduğuna dikkat çekiyor.

    Bu noktada söze giren H. Selim Açan, konunun daha net anlaşılması açısından “yeti farklılığı”nın ne anlama geldiğini soruyor. Kavramın öz olarak “bir şeyi farklı biçimlerde yapabilme farkı” anlamına geldiğini dile getiren Burak Sarı, “Herkes her şeyi yapabilir yalnız bunu farklı biçimlerde yapar, yeter ki bunun koşulları olsun-yaratılsın” dedikten sonra daha anlaşılır olması için görmeyenlerin bilgisayar kullanımı örneğini veriyor. Görmeyenlerin de görenler gibi bilgisayar kullandıklarını, sadece görenler ekrana bakarlarken görmeyenlerin bunu okuyucu kullanarak yaptıklarını, aradaki farkın bundan ibaret olduğunu anlatıyor.

    Bu bağlam içinde H. Selim Açan engelliliği, “kapitalizmin ihtiyaçlarını esas alarak idealize edilip ‘normal’ ölçütü haline getirilen beden ve yeti algısının dışında olma hali” olarak tanımlıyor. Cinsiyet ve ırk farklılığı gibi engelliliği de insanlığı ve toplumları zenginleştiren  bir çeşitlilik olarak görmemiz gerektiğini vurguluyor.

    Sohbet daha sonra konunun özünü oluşturan bir noktaya kayıyor: Engellilere tarih boyunca farklı gözle bakılmasının, onları “eksik, kusurlu hatta tedaviye muhtaç” olarak gören önyargılar ve ayrımcılığın temelini oluşturan “tıbbi model” ve “sağlamcılık (ableism) kavramıyla 1968 sonrası güç kazanan “sosyal model” yaklaşımı üzerinde duruluyor.

    Burak Sarı bu noktada köleci toplumdan başlayıp Nazilere ve 1960’ların gelişkin kapitalist toplumlarına kadar gelen ufuk açıcı bir tarihsel özet sunuyor. Sistemler değişse bile engellilere yaklaşımdaki ötekileştirici, ayrımcı tutumlar, dahası toplama kamplarına doldurmaktan zorla tedaviye kadar uzanan yöntem benzerliklerini sergiliyor.

    H. Selim Açan ise bu bahiste, engellilere yönelik ayrımcılık ve önyargıların çıkış noktasını oluşturan “sağlamcılık” yaklaşımı ile kapitalizm arasındaki bağlantı üzerinde duruyor.

    Sohbetin son bölümünde ise sosyalistlerin ve devrimcilerin dahi konuya kayıtsızlıklarıyla engelli hareketinin zayıflığı üz

    • 35 min
    "Sınıf mücadelesi yoksa çevrecilik bahçeciliktir"

    "Sınıf mücadelesi yoksa çevrecilik bahçeciliktir"

    Geçtiğimiz günlerde Glasgow'da yapılan İklim Konferansı'na ilişkin olarak Alınteri editörlerinden Oya Açan, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Ekoloji Meclisi ve Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Marksist Cemil Aksu'yla konuştu.

    Bu konferans sürecinde öne çıkan iki fotoğraf oldu: Birincisi burjuva devletlerin ve emperyalist tekellerin ikiyüzlüklerinin altının çizilmesi ve ikincisi bunun çok daha geniş kesimler tarafından görünür hale gelmesi, küresel çapta radikal tepkilere yol açması.

    Kendimizi burjuvazi cephesinden daha çok göz boyamak amacıyla atılan bu tür adımlara reaksiyonla sınırlamak, doğanın uğradığı yıkım ve iklim krizinin bütün boyutlarıyla kavranmasından çok bir yönün öne çıkmasına yol açıyor. Örneğin Glasgow Konferansı ve arkasından yaşanan tartışmada, bütün sorun sadece sera gazı salımının sınırlandırılması, sıcaklık artışının 1,5 santigratta tutulmasından ibaretmiş gibi bir algı oluştu. Bu tek yanlılaşma bir bakıma konunun bir açıdan daha net görülmesine hizmet ederken öte yandan sistemin yol açtığı yıkımın bütün yönleriyle görülmesini ve durumun vehametini perdeleyici bir rol oynayabiliyor.

    Sohbet sırasında Cemil Aksu bu konuda çok kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konferans sırasında dünya çapında ve Türkiye'de sergilenen ve sistem olarak kapitalizmi hedefe çakan tepkileri özetledi. Liberal yaklaşımlarla radikal tutumları örnekledi.

    Konu çok boyutlu, katmanlı ve yüzlerce yıllık bir geçmişe sahip olduğu için mücadele yöntemleri ve araçları üzerine sohbet bir sonrakine buluşmaya bırakıldı.


    ---

    Send in a voice message: https://anchor.fm/alinteri/message

    • 22 min
    21. Program: İnsan ve Doğa

    21. Program: İnsan ve Doğa

    Sanayi atıklarının arıtılmadan boca edildiği Marmara Denizi'nin ölümünü haber veren deniz salyası (müsilaj) felaketiyle bu kez Rize-İkizdere'nin o olağanüstü doğasının AKP döneminde ihya edilen “5'li çete” üyelerinden Cengiz İnşaat'a peşkeş çekilmesinin güncelliğinden hareketle zaten dizi programımızda yer alan konunun konuşulmasını öne çektik.

    Programın konuğu, HalklarınDemokratik Kongresi (HDK) Ekoloji Meclisi ve Polen Ekoloji Kolektifi üyesi Marksist Cemil Aksu'ydu.

    Sohbetin açılışında H. Selim Açan, konuğundan, kapitalizmin sistem olarak doğaya ve ekolojik dengeye verdiği zararların genel bir tablosunu çizmesini istedi.

    Cemil Aksu konuşmasına ekolojik krizin aynı zamanda bir toplumsal kriz olduğunun ve bu yaklaşımla ele alınması gerektiğinin altını çizerek başladı. Son yıllarda yaşadıklarımız ve konuya giriş bab'ında verilen örneklerin de söz konusu gerçeğin ifadesi olduğuna işaret etti. Özellikle neoliberalizmin bu tahribattaki ivmelendirici rolüne vurgu yaptı. Neoliberal tarım politikalarının tarımı şirketleştirmekle kalmayıp kırsal yaşam alanlarını da ortadan kaldırdığını, kırlardaki doğal kaynakların, yeraltı ve yer üstü zenginliklerinin şehirlere yığılan nüfusun tüketimine sunulmak üzere dizginsizce yağmalandığını belirtti. Kapitalizmin tarihi boyunca yapılan bütün hamleler gibi neoliberalizmin de kâr oranlarını yükseltmek amacıyla emeğe ve doğaya saldırdığını dile getirdi. Buna karşı dünyanın birçok yöresinde, en başta da Latin Amerika'da yerli halkların ve köylülerin yaşam alanlarını savunmanın yanında suyun metalaşmasına karşı direnişe geçtiklerini vurguladı.

    Kapitalizmin doğayı da metalaştırmasının sonucu olarak çok ciddi boyutlar kazanmış bir iklim kriziyle karşı karşıya olduğumuz gerçeğinin altını çizdi. “İklim önceleri bir sonuçken artık neden haline gelmiş durumda” dedikten sonra son yıllarda giderek daha sık karşılaştığımız orman yangınlarını, kasırgaları, aşırı sıcaklık ve kuraklığı, sel ve taşkınları, depremleri, volkan patlamalarını hatırlattı.

    Cemil Aksu bu bölümde sözlerini bağlarken dünyanın ikliminin son 200 yılda istikrarlı biçimde ısınmasıyla kapitalizm arasındaki bağlantıya parmak bastı. Bu ısınmanın 1970 sonrası hızlandığına, bunun da neoliberal birikim modeliyle bağlantısını sergiledi. Bu yıkımın başlıca sonuçlarını özetledi.

    Bu noktada söze giren H. Selim Açan, Cemil Aksu'nun bir yoldaşıyla birlikte hazırladıkları bir sunumda yer verdikleri Dünya Ekonomik Forumu adına hazırlanan bir rapordan bazı bölümleri aktardı. O bölümlerde burjuvazinin sözcülerinin dahi nasıl vahim bir tabloyla karşı karşıya olduğumuzu itiraf etmek zorunda kaldıklarına dikkat çekti.

    Sohbetin ikinci başlığını sosyalizmde doğa-insan ilişkisi oluşturdu. Bunun hangi ilkesel yaklaşımlar temelinde nasıl kurulması gerektiğine geçmeden önce Marksist çevrelerin çevre sorunlarına yaklaşımı gündeme geldi. (...)

    (*) Sosyalizm ve geriye dönüşler konusunda 6 Şubat 2021 tarihinde başladığımız ve bugüne kadar 21 bölümü yayınlanan podcast dizimize yaz aylarında ilginin düşeceğine dikkate alarak Eylül ortasına kadar ara veriyoruz. Eylül'de buluşmak üzere...


    ---

    Send in a voice message: https://anchor.fm/alinteri/message

    • 1 hr
    20. Program: Ekonomide geriye dönüş adımları

    20. Program: Ekonomide geriye dönüş adımları

    19. programın devamı olan bu programın konuğu yine Marksist sosyolog doktor Emrah Doğan Zıraman'dı.

    H. Selim Açan, sohbeti açarken geriye dönüş süreçleri ele alınırken partideki ve proletarya diktatörlüğü sistemindeki yozlaşma başta olmak üzere konunun daha çok ideolojik ve siyasal yönleri üzerinde durulduğuna dikkat çekti. Bir sömürü düzeninin yerini başka bir sömürü düzeninin aldığı tarihteki diğer toplumsal dönüşüm süreçlerinden farklı olarak sosyalizmin yukardan aşağıya inşa edilen bir düzen oluşu dikkate alınacak olursa bunun hem teoriye hem de tarihsel gerçekliğe uygun bir yaklaşım olduğunu belirtti.

    Fakat bu arada ekonomik yaşamda kapitalizme özgü olgu ve mekanizmaların değişik biçimlerde adım adım geri getirilip etkinlik alanlarının genişlemesinin gözardı edilmemesi gerektiğine işaret etti. Bu boyutun en fazla maddi teşvik sistemine indirgenmesinin yetersizliğini vurguladı. Değer yasasının etkinlik alanının daraltılacağı yerde genişletilmesiyle sınıfsal farklılaşma süreçlerinin önünü açan ücret eşitsizliklerini derinleştirecek uygulamaların kalıcılaşması başta olmak üzere bu alandaki kapitalist yaklaşım ve uygulamaların geriye dönüş süreçlerinde partide ve proletarya diktatörlüğü sistemindeki bozulma kadar etkili olduğunun altını çizdi. Bu bağlamda, kapitalist kâr anlayışını esas alan 1949'daki Voznosenski reformlarıyla 1960 sonrasının Lieberman reformları arasındaki özsel ortaklığa ve özellikle ikincisinin yaşama geçirilişiyle diğer alanlarda da kapitalizme geri dönüş sürecinin hız kazanmasına işaret etti.

    Emrah Doğan Zıraman ise sosyalizmin tarihine dair olgu ve süreçleri ele alırken Marksizmin tarih anlayışını akılda tutarak yaklaşmanın önemine dikkat çekerek başladı konuşmasına. Bunun da konunun nesnel yönleriyle öznel yönlerini birbirlerinden koparmadan ele almayı gerektirdiğini hatırlattı. Buradan Sovyetler Birliği'nde sosyalizmin tasfiyesi sürecinde meta ekonomisinin ortadan kaldırılması yönündeki adımlarla ilerleyen yıllarda onların da içini boşaltacak yönelim ve uygulamalara geçti. Proletarya iktidarının üretim araçlarına el koyarak devletleştirmesiyle planlı ekonomiye geçişin sosyalizmin inşası yolunda atılan ilk büyük devrimsel adımlar olduğunun altını çizdi. “Fakat bunların tek başına yeterli olmadığını da tarih bize gösterdi” diye ekledi. Bu noktada gözümüzü dikmemiz gereken nokta meta dolaşımının nasıl sürdürüldüğüdür” dedi.

    Zıraman, konuşmasının devamında, merkezi planlama düşüncesi ve uygulamasından adım adım vazgeçilmesini meta ekonomisinin yeniden etkin hale gelmesi sürecinde “ilk büyük kırılma noktası” olarak tanımladı. Değişik biçim ve gerekçelerle ücret eşitsizliklerini hortlatan uygulamaların ikinci vahim adım olduğunu belirtti. Partideki görüş ayrılıkları ve tartışmaların da son tahlilde bunlarla da bağlantılı olarak özünde hangi ekonomik sistem yolunda ilerleneceği tartışması olduğuna dikkat çekti.

    Emrah Doğan Zıraman ilk bölümdeki konuşmasını, “Bir yerde meta varsa orada hâlâ kapital ilişkisi var demektir. Sistem bütünüyle kapitalist olmayabilir ama meta ilişkisi kapitalizme özgü bir ilişkinin varlığı-yaşadığı anlamına gelir” tezini açımlayarak sürdürdü.

    İkinci bölüme geçişin başında H. Selim Açan, bir ürünün hangi koşullarda meta özelliği kazandığına dair kısa bir hatırlatmada bulundu. Bu hatırlatma ışığında maddi teşvik sisteminin sosyalizmin doğasına ve amaçlarına aykırılığı üzerinde durdu. Nesnel koşulların dayatmasıyla geçici bir dönem için başvurmak zorunda kalınabilecek bu ve benzeri geri adımların teorileştirilip kalıcı hale getirilmesinin geriye dönüş süreçlerindeki olumsuz rolüne dikkat çekti. (...)

    • 58 min
    Geleceğe Dönüş 19. podcast: Sosyalizmde meta ve para

    Geleceğe Dönüş 19. podcast: Sosyalizmde meta ve para

    Program konuğu Marksist sosyolog doktor Emrah Doğan Zıraman'dı.

    H. Selim Açan sohbeti açarken, var olduğu sürece kapitalizmi üreten bir olgu ve mekanizma olarak meta ve meta dolaşımının kapitalizme geri dönüş süreçlerinde oynadığı hayati rolün genellikle gözden kaçırıldığına dikkat çekti. Fakat içinden çıktığı kapitalist toplumun lekelerinden iradi kararlarla, kararname ve yasaklarla bir çırpıda kurtulamayacak olan sosyalizmin aynı zamanda bir geçiş dönemi olduğunu hatırlatarak bu bataklığın kurutulmasının ister istemez zaman alacağını hatırlattı. Bu alt çizmelerinden altından konuğuna öncelikle meta dolaşımına bir son vermenin tayin edici adımlarının neler olduğunu sordu. Bu bağlamda ütopik sosyalistlerin özellikle de Robert Owen’ın bu yöndeki pratik girişim ve projeleri komünistler açısından günümüzde de bir esin kaynağı olabilir mi diyerek sorusunu tamamladı.

    Emrah Doğan Zıraman, sorunun cevabına giriş olarak önce teoriye- düşüncelere dönmemiz gerektiğini belirterek sözlerine başladı. Bunun ilk olarak sorunun kaynağını görebilmemiz için gerekli olduğunu belirtti. Bu noktada günümüzün genç sosyalistlerinin “Marx ve Engels sosyalist ve komünist toplumlara dair neden ayrıntılı bir yol haritası ortaya koymadılar” sorusunu çok sık sorduklarını belirterek bunun gerisinde bilimsel çözümlemeyle ütopizm arasındaki farklılığın yattığına dikkat çekti. Marx ve Engels’in bilimsel tutum ve yöntemlerine dair hatırlatmaların ardından meta dolaşımını ortadan kaldırabilmek için meta dolaşımını var eden ilişkilerin ortadan kaldırılması gerektiğini vurguladı. Hegel’e atıfla amaçlara ulaşmanın eldeki araçlarla olanaklı olduğunu hatırlatarak meta dolaşımını ortadan kaldırmanın ilk adımı olarak siyasal iktidarın ele geçirilmesiyle eldeki iktidar aracını kullanarak üretim araçlarını toplumsallaştırmanın zorunluluğunun altını çizdi. Ardından metanın, kullanım değerinin değişim değerine dönüşmesiyle ortaya çıktığını hatırlatarak bolluk üretecek bir mekanizmanın ortaya çıkmasının gereği üzerinde durdu. Yanı sıra emeğin değerinden söz etmenin meta olgusunu kabullenmek anlamına geldiğini belirtti.

    Bu noktada H. Selim Açan, “Emek en yüce değerdir” sloganını kullanan sosyalistlerin de düştükleri yaygın bir yanlışa dikkat çekerek “emekle değer kavramını yan yana getirdiğiniz anda siz aslında meta üretimini savunuyorsunuz demektir” uyarısında bulunarak söze girdi. “Emek dahil bir ilişkiye değer kavramını soktuğun anda o ilişki meta özelliği kazanır, kapitalist bir ilişki haline gelir” dedi. (...)


    ---

    Send in a voice message: https://anchor.fm/alinteri/message

    • 44 min
    H. Selim Açan, 'Enternasyonalizm' konusunu Hasan Demir'le konuştu

    H. Selim Açan, 'Enternasyonalizm' konusunu Hasan Demir'le konuştu

    Sosyalizm ve geriye dönüşler konusundaki podcast dizimizin 18. programının konusu Enternasyonalizm, program konuğu ise Hasan Demir’di.

    H. Selim Açan’la konuğu arasındaki sohbet, “Enternasyonalizm nedir? Enternasyonalizm denildiği zaman ne anlamalıyız?” sorusuyla açıldı.

    Hasan Demir sözlerine, “birleşik insanlık düşüncesi” olarak tanımladığı enternasyonalizm fikri ve yöneliminin insanlık tarihi boyunca tüm evrensel kurtuluş fikirlerinin temel unsurlarından biri olageldiğine işaret ederek başladı. Semavi dinleri örnek verdi. Proletarya enternasyonalizminin ise özgürlük, toplumsal eşitlik ve dayanışma fikri yani komünle birlikte komünizm hedefinin üç temel bileşeninden biri olduğunun altını çizdi.

    Enternasyonalizmi, işçi sınıfını ve emekçileri, kapitalizmin yarattığı ya da derinleştirdiği bütün bölünme ve ayrılıkların üstüne çıkararak ortak sınıf çıkarlarını esas alan bir insanlık ülküsü etrafında birleştirme yönelimi olarak tanımladı. Emperyalizm çağında proletaryanın sömürge ve yarı sömürge halklarını da kapsamına aldığına dikkat çekti.

    H. Selim Açan ise proletarya enternasyonalizminin özünü yansıtan Komünist Manifesto’nun ünlü final cümlesini, “Bütün ülkelerin işçiler, birleşin!” çağrısını hatırlatarak başladı konuşmasına. Bu sloganın, işgücünü satmaktan başka geçim aracına sahip olmayan proletaryanın, bütün mülksüzlerin, baldırı çıplakların dünyanın neresinde olurlarsa olsunlar çıkarlarının ve geleceklerinin ortaklığını dile getiren bir birlik ve mücadele çağrısı olduğunu vurguladı. Bu hatırlatmanın devamı olarak proletarya hareketinin tarihindeki üç enternasyonal örgütlenmesinin nasıl bir rol oynadıkları sorusunu gündeme getirdi. (...)


    ---

    Send in a voice message: https://anchor.fm/alinteri/message

    • 1 hr 12 min

Top Podcasts In News

The New York Times
Tortoise Media
NPR
The Daily Wire
Deuxmoi & Cadence13
The Daily Wire