Eshab-ı Kiram Serisi

Hakikat Podcast

İbni Hacer-i Mekki hazretleri de buyuruyor ki: (Ey kalbi Allahü teâlânın sevgisi ile ve Resulullahın sevgisi ile dolu olan müslüman! Birinci vazifen Peygamber efendimizin eshabının sevgisini, ehl-i beytinin sevgisi ile kalbinde cem etmektir. Ehl-i beyti, Resulullahın evladı oldukları için sevdiğimiz gibi, diğerlerini de, Onun eshabı oldukları için sevmeliyiz! Çünkü, Eshab-ı kiramın nail oldukları şeref pek yüksektir. O şerefe başkaları kavuşamaz. O şereften biri, Resulullahın mübarek nazarları onlara işlemiş ve hepsine manevi imdat ile yardım etmiştir. Bu hassa, bunlardan başkasında bulunmuyor. Bunların kemalatına, geniş ilimlerine, Peygamber efendimizden aldıkları hakikat mirasına, sonra gelenlerden hiç biri kavuşamadı. Her müslümanın bunların hepsini adil, salih ve veli ve âlim ve müctehid bilmesi lazımdır. Kendilerinden bir hata çıksa da Cenab-ı Hak hepsini af ve mağfiret ile müjdeledi. Kur’an-ı kerimde mealen, **(Allah, Onların hepsinden razıdır. Onlar da, Allah’tan razıdırlar)** buyurdu. İkinci binin müceddidi imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Eshab-ı kiramı sevmek, onlara bağlı olmak, insanlar içinden beğenilmiş, süzülüp ayrılmış olan bu çok kıymetli tabakanın hayat tarzlarına imrenip onlar gibi olmaya özenmek, Allahü teâlânın en büyük nimetidir. Hadis-i şerifte, **(Kişi sevdiği ile beraberdir)** buyurulduğundan onları sevenler, onlar iledir.)

Episodes

  1. 03/23/2020

    Hazret-i Amr Bin Âs (radıyallahü anh)

    AMR BİN ÂS (radıyallahü anh) Eshâb-ı kiramın büyüklerinden. Arabistan’da yetişen dört dâhiden biri ve büyük kumandan. Resûlullah efendimiz sallallahü aleyhi ve sellemin dünyâyı teşrîfinden bir kaç sene sonra Mekke’de doğdu. 664 (H. 43) yılında Mısır’da vefat etti. Hazret-i Amr bin Âs’ın mensûb olduğu Benî Sehm kabîlesi, İslâmiyet’ten önceki câhiliyye devrinde, Kureyş’in ileri gelen ailelerinden idi. Önceleri kabîlesine uyarak, İslâm aleyhinde çalışan Amr bin As, İslâmiyet’i kabul ettikten sonra, eski hatâlarına çok pişman oldu. İslâm’a hizmet etmeyi, müşriklere karşı savaşmayı şiddetle arzu etti. Böylece İslâm dîninin yiğit bir mücâhidi oldu. Amr bin As, şöyle anlatır: “Yâ Resûlallah! Sağ elinizi açınız da, size bî’at edeyim” dedim. Server-i âlem elini açınca, ben elimi çektim. “Yâ Amr! Sana ne oldu?” buyurduklarında; “Bî’at için şart koşmak istiyorum” dedim. Şartımı sordular. “Yâ Resûlallah! Ben geçmişte olan günahlarım bağışlanmak şartıyla size bî’at edeceğim” dedim. Gelecek günahlarım için mağfiret taleb etmek aklıma gelmedi. Bunun üzerine Fahr-i âlem sallallahü aleyhi ve sellem; “Ey Amr! Bî’at et! Hiç şüphesiz ki, müslüman olmakla, İslâmiyet’ten önce yapılanların hesabı sorulmaz.” buyurdu. İnsanlardan hiç biri bana, Resûl-i ekremden daha sevgili ve O’ndan daha yüce olmamıştır. Vallahi, müslüman olduktan sonra önemli işlerde Server-i âlem beni ve Hâlid bin Velîd’i diğer Eshâbından ayırmadı.” Amr bin As, Mekke’nin fethinden önce îmâna gelenlerin şerefine ve yüksek derecesine kavuştu. Resûlullah ( aleyhisselâm ) Âmr İbn-i Âs için buyurdular ki: “Amr İbn-i Âs, Kureyş’in sâlihlerindendir.” “Allahım, Amr İbn-i Âs’a rahmet et. Zira o hem seni seviyor, hem de Resûlünü”, “İyi kimseye malın iyisi ne güzel yakışır.” Amr İbn-i Âs anlatır: Resûlullah bana: “Elbiseni giy, silâhını kuşan ve bana, gel” diye haber gönderdi. Gittiğimde “Seni asker üzerine göndermek isterim. Allah sana selâmet ve ganîmet versin ve çok sâlih mal ile dön” buyurdu. Ey Allah’ın Resûlü ben mal para için değil, İslâm’a olan rağbet ve arzumdan müslüman oldum, dedim. “Ey Amr, sâlih mal, sâlih kimsede ne güzeldir” buyurdu.

    53 min
  2. 03/11/2020

    Hazret-i Musab bin Umeyr (radıyallahü anh)

    İslâmda ilk öğretmen. Mus'ab bin Umeyr, hem annesi hem de babası tarafından Kureyş'in asîl ve zengin bir âilesine mensub idi. Zengin oldukları için gâyet râhat bir hayat sürüyordu. Orta boylu, güzel yüzlü, nâzik ve yumuşak huylu, son derece zekî idi. Güzel konuşurdu. Akl-ı selîm sâhibi olduğundan, putların bir fayda veya zarar veremiyeceğini bilir onlara tapılmasından nefret ederdi. Annesi tarafından en iyi şartlar altında refah ve bolluk içinde yetiştirilmişti. Güzel yüzlü ve zengin olduğundan Mekke halkı ona gıpta ile bakardı. Peygamber efendimiz bunun için "Mekke'de Mus'ab'dan daha zarîf, daha nârin, daha güzel kimse yok idi. Saçları kıvrım kıvrım idi." buyurmuşlardı.   Bütün bu rahatlıklara rağmen kalbinde büyük bir boşluk hissediyordu Mus'ab bin Umeyr. Bu maksatla sevgili Peygamberimizin bir merkez olarak seçtiği, İslâmı anlattığı ve o zaman Mekke'de müslümanların toplandığı Erkam bin Ebi'l-Erkam'ın evine gitti. Resulullahı görür görmez Müslüman oldu. İslâmiyeti kabûl ettiği an hayatı da birdenbire değişti. Eski servet ve zenginliğin yerini fakirlik aldı. Âilesinin sevgili oğullarına yapmadığı eziyet kalmadı. Onu dîninden döndürmek için evlerindeki bir mahzene hapsederek günlerce aç ve susuz bıraktılar. Arabistan'ın yakıcı güneşi altında ağır ve tahammülü zor işkenceler yaptılar. Fakat Mus'ab bin Umeyr, bu ağır ve acımasız işkenceler karşısında sabır ve sebât göstererek aslâ İslâmiyetten dönmedi. Her seferinde bütün gücüyle haykırıyordu: - Allahtan başka tapılacak, ibâdet edilecek ilâh yoktur. Muhammed aleyhisselâm O'nun peygamberidir.

    1h 10m

About

İbni Hacer-i Mekki hazretleri de buyuruyor ki: (Ey kalbi Allahü teâlânın sevgisi ile ve Resulullahın sevgisi ile dolu olan müslüman! Birinci vazifen Peygamber efendimizin eshabının sevgisini, ehl-i beytinin sevgisi ile kalbinde cem etmektir. Ehl-i beyti, Resulullahın evladı oldukları için sevdiğimiz gibi, diğerlerini de, Onun eshabı oldukları için sevmeliyiz! Çünkü, Eshab-ı kiramın nail oldukları şeref pek yüksektir. O şerefe başkaları kavuşamaz. O şereften biri, Resulullahın mübarek nazarları onlara işlemiş ve hepsine manevi imdat ile yardım etmiştir. Bu hassa, bunlardan başkasında bulunmuyor. Bunların kemalatına, geniş ilimlerine, Peygamber efendimizden aldıkları hakikat mirasına, sonra gelenlerden hiç biri kavuşamadı. Her müslümanın bunların hepsini adil, salih ve veli ve âlim ve müctehid bilmesi lazımdır. Kendilerinden bir hata çıksa da Cenab-ı Hak hepsini af ve mağfiret ile müjdeledi. Kur’an-ı kerimde mealen, **(Allah, Onların hepsinden razıdır. Onlar da, Allah’tan razıdırlar)** buyurdu. İkinci binin müceddidi imam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki: (Eshab-ı kiramı sevmek, onlara bağlı olmak, insanlar içinden beğenilmiş, süzülüp ayrılmış olan bu çok kıymetli tabakanın hayat tarzlarına imrenip onlar gibi olmaya özenmek, Allahü teâlânın en büyük nimetidir. Hadis-i şerifte, **(Kişi sevdiği ile beraberdir)** buyurulduğundan onları sevenler, onlar iledir.)