Gökhan'ın Terapi Odası

Gökhan Öz

Tecrübeli bir Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı (psikiyatr) ve psikoterapistim. Bu serinin takipçilerinin Psikoloji/Psikiyatri hakkında daha çok ve güvenilir bilgi sahibi olmasını; Takıntılar, anksiyete bozukluğu, depresyon, bipolar gibi psikiyatrik bozukluklar hakkında bilgiler, öneriler, bazılarının terapiyle tedavisi; "İnsanlar değerimi anlamıyor, sevilmiyorum/Neden hayır diyemiyorum/Neden çabuk bağlanıyorum/Dil öğrenme gibi hedeflerimi sürdüremiyorum/Boşlukta, başarısız hissediyorum" gibi birçok ruhsal konuda izleyicilerimin bazılarının daha iyi hissetmesini ve değişmesini istiyorum.

  1. 37- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/2. Kısım) - Hep kendine zulüm edenlere bağlanma üzerine

    2D AGO

    37- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/2. Kısım) - Hep kendine zulüm edenlere bağlanma üzerine

    Önceki bölümde hastalıklı bağlanmanın gerekliliklerine girmiştik: "1-Herhangi bir yakın ilişkiyi mutlak uyum durumuna gelecek şekilde geliştirilmelidir. 2-Partnerinin kendisini sevmesini sağlayabilmelidir"****Bir gün tepeden tırnağa suistimale uğramış bir masumiyet abidesi gibi hissedip partnerini paylamaya karar verebilir. Ancak bir müddet sonra hem kendisi için bir şey talep etmek hem de başkasını suçlamak bakımından, kendi cesaretinden korkabilir. Partnerini yitirme ihtimalinden de korkar. Kişi hiçbir şeye öfkelenmemelidir, hiç telaşlanmamalıdır. Daha sevgi dolu ve anlayışlı olmalıdır. Hem zaten bütün olup bitenler onun hatasıdır. Aynı şekilde zaman zaman güçlü ve hayran olunası gördüğü, bazen de inanılmaz derecede ve acımasızca zalimce gördüğü partnerine ilişkin düşüncesinde de bocalar. Böylece her şey gölgelenir ve herhangi bir konuda karar vermek söz konusu olamaz. (Bitirmek ya da devam etmek konusunda.) Aşırı yıkıcı olmaması oldukça sağlıklı olması veya kendi nevrotik nedenlerinden ötürü onun zayıflığını ve bağımlılığını besleyen bir partner bulması şartıyla kişi belli oranda mutluluğu yakalar. Böyle bir partner onun bağımlı tutumunu zaman zaman sıkıcı bulsa da aynı tutum, onun güçlü ve güvenli hissetmesini sağlayabilir de. Bu koşullarda nevrotik çözüm başarılı bir çözüm olarak tanımlanabilir. ÜZERİNE TİTRENDİĞİ ve ESİRGENDİĞİ duygusu kendini ortamdan silen kişinin en iyi niteliklerini ortaya çıkarır. Ne var ki böyle bir durum kişinin nevrotik güçlüklerini aşmasını kaçınılmaz olarak önleyecektir. Bu düzenek öğretmen-öğrenci ilişkisinde ebeveyn-çocuk ilişkisinde doktorla-hastası, önder ve izinden gidenler arasındaki cinsellik dışı ilişkilerde de işleyebilir. Ancak en çok yakın ilişkilerde barizdir. Hastalıklı bir biçimde bağlanan kişiler uygunsuz partner seçimi ile tetiklenirler.Doğal olarak onu daha güçlü ve üstün oldukları için etkileyen birinin cazibesine kapılır. Kişi kolayca KOPUK BİRİNE-(bu kişinin zenginlik, konum ürün ya da özel hediyeler aracılığıyla belli bir çekiciliği olma şartıyla) CANA YAKIN NARSİSİSTİK BİRİNE- (kendisininkini andıran, kendini güvenceye almaya tutumuna sahip olduğun için) ya da KÜSTAH ÖÇ ALICI BİRİNE-(iddialarda bulunabilmesi göre aldığı ve mağrur ve incitici olmayı umursamadığı için); aşık olabilir. Yalnızca bu güçlü üstün insanlar, onun bütün ihtiyaçlarını karşılayabilir ve ona egemen olabilirler.Ancak bu nitelikler onun için erişilemez olduğundan başkalarında gördüğünde cazibesine kapılmaktadır. Kendi genişlemeci türkülerini dışsallaştırıp bu dürtülere, başkalarında hayranlık beslemektedir. Çatışmasını yalnızca kendi içinde çözebileceğini bilmediği için de sevgiyle çözmeye çalışır. Gururlu bir insanı sevmek, onunla birleşmek, onun aracılığıyla başkasının hesabına yaşamak, kendine mal etmeksizin yaşamın üstesinden gelme etkinliğine katılmasını sağlayacaktır. İlişkisi sırasında partnerinin çirkin ördek yavrusu olduğunu keşfe ederse bazen ilgisini yitirebilir, çünkü artık gururunu ona aktaramıyordur. Öte yandan kendini ortamdan silme eğilimleri olan bir kişi cinsel partner olarak onu cezbetmeyecektir. Onu arkadaş olarak sevebilir, çünkü bu kişide başkalarında bulduğundan daha fazla duygudaşlık, anlayış ya da adanmışlık bulur. Ancak onunla daha yakın bir ilişki kurmaya başlayınca durumdan iğrenebilir bile. Aynaya bakıyormuşçasına karşısındaki bu kişide kendi zayıflığını görür ve bundan dolayı onu küçümser ya da en azından bundan huzursuz olur. Ayrıca böyle bir partnerin annenin eteğine yapışan çocuğunkini andıran tutumundan da korkabilir. Çünkü kendisinin daha güçlü olması gerektiği düşüncesi bile onu dehşete düşürür. Hepinize sağlıklı, huzurlu, yaratıcı günler dilerim. Çok bağlanan yakınlarınıza kitabın bu bölümünden bahsetmenizi öneririm.Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ

    17 min
  2. 36- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/1. Kısım) - Hızlı bağlanma (AŞIK OLMA?) üzerine

    6D AGO

    36- HASTALIKLI BAĞIMLILIK (10. Bölüm/1. Kısım) - Hızlı bağlanma (AŞIK OLMA?) üzerine

    Gurur sistemindeki içsel çatışmanın 3 majör çözümü içinde kendini ortamdan silme en az tatmin edici olandır. Kendini ortamdan silen tipin, hakiki acısı, öteki nevroz türlerinden daha büyük olmayabilir. Ancak öznel anlamda acı çekmenin onun için üstlendiği pek çok işlev nedeniyle başkalarından daha sıklıkla ve daha yoğun biçimde mutsuzdur. Ayrıca başkalarına duyduğu ihtiyaçlar ve onlardan beklentileri onlara aşırı derecede bağımlı olmasına neden olur. Sevgi bu kişiye bir değer duygusu kazandıracaktır. Yaşamına anlam verecektir. Dolayısıyla insanların onun için "sahip olanlar" ve "sahip olmayanlar" olarak ikiye ayrılmış olmaları şaşırtmaz bize.Bağımlı kişilerin sevgisini tarif eden psikiyatrik yazarlar bu özelliği tek taraflı bir biçimde vurguladıklarından nu sevgiyi ""asalakça", "otlakçı" ya da "ORAL-EROTİK" olarak tanımlamışlardır; ve bu özellik gerçekten de o kişide ön planda olabilir. Ancak tipik bir kendini ortamdan silen kişi. Ya da bu eğilimleri daha fazla olan bir kişi için bu olgunun cazibesi sevilmekte olduğu kadar SEVMEKTE de bulunmaktadır. Onun için sevmek, "YİTMEYİ" kendini üç aşağı beş yukarı esrik sarhoş duygulara gark etmeyi, başka bir varlıkla birleşmeyi, tek yürek, tek vücut olmayı ve bu kaynaşmada kendinde bulamadığı bir bütünlüğü bulmayı ifade etmektedir. Sevgiye duyduğu özlem böylelikle derin ve güçlü kaynaklardan beslenmektedir. "TESLİMİYETE ve BÜTÜNLÜĞE ÖZLEM". Bizden daha büyük bir şeye teslim olma isteği pek çok dini sistemde temel öğe gibi görünmektedir. Sevginin onun için cazibesi yalnızca tatmin huzur ve bütünlük umutlarında bulunmakla kalmaz, sevgi kişiye ayrıca ideal benliğini gerçekleştirmesinin tek yoluymuş gibi görünür. Kişi severken ideal benliğinin sevilmeye layık olan özelliklerini tümüyle geliştirebilir, sevilirken üstün bir teyidini edinir. Sevgi bu kişi için benzersiz bir değer taşıdığından, sevilmeye layık olmak, kendini değerlendirişini belirleyen bütün etkenler içinde birinci sırada yer almaktadır. Sevilmeye layık olma nitelikleri bir tür ezik gururla bezenmiştir. Ezik gurur ise kişinin herhangi bir eleştiriye ya da bu bakımdan sorgulanmasına karşı aşırı duyarlılığında göze çarpar. Cömertliği ya da başkalarının ihtiyaçlarına duyduğu özen takdir edilmezse ya da hatta aksine başkalarını huzursuz ederse derinden incinir. Kişi niteliklerin herhangi bir biçimde reddedilmesini, tümüyle kendisinin reddedilmesi olarak algılar. Reddedilmek de kişi için yalnızca birisine bağladığı bütün umutları yitirmesini değil, ayrıca katıksız bir değersizlik duygusuna terk edildiğini de ifade eder. Analiz sırasında sevilmeye layık olan niteliklerin sıkı bir gereklilikler sistemi aracılığıyla dayatılışını daha yakından inceleyebiliriz. Kişi yalnızca duygudaş olmakla kalmayıp aynı zamanda anlayışta da MUTLAK'a ulaşmalıdır. Asla kişisel olarak incindiğini hissetmemelidir. Özellikle kıskançlık acıları karşısında incinmemelidir. Bu da en büyük korkusu reddedilme terk edilme olan birisi için karşılaması tamamen imkansız olan bir buyruktur. Kişinin nihayet yapabileceği tek şey açık fikirlilik maskesi takmakta ısrar etmektir. Ortaya çıkan herhangi bir uyuşmazlık kendi hatasıdır. Daha dingin, daha düşünceli, daha affedici olmalıydı. Genellikle bazı gereklilikler partnere yansıtılır. Dolayısıyla kişinin farkında olduğu şey, bu partnerin beklentileri ölçüsünde yararlı olma kaygısıdır. Bu bakımdan son derece geçerli iki gereklilik şunlardır: 1-Herhangi bir yakın ilişkiyi mutlak uyum durumuna gelecek şekilde geliştirilmelidir. 2-Partnerinin kendisini sevmesini sağlayabilmelidir. Savunamayacak bir ilişkinin içine düşmüşse ve ilişkiyi sonlandırmanın kendi yararına olacağını bilecek kadar aklı da varsa gururu bu çözümü utanç verici bir başarısızlık olarak sunar ona ve ilişkisinin sürmesini sağlamasını talep eder kişiden. Yalnızca gerçek de olan özeni nedeniyle değil ancak zayıflığı, çaresizliği, acıları, fedakarlığı nedeniyle de sevilmeyi hak ettiğine inanır.

    20 min
  3. 34-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/5. Kısım )-Psikosomatik belirtiler (ağrılar, başdönmeleri) ANNELERİN SİLAHI

    FEB 10

    34-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/5. Kısım )-Psikosomatik belirtiler (ağrılar, başdönmeleri) ANNELERİN SİLAHI

    Kişi kendine zulmedildiğine inandıkça başkalarına yönelik artan bir öç alıcı öfkesi olur. Bu öfke bilinçdışıdır. Çünkü bütün değerlerini tehlikeye sokmaktadır. Mutlak iyilik ve asillik ile biçimlenen ideal imgesini bozmaktadır. Tümüyle anlayışlı ve affedici olmak doğrultusundaki içsel emirlerini çiğnemektedir. Dolayısıyla öfkelendiğinde yalnızca başkalarına düşmanlık beslemekle kalmaz. Ancak aynı zamanda kendisine de düşman olur. Öfkenin böyle yaygın bir biçimde bastırılmasına karşı azarlamalar ara sıra yapıştırılmış biçimiyle ifade edilir. Kişi ancak UMUTSUZLUĞA kışkırtıldığını hissederse şiddetli bir suçlama seli ortaya dökülecektir. Ancak öç alıcı öfkesini ifade etmesinin en tipik yolu yine acı çekmektir. Hiddet artan yakınmalarında gizlidir. Analiz sırasında artan şikayetlerle gelecek ve analizin onu iyileştirmektense daha kötü yapıyor gibi göründüğünü belirtecektir. Hasta acısını yatıştırabilecek bir bağı görmeye ilgi göstermez. Yalnızca şikayetlerini yeniden vurgular. Sanki analistin onun bunalımının ne kadar kötü olduğunu anladığından emin olmak zorundadır. Farkında olmaksızın analistin onun acı çekmesine sebep olduğu için suçluluk duymasını sağlamak amacındadır. Bu çoğunlukla evde meydana gelenlerin tam anlamıyla aynısıdır. Acı çekmek böylece başka bir işlev edinir: HİDDETİ GÖMME ve BAŞKALARINI SUÇLU HİSSETTİRME. Koşullar bu tipte daha önemlidir. Hastaya yapabileceklerinin ötesinde yüklenmeyen ve yapısına göre ihtiyaç duyduğu ve kendine izin verdiği kadar bir miktarda tatmin sağlayan bir çevre onun için uygundur. Nevrozu çok ağır değilse kişi başkalarına veya bir davaya adanmış bir yaşam sürdürmekten tatmin olabilir. Ne var ki son derece iyi, içsel ve dışsal koşullarda bile kişinin yaşamı istikrarsız bir temel üzerinde durmaktadır. Dışsal ortamdaki bir değişiklikle tehdit altında kalabilir, ilgilendiği insanlar ölebilir ya da artık ona ihtiyaç duymayabilirler. Hayatının anlamı kaybolabilir. Uğruna ömrüne inandığı dava başarısız olabilir. Sağlıklı bir insanın atlatabileceği kayıplar onu bütün kaygı ve kararsızlık duygularının öne çıkmasıyla çöküntünün eşiğine getirebilir. Dengesi çökebilir, panik uykusuzluk anoreksiya olabilir. Çöküş meydana gelir ve barajı yıkan ve sistemi sele boğan düşmanlık ortaya çıkar. Böylece başkalarına yönelik yığınla acı verici suçlamalar başlar. iddiaları açıkça öç alıcı ve mantıksız hale gelir. Kendine yönelik nefreti bilinç düzeyine gelir ve zorlu boyutlara ulaşır. Hastanın durumu yatışmayan bir umutsuzluk durumudur. Ağır panik geçirebilir ve intihar riski kayda değer bir ihtimaldir. Başkalarını memnun etme konusunda o kadar kaygılı olan normal haline hiç benzemez. Dışarıdan bakıldığında görünen tatlı makullüğün altında gözle görünenden çok daha fazla gerilim bulunmaktadır. Her nevroz beraberinde gerçek acıyı getirir. Kendine ortamdan silen tip genişlemesini önleyen zincirlerden dolayı, kendine kötü davranmasından başkalarına yönelik ikircikli tutumundan dolayı acı çeker. Acı kişinin iddiaları için bir dayanağa dönüşebilir. Acı, yalnızca özen ilgi ve duygudaşlık için bir yalvarma olmakla kalmaz, kişiye bunları hak olarak da tanır. Gerçekten de evliliğin taraflardan birinin ruhsal rahatsızlıkların öteki tarafa karşı ölümcül bir silah gibi kullanıldığı ya da ruhsal rahatsızlıkların çocukları bağımsız hareket etmek istemeleri halinde suçluluk duygusu aşılayarak onları engellemek için kullanıldığı örnekler yaygındır. Ötekileri incitmekten böylesine korkan bir kişi bunu kendisiyle nasıl bağdaştırır? Çünkü acısı onu aklamaktadır. Bu acı başkalarını suçlamakta kişinin zihnindeki her şeyi mazur görmektedir. Ona anlayışlı olunması hakkını tanır. Ötekiler eleştirilse duygusuz olan onlardır. Kişiye hem aslında yaşamından daha fazla keyif almaması hem de hırs gerektiren hedeflere ulaşmaması için her şeyi kapsayan bir mazeret sağlamaktadır. Ve acısı gizemli bir takım rahatsızlıklardan mustarip olmasa üstün başarıların ihtimalini koruyarak yiğitliğine de leke sürülmemesini sağlar.

    17 min
  4. 33-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/4. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST Karakterlerin ZORLAYICI YÖNLERİ

    JAN 30

    33-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/4. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST Karakterlerin ZORLAYICI YÖNLERİ

    -Nevrozda ihtiyaçlar iddialara dönüşür. ("Keşke trafik polisi hoş görse" ihtiyacı bir talebe dönüşüp "Herkese izin veren polis neden bana izin vermedi"ye dönüşüyordu.) Bu kişinin bütün iyi şeylerin kendisine gelmesini HAK ETTİĞİNİ düşünmesi anlamına gelir. - Sevgi, duygusal yakınlık, anlayış, ve yardım ihtiyaçları şuna dönüşür: Tüm bunların benim için yapılmasını HAK EDİYORUM. Mutluluğun peşimden koşmamasını, ancak mutluluğun kucağıma düşmesini hak ediyorm. Bu iddialar boyun eğici tipte genişleyici tiplere göre çok daha bilinçdışındadır. (Hasta bundan gurur duymak şöyle dursun, bu iddialarını bilmek bile istemez). Kendini ortamdan silen tip bu iddiaları (Hak etmesinin nedenlerini) şunlara dayandırır: -Uyumlu ve yararlı olmak için çok çabalaması. Düşünceli, büyüleyici, uyumlu, emre amade, fedakar olabilir . Başkalarının bu yardımı istemeyebileceği düşünülmez, yaptıkları altın kalpliliğin örneği gibi gelir. Artık karşılık bekleyebilecektir. - (Bu iddia kendisi için zararlı, başkaları için zorlayıcıdır.) Yalnızlıktan korktukları için ötekiler evde kalmalıdırlar. Gürültüye dayanamadığı için herkes evde parmak uçlarında yürümelidir. Böylece nevrotik ACILARA ÇOK DEĞER VERİLİR. Acı (bilinçdışı düzlemde) iddialarını ortaya koymak için kullanılır. Acısı gerçekten vardır ama abartılıdır. Acı onu çok derinden etkiler. -Kendisine kötü davranıldığında ve başkalarının ona verdiği hasarlar için telafide bulunulmayı hak ettiği iddiası da (bilinçdışı) vardır. Bu karakterin asıl özelliği: DUYGUSAL YAKINLIK ARAYAN+ KENDİSİNE KÖTÜ DAVRANILDIĞINA İNANAN -Diğerlerinden iyi olan şanslarını ve özelliklerini fark etmez, kullanmaz. -İyi davranışına minnet ve şükran ile karşılık vermezlerse kötü muamele gördüğüne inanır. (Bu durumda genişleyici tip içerlemeyi hissederken kendini ortamdan silen tip kendine acımayı hisseder.) -Kendini köreltir, hor görür ve kendinden nefret eder. Bu arttıkça iyi dışsal koşulların bunu telafi etmesi zorlaşır. Çoğunlukla insanlara sıkıntılarının yürek burkucu öykülerini anlatıp duygudaşlık duygularını ve ona teselli verme isteğini doğurur(onlardan teselli ve hak verilme bekler). Ancak yıllar sonra da onun çilesinde değişen bir şey yoktur. Eskilerin yanında yeni dertleri vardır. Terapide kusurlu çelişkili bir yönü fark ederse, hemen kendine kötü davranıldığı inanışı şiddetlenir. Kendisine yaptığı suçlamalar arttıkça, daha zıvanadan çıkmışçasına uğradığı adaletsizliği düşünür. Haksızlığı kanıtlamalıdır, ve daha derinden yaşamalıdır. Bu da kişiyi şimdilik yardım etmeye elverişsiz kılmaktadır. Çünkü yardımı kabul ederse yardım eli uzatıldığını kabul etmesi gerekecektir. Bu da kurban olduğu savunucu konumunun çökmesine yol açar. Ve hasta ne zaman kendine kötü davranıldığına inanışı artarsa, altta yatan gizli bir kendini suçlama var mı diye bakılmalıdır. -Kişi yaşadıklarını taşıyabilecek kadar güçlendiğinde yaşadığı haksızlıklar gerçek boyutlarına küçülür. Bazen bu durumu yaşayabilmek için kendinden nefret ettirici bir şeyler yapabilir. (PROJEKTİF İDENTİFİKASYON). -Şehitlik mertebesi nedeniyle gizlice başkalarından üstün olduğunu düşünür. bilinçdışına yakın ya da bilinçdışında olabilir. Düşmanlıklarını kendine açıklamasını ve maskelemesini sağlar. Düşmanlığın çoğu bastırılır ve çekilen acılarla ifade edilir. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ

    19 min
  5. 32- KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/3. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST Karakterler

    JAN 22

    32- KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (9. Bölüm/3. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST Karakterler

    Küstah öç alıcı tip, öncelikle, aksi kanıtlanmadıkça kötü olanı beklerken, kopuk tip ne iyi ne de kötüyü beklerken, kendini ortamdan silen tip iyiyi beklemeyi sürdürür. Dışarıdan bakıldığında sanki kişinin insanlığın iyiliğine sarsılmaz bir inancı varmış gibidir ve başkalarındaki hoş niteliklere daha açık, daha duyarlıdır da. Ancak beklentilerinin zorlantılılığı ayrım gözetmeyi imkansızlaşır. Genelde hakiki canayakınlıkla bunun sahte örneğini ayırt edemez. En ufak bir sıcaklık ya da ilgi gösterisiyle kolayca ayartılır. Uzlaşmazlıktan ve muhtemel mücadelelerden duyduğu korku bu tür özellikleri görmezden gelmesine, yok saymasına, küçültmesine neden olur. Bu türden eğilimlerin açık kanıtlarıyla yüzleştirilince her seferinde gafil avlanır ancak bu durumda bile başkasını aldatma, aşağılama ya da sömürme gibi bir niyetin bulunacağına inanmayı reddeder. İnsanlara yönelik beklentileri çoğaldıkça insanları da o kadar çok idealleştirmeye eğilimli olur. Başkalarından beklediği şeylerin ana hatları şöyledir: Öncelikle başkaları tarafından KABUL edildiğini hissetmelidir. Her türünden ONAYLANMAya ihtiyacı vardır. Özen, onay şükran, duygusal yakınlık, duygudaşlık, sevgi, cinsellik... Nasıl bizim kültürümüzde birçok insan kazandığı para ölçüsünde değerli olduklarına inanmaktadırlar.; kendinin ortamdan silen tip de değerini SEVGİnin geçer akçesi üzerinden ölçmektedir. Buradaki SEVGİ sözcüğünü çeşitli kabul edilme biçimlerini kapsayacak bir terim olarak kullanıyorum. Buna göre kişi hoşlandığı ihtiyaç duyulduğu, istendiği ya da sevildiği kadar değerlidir. Dahası insanlarla iletişimde bulunmaya ve dostluk kurmaya ihtiyacı vardır. Çünkü kısacık bir süre için bile tek başına kalamaz. Kendine yönelik suçlamaları veya kendini hor görmesi şiddetlenir şiddetlenmez kendini yitik hissetmesi bir korkuya dönüşür ve tam da bu noktada başkalarına duyulan ihtiyaç zıvanadan çıkmış bir hal alır. Dostluk kurma ihtiyacı çok daha büyüktür. Çünkü yalnız kalmak onun için istenmediğinin ve hoşlanır olmadığının bir göstergesidir ve dolayısıyla gizli tutulması gereken bir ayıptır. Her ne yapıyorsa onu anlam ve zevk katmak için de başkalarına ihtiyacı vardır. Kendini ortamdan silen tip; hatırı için dikiş diyebileceği, yemek yapacağı ya da bahçeyle uğraşacağı birine ya da piyano çalacağı bir öğretmene ona güvenecek hastalara ya da müşterilere ihtiyaç duyar. Ne var ki bütün bu duygusal desteğin yanı sıra yardıma ihtiyaç duyar. Hem de çok yardıma... Ona iş bulmasında yardım, kiracısı ile konuşmasında yardım, onunla ya da onun için alışverişe gitmek, borç para vermek. Dahası farkında olduğu herhangi bir yardım isteği ona son derece makul gelir. Çünkü bu isteğin ardındaki ihtiyaç çok büyüktür. Başkaları inisiyatifi sağlamalıdır. Onun işini yapmalıdırlar. Sorumluluk almalıdırlar. Hayatına anlam vermelidirler ya da hayatını üstlenmelidirler ki, böylece hastamız onlar aracılığıyla yaşayabilirsin. Sevgi sadece kaygıyı giderme aracı olmakla kalmaz, sevgisiz o ve hayatı değersiz ve anlamsızdır. Dolayısıyla sevgi kendini ortamdan silme çözümün özünde bulunan bir parçadır. Tipin kişisel duyguları bakımından sevgi soluk almasını sağlayan oksijen kadar vazgeçilmez olur. Doğal olarak bu beklentileri aynı zamanda analitik ilişkiye de yani terapistle ilişkisine de taşımaktadır. Çoğu genişlemeci tipin aksine yardım istemekten hiçbir şekilde utanmaz. Tersine ihtiyaçlarını ve çaresizliğini dramatize edebilir ve yardım dilenebilir. Kişiliğinin derinliklerinde sevgi aracılığıyla tedavi olmayı beklemektedir. Analitik çalışma için güç harcamaya oldukça istekli olabilir ancak sonradan ortaya çıkacağı gibi bunun tetikleyicisi, kurtuluşun ve günahlarından arınmanın yalnızca dışarıdan yani analizden gelmesi gerektiği ve gelebileceği dışarıdan gelmesi gerektiği ve gelebileceği onaylanma sayesinde olacağı doğrultusundaki açma. Beklentisidir. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ

    17 min
  6. 31-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME çözümü (9. Bölüm/2. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST KİŞİLERİN ÇOCUKLUĞU

    JAN 21

    31-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME çözümü (9. Bölüm/2. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI ve MAZOŞİST KİŞİLERİN ÇOCUKLUĞU

    - Çocukluk çağında yaşadıkları ilk çatışmaları genellikle bu kişilere YAKLAŞARAK çözmüşlerdir. - Çocukluk çağındaki çevreleri genişleyici tipin (Narsisistik, öç alıcı mükemmeliyetçi) çevresinden farklıdır. - BİRİNİN GÖLGESİNDE YETİŞMİŞTİR. Kayırılan bir kardeş, hayran olunan, yönetici baskıcı bir dayı, güzel bir anne, iyi niyetli despot bir baba vb. - Korkulara neden olmaya eğilimli istikrarsız bir durumdur bu. - Ancak bir tür duygusal yakınlık elde edebilirler, bir bedelle: KENDİNİ TABİ KILAN BİR ADANMA. - Uzun süredir acı çeken ve kendine istediği ilgiyi vermediğinde çocuğuna suçluluk hissettiren bir anne - Kendilerine körü körüne hayranlık duyulduğunda cana yakın cömert bir baba - Sevgisi ve koruyuculuğu yalnızca memnun edilerek ve ödün verilerek kazanılabilen baskın bir kardeş. -DUYGUSAL YAKINLIK İHTİYACI ile BAŞKALDIRMA İSTEĞİ yüreğinde mücadeleye girişmiş ve yıllar sonra kişi başkaldırma duygularını bastırmış, savaşçı ruhundan vazgeçmiş ve duygusal yakınlık ihtiyacı galip çıkmıştır. Öfke krizleri bitmiş ve kişi uyumlu bir insan olmuştur. -Herkesi sevmeyi, en çok korktuğu kişilere çaresiz bir hayranlıkla yaslanmayı öğrenmiştir. - Düşmanca gerilime aşırı duyarlı olmuş, ödün vermek ve olayları yumuşatmak zorunda kalmıştır. - Başkalarının dostluğunu kazanmak en önemli şey olduğu için, kendisini kabul edilebilir ve sevgiye layık biri yapacak özellikleri geliştirmiştir. - Bütün nevrotikler gibi bu tip de kendisini idealleştirerek sorunlarını çözer. (Ulaşmaya çalıştığı bir ideal benlik vardır.) - İDEAL İMGESİ: Bencil olmayan, iyilik, cömertlik, aziz olmak, soyluluk, duygudaşlık özelliklerini mutlak bir biçimde taşıyan birisi olmak şeklindedir. (Sevilmeyi sağlayacak özellikler). İkinci sırada da ÇARESİZLİK, ACI ÇEKME, ŞEHİTLİK vardır. (Kendinden vermenin çekiciliği). - Öç alıcı tipin aksine DUYGULARA ÇOK ÖNEM VERİLİR. - Sevinç ve acı duyguları tek tek insanlara değil bütün bir topluma ve değerlere de duyulur. - Derin duygulara sahip olma ideal imgesinin bir parçasıdır. (Öç alıcı tipte zayıflıktı.) - Hasta gururlu düşüncelerini bastırır, yalnızca ezik ve kurban benlik olarak algılayabilir. - Mazlumdur ve kendini kolayca mağdurlarla özdeşleştirir. Bu çözümün iki olumsuz sonucu: 1- Küçülme süreci: Kişi yeteneklerini kısırlaştırır ve yok eder. 2- Genişleyicilikle ilgili tabusu onun kendine olan nefretinin kurbanı haline getirmesidir. - Korku ile kendini suçlama arasındaki bağı bilmemektedir, yalnızca korkuyu ya da paniği yaşar. - Kişi genelde kendini azarlamaya yatkın olduğunun farkındadır. Ama bunun üzerine kafa yormadan, bu özelliğinin gizliden gizliye erdem olduğunu düşünür. Çuvaldızı kendine batırabilmenin "kendine yönelik özenli içtenliğin bir göstergesi" olduğunu düşünür. Özeleştiri yapabilmek olarak kodlamıştır. - Kendisini suçlamasının kolay olduğunun da farkındadır hatta bu suçlamaların temelsiz olabileceğini bile kabul edebilir. Ama suçu üzerine almak başkalarını suçlamaktan daha az gerginlik vericidir onun için. - Suçlandığı zaman suçu kabullenmeye yönelik çabası oldukça otomatiktir. Aklı müdahale etmeye vakit bulamaz. ANCAK KENDİNE KÖTÜ DAVRANDIĞININ ve BU DAVRANIŞIN KENDİSİNE NE KADAR ZARAR VERDİĞİNİN farkında değildir. -Rüyalarında ve fantezilerinde zulme uğrayıp işkence görmesi teması bulunabilir. - Ya da bazılarında hastalık hastalığı (hipokondriyazis) belirtileri görülebilir. - Terapide hem bu zararın dehşetinin farkına varması artar. Hem de gizli genişleyici dürtüler ve gururu gördüğünde kendini katil gibi hissedebilir. Başlangıçta bunları fark etmek hastayı kötüleştirebilir. - Acısını artırarak acizliğini vurgulayarak af dileyebilir, kendisini suçlayan kişiden. - Sevginin teyit edilmesine şiddetle ihtiyaç duymaktadır. Kurtuluşu başkalarının elindedir. Psikiyatr Gökhan ÖzPodcast müziği: Michael Kobrin - The Introverthttps://youtu.be/UufcCic_lQQ

    22 min
  7. 30-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME çözümü (9. Bölüm/1. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI, MAZOŞİST KARAKTERLER

    JAN 20

    30-KENDİNİ ORTAMDAN SİLME çözümü (9. Bölüm/1. Kısım )-DEPRESİF, HİSTERİK, BAĞIMLI, MAZOŞİST KARAKTERLER

    KENDİNİ ORTAMDAN SİLME (Boyun Eğme) ÇÖZÜMÜ: Temelde genişleyici tipin tam tersi doğrultuda işlev görür. - Başkasından üstün olduğunu hiçbir şekilde HİSSETMEMELİ ve bu doğrultuda hareket etmemelidir. - Kendisini başkalarının emrine sokmaya, ödün vermeye eğilimlidir. - Başkalarının onda gördüğü güzel özelliklerden rahatsız olur, övgü alamaz. - Özlemini duyduğu şey, YARDIM, KORUNMA ve BOYUN EĞEN BİR SEVGİ'dir. - Gereklilikleri ölçüsünde başarılı olamadığı duygusu ile yaşar. Suçlu değersiz ya da aşağılık hissetmeye eğilimli olur. - Ortaya çıkan kendini hor görme ve kendinden nefret etme dışsallaştırılır. (Onlar beni küçümsüyorlar, değer vermiyorlar.) - Genişleyici duygularını bastırır ortadan kaldırır. (Gurur, üstünlük, başarılı olma duygusu) - Kişi ezik benliğidir. Hiçbir hakkı olmayan kaçak yolcudur. -Rekabetçi bir oyunda tam öne geçtiğini, iyi oynadığını görürse birden oyunu bozulmaya başlar. Kazanmayı istese de göze alamaz. (Ona İDDİALI OLMAK gibi görünür, iddialı olmak da çok tehlikelidir.) - Daha güçlü bir konumda oldugunu algılamaz ve bu konumunu kullanamaz. - Ayrıcalıkları sorumluluklar gibi algılar. Üstün bilgi düzeyinin farkında olmaz ve bunu gösteremez. - Hakları görevleri net bir şekilde tanımlanmamışsa işin altından kalkamaz. - Tam anlamı ile makul bir istekte bulunsa bile borçlanmış ya da karşıdakini kullanmış gibi hisseder. Ya da özür dileyerek çekingen bir şekilde ister. Ona muhtaç olan kişiler karşısında bile çaresizdir. Bu kişiler ona kaba bir biçimde davranırsa kendini savunamaz. - Topluluk önündeki herhangi bir işi yapmaktan korkar, ayrıca başarılı olursa başarısını önemsizleştirir. Ben yaptım yerine "öyle oldu" hissi vardır. - Alanında tekrar eden başarıları onu daha güvenli kılmaz, daha kaygılı kılar. "Yine şansım iyi gitti ama bu sefer kesin patlayacak." -Bilgilerini, başarılarını, yaptığı iyiliklerini unutur. Kendi işlerini yoluna koyabildiğini, arkadaşlarını çağırdığında insanların geldiğini, çekici birinin ondan hoşlanabileceğini unutur. -Bir konuda kendi fikri olmasının haddini bilmezlik olduğunu düşünebilir. Coşkuyla sürülen her fikre inanabilir. ("Nevrotik aklının yargıçlığına güvenmez.") - Haksızlık yapıldıgında karşı görüşünü bildirmek, yemek siparişi vermek , zam istemek, bir anlaşmada hakkının gözetmek, karşı cinsten birine yaklaşmak gibi şeyleri yapmakta zorlanır. - Emeğinin sonunda kazandığı para kendisininmiş gibi gelmez. - Azla yetinmeli, daha fazlasını istememeli ve daha fazlası için çabalamamalıdır. - Spor ve kıyafetlerle daha iyi görünmek İSTEMEMELİDİR. - Bir şeylerden keyif alabilir, ama tek başına yapmaz. (Bencillik olarak görür). - Kendisi için para harcayamaz. Kendisi için cimriliği saçmalık dercesine varabilir. Başkaları için ise savurgandır. - Zamanı ve enerjisi için de aynı şey geçerlidir, başkasına harcarken savurgan kendisine harcarken cimridir. - Boş zamanında mesleğine işine yaramayacak bir kitabı eğlence için okuyamaz. - Birisinin beğenisine sunmayacaksa eşyalarını düzenli tutamaz. (Temizliği başkası gelecekse yapar). - Toplumsal bir buluşma olmadıkça görünümünü ihmal eder. - Başkası için olacaksa enerjik olabilir, ricacı olmaktan çekinmeyebilir. - Düşmanlıktan uyuşmazlıktan gerginlikten çok korkar. - Bir kişiden hoşlanmayışını, bir düşünceyi bir davayı savunamaz. -Öç alıcı dürtüler bilinçdışı kalır ve ancak pasif bir biçimde ifade edilirler. - Kendini hor görmesi varsa alay konusu olmaktan korkabilir. (Bir projesini, bir hobisini anlatırken vb.) - ALAY KONUSU OLMA KORKUSU bu tipin özelliğidir. - SEVGİ ve FEDAKARLIK onun için çok önemli ve birbirinin içine geçmiş kavramlardır. -Kişi kendisine yakıştıramadığı genişleyici durumları başkalarında gördüğünde hayranlık duyar. ("millet nasıl da kendinin kıymetini biliyor, çıkarını düşünüyor, hayır diyebiliyor, gözünün yaşına bakmayabiliyor.") - Bir borç isteğini reddederse iğrenç anlayışsız biridir kabul ederse ezik enayinin tekidir. Dr Gökhan Öz - Sevgiler

    35 min

Trailers

About

Tecrübeli bir Ruh Sağlığı ve Hastalıkları uzmanı (psikiyatr) ve psikoterapistim. Bu serinin takipçilerinin Psikoloji/Psikiyatri hakkında daha çok ve güvenilir bilgi sahibi olmasını; Takıntılar, anksiyete bozukluğu, depresyon, bipolar gibi psikiyatrik bozukluklar hakkında bilgiler, öneriler, bazılarının terapiyle tedavisi; "İnsanlar değerimi anlamıyor, sevilmiyorum/Neden hayır diyemiyorum/Neden çabuk bağlanıyorum/Dil öğrenme gibi hedeflerimi sürdüremiyorum/Boşlukta, başarısız hissediyorum" gibi birçok ruhsal konuda izleyicilerimin bazılarının daha iyi hissetmesini ve değişmesini istiyorum.