Düş Ayracı

Muhammed KÖSEK

"Ufkunuzu genişleten nezih bir ortam.."

Episodes

  1. 02/06/2020

    Wuhan Coronavirus nedir? Çin'de neler yaşanıyor?

    2019-nCoV salgını nedeniyle  490 kişi hayatını kaybetti Vaka sayısı 3 bin 219’unun durumu ciddi olmak üzere yaklaşık 24 bine yükseldi. Karantina  altına alınanların sayısı ise 185 bin olarak belirtiliyor. 3 bin 400 yatak kapasitesine ulaşan geçici hastaneler  oluşturuldu. Hubey eyaletine bağlı  17 kentte toplu ulaşım 22 ocakta durdurulmuştu. Peki korona virusu nedir? Birlikte öğrenelim. 2020 fare yılı 22 ocakta  resmen başladı. Normalde Çin’de ve Çinli nüfusunun olduğu ülkelerde büyük bir coşkuyla kutlamalar yapılıyor bu tarihte. Fakat bu yıl değil çünkü Çin’deki 17 kent karantinaya alınmış durumda. Çinlilerin Güneş takvimine göre geçen yılın son günlerinde tespit edilen bir virüs insanlar arasında  yayılmaya hızla başladır. Yeni bir coronavirüs türü olduğu için adına  teknik olarak 2019-nCoV denmiş  ama ilk kez Wuhan kentinde görüldüğü için Wuhan coronavirüsü de deniliyor. Wuhan da 11 milyon insanın yaşadığı biliniyor.Çin sokakları şu dönem bomboş,  İnsanların sadece hastanelere ve hayati ihtiyaçlarını karşılamalarına izin veriliyor. Mevcut hastaneler yeterli olmadığı için büyük bir hızla yeni bir hastane yapılmaya başlandı. Alınan bilgilere göre 1000 yatak kapasiteli bu hastanenin 6 gün içerisinde tamamlanması bekleniyor. Wuhanda başlayan salgından 40 milyon insanın etkilendiği söyleniyor. Bir çok ulaşım seferi iptal edildi. Çünkü salgınlar sizlerde takdir edersiniz ki en hızlı bu şekilde yayılıyor. Corona kelimesi Latince’de taç anlamına geliyor. Bunlara mikroskopla bakınca görülen aura şekli ya da güneşin etrafındaki corona tabakasına benzer haleden ötürü bu isim verilmiş. İddialara göre salgının  Wuhan’daki Hankou tren istasyonunun hemen yanında bulunan  Huanan Pazarından yayıldığı söyleniyor. . Wuhan coronavirüsünün ilk kez burada ortaya çıktığı sanılıyor. Bu pazar başta deniz ürünleri olmak üzere çeşitli hayvanların satıldığı bir pazar yeri. Yılan, tavuskuşu, koala ; dev Çin semenderinden, bambu sıçanına kadar hemen her türlü hayvan bulunabiliyor. Virüsün burada satılan hayvanlardan; bir yarasa ya da zehirli yılandan insanlara geçtiği düşünülüyor. Virus daha yeni salgın etkisi yaratsa da aslında pek de genç sayılmaz, Çünkü Coronavirüsleri 1960’lı yıllarda keşfedildi. Aslında büyük bir virüs ailesidirler. Bugüne kadar bulunan bir çok  coronavirüs çeşidinden 7 tanesinin insanlar arasında bulaşıcı olduğu tespit edilmiş. 7 adet farklı insan koronovirüsü bulunmaktadır: 1. İnsan koronavirüsü 229E (HCoV-229E) 2. İnsan koronavirüsü OC43 (HCoV-OC43) 3. SARS-CoV(Şiddetli akut solunum yolu sendromu) 4. İnsan koronavirüsü NL63 (HCoV-NL63, New Haven koronavirüsü) 5. İnsan koronavirüsü HKU1 6. MERS koronavirüsü (MERS-CoV) 7. Yeni koronavirüs (2019-nCoV)[7][8] 2002’deki SARS ve 2012’deki MERS salgınları bu virüslerden ortaya çıkmıştı. Hastalık solunum yollarından bulaşıyor. Ağzın arka tarafındaki ve boğazdaki hücrelere yerleşiyor ve diğer insanlara da buradan yayılıyor. Belirtiler baş ağrısı, ateş ve öksürük ve halsizlik şeklinde kendini gösteriyor.Corona Virüsün kuluçka süresi ise 2-14 gündür---- devamı için bölümü takip edin..

    7 min
  2. Hayatın İçinden Cümleler- GERÇEK İLE YALANIN HİKAYESİ

    02/05/2020

    Hayatın İçinden Cümleler- GERÇEK İLE YALANIN HİKAYESİ

    - Evet şimdi size çok manidar bir hikayeyi sunacağım.. Jean Leon Gerome imzalı bir tablonun temsil ettiği, 200 yıl öncesine ait olduğu düşünülen 19 yüzyıl efsanesine göre gerçek ve yalan bir gün buluşurlar. Yalan doğru söyler ve "Bugün hava çok güzel” der. Gerçek ona bakar ve gözlerini gökyüzüne kaldırır. Gün gerçekten çok güzeldir, doğru söylemesine şaşırmıştır. Bir kuyunun önüne gelene kadar birlikte zaman geçirirler. Yalan hep doğru söylemektedir. Yalan; "Su çok güzel, birlikte banyo yapalım!" der. Gerçek, bir kez daha şüpheci bir şekilde suya dokunur, su gerçekten çok güzeldir. Ona inanıp soyunur ve yüzmeye başlarlar. Yalan bir anda sudan çıkar, gerçeğin kıyafetlerini giyerek kaçıp kayıplara karışır. Kızgın gerçek, kuyudan çıkar yalanı bulmak ve kıyafetlerini geri almak için her yere gider. Dünyada çıplak gerçeği görenler onu hor görmekte ve öfkeyle bakmaktadır. Zavallı gerçek, kuyuya geri döner ve sonsuza dek ortadan kaybolur. O zamandan beri yalan, dünyanın her yerinde gerçek gibi giyinmiş ve içimizde yaşamaktadır. Dünya ise hiçbir şekilde çıplak gerçeği görmek istememektedir.” Şimdi çoğunuz diyeceksiniz ki neydi bu şimdi? Bu konuya nereden geldik? Falan.. Üstadım biz zaten hep bu konuya takılı kalmışız bilmez misin? Hayatında hiç dost kazığı yemedin mi? Sevdiğin kadın/erkek hayal kırıklığın olmadı mı? Güvendiğin o dağlar karlar altında hiç mi kalmadı? Senin de, hepimiz gibi gerçeği birilerine yakıştıramadığın zamanlar olmadı mı? Yalanın kıyafetlerinin gölgesinden yuhalamadın mı gerçekleri, sırf kabullenmen zor diye?! Şimdi sana bu akşam bir çanta değerli(bak pahalı değil, "değerli" yani senin için anlamı olan) eşyalarını sokağın ortasına bırak ertesi akşam git al desem yapar mısın? İkimizde biliyoruz... Yapamazsın, güvenemezsin! Kime? -insanlara Peki bunu sana kim öğretti? En yakınındakiler.. Hah işte! Hazır en yakınına gelmişken konu, hatırlatmak istedim. "Gerçekler çıplak kaldı, yalanlar kürkle dolaşıyor.. Ve sanırım sen bu savaşı aldanarak kaybediyorsun.."  Yorum: Muhammed KÖSEK Uyarlanan kaynak; 🎬KAVGA | MUHAMMED KÖSEK

    4 min
  3. Hayatın İçinden Cümleler- TAKMA

    01/31/2020

    Hayatın İçinden Cümleler- TAKMA

    " Acı ve üzüntü, engin bir bilinç ve derin bir yürek için her zaman zorunludur. " Demişti Suç ve Ceza adlı eserinde Fyodor Mihayloviç Dostoyevski.. Ne özenle seçilmiş kelimeler ve hüzün kokusu sinmiş bir ifade değil mi?.. Günün birinde çekilen tüm acıların sona ereceğini bilmek, yokuş yukarı tırmanılan bir dağın eteklerinde kesilen nefesini hissetmekten bahsediyorum. Gözlerini kapatıp derinliklere daldığın an, "şu an" çektiğin sıkıntılardan bahsediyorum. Ailenin geçmişte yaşadığı sıkıntıları sana anlattığında hissettiklerini kastediyorum. Başarısızlıkların, yolundan sapmış hayallerin, kanat çırparken maviliklere, yüreği yarılıp yere çakılan umutlarından bahsediyorum.. Kayıplarını, yarı yolda bırakanlarını, yolun ortasında çaresiz yere yığıldığın anları hatırlatmaya çalışıyorum. Gazete köşesinde okuduğun, içini burkan o vahim olayı, çocukken evinin sokağında kahkahalarla sürdüğün minik bisikletine kilerde yer kalmayınca, hurdacıya satılması sonucu sanki gözünün önünden silinen anılarını işaret ediyorum.. Çok sevdiğin elbisenin giyilmez hale gelip renk atmasını, gece boyu yazdığın satırlarına soğumuş kahveni döktüğünü farz ediyorum.. Çok güvendiğin insanların seni sırtından vurduğunu, hiçbir problemin yokken "günah keçisi" ilan edilişini, demokrasi tutkunu olmana rağmen yağcılıkla yaftalanmanı, çoğusundan daha çok okurken cahil muamelesi görmeni, anlayışına rağmen dik kafalı olarak nitelenmeni, çok sevmene rağmen aşktan anlamayanların sana öğütler savurmasını kastediyorum. Hayatını acılarına borçlusun, kaybettiklerin ile günün birinde kazandıklarını takas ediyorsun. Düşünmeni gerektiren, kalbini kıran, hatta seni tüm insanlıktan soğutarak ortamlardan soyutlayan şu dertlerini diyorum; "Büyütme.." Hatırlatıyorum... Dostoyevski ne güzel demiş değil mi; -Acı ve üzüntü, engin bir bilinç ve derin bir yürek için her zaman zorunludur..- Diyor ki adam sana takma; Ne Üç kuruşluk karakteri bile olmayanın sözünü, Ne hayat denen lunaparkın diğer oyuncaklarını.. Olana kader, olmayana Nasip demeyi öğren.. Tüm engellere rağmen; "Yaşa" Çoğusundan daha iyi, Hepsinden daha derinlerde, Bilinçle.. 🎬KAVGA | Muhammed KÖSEK

    4 min
  4. 01/31/2020

    Gribe ne iyi gelir?

    Havalar soğudu ve haliyle vücudumuz böylesi soğuk havalarda  savunmasız kalabiliyor.  nüfusun kalabalık olduğu şehirlerde bakteriyel ve viral hastalıkların zirveye oturduğundan bahsedebiliriz. Ateş, öksürük, boğaz ağrısı, yorgunluk, burun tıkanıklığı, baş ağrısı ve halsizlik gibi nedenle kendini belli eden grip bile,  zaman zaman tehlikeli bir boyuta ulaşabiliyor.  bu tehlikeli ve yaşam kalitesnizi düşüren hastalıktan elbette doğadan gelen gücü kullanarak kurtulabilirsiniz. tabiat ana her zaman olduğu gibi yine bizim elimizden tutup ayağa kaldıracak. Peki gribe ne iyi gelir? SARIMSAK Genellikle ağızda kötü bir koku bıraktığı için çok fazla kişi tarafından sevilmeyen sarımsak,  bağışıklık sistemini güçlendirerek vücudun kendine gelmesini sağlıyor.  fakat bu besini dozunda tüketmek şart! tansiyon düşürücü etkisi olduğu unutmamalı! ZENCEFİL  Zencefil mukuslara etki ederek balgam atımını kolaylaştırır.  Günde 2-3 defa içilen zencefil çayı hastalık belirtilerini ortadan kaldırmaya yardımcı olur. SU biliyoruz ki vücudumuzun büyük çoğunluğu sudan oluşuyor. su organlarımızın doğru şekilde çalışmasını sağlıyor! bu sebeple; Günlük sıvı tüketiminizi artırarak en az 2.5-3 litre su içmelisiniz. HAVUÇ Göze olan faydası ile bilinen havuç,  Antienfeksiyon vitamini sayesinde grip ve soğuk algınlığının adeta baş düşmanı! DİĞER ÇÖZÜM ÖNERİLERİMİZ İSE ŞÖYLE; * Adaçayı ile gargara yapılır ve içilir. *Çuha çiçeği kökü kaynatılır ve çay şeklinde içilebilir * Okaliptüs çayı ise göğüs tıkanıklığı veya sıkışıklığını giderir, ateş düşürür, balgam söktürür,  grip virüsünü çok kısa sürede ortadan kaldırır. * Nane limon çayı, öksürüğü azaltarak boğaz tahrişlerini de engelleyici özellik gösterir.  Antiviral özellik taşıyan nane çayı, grip virüsünün yayılmasını ve bulaşmasını engeller. * Baş ağrısı, burun akıntısı ve titreme durumlarında evde yatmanız, istirahat etmeniz iyileşmenizi kolaylaştırır. * Grip salgını yaşanıyorsa işe bol miktarda sarımsak tüketmekle başlayabilirsiniz. Aynı zamanda soğan tüketimi de  vücut sistemini güçlendirici etkisi ile gribe karşı iyi bir savunmacı rolü oynar.  * Portakal mandalina ve limon gibi  C vitamini deposu meyveler tüketilmeli. Bu meyveler gribe karşı muhteşem bir silahtır. * Bol bol muz yemek yada muzu haşlayarak suyunu içmek gribe karşı oldukça etkili bir tedavidir. * Taze sıkılmış meyve suları, haşlama balık, tavuk ve tavuk suyu ile çorba gribin geçmesini kolaylaştırır.

    5 min
  5. 12/30/2019

    Koca Bebek Jüpiter!

    Güneşe uzaklığı bakımından 5. gezegeni sizlerle tanıştıralım. onun tam tamına 67 uydusu var. Ve adını Roma Mitolojisine göre tanrıların tanrısı olarak bilinen Jupiterden alıyor… Yoğunluk bakımından daha düşük kategoride bulanan gezegen Hidrojen ve Helyumdan oluşuyor. gezegenin atmosferi çok değişken bir yapıya sahiptir. Akışkan bir yapıya sahip olduğu için; jüpiter kendi etrafında çok yüksek hızda dönmektedir.gezegenin yüksek hızda kendi etrafında dönmesi onun görünümünün net olmasına engel olmakla birlikte güneşten aldığı enerjinin yaklaşık 3 katını da yansıtmasına sebep olmaktadır.Gezegenin yoğunluğu su ile karşılaştırıldığında; suyun yaklaşık 1,33 katı olarak tanımlanabilir. güneş sisteminin en büyük gezegenlerinden birisi olarak bilinen bu gezegnin çekirdeğinin ise buz ve kaya kütlelerinden oluştuğu düşünülmektedir. Bu gizemli gezegenin Dünya ya olan uzaklığı 628.742.559 km (4,20 AU). Güneş’e olan uzaklığı (yörünge uzaklığı) ise 778.340.821 kilometredir (5,20 AU). bilinen tahmini Yüzey sıcaklığı ise -108 0C’dir. Koca bebek jüpiterin en dış tabakasında yaklaşık 20.000 km kalınlığında hidrojen tabakasının olduğu biliniyor. Ekvatoral çevresi 439.264 kilometredir, ekvator çapı ise 142.984 kilometre olarak hesaplanıyor. Bu koca gezegenin hacminin dünyanın 1323 katı olduğu yönünde hesaplamalar mevcuttur. Kütlesinin ise 1.898.130.000.000.000.000 milyar kg ; yani dünyanın 318 katı olduğu düşünülüyor!  Bilinen 67 uydunun en büyüklerinin isimleri ise şöyle; Ganymede, Callistos, Io ve Europa.. Gezegenin bu dört büyük uydusu 1610 yılında Galileo Galilei tarafından keşfedilmiştir. jüpiterde zaman nasıl akıyor sorusuna gelirsek; 1 gün yaklaşık 9 saat 55 dakika sürerken, 1 yıl 4333 güne yani 11,8 Dünya yılına eşittir. Gezegen yüzeyinde BÜYÜK KIRMIZI LEKE Fırtınası olarak da bilinen hızı nerdeyse 800 km/h hızına ulaşan fırtınalar görülüyor bu ‘leke’yi ise ilk olarak 1664 yılında İngiliz bilim adamı Robert Hooke keşfetmiştir. İnsanoğlu ona olan merakı sebebiyle gezegene bugüne kadar 9 görev düzenlenmiştir. Bunlar sıra ile şöyle ; Pioneer 10 ile 1973 yılında, Pioneer 11 ile 1974 yılında, Voyager 1 ile 1979 yılında, Voyager 2 ile 1979 yılında, Ulysses ile 1992 yılında, Galileo ile 1995 yılında, Cassini ile 2000 yılında, New Horizons ile 2007 yılındadır. Juno isimli uzay aracı, 2016 yılının yazında gezegene ulaşmış ve başarılı sonuçlar elde etmiştir..Güneş ışığı bildiğimiz gibi dünyaya 8 dakika 20 saniyede ulaşırken jupitere ise 43 dakika da erişebilmektedir. Peki ya yerçekimi ne alemde diye soracak olursak; Çok güçlü bir yerçekimi kuvvetine sahip olduğu için. Dünyada 10 kilogram olan herhangi bir cisim, gezegende 23,64 kilogram olarak ölçülür. yani bizimkine nazaran yaklaşık 3 kat daha güçlüdür. peki ya gezenin hidrojen ve helyumdan oluştuğunu nasıl ölçtüler sorusuna gelirsek, Hidrojenin ölçümü 1960 yılında kızılötesi teknikler kullanılarak gerçekleşti. Helyum’un varlığı ise 1970 yılında uzay sondaj cihazlarının atomlar arası bağı incelemesi sonucu keşfedilebilmiştir. yazar: Muhammed Kösek

    5 min

About

"Ufkunuzu genişleten nezih bir ortam.."