Değer Yaratmanın Formülü

Mete Yurtsever

Bu podcast şirketlerin değer yaratmasının çalışan ve müşterilerine insan odaklı yaklaşmalarıyla mümkün olacağını, tasarım odaklı düşünme, davranış psikolojisi, inovasyon ve yaratıcılık alanında uzman yerli ve yabancı, profesyonel ve akademisyenlerin görüşleri ışığında ele alıyor. 📧 mete@innolabz.ist🙋🏻‍♂️ www.linkedin.com/in/meteyurtsever🛟 https://www.patreon.com/MeteYurtsever 

  1. Özgür Bolat ile “Hepiniz” Nasıl Mutlu Olursunuz?

    5D AGO

    Özgür Bolat ile “Hepiniz” Nasıl Mutlu Olursunuz?

    Kitap kulübümüzün yazarla buluşmasında konuğumuz Doç. Dr. Özgür Bolat ve yeni çıkan kitabı "Hepiniz Nasıl Mutlu Olursunuz?"du. Boğaziçi, Harvard ve Cambridge gibi okullardan mezun bir eğitim bilimcisi olan Özgür Bolat, bu kitabında mutluluğun bir şans ya da dışarıda aranacak bir şey olmadığını, aksine öğrenilen bir beceri olduğunu savunuyor. Bilimsel araştırmaların rehberliğinde okuyucusunu yaşamın anlamını yeniden düşünmeye ve kendi mutluluğunu adım adım inşa etmeye davet ediyor. Buluşmamızda üyelerimizden Özgür Bolat’ın eğitimlerine katılmış kitaplarını okumuş sıkı takipçileri de vardı. Sohbetimizin ağırlıklı bölümünü çocuk yetiştirme konusu oluşturdu diyebilirim. Bizim anne babalarımız çocuk yetiştirme konusunda bu kadar kaygı sahibi değillerdi. Şimdi o kadar çok ses var ki etrafımızda neyi yapmamız, neyi yapmamamız gerektiğini söyleyen. Sosyal medya bunun parodileri ile yıkılıyor, yerli, yabancı, olması gerekenle olan arasındaki uçurum üzerine. Özgür Hoca da bu konudaki sorularımızı yanıtlarken çocuğun mizacıyla karakteri arasındaki farka, güçlü yanları geliştirmenin zayıf yanları telafi etmeye çalışmaktan çok daha verimli olduğuna dikkat çekti. Sahneye çıkmak istemeyen çocukla nasıl konuşulur, yargılanma korkusu nasıl ele alınır, kitap okuma alışkanlıklığı nasıl kazandırılır gibi somut örnekler üzerinden de bizim deneyimlerimizi ve onun önerilerini konuştuk. Benim için en çarpıcı olan sanırım şu cümleydi: "Çocuğu yetiştirmeye çalışırsanız siz çocuğun sınırı olursunuz; önünden çekilirseniz istediği kadar gider." Buna bir de kitapta okuduğum “Çocuğunuzu geleceğe hazırlamayın; çocuğunuz için bir gelecek hazırlayın” sözünü eklersek yaklaşımı tamamlamış oluruz. Yani çocuğa potansiyeli doğrultusunda destek vermek diye özetleyebiliriz sanırım. Bu iki söze bol bol atıfta bulunacağım sanırım ortamlarda. Çünkü tam tersini uygulamaya takan çok insan olduğuna inanıyorum. Support the show

    27 min
  2. Emre Gür ve Nesrin Köseler ile Kolektif Etki ve Topluluklar

    MAR 2

    Emre Gür ve Nesrin Köseler ile Kolektif Etki ve Topluluklar

    Bu bölümde konuklarım, sosyal etki ve topluluk inşası alanında uzman iki isim: Emre Gür ve Nesrin Köseler. 285’inci bölümde Etienne Davodeau'nun "Les Ignorants" adlı çizgi romanından ve oradan esinlenen Cahiller Öğrenme Topluluğu'ndan bahsetmiştim. 286’ıncı bölümde ise tandemim Serap Aykut'la onun hikayesini ve topluluk deneyimimizi paylaşmıştım. Bu mini serinin üçüncü ve son bölümünde, bu topluluğun doğuşunu ve seyrini konuşmak üzere kurucuları Emre ve Nesrin'i ağırladım. Emre, günümüzde birçok kurumun sosyal alandaki faaliyetlerinden neden etki yaratamadıklarını anlamaya çalıştıklarını anlattı. Bu ihtiyaca karşılık, projeyle sınırlı kalmayan, bireylere bağlı olmayan ve kolektif etki yaratan bir iş modeli oluşturduklarını paylaştı. Mevcut yapının tıkandığından, kurumların ve bireylerin bir "pusula" arayışında olduğundan ve toplulukların bu tıkanıklığı nasıl açabileceğinden bahsettik. Nesrin, topluluk tasarımı ve inşasını hangi kriterlere göre ele aldıklarına değindi. Yeni topluluk oluşturma, mevcut topluluğu güçlendirme ve kapasiteyi artırma alanlarında kurumlara destek olduklarını anlattı. Cahiller Öğrenme Topluluğu'nda "karşılaşmaların" nasıl anlamlı ilişkilere dönüştüğünü gördüklerini ve "minimum müdahale, maksimum keşif" ilkesiyle hareket ettiklerini paylaştı. İnsanlığın, içinden geçtiğimiz siyasi, teknolojik ve sosyal değişimlerin sarsıntıları içinde ayakta kalması ve değer yaratması için en önemli desteğin topluluklardan geleceği inancıyla sizi bu söyleşiyi dinlemeye davet ediyorum. Katalist’in web sitesi (Instagram linklerine siteden ulaşabilirsiniz) www.katal.ist Support the show

    40 min
  3. Serap Aykut ile Kısakes'tik

    FEB 23

    Serap Aykut ile Kısakes'tik

    Bu bölümde konuğum "Cahiller Öğrenme Topluluğu"ndaki tandemim, 30 yıllık erkek berberi ve "Kısa Kes" markasının kurucusu Serap Aykut. Serap’ın geleneksel toplumsal rollere meydan okuyarak başladığı meslek yolculuğundan, berber koltuğunun insan psikolojisi üzerindeki etkilerine uzandık. Serap, sadece bir zanaatkar değil, aynı zamanda malzemesi insan olan bir sanatkar olarak, mesleğini Dali’nin bıyıklarından aldığı ilhamla nasıl dönüştürdüğünü içtenlikle paylaştı. Serap’ın koltuğuna oturan erkek ve kadınlar hakkında gözlemleri söyleşimizin en ilginç bulduğum kısımlarındandı. Erkeklerin nasıl alışkanlıklarını terk etmekte zorlandıkları, kadınların ise değişime ve değişimi hayal etmeye yatkınlıkları hayatın bir aynasıydı adeta. Bireylerin kendi farklılıklarını birer kusur olarak değil, özgün birer imza olarak kabul etmelerinin önemini vurgulaması ise çok çarpıcıydı. Sohbetimizin ilerleyen kısımlarında, Serap saçın tarihi ve toplum hayatındaki rolüne ilişkin yaptığı araştırmalardan edindiği çok ilginç bilgiler aktardı. Bunları ve daha fazlasını YouTube kanalında paylaşıyor, göz atmanızı tavsiye ederim. Benim planlı dünyam ile Serap’ın sezgisel ve yaratıcı yaklaşımı ortak olan merakımızla birleşince, Cahiller Topluluğu’ndaki öğrenme deneyimimiz çok keyifli ve verimli oldu. Üstelik bu daha bir başlangıç. Bu ilham verici sohbete şimdi kulak verebilirsiniz. Serap Aykut’un Instagram sayfası https://www.instagram.com/kisakes_serapaykut Support the show

    45 min
  4. der ya Kitap Kulübü ile Çoğu İnsan İyidir

    FEB 2

    der ya Kitap Kulübü ile Çoğu İnsan İyidir

    Kitap kulübümüzün 60'ıncı buluşmasında Rutger Bregman'ın "Çoğu İnsan İyidir" adlı kitabını konuştuk. Bu arada 60 buluşma tam 5 yıl yapıyor. Dile kolay, kitap kulübümüz altıncı yaşına bastı, daha nicelerine diyorum, birlikte olduğumuz tüm üyelerimize teşekkür ediyorum. Hollandalı tarihçi ve gazeteci Rutger Bregman'ın bu kitabı (orijinal adı Humankind: A Hopeful History), insan doğasına dair yaygın kabulleri kökten sorgulayan cesur bir çalışma. Yazar, Stanford Hapishane Deneyi, Sineklerin Tanrısı ve Paskalya Adası gibi meşhur örneklerin aslında bize yanlış anlatıldığını belgeleyerek, insanın özünde kötü olduğu varsayımının manipüle edilmiş bir kurgu olduğunu savunuyor. Kitap, kriz anlarında insanların dayanışma içinde hareket ettiğini gösteren gerçek hikayeler ve bilimsel araştırmalarla iddiasını destekliyor. Kitabın kapak yazılarında Harari’nin bile “İnsanlığı yepyeni bir perspektiften görmemi sağladı” sözü yer alıyor. Bregman’a göre bu "kötülük" anlatısı, insanların kendi başlarına düzen kuramayacağı inancını pekiştirerek merkezi otoriteyi, hiyerarşiyi ve katı kontrol mekanizmalarını meşrulaştırmak için bilinçli bir kurgu olarak kullanılır. Özünde bu manipülasyon, toplumsal bir güvensizlik ortamı yaratarak bizleri daha kolay yönetilebilir ve otoriteye muhtaç özneler haline getirmeyi amaçlar. Kitap bizde derin bir heyecan yarattı. Bir yandan, yıllardır referans gösterdiğimiz bilimsel çalışmaların aslında manipüle edilmiş olabileceğini görmek sarsıcıydı. Bazılarımız kitabı fazla iyimser buldu; Türkiye'deki düşük güven ortamında ve adalet sisteminin yetersiz kaldığı bir coğrafyada yazarın bu anlayışla mücadele yaklaşımının ne kadar gerçekçi olduğunu sorguladık. Öte yandan maruz kaldığımız medya ve politik ortamın bizleri olumsuzluğa ittiğini fark ettik, belki de bu nedenle böyle bir bakış açısına ihtiyacımız olduğunu düşündük. Grup olarak sanırım şu noktada hemfikiriz: İnsanın iyi mi kötü mü olduğunu test edecek bir ölçüm aracımız yok, dolayısıyla bu bir tercih meselesi. Bağlamın son derece önemli olduğunu, koşullar iyileştirildiğinde kötülüğün minimize edilebileceğini, ama bunun için ciddi bir hak ve adalet sistemine ihtiyaç duyulduğunu konuştuk. Sonuçta, hayatı anlamlı kılmak için bir şeyler seçmeliyiz; bazılarımız yaşama tutunmak için "çoğu insan iyidir" önermesini seçmeyi tercih ediyoruz. Ben kendi adıma, insanlara verdiğim krediyi 100'den başlatıp geriye geldiğimi söyleyebilirim. Bunun beni sıkıntıya düşürdüğü durumlar da çok oldu, ama bu benim hayat görüşüme daha yakın, bu kitapta da bu seçimi görmekten memnun oldum. Bu bölümde görüşlerine yer verebildiğim arkadaşlarım sırasıyla: (03:20) Feyza Demir, (07:55) Yasemin Karakaya, (12:07) Mürsel Çavuş, (16:06) Bengü İlhan, (17:42) Bahadır Balibaşa, (20:10) Öngün Şumnulu, (23:49) Aycan Acar Şahin, (27:03) Ekin Akkol, (30:30) Mete Yurtsever, (31:38) Ebru Başaran, (35:15) Suat Soy, (37:03) Feyza Demir, (41:47) Cem Çağatay Karaali, (44:07) Bahadır Balibaşa, (48:39) Yasemin Karakaya, (50:41) Öngün Şumnulu Support the show

    54 min
  5. Doç. Dr. Gonca Yıldırım Öge ile Bir Expat'ın "Marka Pusulası"

    JAN 26

    Doç. Dr. Gonca Yıldırım Öge ile Bir Expat'ın "Marka Pusulası"

    Bu bölümün konuğu benim. Ev sahibi ise İstanbul Aydın Üniversitesi (İAÜ) Reklamcılık Bölümü Başkanı Doç. Dr. Gonca Yıldırım Öge. Ben aslında Marka Konseyi ile birlikte düzenledikleri YouTuba’da yayınlanan Marka Pusulası serisinin dokuzuncu bölümüne konuk olmuştum. Bu günlerde bu söyleşi video olarak da Reklamcılık Bölümü’nün resmi kanalında yayınlanacak. Gonca Hoca, yurt dışında marka yönetmek üstüne bir söyleşi gerçekleştirelim deyince pek fazla paylaşım yapmadığım bir konu olduğu için de memnuniyetle kabul ettim. Yine bu nedenle kendi podcastimde yer vermek istedim. Bu bölümde neler mi konuştuk? Birkaç örnek verebilirim. "Marka" ve pazarlama kavramlarına yönelik yerel ve benim tecrübe ettiğim 5 ülkedeki bakış açısı farkları. Bir expat olarak yabancı uluslardan ekiplerle birlikte, ülkelerin sosyo-kültürel, ekonomik ve siyasi dinamiklerini yönetmenin zorlukları ve bu süreçteki dengeler. Uluslararası pazarda yer almak için gereken içsel hazırlıklar, değer önerisinin farklı pazarlarda yeniden konumlandırılması. Yurt dışına açılırken kültürel kimliği vurgulama veya global duruş benimseme arasındaki seçim. Türk markalarının başarısı önündeki engeller, küreselleşme yolunda zorluk yaşayan markalardan çıkarılacak dersler ve global başarı potansiyeli yüksek sektörler. Daha bir çok konuda naçizane görüşlerimi paylaştım, Gonca Hoca’nın değerli sorularını yanıtlamaya gayret ettim. Umarım sadece marka yöneticileri için değil, dünyaya açılma hayali kuran her girişimci için faydalanacağınız bir söyleşi olmuştur. Support the show

    47 min

About

Bu podcast şirketlerin değer yaratmasının çalışan ve müşterilerine insan odaklı yaklaşmalarıyla mümkün olacağını, tasarım odaklı düşünme, davranış psikolojisi, inovasyon ve yaratıcılık alanında uzman yerli ve yabancı, profesyonel ve akademisyenlerin görüşleri ışığında ele alıyor. 📧 mete@innolabz.ist🙋🏻‍♂️ www.linkedin.com/in/meteyurtsever🛟 https://www.patreon.com/MeteYurtsever 

You Might Also Like