Türkiye'de Dijital Pazarlama

Faruk Toprak

Türkiye’de Dijital Pazarlama, markanızı dijitalde büyütmek isteyenler için hazırlanmış, strateji ve performans odaklı bir podcasttir. Ben Faruk Toprak. Bu podcastte dijital pazarlamaya dair ezberleri değil, gerçek sonuç üreten sistemleri konuşuyoruz. Yalnızca trendleri konuşmuyoruz; yapay zeka destekli reklam yönetimi, dönüşüm odaklı funnel kurguları, retention ve müşteri sadakati, CRM ve otomasyon sistemleri, performans pazarlamasında ölçekleme, veriyle karar alma ve markanızı algoritmaların gözünde değerli hale getiren yaklaşımları net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. IG: @frktprk

  1. Dijital Pazarlama Öğrenenlerin %90’ı Neden Asla Para Kazanamıyor

    14H AGO

    Dijital Pazarlama Öğrenenlerin %90’ı Neden Asla Para Kazanamıyor

    Bugün 17 Şubat 2026. Böyle tarihlere özellikle dikkat ederim. Çünkü bazı günlerin enerjisi farklıdır. Bugün spiritüel olarak yoğun bir gün. Güneş tutulması var ve gökyüzü bize şunu söylüyor: Plansız hareket eden değil, bilinçli adım atan kazanacak. Tam da bu yüzden bugün sert bir konu konuşuyoruz. Dijital pazarlama öğrenenlerin yüzde 90’ı neden asla para kazanamıyor? Bakın çok net konuşacağım. Öğreniyorsunuz ama kazanmıyorsunuz. Kurs alıyorsunuz, YouTube izliyorsunuz, Meta panelini kurcalıyorsunuz, Google Ads sertifikası alıyorsunuz. Terimleri biliyorsunuz. CTR nedir biliyorsunuz, CPC nedir biliyorsunuz. Ama ay sonunda cebinize para girmiyor. Neden? Çünkü dijital pazarlamayı öğrenmiyorsunuz, terimleri ezberliyorsunuz. Birinci büyük problem bu. İnsanlar taktik öğreniyor ama sistem kurmuyor. Reklam vermeyi öğreniyor ama gelir makinesi kurmayı öğrenmiyor. Oysa dijital pazarlama butona basmak değildir. Dijital pazarlama sıfırdan müşteri kazanma sistemi tasarlamaktır. Funnel kurgulamaktır. Retargeting planlamaktır. CRM entegrasyonu düşünmektir. Bilgi var ama yapı yok. İkinci sebep daha derin: Para psikolojisi yok. Ücret istemeye çekiniyorsunuz. Teklif gönderirken korkuyorsunuz. “Ya pahalı derlerse?” diyorsunuz. “Ya sonuç alamazsam?” diye düşünüyorsunuz. Bu enerjiyle kazanamazsınız. Çünkü siz bir markaya bütçeni bana ver diyorsunuz. Eğer siz kendinize inanmıyorsanız o bütçe size gelmez. Dijital pazarlama teknik olduğu kadar özgüven işidir. Üçüncü sebep kurs bağımlılığı. Sürekli eğitim, sürekli sertifika ama uygulama yok. Ben hep şunu söylüyorum: 10 saat eğitim, 100 saat uygulama. Ama çoğu kişi 100 saat eğitim, sıfır saat uygulama yapıyor. Sonra “Bu işte para yok” diyor. Hayır, para var. Sen sahaya çıkmadın. Dördüncü sebep niş seçmemek. Herkese hizmet vermeye çalışıyorsunuz. E-ticaret de olur, emlak da olur, klinik de olur. Bu kafa ile derinleşemezsiniz. Para uzmanlaşmaya gider. Bir sektöre odaklandığınızda hızlanırsınız, özgüveniniz artar, fiyatınız yükselir. Beşinci sebep satış bilmemek. Satış konuşması yapamayan, teklif yazamayan, fiyat savunamayan dijital pazarlamacı para kazanamaz. Teknik bilgi tek başına yetmez. Kendinizi satamazsanız hizmetinizi de satamazsınız. Altıncı sebep sabırsızlık. Üç gün kötü giden kampanyada panik yapıyorsunuz. Oysa bu iş test, veri ve optimizasyon işidir. Dijital pazarlama sihir değil, matematik işidir. Yedinci sebep ise gerçek anlamda iş kurma niyeti olmaması. Özgürlük hayali var ama disiplin yok. CRM yok, sistem yok, takip yok. Bu iş freelancer romantizmi değil, girişimciliktir. Para kazanan yüzde 10 ne yapıyor? Sistem kuruyor. Niş seçiyor. Satışı öğreniyor. Uyguluyor. Psikolojisini yönetiyor. Net oluyor. Bugün kendinize şu soruyu sorun: Ben gerçekten bu işi gelir modeline dönüştürmek istiyor muyum, yoksa sadece öğrenmiş olmak mı istiyorum? Bilgi zengin yapmaz. Sistem kuran kazanır. Ben Faruk Toprak. Türkiye’de Dijital Pazarlama Podcast’inde bugün biraz sert konuştum ama gerçekleri konuştuk. Eğer bu bölüm sana dokunduysa paylaşmayı unutma. Çünkü bu sektörde öğrenen çok, kazanan az. 00:21 Dijital pazarlama öğrenenlerin %90’ı neden kazanamıyor 01:08 Taktik öğrenmek vs sistem kurmak 02:30 Dijital pazarlama bir gelir makinesidir 02:48 Para psikolojisi ve özgüven problemi 03:23 Kurs bağımlılığı ve uygulama eksikliği 03:47 Niş seçmemenin büyük hatası 04:22 Satış bilmeyen dijital pazarlamacı neden kaybeder 04:43 Sabırsızlık ve optimizasyon gerçeği 05:17 Freelancer romantizmi vs girişimcilik 05:39 Para kazanan %10 kim? 05:53 2026’da yapay zeka ve strateji farkı 06:19 Gelir modeline dönüşme kararı 06:46 Para netliğe gelir 07:15 Joy Akademi ve kapanış mesajı

    9 min
  2. FEB 10

    Bu 7 Hata Yüzünden Reklamlar Çalışsa Bile Satış Gelmiyor

    00:00 - Bu bölüm neden can yakacak ve kimler dinlemeli 00:44 Hata 1 - Reklam sihirli değnek sanılıyor 01:39 Hata 2 - Ürün sayfasını katalog gibi kullanmak 02:34 Hata 3 - Herkese aynı reklamı göstermek 03:22 Hata 4 - Dönüşüm ve KPI takibinin yanlış kurulması 04:54 Hata 5 - Güven unsurlarını küçümsemek 05:42 Hata 6 - Sepeti terk eden müşteriyi unutmak 06:33 Hata 7 - Kısa vadeli düşünmek ve sistem kurmamak Sevgili dostum, bu bölüm biraz can yakabilir. Baştan uyarıyorum. Çünkü bugün ajans olarak neredeyse her hafta, her ay, her projede karşımıza çıkan ve satışları sessizce sabote eden 7 büyük e-ticaret hatasını tüm açıklığıyla masaya yatırıyorum. Üstelik bu hatalar sadece yeni başlayan markalarda değil, milyonluk ciro yapan firmalarda da karşımıza çıkıyor. E-ticarette işler yolunda gitmediğinde çoğu zaman ilk suçlanan şey reklam oluyor. Reklam bütçesi artırılıyor, kreatifler değiştiriliyor, platformlar suçlanıyor. Ama gerçek şu ki problem çoğu zaman reklamda değil, sistemin kendisinde yatıyor. Eğer reklam veriyorum ama satış gelmiyor diyorsan, ROAS düşüyor, sepetler dolup boşalıyorsa, ziyaretçi var ama ödeme yoksa, bu bölüm tam olarak senin için hazırlandı. Bu bölümde ajans olarak sahada en sık karşılaştığımız şu soruların cevabını net bir şekilde veriyorum: Neden iyi reklam kötü sonuç verir? Neden trafik var ama satış yoktur? Neden bazı siteler aynı bütçeyle çok daha fazla kazanır? Ve neden bazı markalar sürekli daha fazla reklam bütçesi yakar? Konuştuğumuz 7 hata, küçük detaylar gibi görünse de bir araya geldiğinde e-ticaret markalarının büyümesini ciddi şekilde yavaşlatıyor. Ürün sayfalarının satış yerine katalog gibi hazırlanması, herkese aynı mesajın gösterilmesi, dönüşüm takibinin yanlış veya eksik kurulması, güven unsurlarının hafife alınması, sepeti terk eden kullanıcıların tamamen unutulması ve en önemlisi kısa vadeli düşünme alışkanlığı… Bu bölümde sadece “şu yanlış” demekle kalmıyorum. Neden yanlış olduğunu, neye mal olduğunu ve nasıl düzeltilmesi gerektiğini de ajans perspektifiyle anlatıyorum. E-ticarette sürdürülebilir büyüme, sadece reklam vermekle değil; doğru sistem kurmakla, doğru mesajı doğru kişiye doğru zamanda göstermekle mümkün oluyor. Bu bölümü dinledikten sonra sitene, reklamlarına ve satış süreçlerine çok daha farklı bir gözle bakacağına eminim. Eğer bu 7 maddeden en az 2–3 tanesi bizde var diyorsan, yalnız değilsin. Ama iyi haber şu: Bu hataların hepsi düzeltilebilir. Yeter ki problemi reklamda değil, sistemde aramayı öğren. Bu bölüm, e-ticarette neden takıldığını gerçekten anlamak isteyenler için hazırlandı. Dinle, not al, sitene tekrar bak.

    8 min
  3. FEB 3

    Bir Reklamla Herkesi İkna Edemezsin İşte Sebepleri ve Karakter Gerçeği

    00:00 Karakterler her yerde, önce arketipini tanı 03:20 Umut abinin konuşma korkusu ve yüzleşme 06:20 NLP ve arketipleri pazarlamaya çevirme 07:10 Hedef kitle var, karakter analizi yok 12:40 Dost ve Ebedi Çocuk deneyim, özgünlük, eğlence 14:00 Kampanya değil hikaye, ürün değil deneyim 16:45 Amazon ve Savaşçı başarı, kanıt, sayılar 18:30 Joykek örnekleri, karar verici neden sayı ister 22:10 Filozof ve Mistik anlam, değer, neden sorusu 24:20 İşe alım ve devir teslimde karakter uyumu Bu bölümde pazarlamanın en çok gözden kaçırdığı ama dönüşümü doğrudan belirleyen bir gerçeği masaya yatırıyoruz. Herkese aynı reklamı göstererek satış yapmaya çalışıyoruz, ama herkes aynı sebeple satın almıyor. Umut abiyle birlikte arketipler ve karakter tipleri üzerinden şunu netleştiriyoruz: Ürününüz aynı kalsa bile mesajınız yanlış karaktere gidiyorsa reklamınız boşa gider. Sohbetin ilk kısmında Umut abinin topluluk önünde konuşma korkusunu nasıl fark ettiğini, bu korkunun arkasındaki reddedilme düşüncesini ve yüzleşmenin nasıl bir dönüşüm yarattığını konuşuyoruz. Buradan pazarlamaya geçiş yapıyoruz, çünkü korku ve belirsizlik sadece bireylerin değil, işletmelerin de kaderini belirliyor. Bir marka riskten kaçtığında, yeni bir şey denemediğinde ya da sürekli aynı dili konuştuğunda aslında görünmez bir fren çekmiş oluyor. Sonra karakter modelini pazarlama diliyle çerçeveliyoruz. Google ve Meta size yaş, cinsiyet, ilgi alanı verir ama karakter vermez. Peki markanız bunu nasıl çözer? Ürününüzü kullanan müşterileri dinleyerek, kısa görüşmeler yaparak, toplantılarda kullanılan kelimeleri yakalayarak ve satın alma motivasyonunu çözerek. Dost ve Ebedi Çocuk tarafında yeni deneyim, özgünlük ve eğlence beklentisini görüyoruz. Bu kitleye kampanya anlatmak yerine hikaye anlatmanız, ürün söylemek yerine deneyimi hissettirmeniz gerek… Amazon ve Savaşçı tarafında ise başarı, rekabet ve kanıt ihtiyacı öne çıkıyor. Bu kitleye romantik vaatler değil, net sonuçlar, sayı, referans ve başarı hikayeleri gerekir. Joykek müşteri toplantılarında karar vericilerin neden rakam istediğini, case study ile başlamanın neden oyunu değiştirdiğini ve sunumun ilk 3 dakikasında hangi verilerin masaya konması gerektiğini konuşuyoruz. Ne harcadık, ne kazandık, nereden nereye gideceğiz soruları bu karakterin doğal dili. Filozof ve Mistik çizgisinde ise neden sorusu var. Değer, vizyon, anlam ve derinlik arayan bir kitleye sadece indirim konuşursanız bağ kuramazsınız. Burada içerik, manifesto, marka hikayesi, uzmanlık ve uzun format anlatım devreye girer. Bu karaktere satış baskısı değil, düşünce liderliği ve güven veren bir anlatı gerekir. Bölümün sonunda bu bilginin sadece reklam metinlerinde değil, ekip kurulumunda, işe alımda, departman yerleşiminde ve devir teslim süreçlerinde nasıl kullanılabileceğine değiniyoruz. İstediğinize değil isteyene devredersiniz cümlesi bu bölümün işletme tarafındaki en kritik anahtarı. Doğru karakter doğru rolde olduğunda hem ekip huzuru hem performans hem de büyüme daha kolay olur. Dinlerken kendinize şu üç soruyu sorun: Markanız hangi karakter diliyle konuşuyor, müşteriniz hangi karakter diliyle dinliyor, reklamınız hangi karakteri hedefliyor? Bu üçü aynı hizaya geldiğinde dönüşümler hızlanır, yanlış hizadaysa bütçe yanar.

    47 min
  4. İnsanlar Neden Tıklıyor Neden Kaçıyor Gestalt Psikolojisi ile Satışın Gizli Kodları

    JAN 27

    İnsanlar Neden Tıklıyor Neden Kaçıyor Gestalt Psikolojisi ile Satışın Gizli Kodları

    03:17 Gestalt nedir beyin kararları nasıl verir 04:07 Yakınlık ilkesi web sitesi ve mağaza örnekleri 05:25 Benzerlik ilkesi güven ve marka algısı 06:31 Tamamlama ilkesi beynin boşlukla ilişkisi 07:31 Merak yaratan eksik mesajlar neden çalışır 08:42 Billboard ve outdoor pazarlamada tamamlama örneği 08:59 Süreklilik ilkesi göz yolu nasıl tasarlanır 10:25 Şekil zemin ilişkisi CTA neden görünmez olur 12:17 Psikoloji ve pazarlamada algı kısa yolları 13:01 Semiha ile tasarım ve algı üzerine sohbet 16:15 Gerçek projelerde Gestalt nasıl kullanılıyor 17:18 Tasarımcıların en sık yaptığı Gestalt hataları Bu bölümde sana çok temel ama çoğu markanın fark etmeden hata yaptığı bir konudan bahsediyorum: İnsanlar neden tıklıyor, neden kaçıyor? Bir web sitesine girdiğinde ya da bir reklam gördüğünde, bazen hiçbir şey yapmadan çıkarsın. Bazen de hiç planlamadığın halde tıklarsın, incelersin, hatta satın alırsın. İşte bu kararların büyük kısmı mantıkla değil, algı ile verilir. Ve bu algının arkasında Gestalt psikolojisi vardır. Gestalt İlkeleri bize şunu söyler: İnsan beyni dünyayı tek tek parçalar halinde değil, bir bütün olarak algılar. Yani kullanıcı senin sayfanda butonları, görselleri, metinleri ayrı ayrı incelemez. Beyni onları gruplayarak, tamamlayarak ve anlamlandırarak hızlıca karar verir. Bu bölümde Gestalt’ın temel prensiplerini pazarlama ve satış perspektifinden ele alıyorum. Yakınlık, benzerlik, tamamlama, süreklilik, şekil-zemin ve ortak kader gibi kavramların; web sitelerinde, reklamlarda, e-ticaret sayfalarında ve offline pazarlamada nasıl çalıştığını gerçek örneklerle anlatıyorum. Bir tasarım neden güzel olduğu halde satmaz? Bir reklam neden teknik olarak doğru ama etkisiz kalır? Neden bazı mağazalarda insanlar rahatça gezerken bazılarında hızlıca çıkmak ister? Bu soruların cevapları estetikte değil, algı yönetiminde gizlidir. Bölüm boyunca sadece dijital örneklerle sınırlı kalmıyoruz. Mağaza vitrinlerinden raf dizilimlerine, broşür tasarımlarından outdoor reklamlara kadar Gestalt İlkeleri’nin offline pazarlamada nasıl kullanılabileceğini de detaylı şekilde konuşuyoruz. Ayrıca insan psikolojisiyle pazarlamayı birleştirerek şuna odaklanıyoruz: Beyin neden düzeni sever, neden karmaşadan kaçar ve neden bazı markalara fark etmeden güvenir. Eğer web sitende dönüşümler düşükse, reklamların tıklanıyor ama satışa dönmüyorsa ya da mağazana giren müşteri karar vermekte zorlanıyorsa, sorun çoğu zaman fiyat değil, mesaj değil, ürün değil; algıdır. Bu bölüm sana şunu kazandıracak: Kullanıcıyı ikna etmeye çalışmadan nasıl yönlendirebileceğini Daha az anlatarak nasıl daha çok sattırabileceğini Tasarımı sadece görsel değil, stratejik bir satış aracı olarak nasıl kullanacağını Ben Faruk Toprak. Türkiye’de Dijital Pazarlama Podcast’inde bu bölümde insan beyninin satın alma kararlarını nasıl verdiğini, Gestalt psikolojisi üzerinden sade, net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. Dinledikten sonra markana, web sitene ve reklamlarına bir daha aynı gözle bakamayacaksın.

    20 min
  5. Kamerayı Aç Satış Başlasın AR VR ile Yeni Nesil Pazarlama

    JAN 20

    Kamerayı Aç Satış Başlasın AR VR ile Yeni Nesil Pazarlama

    00:12 QR kodla başlayan gerçek AR deneyimi 01:11 AR ve VR nedir temel farklar 01:59 Pazarlamada AR mı VR mı ne zaman hangisi 03:35 Gerçek kampanya örnekleri ve kullanım senaryoları 03:48 Ürünü denet iade oranını düşür 05:07 AR ile oyunlaştırılmış kampanyalar 06:53 En çok kullanılan sektörler 09:49 Offline pazarlamada AR ve VR farkı 11:18 Markalar AR ve VR’a nasıl başlamalı 12:45 Ölçümleme ve dönüşüm takibi 13:54 En sık yapılan hatalar 15:02 Markalar için net aksiyon planı Artık reklamlar izlenmiyor, yaşanıyor. Bu bölümde artırılmış gerçeklik (AR) ve sanal gerçeklik (VR) teknolojilerinin pazarlamayı nasıl kökten değiştirdiğini, markanıza nasıl gerçek bir deneyim alanı açtığını tüm detaylarıyla konuşuyoruz. Bugüne kadar pazarlama çoğunlukla şuna dayanıyordu: Mesajı göster, dikkat çek, tıklat, sat. Ama AR ve VR ile birlikte bu denklem değişti. Artık kullanıcı sadece reklamı görmüyor; ürünle etkileşime giriyor, deniyor, keşfediyor ve kararını çok daha hızlı veriyor. İşte bu bölüm tam olarak bu dönüşümün ne anlama geldiğini anlatıyor. Bölümün ilk kısmında şunu netleştiriyoruz: AR nedir, VR nedir, aralarındaki fark ne ve pazarlama tarafında hangisi ne zaman kullanılmalı? AR’ın günlük hayata neden daha hızlı girdiğini, VR’ın neden daha yüksek “wow etkisi” yarattığını ve bu iki teknolojinin markalar için hangi hedeflere hizmet ettiğini sade bir dille ele alıyoruz. Devamında gerçek kampanya mantıkları ve örnek kurgulara giriyoruz. Bir ürünün AR ile denetilmesi iade oranlarını nasıl düşürüyor? Ambalajlar, afişler ve mağaza içi materyaller nasıl “konuşur” hale geliyor? Offline bir temas noktası, doğru bir AR deneyimiyle nasıl ölçülebilir bir satış kanalına dönüşüyor? Bu soruların tamamını somut örnekler üzerinden açıklıyorum. Bölümde özellikle şu konulara detaylıca değiniyoruz: • AR ve VR’ın pazarlamada neden klasik reklamlardan çok daha güçlü olduğu • E-ticaret, kozmetik, moda, mobilya, otomotiv, gayrimenkul ve turizm sektörlerinde nasıl kullanıldığı • Sosyal medya filtrelerinin sadece eğlence değil, satış ve marka hatırlanması için nasıl kurgulanması gerektiği • VR showroom ve deneyim alanlarının etkinliklerde ve fuarlarda nasıl fark yarattığı • Offline pazarlamada QR, NFC ve görsel tanıma ile AR entegrasyonunun nasıl yapılacağı Ayrıca bu teknolojilere nereden ve nasıl başlanması gerektiğini de adım adım ele alıyoruz. Hangi hedef için hangi format daha doğru? WebAR mı, sosyal AR mı, VR deneyimi mi? Bu işin ölçümlemesi nasıl yapılmalı, CRM ve remarketing tarafına nasıl bağlanmalı? Sadece “havalı” değil, gerçekten sonuç üreten AR ve VR kurguları nasıl oluşturulur? Bölümün sonunda ise en sık yapılan hataları ve markaların neden bu alanda başarısız olabildiğini açıkça konuşuyorum. Çünkü AR ve VR doğru stratejiyle birleşmediğinde sadece kısa süreli bir eğlence olarak kalıyor. Doğru kurgulandığında ise pazarlama funnel’ının çok güçlü bir parçasına dönüşüyor. Eğer markanız için yeni nesil, deneyim odaklı ve gerçekten fark yaratan pazarlama yöntemlerini merak ediyorsanız, bu bölüm tam size göre. Ben Faruk Toprak. Türkiye’de dijital pazarlamanın bugününü ve yarınını birlikte konuşmaya devam ediyoruz.

    16 min
  6. Herkese Aynı Reklam Devri Bitti Hiper Kişiselleştirilmiş Pazarlama

    JAN 13

    Herkese Aynı Reklam Devri Bitti Hiper Kişiselleştirilmiş Pazarlama

    00:00 Açılış Herkese Aynı Reklam Devri Neden Bitti 01:50 Hiper Kişiselleştirmenin Ne Olduğunu Anlamak 03:00 Gerçek Bir Hiper Kişiselleştirme Hikayesi 05:00 Hiper Kişiselleştirmenin 3 Temeli Veri Otomasyon Doğru Zaman 07:00 Davranış Verisi ve Doğru Zamanlama 09:00 E-Ticarette Hiper Kişiselleştirme Nasıl Satış Getirir 11:00 B2B ve SaaS’ta Kişiye Özel Deneyimler 13:00 Offline Dünyada Hiper Kişiselleştirme Mağazacılık ve QR 15:00 Etik Sınırlar Güven ve İzin 16:30 Nasıl Başlanır Uygulanabilir İlk Adımlar ve Kapanış Bu bölümde dijital pazarlamanın en kritik kırılım noktalarından birini ele alıyorum: Herkese aynı reklamı gösterme devri neden bitti ve hiper kişiselleştirilmiş pazarlama deneyimleri neden artık bir tercih değil zorunluluk haline geldi. Bugün bir kullanıcı olarak hepimiz aynı döngünün içindeyiz. Sabah sosyal medyada bir reklama denk geliyoruz, gün içinde Google’da benzer bir arama yapıyoruz, bir siteye girip ürünlere bakıyoruz, belki sepete ekleyip çıkıyoruz. Ardından e-posta geliyor, WhatsApp mesajı düşüyor, akşam başka bir platformda aynı markayı tekrar görüyoruz. Ama bazı markalar bunu rahatsız edici şekilde yaparken bazıları tam tersine bizi gerçekten anlıyormuş hissi veriyor. İşte bu bölümde o farkın nereden geldiğini konuşuyoruz. Hiper kişiselleştirme sadece müşteriye adıyla hitap etmek değil. Müşterinin davranışını, niyetini, bulunduğu aşamayı ve karar verme sürecindeki engelleri anlamak demek. Bir müşteri fiyat yüzünden mi almıyor, kararsız olduğu için mi, güven problemi yaşadığı için mi yoksa zamanlama mı yanlış. Bu soruların her biri farklı bir mesaj, farklı bir teklif ve farklı bir kanal gerektiriyor. Aynı reklamla, aynı metinle herkese ulaşmaya çalışmak artık çalışmıyor. Bu bölümde hiper kişiselleştirmenin temelini oluşturan üç ana yapıdan bahsediyorum. Doğru veri, doğru otomasyon ve doğru zamanlama. Davranış verisinin neden CRM’de duran statik bilgilerden çok daha değerli olduğunu, otomasyonun sadece mesaj göndermek değil senaryo kurmak anlamına geldiğini ve zamanlamanın satış üzerindeki etkisini net örneklerle anlatıyorum. E-ticaret tarafında ürün önerilerinden sepet terk senaryolarına, dinamik içeriklerden mikro segmentlere kadar hiper kişiselleştirmenin nasıl satışa dönüştüğünü detaylı şekilde ele alıyorum. Her sepet terk eden kullanıcıya indirim göndermenin neden yanlış olabileceğini, bazen sosyal kanıtın bazen hız vurgusunun bazen de güven mesajlarının çok daha etkili sonuçlar verdiğini paylaşıyorum. B2B ve SaaS dünyasında hiper kişiselleştirmenin neden genelde göz ardı edildiğini ama aslında en büyük potansiyelin burada olduğunu anlatıyorum. Web sitesine giren ziyaretçinin sektörüne, ihtiyacına ve rolüne göre içerik ve teklif sunmanın satış süreçlerini nasıl hızlandırdığını örneklerle aktarıyorum. Offline pazarlama tarafında ise mağazacılık, etkinlikler ve fiziksel temas noktalarında hiper kişiselleştirmenin nasıl uygulanabileceğini konuşuyoruz. QR kodlar, sadakat sistemleri, mağaza içi deneyimler ve satış ekiplerinin veriyle desteklenmesinin neden fark yarattığını ele alıyorum. Bölümün sonunda hiper kişiselleştirmenin etik tarafına özellikle değiniyorum. Müşteriye değer sunmakla müşteriyi rahatsız etmek arasındaki ince çizgiyi, izinli iletişimin ve frekans kontrolünün neden kritik olduğunu vurguluyorum. Çünkü uzun vadede kazanan markalar, müşteriyi manipüle edenler değil, gerçekten anlayanlar oluyor. Eğer pazarlamada daha yüksek dönüşüm, daha güçlü müşteri ilişkileri ve daha akıllı bir sistem kurmak istiyorsanız bu bölüm tam size göre. Hiper kişiselleştirilmiş pazarlama geleceğin değil bugünün gerçeği. Keyifli dinlemeler.

    18 min
  7. 2026 Yılında Pazarlamayı Baştan Aşağıya Değiştirecek 8 Büyük Kırılım

    JAN 7

    2026 Yılında Pazarlamayı Baştan Aşağıya Değiştirecek 8 Büyük Kırılım

    2026 yılına girerken dijital pazarlama artık bildiğimiz yerden konuşulmuyor. Algoritmalar değişti, kullanıcı değişti, rekabet sertleşti. Bu bölümde sana trend listesi değil, önümüzdeki dönemde pazarlamada ayakta kalanlarla silinenleri ayıracak gerçek kırılımları anlatıyorum. Bu bölümde 2026 yılında pazarlamayı baştan aşağıya değiştirecek 8 büyük kırılımı ele alıyoruz. Yapay zekanın sadece destekleyen bir araç olmaktan çıkıp karar veren sistemlere dönüşmesini, SEO ve arama davranışlarının linklerden cevaplara evrilmesini, privacy first dünyada veriyi doğru kullanan markaların nasıl öne çıkacağını detaylarıyla konuşuyoruz. Aynı zamanda içerik tarafında neden artık kusursuz metinlerin değil samimi ve gerçek anlatıların kazandığını, reklamların neden daha az reklam gibi olmak zorunda kaldığını, mikro toplulukların ve niş kitlelerin markalar için neden altın değerinde olduğunu bu bölümde net örneklerle aktarıyorum. Bu bölümde şunları duyacaksın: • Yapay zeka destekli otonom pazarlama sistemleri • Sesli ve zeki aramaların SEO’yu nasıl dönüştürdüğü • Çerezsiz dünyada akıllı veri kullanımı • Gerçek ve samimi içeriğin yükselişi • Yeni nesil reklam deneyimleri • Mikro toplulukların gücü • Davranışsal ölçümleme ve yeni performans metrikleri • Tüm bu sistemlerin ortasında insan faktörünün önemi Eğer hâlâ 2023 refleksleriyle kampanya kuruyor, sadece tıklama ve dönüşüm sayarak ilerliyorsan bu bölüm senin için ciddi bir uyarı niteliğinde. Çünkü 2026’ya hazırlanmak yeni araçlar almak değil, zihniyeti değiştirmek demek. Bu bölümde amacım seni korkutmak değil, hazırlamak. Pazarlamayı otomasyonla ayakta tutan mı olacaksın, yoksa otomasyon sayesinde büyüyen marka mı, bu farkı net şekilde ortaya koyuyoruz. Dijital pazarlama, reklam, içerik, SEO, CRM ve büyüme stratejileriyle ilgileniyorsan bu bölümü mutlaka sonuna kadar dinle. Dinledikten sonra da kendine şu soruyu sor: Markan 2026’ya gerçekten hazır mı? Keyifli dinlemeler 🎙️

    16 min
  8. Yılın Son Gününde Kalpten Bir Sohbet

    12/31/2025

    Yılın Son Gününde Kalpten Bir Sohbet

    Tam 71 bölüm olmuş... 3. Sezonun son final bölümünden herkese merhaba.. Bu bölümde bilgi vermekten çok, durup nefes alıyorum ve seninle sohbet ediyorum. 2019 yılında New York’ta, Manhattan’da bir Best Buy mağazasından aldığım 100 dolarlık bir mikrofonla başlayan bu yolculuğun beni bugünlere nasıl getirdiğini anlatıyorum. O dönem podcast Türkiye’de neredeyse hiç konuşulmuyordu. Dinlenme sayıları, istatistikler, takipçi grafikleri yoktu. Sadece kaydediyor ve paylaşıyordun. Ben de öyle yaptım. Hatalı kelimelerle, nefes boşluklarıyla, hiç editlenmemiş kayıtlarla… Ama samimi. Bu podcast benim için hiçbir zaman sadece dinlenmek ya da popüler olmakla ilgili olmadı. Kendimi daha iyi ifade edebilmek, daha iyi konuşabilmek ve her bölümde bir önceki Faruk’tan biraz daha iyi bir Faruk olabilmekti derdim. Zamanla bunun beni ne kadar dönüştürdüğünü fark ettim. Konuştukça açıldım, anlattıkça netleştim, kayıt aldıkça geliştiğimi hissettim. 2020’de Türkiye’ye dönüş, ardından pandemi, zorunlu duraklamalar, ara verilen bölümler… Hayatın kendi akışı podcast temposunu da etkiledi. 2021’de yavaş yavaş geri dönüşler oldu. Ayda bir bölüm, yılda birkaç kayıt… Derken 2024’te kendime şu soruyu sordum: Neden duruyorum? Bu noktada Ertan abinin desteği ve teşviki benim için çok kıymetliydi. Onun sözüyle tekrar düğmeye bastım. Ve 2025 Nisan ayından itibaren, bir hafta bile aksatmadan her hafta yeni bir bölüm paylaştım. Bu istikrar benim için çok şey ifade ediyor. Bu bölümde sadece podcastten değil, 2025’in bende bıraktıklarından da bahsediyorum. Hepimizin sınandığı, zorlandığı, bazen yorulduğu bir yıldı. Ama aynı zamanda çok şey öğretti. Sabretmeyi, yeniden denemeyi, vazgeçmemeyi… 2024’te aldığım NLP eğitiminin hayatıma nasıl dokunduğunu, bakış açımı nasıl değiştirdiğini, başarı kavramıyla nasıl yüzleştiğimi samimi bir şekilde paylaşıyorum. Dibe düştüğümüzde aslında orada bir elmas olduğunu, önemli olanın onu fark edip yukarıya onunla çıkmak olduğunu anlatıyorum. 2025’te yaptığım yolculuklar, Ürdün’de Petra, Mekke ve Medine deneyimi, Orta Doğu’yla kurduğum bağ ve 2026 hedeflerim de bu sohbetin bir parçası. Dubai’de Joykek’i büyütme hayali, videocast planları ve yeni bir düzene geçiş düşüncesi de bu bölümde yer alıyor. Bu bölüm, yılın son günü için. Bir veda olduğu kadar bir teşekkür. Uzun zamandır beni dinleyenlere, yeni tanışanlara, bu yolculukta bana dokunan herkese içten bir teşekkür. Eğer bu podcast sana bir noktada eşlik ettiyse, yalnız olmadığını hissettirdiyse ya da bir düşünceyi tetiklediyse, bu bölüm senin için. 2025’e teşekkür etmeyi unutma. 2026’ya umutla bakalım.

    17 min

About

Türkiye’de Dijital Pazarlama, markanızı dijitalde büyütmek isteyenler için hazırlanmış, strateji ve performans odaklı bir podcasttir. Ben Faruk Toprak. Bu podcastte dijital pazarlamaya dair ezberleri değil, gerçek sonuç üreten sistemleri konuşuyoruz. Yalnızca trendleri konuşmuyoruz; yapay zeka destekli reklam yönetimi, dönüşüm odaklı funnel kurguları, retention ve müşteri sadakati, CRM ve otomasyon sistemleri, performans pazarlamasında ölçekleme, veriyle karar alma ve markanızı algoritmaların gözünde değerli hale getiren yaklaşımları net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. IG: @frktprk

You Might Also Like