Yersiz Turist

Tuna & Ömer

Otuzlu yaşlarını geride bırakmış iki kafadar olarak yıkıntılar içerisinde yaşam savaşı veren kültür ağacının çürük meyvelerini kemiriyoruz. Kişisel heveslerimizi eleştirel akıl ile yamalamaya, mümkün olursa taş üstünde taş kırmaya çabalıyoruz. Yersiz Turist bu çok yönlü çabanın sesli bir ürünü zira kalem tutmayı unuttuk diye hayıflanırken aklımıza birden sesimizi kullanmak geldi. İncir çekirdeğini doldurmayacak dertlerimizi ve dünyayı değiştirme planlarımızı arka arkaya paylaşıyor, bizi ilgilendiren ve belki başkalarının da ilgisini çekebileceğini umduğumuz konularda sohbet ediyoruz. Bu dünyada artık orijinal hiçbir şey yapılamaz mı? Kültürün ve sanatın sonuna mı geldik? İnsanlar neden bu kadar kişisel gelişim kitabı alıyorlar ve bir gün herkes yoga eğitmeni olduğunda bu işten kim, nasıl ekmek yiyecek? Bu soruların hiçbirine kesin bir cevabımız yok . Fakat hepsi üzerine konuşmaya değer.

  1. 03/15/2020

    “Can Sıkıntısı” Nelere Kadir!

    Corona gündeminin yakıcılığında, evvelki bölümün manidar zamanlamasına ilişkin şaşkınlığımızın ve devam yorumlarımızın açtığı bu bölümde Johan Huizinga’nın insanın temel içgüdülerinden saydığı “oyun” kavramından giriyor, bunun temelini oluşturan “eğlence” kavramını Bertrand Russell yoluyla "can sıkıntısı" ile kaynaştırıyor, Marksist emek-değer kuramı marifetiyle üretim/tüketim temelli analizine çıkıyoruz. Eğlence üretilmeli midir, hazır mı tüketilmelidir? “Yaratıcılık” artık bizzat kendi etimolojisine zıt biçimde “üretim” dışında ne varsa onu mu niteliyor? Sorular uçuşurken konu bir eğlence alt başlığı olan “turizm” ve ismimizin de öznesi olan “turist” olma haline geliyor. Bu kez üretim şöyle dursun, turizmdeki tüketim biçimlerinin dahi aslında özgür olamayabileceği ihtimali üzerinden, seçimlerin etkenliği ve edilgenliği üzerine laflıyoruz. Hevesimiz mi daha çok, özentimiz mi? Alternatif turizm mümkün mü, mümkünse ne kadar alternatif? Turizmci taş mı yesin, yoksa beklenti mi yönetsin? (Not: bu bölümde belde yerleştirme vardır. Visit Alaçatı!). Akabinde 20lerde (çok şükür artık nümerik bir decade’imiz var) hangi konuyu ele alsak sosyal medya etkisinden arındırmamızın mümkün olmadığı gerçeğiyle yine yüzleşiyoruz. Medyum manipülasyon gücünü paylaşım histerisinden mi alıyor? Facebook'la birlikte özlük bilgileri ansızın ifşa olup da aslında birer "alter-ego" rumuzlar yerini gerçek kişilere bırakırken, Instagram ne ara kişisel bakıştan kişiye bakılana geçti? Reytinglerde objektifin ötesi mi makbul, berisi mi? Bu soruların cevaplarından bizler ne kadar sorumluysak, artık bir görüş ve şikayet merciine ( yersizturistpodcast@gmail.com ) sahip sizler de o kadar sorumlusunuz.

    47 min

About

Otuzlu yaşlarını geride bırakmış iki kafadar olarak yıkıntılar içerisinde yaşam savaşı veren kültür ağacının çürük meyvelerini kemiriyoruz. Kişisel heveslerimizi eleştirel akıl ile yamalamaya, mümkün olursa taş üstünde taş kırmaya çabalıyoruz. Yersiz Turist bu çok yönlü çabanın sesli bir ürünü zira kalem tutmayı unuttuk diye hayıflanırken aklımıza birden sesimizi kullanmak geldi. İncir çekirdeğini doldurmayacak dertlerimizi ve dünyayı değiştirme planlarımızı arka arkaya paylaşıyor, bizi ilgilendiren ve belki başkalarının da ilgisini çekebileceğini umduğumuz konularda sohbet ediyoruz. Bu dünyada artık orijinal hiçbir şey yapılamaz mı? Kültürün ve sanatın sonuna mı geldik? İnsanlar neden bu kadar kişisel gelişim kitabı alıyorlar ve bir gün herkes yoga eğitmeni olduğunda bu işten kim, nasıl ekmek yiyecek? Bu soruların hiçbirine kesin bir cevabımız yok . Fakat hepsi üzerine konuşmaya değer.