Türkiye'de Dijital Pazarlama

Faruk Toprak

Türkiye’de Dijital Pazarlama, markanızı dijitalde büyütmek isteyenler için hazırlanmış, strateji ve performans odaklı bir podcasttir. Ben Faruk Toprak. Bu podcastte dijital pazarlamaya dair ezberleri değil, gerçek sonuç üreten sistemleri konuşuyoruz. Yalnızca trendleri konuşmuyoruz; yapay zeka destekli reklam yönetimi, dönüşüm odaklı funnel kurguları, retention ve müşteri sadakati, CRM ve otomasyon sistemleri, performans pazarlamasında ölçekleme, veriyle karar alma ve markanızı algoritmaların gözünde değerli hale getiren yaklaşımları net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. IG: @frktprk

  1. Sanayi Firmaları LinkedIn ile Nasıl Müşteri Buluyor, B2B Satışın Gizli Kanalı

    1D AGO

    Sanayi Firmaları LinkedIn ile Nasıl Müşteri Buluyor, B2B Satışın Gizli Kanalı

    LinkedIn uzun yıllar Türkiye’de daha çok CV güncelleme platformu veya işe alım ağı olarak görüldü. Ancak son yıllarda bu algı hızla değişiyor. Özellikle B2B ve sanayi sektöründe faaliyet gösteren şirketler için LinkedIn artık sadece bir sosyal ağ değil, doğru kullanıldığında yeni müşterilere, distribütörlere ve iş ortaklarına ulaşılabilen güçlü bir ticari kanal haline geliyor. Türkiye’de LinkedIn kullanıcı sayısı 20 milyonun üzerine çıkmış durumda ve bu kitlenin önemli bir bölümü şirket yöneticileri, satın alma sorumluları, mühendisler, ihracat yöneticileri ve karar vericilerden oluşuyor. Yani klasik sosyal medya platformlarından farklı olarak LinkedIn’de karşınıza çıkan kitle çoğu zaman doğrudan iş dünyasının içinden geliyor. Bu da sanayi firmaları için çok büyük bir fırsat anlamına geliyor. Birçok üretici firma yıllardır yeni müşteri bulmak için fuarlara katılıyor, distribütör ağlarını genişletmeye çalışıyor veya ihracat kanallarını farklı yollarla büyütmeye çalışıyor. Ancak dijital dünyada çok daha görünür hale gelen LinkedIn, aslında bu süreçlerin dijital versiyonu gibi çalışıyor. Doğru bir stratejiyle kullanıldığında LinkedIn adeta sürekli açık bir fuar alanı gibi çalışabiliyor. Bu bölümde B2B sanayi firmalarının LinkedIn üzerinden nasıl müşteri bulabileceğini, bu platformu sadece kurumsal bir vitrin olarak kullanmanın neden yeterli olmadığını ve gerçekten satışa dönüşebilecek bir sistemin nasıl kurulabileceğini konuşuyoruz. Çünkü birçok şirket LinkedIn’de var olmasına rağmen platformu stratejik olarak kullanmıyor. Sayfalar açılıyor, zaman zaman fuar fotoğrafları paylaşılıyor ya da şirket içi duyurular yapılıyor. Ancak bu tarz paylaşımlar tek başına yeni müşteri kazandırmıyor. LinkedIn’de gerçekten müşteri bulabilmek için öncelikle güçlü bir şirket sayfası oluşturmak gerekiyor. Şirketin ne ürettiği, hangi sektörlere hizmet verdiği, hangi ülkelerle çalıştığı ve hangi problemleri çözdüğü çok net bir şekilde anlatılmalı. Bunun yanında yöneticilerin ve satış ekiplerinin kişisel profilleri de büyük önem taşıyor. B2B dünyasında insanlar çoğu zaman şirketlerden önce insanlara güveniyor. Bu nedenle yöneticilerin LinkedIn’de görünür olması, sektörle ilgili fikirlerini paylaşması ve uzmanlıklarını göstermesi ciddi bir güven oluşturuyor. İçerik stratejisi de burada kritik bir rol oynuyor. LinkedIn’de sürekli ürün paylaşmak çoğu zaman beklenen etkiyi yaratmaz. Bunun yerine sektör içgörüleri, üretim süreçleri, teknik bilgiler, vaka analizleri ve gerçek uygulama örnekleri paylaşmak çok daha güçlü bir etki yaratır. Bu bölümde ayrıca LinkedIn’de en sık yapılan hataları, sanayi firmalarının içerik üretirken nelere dikkat etmesi gerektiğini ve LinkedIn’in neden günümüzde dijital bir ticari ağ haline geldiğini de detaylı şekilde ele alıyoruz. Eğer siz de üretim yapan bir şirkete sahipseniz ya da B2B pazarda büyümek istiyorsanız LinkedIn’i sadece bir profil alanı olarak değil, doğru stratejiyle yeni iş fırsatları yaratabileceğiniz güçlü bir pazarlama kanalı olarak değerlendirmeye başlamanız gerekiyor. Çünkü artık B2B satış çoğu zaman ilk telefon görüşmesiyle değil, ilk dijital izlenimle başlıyor. LinkedIn ise bu ilk izlenimin oluştuğu en önemli platformlardan biri haline gelmiş durumda. Bu bölümde tüm bu süreci gerçek örnekler ve uygulanabilir stratejilerle detaylı şekilde konuşuyoruz. 00:25 - B2B nedir ve neden işletmeler için büyük fırsatlar sunar 00:53 - LinkedIn gerçekten müşteri bulma platformu mu 01:37 - Türkiye’de LinkedIn kullanıcı sayısı ve ihracat verileri 02:28 - LinkedIn neden ihracat yapan firmalar için fırsat sunuyor 05:24 - Sanayi firmalarının LinkedIn’de yaptığı en büyük hata 06:03 - B2B satın alma süreci ve karar komitesi gerçeği 08:42 - LinkedIn’de başarı için 5 katmanlı strateji 16:30 - LinkedIn reklamları ve B2B satış için yeniden hedefleme stratejisi

    20 min
  2. MAR 3

    Ortadoğu Krizi Reklam Performansınızı Sessizce Vuruyor Olabilir

    Reklamlarınız çalışıyor gibi görünüyor ama dönüşümler düşüyor mu? CTR fena değil ama satışlar yavaşladı mı? Sepete ekleme var ama satın alma gecikiyor mu? Belki sorun kampanya değil. Belki sorun bağlam. Bu bölümde Ortadoğu’daki savaş ortamının dijital pazarlamaya etkisini konuşuyoruz. Çünkü savaş sadece sınırları etkilemez. Savaş, tüketici psikolojisini etkiler. Psikoloji değiştiğinde satın alma davranışı değişir. Satın alma davranışı değiştiğinde ise reklam performansı sessizce aşınır. Bu bölümde şunları ele alıyoruz: Tüketici psikolojisi kriz dönemlerinde nasıl değişir? Impuls alışveriş neden azalır? Riskten kaçınma davranışı dönüşüm oranlarını nasıl etkiler? CPM, CTR ve ROAS neden dalgalanabilir? Soğuk kitle neden zayıflar, retargeting neden güçlenir? Ayrıca tarihten gerçek örnekler inceliyoruz. Körfez Savaşı döneminde otomotiv markaları neden indirim yerine finansal güvence mesajı verdi? Irak Savaşı sırasında Walmart neden reklamı kesmedi ve nasıl pazar payı kazandı? Rusya–Ukrayna savaşı sonrasında markalar iletişim tonunu nasıl değiştirdi? 2. Dünya Savaşı’nda Coca-Cola neden moral ve birlik mesajıyla konumlandı? Kriz dönemlerinde iki tip marka vardır: Panikleyen marka ve stratejik düşünen marka. Bu bölümde şunu net şekilde konuşuyoruz: Reklamı kesmek çözüm mü? Bütçeyi azaltmak mı gerekir? Yoksa mesajı değiştirmek mi? Çünkü bu dönem acquisition değil, retention dönemidir. Yeni müşteri kovalamaktan çok mevcut müşteriyi elde tutmak önem kazanır. Agresif satış dili yerine empati, güven ve şeffaflık dili çalışır. Türkiye perspektifini de ele alıyoruz. Jeopolitik risk, döviz dalgalanması, lojistik maliyetleri ve marj erimesi… ROAS’ın tek başına yeterli olmadığı dönemler neden başlar? Net kâr takibi neden daha kritik hale gelir? Bu bölüm özellikle şunu anlamanızı sağlayacak: Reklam performansındaki düşüş her zaman teknik bir problem değildir. Bazen problem psikolojiktir. Ve pazarlama, bağlamı okumaktır. Eğer markanızı kriz dönemlerinde nasıl konumlandırmanız gerektiğini merak ediyorsanız, bu bölümü mutlaka dinleyin. Çünkü kriz kötü pazarlamacıyı bitirir. İyi pazarlamacıyı büyütür. Podcastimle ilgili öneri ve iş birlikleri için faruk@joykek.com adresinden ya da Instagram’da @frktprk üzerinden bana ulaşabilirsiniz. 00:00 - 02:35 Ortadoğu Krizi ve Tarihsel Örnekler 02:35 - 03:45 Savaşın Tüketici Psikolojisine Etkisi 03:45 - 06:30 Impuls Alışveriş Nedir ve Neden Azalır? 06:30 - 07:50 Reklam Performansı Neden Dalgalanır? 07:50 - 09:20 Reklamları Durdurmalı mıyız? 09:20 - 10:30 Mesaj Dili Nasıl Değişmeli? 12:15 - 14:09 Büyük Hata ve Stratejik Sonuç

    14 min
  3. Kadınlar Günü Kampanyaları Gerçekten İşe Yarıyor mu Yoksa Algı mı?

    FEB 24

    Kadınlar Günü Kampanyaları Gerçekten İşe Yarıyor mu Yoksa Algı mı?

    8 Mart yaklaşırken markalar yine hazır. Pembe banner’lar, yüzde 30 indirimler, “Kadınlar Gününüz Kutlu Olsun” mesajları… Peki gerçekten soruyorum: Kadınlar Günü kampanyaları satışları artırıyor mu? Yoksa biz sadece takvim pazarlamasının yarattığı bir algının içinde mi yaşıyoruz? Bu bölümde 8 Mart’ın tarihsel arka planından başlayarak bugünkü e-ticaret gerçekliğine kadar uzanan net ve veri odaklı bir analiz yapıyorum. • Kadınlar Günü nasıl ortaya çıktı? • 8 Mart haftasında e-ticaret hacmi gerçekten artıyor mu? • En çok hangi yaş aralığı alışveriş yapıyor? • En çok alışveriş yapan cinsiyet kim? • Hangi ürün kategorileri zirve yapıyor? • Kozmetik mi, takı mı, çiçek mi, küçük ev aletleri mi? • “Kendine hediye alan kadın” psikolojisi mi daha güçlü, yoksa “hediye alan erkek” mi? Bu bölümde çok net bir gerçeği konuşuyoruz: En çok kazanan marka en çok indirim yapan değil, en doğru psikolojiyi okuyan markadır. Kadınlar Günü döneminde en büyük 5 hatayı açıklıyorum: Sadece indirim yapmak, segmentasyon yapmamak, CRM listesini kullanmamak, remarketing’i son güne bırakmak ve herkese aynı mesajı göstermek… Ayrıca şunu da detaylıca anlatıyorum: Yapay zeka bu kampanya döneminde nasıl kullanılmalı? • Segment tahmini ve davranış analizi • Erkek ve kadın hedef kitleye ayrı reklam mesajı üretme • Aynı ürün için 10 farklı duygu temelli kreatif oluşturma • ROAS’a göre otomatik bütçe artırma modelleri • Chatbot ve yapay zeka destekli satış asistanı ile dönüşüm oranını artırma • Son 72 saatte FOMO etkisi yaratma stratejisi Eğer markanıza 8 Mart kampanyası planlıyorsanız bu bölüm sizin için net bir yol haritası olacak. Bu bölüm sadece “kampanya yapın” demiyor. “Doğru kampanyayı doğru psikolojiyle yapın” diyor. Kadınlar Günü bir indirim günü mü? Yoksa marka konumlandırma fırsatı mı? Satış mı kazanacaksınız, marka değeri mi inşa edeceksiniz, yoksa ikisini birden mi? Cevap stratejide. Bu bölümü dinledikten sonra kampanyanıza farklı gözle bakacağınıza eminim. Türkiye’de Dijital Pazarlama Podcast’ini takip etmeyi unutmayın. Bölümle ilgili görüşlerinizi benimle paylaşabilirsiniz. Reklam ve iş birlikleri için faruk@joykek.com Instagram: @frktprk Şimdi soruyorum… Takvimi mi yönetiyorsunuz, yoksa takvim mi sizi yönetiyor? 💜 01:24 – Pazarlama açısından Kadınlar Günü’nün anlamı 02:02 – Gerçek vaka analizi ve %62 satış artışı 03:34 – 8 Mart haftasında e-ticaret verileri 03:49 – En çok satış yapılan kategoriler 04:10 – En çok alışveriş yapan yaş aralığı ve cinsiyet 04:34 – 8 Mart’ın iki ana psikolojisi 05:00 – Gerçek dönüşümü yaratan 3 kritik unsur 05:30 – Kadınlar Günü kampanyalarındaki en büyük 5 hata 06:17 – Doğru kampanya zamanlaması ve FOMO stratejisi 06:34 – Yapay zeka ile segmentasyon ve kreatif üretimi 07:30 – Dinamik reklam mesajı ve bütçe optimizasyonu 08:08 – Chatbot ve satış asistanı ile dönüşüm artışı 08:54 – Gerçek mi algı mı sorusunun net cevabı 09:47 – Satış haftası mı yoksa marka konumlandırma fırsatı mı? 10:27 – Sonuç: Strateji varsa gerçek, yoksa takvim pazarlaması

    11 min
  4. Dijital Pazarlama Öğrenenlerin %90’ı Neden Asla Para Kazanamıyor

    FEB 17

    Dijital Pazarlama Öğrenenlerin %90’ı Neden Asla Para Kazanamıyor

    Bugün 17 Şubat 2026. Böyle tarihlere özellikle dikkat ederim. Çünkü bazı günlerin enerjisi farklıdır. Bugün spiritüel olarak yoğun bir gün. Güneş tutulması var ve gökyüzü bize şunu söylüyor: Plansız hareket eden değil, bilinçli adım atan kazanacak. Tam da bu yüzden bugün sert bir konu konuşuyoruz. Dijital pazarlama öğrenenlerin yüzde 90’ı neden asla para kazanamıyor? Bakın çok net konuşacağım. Öğreniyorsunuz ama kazanmıyorsunuz. Kurs alıyorsunuz, YouTube izliyorsunuz, Meta panelini kurcalıyorsunuz, Google Ads sertifikası alıyorsunuz. Terimleri biliyorsunuz. CTR nedir biliyorsunuz, CPC nedir biliyorsunuz. Ama ay sonunda cebinize para girmiyor. Neden? Çünkü dijital pazarlamayı öğrenmiyorsunuz, terimleri ezberliyorsunuz. Birinci büyük problem bu. İnsanlar taktik öğreniyor ama sistem kurmuyor. Reklam vermeyi öğreniyor ama gelir makinesi kurmayı öğrenmiyor. Oysa dijital pazarlama butona basmak değildir. Dijital pazarlama sıfırdan müşteri kazanma sistemi tasarlamaktır. Funnel kurgulamaktır. Retargeting planlamaktır. CRM entegrasyonu düşünmektir. Bilgi var ama yapı yok. İkinci sebep daha derin: Para psikolojisi yok. Ücret istemeye çekiniyorsunuz. Teklif gönderirken korkuyorsunuz. “Ya pahalı derlerse?” diyorsunuz. “Ya sonuç alamazsam?” diye düşünüyorsunuz. Bu enerjiyle kazanamazsınız. Çünkü siz bir markaya bütçeni bana ver diyorsunuz. Eğer siz kendinize inanmıyorsanız o bütçe size gelmez. Dijital pazarlama teknik olduğu kadar özgüven işidir. Üçüncü sebep kurs bağımlılığı. Sürekli eğitim, sürekli sertifika ama uygulama yok. Ben hep şunu söylüyorum: 10 saat eğitim, 100 saat uygulama. Ama çoğu kişi 100 saat eğitim, sıfır saat uygulama yapıyor. Sonra “Bu işte para yok” diyor. Hayır, para var. Sen sahaya çıkmadın. Dördüncü sebep niş seçmemek. Herkese hizmet vermeye çalışıyorsunuz. E-ticaret de olur, emlak da olur, klinik de olur. Bu kafa ile derinleşemezsiniz. Para uzmanlaşmaya gider. Bir sektöre odaklandığınızda hızlanırsınız, özgüveniniz artar, fiyatınız yükselir. Beşinci sebep satış bilmemek. Satış konuşması yapamayan, teklif yazamayan, fiyat savunamayan dijital pazarlamacı para kazanamaz. Teknik bilgi tek başına yetmez. Kendinizi satamazsanız hizmetinizi de satamazsınız. Altıncı sebep sabırsızlık. Üç gün kötü giden kampanyada panik yapıyorsunuz. Oysa bu iş test, veri ve optimizasyon işidir. Dijital pazarlama sihir değil, matematik işidir. Yedinci sebep ise gerçek anlamda iş kurma niyeti olmaması. Özgürlük hayali var ama disiplin yok. CRM yok, sistem yok, takip yok. Bu iş freelancer romantizmi değil, girişimciliktir. Para kazanan yüzde 10 ne yapıyor? Sistem kuruyor. Niş seçiyor. Satışı öğreniyor. Uyguluyor. Psikolojisini yönetiyor. Net oluyor. Bugün kendinize şu soruyu sorun: Ben gerçekten bu işi gelir modeline dönüştürmek istiyor muyum, yoksa sadece öğrenmiş olmak mı istiyorum? Bilgi zengin yapmaz. Sistem kuran kazanır. Ben Faruk Toprak. Türkiye’de Dijital Pazarlama Podcast’inde bugün biraz sert konuştum ama gerçekleri konuştuk. Eğer bu bölüm sana dokunduysa paylaşmayı unutma. Çünkü bu sektörde öğrenen çok, kazanan az. 00:21 Dijital pazarlama öğrenenlerin %90’ı neden kazanamıyor 01:08 Taktik öğrenmek vs sistem kurmak 02:30 Dijital pazarlama bir gelir makinesidir 02:48 Para psikolojisi ve özgüven problemi 03:23 Kurs bağımlılığı ve uygulama eksikliği 03:47 Niş seçmemenin büyük hatası 04:22 Satış bilmeyen dijital pazarlamacı neden kaybeder 04:43 Sabırsızlık ve optimizasyon gerçeği 05:17 Freelancer romantizmi vs girişimcilik 05:39 Para kazanan %10 kim? 05:53 2026’da yapay zeka ve strateji farkı 06:19 Gelir modeline dönüşme kararı 06:46 Para netliğe gelir 07:15 Joy Akademi ve kapanış mesajı

    9 min
  5. FEB 10

    Bu 7 Hata Yüzünden Reklamlar Çalışsa Bile Satış Gelmiyor

    00:00 - Bu bölüm neden can yakacak ve kimler dinlemeli 00:44 Hata 1 - Reklam sihirli değnek sanılıyor 01:39 Hata 2 - Ürün sayfasını katalog gibi kullanmak 02:34 Hata 3 - Herkese aynı reklamı göstermek 03:22 Hata 4 - Dönüşüm ve KPI takibinin yanlış kurulması 04:54 Hata 5 - Güven unsurlarını küçümsemek 05:42 Hata 6 - Sepeti terk eden müşteriyi unutmak 06:33 Hata 7 - Kısa vadeli düşünmek ve sistem kurmamak Sevgili dostum, bu bölüm biraz can yakabilir. Baştan uyarıyorum. Çünkü bugün ajans olarak neredeyse her hafta, her ay, her projede karşımıza çıkan ve satışları sessizce sabote eden 7 büyük e-ticaret hatasını tüm açıklığıyla masaya yatırıyorum. Üstelik bu hatalar sadece yeni başlayan markalarda değil, milyonluk ciro yapan firmalarda da karşımıza çıkıyor. E-ticarette işler yolunda gitmediğinde çoğu zaman ilk suçlanan şey reklam oluyor. Reklam bütçesi artırılıyor, kreatifler değiştiriliyor, platformlar suçlanıyor. Ama gerçek şu ki problem çoğu zaman reklamda değil, sistemin kendisinde yatıyor. Eğer reklam veriyorum ama satış gelmiyor diyorsan, ROAS düşüyor, sepetler dolup boşalıyorsa, ziyaretçi var ama ödeme yoksa, bu bölüm tam olarak senin için hazırlandı. Bu bölümde ajans olarak sahada en sık karşılaştığımız şu soruların cevabını net bir şekilde veriyorum: Neden iyi reklam kötü sonuç verir? Neden trafik var ama satış yoktur? Neden bazı siteler aynı bütçeyle çok daha fazla kazanır? Ve neden bazı markalar sürekli daha fazla reklam bütçesi yakar? Konuştuğumuz 7 hata, küçük detaylar gibi görünse de bir araya geldiğinde e-ticaret markalarının büyümesini ciddi şekilde yavaşlatıyor. Ürün sayfalarının satış yerine katalog gibi hazırlanması, herkese aynı mesajın gösterilmesi, dönüşüm takibinin yanlış veya eksik kurulması, güven unsurlarının hafife alınması, sepeti terk eden kullanıcıların tamamen unutulması ve en önemlisi kısa vadeli düşünme alışkanlığı… Bu bölümde sadece “şu yanlış” demekle kalmıyorum. Neden yanlış olduğunu, neye mal olduğunu ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini de ajans perspektifiyle anlatıyorum. E-ticarette sürdürülebilir büyüme, sadece reklam vermekle değil; doğru sistem kurmakla, doğru mesajı doğru kişiye doğru zamanda göstermekle mümkün oluyor. Bu bölümü dinledikten sonra sitene, reklamlarına ve satış süreçlerine çok daha farklı bir gözle bakacağına eminim. Eğer bu 7 maddeden en az 2–3 tanesi bizde var diyorsan, yalnız değilsin. Ama iyi haber şu: Bu hataların hepsi düzeltilebilir. Yeter ki problemi reklamda değil, sistemde aramayı öğren. Bu bölüm, e-ticarette neden takıldığını gerçekten anlamak isteyenler için hazırlandı. Dinle, not al, sitene tekrar bak.

    8 min
  6. FEB 3

    Bir Reklamla Herkesi İkna Edemezsin İşte Sebepleri ve Karakter Gerçeği

    00:00 Karakterler her yerde, önce arketipini tanı 03:20 Umut abinin konuşma korkusu ve yüzleşme 06:20 NLP ve arketipleri pazarlamaya çevirme 07:10 Hedef kitle var, karakter analizi yok 12:40 Dost ve Ebedi Çocuk deneyim, özgünlük, eğlence 14:00 Kampanya değil hikaye, ürün değil deneyim 16:45 Amazon ve Savaşçı başarı, kanıt, sayılar 18:30 Joykek örnekleri, karar verici neden sayı ister 22:10 Filozof ve Mistik anlam, değer, neden sorusu 24:20 İşe alım ve devir teslimde karakter uyumu Bu bölümde pazarlamanın en çok gözden kaçırdığı ama dönüşümü doğrudan belirleyen bir gerçeği masaya yatırıyoruz. Herkese aynı reklamı göstererek satış yapmaya çalışıyoruz, ama herkes aynı sebeple satın almıyor. Umut abiyle birlikte arketipler ve karakter tipleri üzerinden şunu netleştiriyoruz: Ürününüz aynı kalsa bile mesajınız yanlış karaktere gidiyorsa reklamınız boşa gider. Sohbetin ilk kısmında Umut abinin topluluk önünde konuşma korkusunu nasıl fark ettiğini, bu korkunun arkasındaki reddedilme düşüncesini ve yüzleşmenin nasıl bir dönüşüm yarattığını konuşuyoruz. Buradan pazarlamaya geçiş yapıyoruz, çünkü korku ve belirsizlik sadece bireylerin değil, işletmelerin de kaderini belirliyor. Bir marka riskten kaçtığında, yeni bir şey denemediğinde ya da sürekli aynı dili konuştuğunda aslında görünmez bir fren çekmiş oluyor. Sonra karakter modelini pazarlama diliyle çerçeveliyoruz. Google ve Meta size yaş, cinsiyet, ilgi alanı verir ama karakter vermez. Peki markanız bunu nasıl çözer? Ürününüzü kullanan müşterileri dinleyerek, kısa görüşmeler yaparak, toplantılarda kullanılan kelimeleri yakalayarak ve satın alma motivasyonunu çözerek. Dost ve Ebedi Çocuk tarafında yeni deneyim, özgünlük ve eğlence beklentisini görüyoruz. Bu kitleye kampanya anlatmak yerine hikaye anlatmanız, ürün söylemek yerine deneyimi hissettirmeniz gerek… Amazon ve Savaşçı tarafında ise başarı, rekabet ve kanıt ihtiyacı öne çıkıyor. Bu kitleye romantik vaatler değil, net sonuçlar, sayı, referans ve başarı hikayeleri gerekir. Joykek müşteri toplantılarında karar vericilerin neden rakam istediğini, case study ile başlamanın neden oyunu değiştirdiğini ve sunumun ilk 3 dakikasında hangi verilerin masaya konması gerektiğini konuşuyoruz. Ne harcadık, ne kazandık, nereden nereye gideceğiz soruları bu karakterin doğal dili. Filozof ve Mistik çizgisinde ise neden sorusu var. Değer, vizyon, anlam ve derinlik arayan bir kitleye sadece indirim konuşursanız bağ kuramazsınız. Burada içerik, manifesto, marka hikayesi, uzmanlık ve uzun format anlatım devreye girer. Bu karaktere satış baskısı değil, düşünce liderliği ve güven veren bir anlatı gerekir. Bölümün sonunda bu bilginin sadece reklam metinlerinde değil, ekip kurulumunda, işe alımda, departman yerleşiminde ve devir teslim süreçlerinde nasıl kullanılabileceğine değiniyoruz. İstediğinize değil isteyene devredersiniz cümlesi bu bölümün işletme tarafındaki en kritik anahtarı. Doğru karakter doğru rolde olduğunda hem ekip huzuru hem performans hem de büyüme daha kolay olur. Dinlerken kendinize şu üç soruyu sorun: Markanız hangi karakter diliyle konuşuyor, müşteriniz hangi karakter diliyle dinliyor, reklamınız hangi karakteri hedefliyor? Bu üçü aynı hizaya geldiğinde dönüşümler hızlanır, yanlış hizadaysa bütçe yanar.

    47 min
  7. İnsanlar Neden Tıklıyor Neden Kaçıyor Gestalt Psikolojisi ile Satışın Gizli Kodları

    JAN 27

    İnsanlar Neden Tıklıyor Neden Kaçıyor Gestalt Psikolojisi ile Satışın Gizli Kodları

    03:17 Gestalt nedir beyin kararları nasıl verir 04:07 Yakınlık ilkesi web sitesi ve mağaza örnekleri 05:25 Benzerlik ilkesi güven ve marka algısı 06:31 Tamamlama ilkesi beynin boşlukla ilişkisi 07:31 Merak yaratan eksik mesajlar neden çalışır 08:42 Billboard ve outdoor pazarlamada tamamlama örneği 08:59 Süreklilik ilkesi göz yolu nasıl tasarlanır 10:25 Şekil zemin ilişkisi CTA neden görünmez olur 12:17 Psikoloji ve pazarlamada algı kısa yolları 13:01 Semiha ile tasarım ve algı üzerine sohbet 16:15 Gerçek projelerde Gestalt nasıl kullanılıyor 17:18 Tasarımcıların en sık yaptığı Gestalt hataları Bu bölümde sana çok temel ama çoğu markanın fark etmeden hata yaptığı bir konudan bahsediyorum: İnsanlar neden tıklıyor, neden kaçıyor? Bir web sitesine girdiğinde ya da bir reklam gördüğünde, bazen hiçbir şey yapmadan çıkarsın. Bazen de hiç planlamadığın halde tıklarsın, incelersin, hatta satın alırsın. İşte bu kararların büyük kısmı mantıkla değil, algı ile verilir. Ve bu algının arkasında Gestalt psikolojisi vardır. Gestalt İlkeleri bize şunu söyler: İnsan beyni dünyayı tek tek parçalar halinde değil, bir bütün olarak algılar. Yani kullanıcı senin sayfanda butonları, görselleri, metinleri ayrı ayrı incelemez. Beyni onları gruplayarak, tamamlayarak ve anlamlandırarak hızlıca karar verir. Bu bölümde Gestalt’ın temel prensiplerini pazarlama ve satış perspektifinden ele alıyorum. Yakınlık, benzerlik, tamamlama, süreklilik, şekil-zemin ve ortak kader gibi kavramların; web sitelerinde, reklamlarda, e-ticaret sayfalarında ve offline pazarlamada nasıl çalıştığını gerçek örneklerle anlatıyorum. Bir tasarım neden güzel olduğu halde satmaz? Bir reklam neden teknik olarak doğru ama etkisiz kalır? Neden bazı mağazalarda insanlar rahatça gezerken bazılarında hızlıca çıkmak ister? Bu soruların cevapları estetikte değil, algı yönetiminde gizlidir. Bölüm boyunca sadece dijital örneklerle sınırlı kalmıyoruz. Mağaza vitrinlerinden raf dizilimlerine, broşür tasarımlarından outdoor reklamlara kadar Gestalt İlkeleri’nin offline pazarlamada nasıl kullanılabileceğini de detaylı şekilde konuşuyoruz. Ayrıca insan psikolojisiyle pazarlamayı birleştirerek şuna odaklanıyoruz: Beyin neden düzeni sever, neden karmaşadan kaçar ve neden bazı markalara fark etmeden güvenir. Eğer web sitende dönüşümler düşükse, reklamların tıklanıyor ama satışa dönmüyorsa ya da mağazana giren müşteri karar vermekte zorlanıyorsa, sorun çoğu zaman fiyat değil, mesaj değil, ürün değil; algıdır. Bu bölüm sana şunu kazandıracak: Kullanıcıyı ikna etmeye çalışmadan nasıl yönlendirebileceğini Daha az anlatarak nasıl daha çok sattırabileceğini Tasarımı sadece görsel değil, stratejik bir satış aracı olarak nasıl kullanacağını Ben Faruk Toprak. Türkiye’de Dijital Pazarlama Podcast’inde bu bölümde insan beyninin satın alma kararlarını nasıl verdiğini, Gestalt psikolojisi üzerinden sade, net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. Dinledikten sonra markana, web sitene ve reklamlarına bir daha aynı gözle bakamayacaksın.

    20 min
  8. Kamerayı Aç Satış Başlasın AR VR ile Yeni Nesil Pazarlama

    JAN 20

    Kamerayı Aç Satış Başlasın AR VR ile Yeni Nesil Pazarlama

    00:12 QR kodla başlayan gerçek AR deneyimi 01:11 AR ve VR nedir temel farklar 01:59 Pazarlamada AR mı VR mı ne zaman hangisi 03:35 Gerçek kampanya örnekleri ve kullanım senaryoları 03:48 Ürünü denet iade oranını düşür 05:07 AR ile oyunlaştırılmış kampanyalar 06:53 En çok kullanılan sektörler 09:49 Offline pazarlamada AR ve VR farkı 11:18 Markalar AR ve VR’a nasıl başlamalı 12:45 Ölçümleme ve dönüşüm takibi 13:54 En sık yapılan hatalar 15:02 Markalar için net aksiyon planı Artık reklamlar izlenmiyor, yaşanıyor. Bu bölümde artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) teknolojilerinin pazarlamayı nasıl kökten değiştirdiğini, markanıza nasıl gerçek bir deneyim alanı açtığını tüm detaylarıyla konuşuyoruz. Bugüne kadar pazarlama çoğunlukla şuna dayanıyordu: Mesajı göster, dikkat çek, tıklat, sat. Ama AR ve VR ile birlikte bu denklem değişti. Artık kullanıcı sadece reklamı görmüyor; ürünle etkileşime giriyor, deniyor, keşfediyor ve kararını çok daha hızlı veriyor. İşte bu bölüm tam olarak bu dönüşümün ne anlama geldiğini anlatıyor. Bölümün ilk kısmında şunu netleştiriyoruz: AR nedir, VR nedir, aralarındaki fark ne ve pazarlama tarafında hangisi ne zaman kullanılmalı? AR’ın günlük hayata neden daha hızlı girdiğini, VR’ın neden daha yüksek “wow etkisi” yarattığını ve bu iki teknolojinin markalar için hangi hedeflere hizmet ettiğini sade bir dille ele alıyoruz. Devamında gerçek kampanya mantıkları ve örnek kurgulara giriyoruz. Bir ürünün AR ile denetilmesi iade oranlarını nasıl düşürüyor? Ambalajlar, afişler ve mağaza içi materyaller nasıl “konuşur” hale geliyor? Offline bir temas noktası, doğru bir AR deneyimiyle nasıl ölçülebilir bir satış kanalına dönüşüyor? Bu soruların tamamını somut örnekler üzerinden açıklıyorum. Bölümde özellikle şu konulara detaylıca değiniyoruz: • AR ve VR’ın pazarlamada neden klasik reklamlardan çok daha güçlü olduğu • E-ticaret, kozmetik, moda, mobilya, otomotiv, gayrimenkul ve turizm sektörlerinde nasıl kullanıldığı • Sosyal medya filtrelerinin sadece eğlence değil, satış ve marka hatırlanması için nasıl kurgulanması gerektiği • VR showroom ve deneyim alanlarının etkinliklerde ve fuarlarda nasıl fark yarattığı • Offline pazarlamada QR, NFC ve görsel tanıma ile AR entegrasyonunun nasıl yapılacağı Ayrıca bu teknolojilere nereden ve nasıl başlanması gerektiğini de adım adım ele alıyoruz. Hangi hedef için hangi format daha doğru? WebAR mı, sosyal AR mı, VR deneyimi mi? Bu işin ölçümlemesi nasıl yapılmalı, CRM ve remarketing tarafına nasıl bağlanmalı? Sadece “havalı” değil, gerçekten sonuç üreten AR ve VR kurguları nasıl oluşturulur? Bölümün sonunda ise en sık yapılan hataları ve markaların neden bu alanda başarısız olabildiğini açıkça konuşuyorum. Çünkü AR ve VR doğru stratejiyle birleşmediğinde sadece kısa süreli bir eğlence olarak kalıyor. Doğru kurgulandığında ise pazarlama funnel’ının çok güçlü bir parçasına dönüşüyor. Eğer markanız için yeni nesil, deneyim odaklı ve gerçekten fark yaratan pazarlama yöntemlerini merak ediyorsanız, bu bölüm tam size göre. Ben Faruk Toprak. Türkiye’de dijital pazarlamanın bugününü ve yarınını birlikte konuşmaya devam ediyoruz.

    16 min

About

Türkiye’de Dijital Pazarlama, markanızı dijitalde büyütmek isteyenler için hazırlanmış, strateji ve performans odaklı bir podcasttir. Ben Faruk Toprak. Bu podcastte dijital pazarlamaya dair ezberleri değil, gerçek sonuç üreten sistemleri konuşuyoruz. Yalnızca trendleri konuşmuyoruz; yapay zeka destekli reklam yönetimi, dönüşüm odaklı funnel kurguları, retention ve müşteri sadakati, CRM ve otomasyon sistemleri, performans pazarlamasında ölçekleme, veriyle karar alma ve markanızı algoritmaların gözünde değerli hale getiren yaklaşımları net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. IG: @frktprk

You Might Also Like