Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları

  1. 8h ago

    KADINLARLA İLGİLİ MUHTELİF MESELELER-22 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    Kadından imam olmaz. Sadece cenaze namazını kıdıracak erkek yoksa kıldırabilecek kadın varsa, cenaze namazını kıldırsa ve sonradan da erkek imam bulunsa bile tekrar edilmesi gerekmez. Bunun haricinde diğer namazlarda kadınların imamlığı câiz değildir. Sadece kadınlar kendi aralarında kılarlarsa, birisine uyarak aynı sırada öne geçmeden namazlarını kılabilirler. Ama keraheti vardır. Kadınların bayram ve Cuma namazlarında, tesettür ve vakar şartıyla bulunmaları meşrû’dur. Fakat İmam Aynî’den naklen H. 1363’te vefat eden Mâlikîlerden Şeyh Muhammed Habîbullah diyor ki: “Şimdiki zamanımızda süslü olarak genç kadınların Cuma ve bayramlarda bulunmaları, kesinlikle câiz değildir.” Nitekim Aynî diyor ki: “Ulemâmız dediler ki: Kadınların bayram namazlarına gitmelerinin câiz olması, Hz. Nebî’nin (s.a.s.) zamanına mahsustu. Şu hâlde genç kadınların ziynetlenip mescide gitmeleri, kesinlikle câiz değildir. Bunun için Âişe (r.anhâ) dedi ki: “Rasûlullah (s.a.s.), kendisinden sonra kadınların ne gibi bid’atleri ihdas ettiklerini görmüş olsaydı, onları mescitlere girmekten men edecekti; İsrâiloğullarının kadınlarının men edildikleri gibi.” Hz. Âişe’nin (r.anhâ) sözü, Rasûlullah’ın (s.a.s.) hayatından az sonradır. (İsmail Çetin, Tahkîm-i Sâdât Şerh-i Mişkât, II/223) Cuma namazı sadece erkeklere farzdır. Kadınlar Cuma günleri diğer günlerdeki gibi öğle namazını kılabilirler. Onlara Cuma namazı farz olmadığından Cuma cemaatini beklemelerine gerek yoktur. Ezan okunduktan sonra öğle namazını kılarlar. (Nurgül Dere, Müslüman Hanımın El Kitabı, s. 147)

  2. 1d ago

    MİMAR SİNAN’IN MÜHENDİSLİK ÇALIŞMALARI-21 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    Yavuz Sultan Selim, Kânûnî Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murad dönemlerinde çok sayıda eser veren Sinan, aslında büyük bir mühendislik birikimine sâhiptir. Sinan’ın hayâtı incelendiğinde, onun mîmarlıktan önce mühendislik işlerine ilgi duyduğu görülür. Başka bir deyişle Sinan, câmi ve medreselerden önce köprü, su yolları ve kemerleri gibi, daha çok mühendislik alanına giren yapılar inşâ etmiştir. Önceleri marangozluğa olan ilgisinin, sonraları mîmarlığa, özellikle de köprü, su yolu kemeri, çeşme ve hamam gibi daha çok su yapıları üzerine yöneldiği anlaşılıyor. Sinan’ın mühendislik bilgisini ortaya koyan en büyük eseri Kırkçeşme su tesîsidir. Sinan’ın bu alanda ileri düzeyde bilgi ve deneyim sâhibi olduğunu, Kânûnî Sultan Süleyman’la olan görüşmesinden de anlamak mümkündür. Mühendislik konusundaki bilgilerine güvenen Sinan, pâdişah ile görüşmesi esnâsında fikirlerini kendinden emin şekilde dile getirmiştir. Sinan, Kırkçeşme isâle hattının yapımına 1554 yılında başlamış ve bu büyük projeyi 1563 yılında tamamlamıştır. Sinan’ın su mîmârîsi alanında inşâ ettiği köprüler, onun en sağlam mühendislik projeleri arasında yer almaktadır. Sinan, henüz yeniçeri ocağında iken haseki rütbesiyle katıldığı seferlerde, ordunun nehirleri aşması için yaptığı köprülerle mühendislik yeteneğini kanıtlamıştır. Onun mühendislik bilgisi sâyesinde inşâ ettiği köprülerin tamâmı günümüze kadar gelmiştir. Ancak doğal olarak bu köprülerinin bir kısmı onarım geçirmiştir. Özgün durumlarını koruyan Sinan köprülerinin tamâmı ise hâlâ kullanılmaktadır. Sinan, mîmarbaşı olduktan sonra iddialı olduğu köprüler konusunda da büyük başarı sağlamıştır. (Suphi Saatçi, Mîmar Sinan’ın Su Mühendisliği, Zdergi)

  3. 2d ago

    HZ. ALİ (R.A.)’IN RESULULLAH (S.A.V.) YANINDA DEĞERİ-20 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    Hz. Peygamber (s.a.v.), Hz. Ali (r.a.)’a şöyle buyurdu: “Yâ Ali, müjdeler olsun sana ki, Cenâb-ı Hak cennet bekçisi olan meleğe emreder. Buyuyur ki: "Cennete girmek isteyen kimse Ali (r.a.)’dan izin almayınca cennete gidemez". Cennet bekçisi olan Rıdvan adındaki melek de senden izin almayan kimseyi cennete sokmaz. Yâ Ali! Sen kimden râzı isen ona izin verirsin, cennete girer. Kimden râzı olmazsan ona izin vermezsin, o da cennete giremez”. Bir gün Hz. Ebûbekir, Hz. Ali (r.a.)’a lâtife ederek, “Yâ Ali, kıyâmet günü senden izin olmadıkça kimse cennete giremeyecektir. O gün bana izin verir misin?” dedi. Hz. Ali (r.a.), Hz. Ebûbekir (r.a.)’a şu cevabı verdi: "Doğru söylüyorsun. Fakat ben Peygamber (s.a.v.)’den işittim ki, senden müsaade almayınca kimseye izin vermem. O zaman siz bizim üzerimizde bir kontrol vazifesini görürsünüz. Öyle ise sizin, bizden izin almaya hiçbir ihtiyacınız yoktur. Esasen biz size müracaat edip, sizden izin almalıyız". Resûl-i Ekrem (s.a.v.) bir gün Eshab-ı Kiram (r.a.e.)’e şöyle buyurdu: “Ben mü’minlere kendi nefislerinden daha evlâ değil miyim?” Mecliste bulunanlar sözbirliği ederek: "Evet yâ Resûlullâh (s.a.v.)" dediler. Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.), Hz. Ali (r.a.)’ın elinden tutarak şöyle buyurdular: “Ben kimin mevlâsı evlâsı isem, Ali de onun mevlâsı evlâsidir mevlâsıdır. Ey Allâh’ım! Ona düşmanlık yapanlara düşmanlık yap, onu sevenleri sev, onu hor tutanları hor tut, ona kötülük yapanların cezasını ver, ona yardım edenlere yardım et, nerede bulunursa bulunsun hakkı onunla birlik kıl". (Şemsüddin Ahmed Sivasi, Dört Büyük Halife, s.324)

  4. 3d ago

    CUMA NAMAZININ SIHHAT ŞARTLARI VE ZUHR-U ÂHİR NAMAZI-19 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    Şehir veya kasaba yahut büyük nahiye/köy olması; açık arazide veya küçük nahiyede/köyde Cuma kılmak sahih olmaz. Öğle vaktinin girmiş olması; öğle vaktinin girmesinden evvel ve vakit çıktıktan sonra Cuma kılmak sahih olmaz. Hutbe okunması; Hutbe, bir tesbîh miktarı kadar da olsa Allâhü Teâlâ’yı zikretmektir, fakat sünnete muhalif olması sebebiyle bir tesbîh miktarı ile iktifa etmek mekruhtur. Cemaat; Cemaatin en azı, imamın haricinde üç erkektir ve birinci rekâtın secdesine kadar üç erkeğin namazda bulunmuş olması şarttır; dolayısıyla birinci rekâtın secdesinden önce dağılmaları hâlinde Cuma bâtıl olur, fakat ondan sonra dağılsalar batıl olmaz. İzn-i âm (umumî izin); Cuma namazının, ilân edilmek suretiyle umumî (genel) izin ile edâ edilmesi; binaenaleyh eğer cemaat, başka insanlara girme izni vermedikleri bir yerde Cuma namazı kılsalar veya mescidin kapılarını kapatmak suretiyle Cuma namazı kılsalar Cuma sahih olmaz. Cuma namazı eda edildikten sonra kılınması faziletli olan, Zuhr-u âhir namazı vardır ki, eğer Cuma namazının şartlarından biri olmadı ise öğle namazı yerine geçsin diye kılınan bir namazdır. İhtiyaten kılınır. Bu namaz Cuma’nın 4 rekât son sünnetinden sonra kılınır. Zuhr-u âhire: "Niyet ettim zuhr-u âhir namazını kılmaya" veya "Vaktinde yetişip henüz üzerimden düşmeyen son öğle namazını kılmaya niyet ettim" diyerek niyet edebilir. Öğle namazının sünneti gibi kılınır. Son iki rekâtta okunan zammı sureler, bu namaz öğle namazının yerine geçerse namaza herhangi bir zarar vermez. Nafile yerine geçerse zaten nafileler de öyle kılınır. (Eşref Ali et-Tehânevî , El Muhtasar fi’l Fıkhi’l Hanefi, s.271-273)

  5. 4d ago

    CEMAATLE NAMAZLA İLGİLİ NEBEVÎ UYARILAR-2-18 AĞUSTOS 2026

    Ebû Dâvud Sünen’inde, Resûl-i Ekrem (s.a.v.) şöyle buyurdu dediğini rivayet etmiştir: "Her kim müezzinin ezanını işitir de kendisini namaza gelmekten bir özür alıkoymazsa..." (mecliste bulunanlardan biri): - Ya Resûlullâh özür nedir? Peygamber (s.a.v.): "Korku ve hastalık, buyurdu." Peygamber (s.a.v.) sözüne devamla: "(Evet, bir özür alıkoymazsa) evinde kıldığı namaz kâbul olunmaz." Müslim’in rivayetine göre ama bir adam Resûl-i Ekrem (s.a.v.)’e gelir ve: "Ya Resûlullâh, elimden tutup beni mescide getirecek kimsem yoktur. Evim de namaz kılmam için bana ruhsat var mıdır?" Resûl-i Ekrem önce adama ruhsat verir. Ama geri dönüp giderken Resûlullâh (s.a.v.) adamı geri çağırır ve: "Ezanı duyuyor musun?" diye sorar. "Evet duyuyorum". Peygamberimiz (s.a.v.): "Öyle ise icabet et (cemaata devam et)" buyurur. Müslim’in Ebû Hüreyre’den yaptığı diğer bir rivayetinde Resûl-i Ekrem (s.a.v.): "Andolsun, gönlümden öyle geçiyor ki, kendi adamlarıma emredeyim, bana pek çok odun toplasınlar, sonra, hiç bir mazeretleri olmadıkları halde evlerinde namaz kılan kimselere gideyim, hanelerini başlarına yakıvereyim." Bu sahih hadiste ve bundan önce geçen ayet-i kerimede mazeretsiz cemaati terkedenler için pek ağır vaîdler vardır. İbn Mesud’da şöyle söylüyor: "Her kimi yarın Allâh’ın huzuruna çıkmak sevindirecekse beş vakit namazı namaza çağırılan yerde kılsın. Allâhü Teâlâ sizin Peygamberiniz için hidayet yollarını şeriat yaptı. (Açık açık beyan etti). Beş vakit namaz da hidayet yollarındandır. Eğer siz -namazını evinde kılan şu adam gibi- evlerinizde kılarsanız Peygamberinizin yolunu terketmiş olursunuz. Peygamberinizin yolunu terkederseniz dalâlete düşersiniz." (İmam Zehebî, Büyük Günâhlar, s. 232-233)

  6. 5d ago

    EHL-İ SÜNNET’TEN OLMAK NE DEMEKTİR-17 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    Dört Hak mezhepten birini taklit etmek günümüzde bütün Müslümanlar üzerine bir vecîbedir. Bir müslümanın (İslâmi ilimleri tahsil etmiş bile olsa) dört mezhebi terkederek Kitap ve Sünnet’ten anladığıyla amel edip, hüküm çıkarması doğru olmaz. Bu kişi Ehl-i Sünnet yolundan ayrılmış olur. Dört mezhebi bir tarafa bırakarak; hadis alimi olmanın şart ve niteliklerinden yoksun kimseler örfî manada muhaddis olamayacakları gibi, bu yetersizlikleriyle de içtihad sevdasında bulunmakla ehli sünnet ve’l cemaat olmaktan da çıkarlar. İnsan bir ilimde ihtisas sahibi olmadan, onu ihâtâ etmeden ve o ilim kendisine bir meleke haline gelmeden, yalnız onu birkaç kez okumakla ve ara sıra meşgul olmakla, o ilmin âlimi olmaz. Nitekim tıp ilmi ile meşgul olup ve sade bu ilmi meşguliyetle elde etmeye çalışan kişi nasıl ki tabip olamıyorsa, hadis, fıkıh ve benzeri ilimlerle meşgul olan kimse de sade bu meşguliyetinden dolayı muhaddis veya müçtehid olamaz. Bu dört mezhebi reddeden, müçtehid olmadığı halde şer’i delilleri sözde kitap ve sünnetten veya meallerden çıkarmak sevdasında olan kimselerin büyük bir gaflet ve dalâlet içerisinde oldukları şüphesizdir. Bu tipler, hiçbir şey üzerinde karar kılamazlar ve hiçbir kimse ile bu düşüncelerini paylaşamazlar. Bu inançta olanlar zahirde bir ve beraber görünseler bile kalpleri ayrı ve fikirleri dağınıktır. Allâh korusun, şayet müslümanlar bu gibilere uyacak olursa, binlerce mezhep doğar, bunların mezhepleri de cehalet ve ihtiras üzerine kurulmuş olur. Ehli sünnetin dört mezhebinde mevcut olan ilim, ihlas, iffet ve hakkaniyet bunlarda asla bulunamaz. Bunlar İslam düşmanlarının elinde birer oyuncaktırlar. Çok iyi biliyorlar ki, ehli sünnetin dört mezhebinden birisine uymakla hayvani his ve isteklerine kavuşamayacaklardır. (Mehmed Çağlayan, Ehl-i Sünnet Akâidi, s. 184-187)

  7. Aug 8

    MÜSLÜMAN KARDEŞİNE EZİYET ETME!-08 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    Allâhü Teâlâ buyurdu:"Erkek mü’minlerle kadın mü’minlere işlemedikleri bir günâh yüzünden ezâ edenler de muhakkâk bir yalan ve apaçık bir günâh yüklenmişlerdir." (Ahzab s. 58) Allâhü Teâlâ buyurdu: "Ey imân edenler! Bir kavim diğer bir kavimle alay etmesin. Olur ki alay edilenler kendilerinden daha hayırlıdır. Kadınlar da kadınları eğlenceye almasın. Olur ki onlar, eğlenceye alınanlar kendilerinden daha hayırlıdır. Kendi kendinizi ayıplamayın. Birbirinizi kötü lakâblarla çağırmayın. Imândan sonra fasıklık ne kötü addır. Kim tevbe etmezse onlar zâlimlerin ta kendileridir." (Hucurat s. 11) Allâh Teâlâ buyurdu: "Ey imân edenler! Birbirinizin kusurunu araştırmayın. Kiminiz de kiminizi arkasından çekiştirmesin" (Hucurat s. 12) Resûlullâh (s.a.v.) şöyle buyurur: "Kıyâmet gününde Allâh divanında nasın en şerlisi, şerrinden korkularak halkın kendisini terkettiği kimsedir." Bir hadîs-i şerifte şöyle buyurulmuştur: "Her müslümanın müslüman üzerine kanı, malı ve ırzı haramdır." Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: "Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu yardımsız bırakmaz, onu horlamaz. Kişiye şer olarak müslüman kardeşini horlaması yeter." Resûlullâh (s.a.v.) buyurdu: "Müslümana sövmek fısk, onu öldürmek de küfürdür." Ebû Hüreyre (r.a.)’den şöyle bir hadis-i şerif rivayet olunmuştur: "Mirac gecesinde cehennemde bir takım kimselerin yanına uğradım, bakırdan tırnakları vardı. Bunlarla yüzlerini ve göğüslerini kaşıyorlardı. Ben: "Ey Cibril! Bunlar kimlerdir?" diye sordum. Cibril (a.s.): "Bunlar halkın etlerini yiyen yani gıybet eden ve insanların şereflerine dil uzatanlardır" cevabını verdi." (İmâm Şemsüddin ez-Zehebî, İslâm Şeriatinde Büyük Günâhlar, s187)

  8. Aug 7

    HAYIRLI TOPLUM NASIL ORTAYA ÇIKAR ?-07 AĞUSTOS 2026-MEVLANA TAKVİMİ

    Ebu Hayye kızı Hayye (r.anha) şöyle anlatıyor: Bir öğle vakti evime bir adam geldi. Ona “Ey Allâh’ın kulu! Bu sıcakta ne geziyorsun?” diye sordum. Adam “Ben ve bir arkadaşım kaybolan bir devemizi arıyorduk. Arkadaşım şu anda aramayı sürdürmektedir. Bense gölgeleneyim ve biraz da su içeyim diye buraya geldim” dedi. O sırada evde bir miktar ayranımız vardı. Ondan getirerek kendisine ikram ettim. Ayranı içtiğinde “Ey Allâh’ın kulu! Sen kimsin?” diye sordum. “Ben Ebubekir’im” dedi. Bunun üzerine “Sen Hz. Peygamber (s.a.v.)’in arkadaşı ve ismini işittiğimiz Ebubekir misin?” dedim. “Evet!” dedi. Ben de kendisine kabilemiz olan Has’âm kabilesi mensuplarının câhiliye döneminde birbirlerini yediklerini; Allâh Te’âlâ’nın İslâmiyet sayesinde bizleri kaynaştırıp kardeşler yaptığını söyledim. Sonra da “Ey Allâh’ın kulu! İnsanlar bu durumlarını ne zamana kadar muhafaza edeceklerdir?” diye sordum. “İmamları doğru olduğu sürece bu durumlarını muhafaza edebileceklerdir” buyurdu. “İmamlar dediğiniz kimlerdir?” dediğimde de şunları söyledi: “Kabile halkının arkasından gittiği ve kendisine itaat ettiği reisler birer imamdır. İşte bunlar doğru kaldıkları sürece halk da böyle huzur içerisinde yâşayacaktır. Hâris b. Muaviye (r.a.) şöyle anlatıyor: Hz. Ömer (r.a.)’in yanına vardığımda bana “Şam halkını nasıl buldun?” diye sordu. Ben de iyi bulduğumu söyledim. Hz. Ömer (r.a.) Allâh (c.c.)’e hamdettikten sonra “Zannediyorum siz müşriklerle oturup kalkıyordunuz?” buyurdu. “Hayır ey Mü’minlerin Emîri! Bizler onlarla oturup kalkmazdık” dedim. Bunun üzerine şunları söyledi: “Eğer onlarla oturup kalkarsanız nihayet birlikte yeyip içmeye de başlarsınız. Şunu biliniz ki ancak böyle yapmadığınız sürece hayırlı bir toplum sayılırsınız.” (Muhammed Yusuf Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, c.3, s.261-263

About

Mevlana Takvimi günlük takvim yazıları