Öğrenmeyi Öğrenmek - Bilişsel Çarpıtma - Etik - Stoacı Yaşam

Tarkan Bulan - Öğrenmeyi Öğrenmek

Öğrenmeyi öğrenmek, tam öğrenme kavramının temeli ve eleştirel düşüncenin sonucudur. Bilgiye nasıl erişileceği, nasıl işlenip uygulamayla uzun dönem hafızamıza işleme hedefini öğretir. Bu denli önemli olan 'öğrenmeyi öğrenme' kavramının amacı insan olmaktır. R-Kompleksinin dominant olduğu toplumun, kolektif hafızasını şekillendiren konformizm, bilişsel çarpıtma, yanılsama, akıl tutulması ve de inkarcılıkla bireyin yoksunluk çektiği özgüven/özdeğersizliği kolektif kimlikle tamamlar. Bilgi ve Bilgelik ile bu yozlaşmanın önüne geçebiliriz. Buradaki kitapları satın alıp ayrıca okumalısınız.

  1. Korsan Tercüme Bildiğinizin Öncesi John Bargh

    06/14/2025

    Korsan Tercüme Bildiğinizin Öncesi John Bargh

    “Farkına Varmadan: Bilinçaltı Nedenlerimiz Yaptıklarımızı Yapmamıza Neden Oluyor” Hayatımız boyunca birçok kararın ve davranışın kontrolünün kendi elinizde olduğunu sanabilirsiniz. Peki ya zihinlerimizi şekillendiren, an be an hayatımıza yön veren güçlerin büyük bir kısmının bilinçaltında, farkında olmadığımız derinliklerde olduğunu söylesek? John A. Bargh’ın çığır açıcı kitabı “Farkına Varmadan”, insan davranışlarının ardındaki görünmez nedenleri titiz bilimsel çalışmalar, güncel psikoloji bulguları ve herkesin anlayabileceği canlı örneklerle açıklıyor. Yale Üniversitesi’nde profesör olan ve dünyanın önde gelen sosyal psikologlarından biri kabul edilen Bargh, bu kitabında zihinlerimizin “DJ kabini”ne davet ediyor bizi. Her şeyin yüzeyde olduğu kadar basit olmadığını; her birimizin bilinçaltının, çocukluğumuzdan bugüne gözden kaçırdığımız çoğu kararı, tutumu, ön yargıyı ve alışkanlığı sessizce yönlendirdiğini gösteriyor. Bargh, kitabında çok çeşitli konulara değiniyor: Bilinçli ve bilinçsiz düşünce süreçlerimizin nasıl işlediği, bazen kendimize bile açıklayamadığımız davranışlarımızın perde arkası, sosyal ilişkilerde ve toplumsal yaşamda bilinçaltının nasıl rol oynadığı, önyargıların ve sezgilerin bilinçaltındaki kökleri… Ayrıca, gündelik yaşantımızdan iş hayatımıza, duygusal tepkilerimizden alışveriş tercihlerimize kadar hayatın her alanında “farkına varmadan” verdiğimiz tepkileri örneklerle analiz ediyor. Kitabın önemli bir iddiası, insanın kendi zihni üzerinde düşündüğünden çok daha az kontrole sahip olduğu ve aslında çoğu zaman otomatik pilotta, farkında olmadan hareket ettiğidir. Kimlerle dostluk kuracağımızdan, yabancılara nasıl tepki vereceğimize, aşık olurken ya da bir konuda karar alırken nelere dikkat ettiğimize kadar pek çok “kişisel” sandığımız kararda bilinçaltımızın ağırlığını anlatıyor. Ve bütün bunları, günümüzde yapılan bilimsel deneyler ve gerçek vakalarla destekliyor. Bargh, sadece sorunun kökenini göstermekle yetinmiyor; bilinçaltı mekanizmalarımızı lehimize kullanabilmenin yollarını da sunuyor. Bilinçli hedeflerimize ulaşırken bilinçsiz süreçlerimizi nasıl yönetebiliriz? Olumsuz alışkanlıklarımızı değiştirmek, sosyal ilişkilerimizi ve öz güvenimizi geliştirmek için bilinçaltı sunulan olanaklar nelerdir? Kitap, okuyucaya kendisini gözlemleme, alışkanlıklarının ve kararlarının arka planını anlama ve dönüştürme fırsatı sunuyor. “Farkına Varmadan”, psikanalizden evrimsel biyolojiye, nöropsikolojiden davranış bilimlerine kadar uzanan çok disiplinli yaklaşımı ile alanında bir başucu eseri. Okuyucusuna hem şaşırtıcı hem özgürleştirici bir perspektif kazandırıyor: Aslında biz sandığımızdan çok daha karmaşık, çok daha gizemli varlıklarız; ama bu gizemi anlamak, hayatı ve kendimizi anlamak için ilk adım. Bir sesli kitap olarak da dinleyicisine zengin içerik, akıcı bir anlatı ve merak uyandırıcı bir deneyim sunuyor. Hayatını ve kendini anlamak isteyen, insan doğasının gizli köşe taşlarını keşfetmekten keyif alan herkes için… İsterseniz metni kısaltabilir, uzunluk veya vurgu açısından kendi sunumunuza göre uyarlayabilirim! Eklemek veya vurgulamak istediğiniz özel bir nokta var mı?

  2. Korsan Tercüme Tanrı’nın Zihnindeki Dehşet Mark Juergensmeyer

    05/18/2025

    Korsan Tercüme Tanrı’nın Zihnindeki Dehşet Mark Juergensmeyer

    Korsan Tercüme Mark Juergensmeyer'in çığır açan eseri "Tanrının Zihnindeki Terör", Soğuk Savaş sonrası dünyada dini şiddetin küresel yükselişini derinlemesine inceleyen bir çalışmadır. Yazar, terör eylemlerini gerçekleştirenlerin ve destekçilerinin zihinlerine girmeye çalışarak, bu şiddetin ardındaki motivasyonları, meşrulaştırma biçimlerini ve dünya görüşlerini anlamayı hedefler. Juergensmeyer, bu kişileri "şeytanlaştırmak" yerine, onların şiddet eylemlerini neden ve nasıl "Tanrı'nın buyruğu" olarak gördüklerini anlamaya odaklanır. Kitap, 11 Eylül saldırılarından Oklahoma City bombalamasına, Hamas'ın intihar saldırılarından Hristiyan kürtaj karşıtı militanların eylemlerine, İsrail'deki Yahudi aşırılıkçılarından (Baruch Goldstein, Yoel Lerner) Japonya'daki Aum Shinrikyo kültünün sarin gazı saldırısına ve Hindistan'daki Sih ayrılıkçılarına kadar geniş bir yelpazede vaka analizleri sunar. Yazar, bu grupların liderleri ve üyeleriyle (Mahmud Ebuhalime, Michael Bray, Abdülaziz Rantisi, Simranjit Singh Mann, Takeshi Nakamura gibi) yaptığı röportajlara dayanarak, bu "şiddet kültürlerinin" ortak noktalarını ortaya koyar: kendilerini saldırı altında hissetmeleri, eylemlerini bir "kozmik savaşın" parçası olarak görmeleri ve şiddeti sembolik bir "performans" olarak kullanarak çaresiz topluluklara güç verme arayışları. Juergensmeyer, dinin bu eylemlerde oynadığı merkezi role dikkat çeker: ahlaki gerekçeler sunması, kutsal savaş imgeleri sağlaması ve aktivistlerin kendilerini daha büyük, manevi bir senaryonun parçası olarak görmelerine olanak tanıması. Kitap, "terörizm" ve "terörist" kavramlarının sorunlu doğasına değinirken, bu eylemlerin sadece siyasi stratejinin bir parçası olmadığını, aynı zamanda derin sembolik anlamlar taşıdığını vurgular. Yazar, küreselleşme, sekülerizmin zayıflaması ve kimlik krizleri gibi çağdaş dinamiklerin, dini şiddetin yükselişinde nasıl bir zemin oluşturduğunu da analiz eder. "Tanrının Zihnindeki Terör", dinin hem yıkıcı bir güç hem de potansiyel bir şifa kaynağı olabileceğine dair karmaşık bir tablo çizerken, şiddetin nasıl sonlandırılabileceğine dair farklı senaryoları da tartışmaya açar. Bu eser, dini şiddetin kökenlerini, mantığını ve psikolojisini anlamak isteyen herkes için temel bir kaynaktır ve dinin kamusal hayattaki gücünü ve terörün "Tanrı'nın zihninde" nasıl tasavvur edilebileceğini anlamak için kışkırtıcı bir bakış açısı sunar.

  3. Korsan Tercüme Mark Juergensmeyer DİNSEL ZİHİNLERE GİRİŞ

    05/18/2025

    Korsan Tercüme Mark Juergensmeyer DİNSEL ZİHİNLERE GİRİŞ

    Korsan Tercüme Dinsel Zihinlere Giriş: Dünya Görüşlerinin Sosyal Araştırması", Mark Juergensmeyer ve Mona Kanwal Sheikh editörlüğünde, çağımızın en karmaşık sorunlarından biri olan dini deneyimlerin ve dünya görüşlerinin derinlemesine anlaşılmasının zorluklarına odaklanıyor. Kitap, sosyal bilimlerin –özellikle siyaset biliminin– dine genellikle mesafeli ve yüzeysel yaklaşımını eleştirerek, Max Weber'in "verstehen" (anlamak) ilkesinden hareketle, incelenen kişilerin kendi bakış açılarını merkeze alan bir metodoloji sunuyor. Bu, Ninian Smart ve Wilfred Cantwell Smith gibi din çalışmaları öncülerinin vurguladığı, inananın perspektifini ciddiye alma gerekliliğini sosyal bilimlere taşıyor. Eser, "sosyoteoloji" ve özellikle "epistemik dünya görüşü analizi" gibi kavramlar etrafında şekillenen, dini aktörlerin zihinlerine ve dünya algılarına (gerçeklik, doğru-yanlış hakkındaki temel varsayımlarına) nasıl nüfuz edilebileceğini araştıran bir dizi makaleden oluşuyor. Yazarlar, kendi entelektüel yolculuklarını ve çoğu zaman zorlu saha deneyimlerini paylaşarak, farklı dini zihinlere girmenin metodolojik, etik ve pratik boyutlarını aydınlatıyor. Kitap iki ana bölüme ayrılıyor: Disiplinler Arasında Köprü Kurmak: Ann Taves (Mormonların altın levhaları), Richard Madsen (Budist ritüelleri ve Çin deneyimi), Ariel Glucklich (İsrail çölünde bir ruhani komün) ve Julie Ingersoll (Hıristiyan Yeniden Yapılanmacılığı ve dünya görüşü çevirisi) gibi isimler, teoloji, din bilimleri ve sosyal bilimler arasındaki sınırları aşarak dünya görüşlerini nasıl incelediklerini anlatıyor. Dini Şiddetle Karşılaşmak: Mark Juergensmeyer (Hamas, Aum Shinrikyo liderleriyle görüşmeler), Michael Jerryson (Taylandlı silahlı Budist keşişler), Mona Kanwal Sheikh (Pakistan Talibanı'nın motivasyonları), Sara Kamali (ABD'li militan İslamcılar ve beyaz etno-milliyetçilerle empati ve sınırlar) ve Margo Kitts (antik metinlerdeki ritüel şiddetinin anlaşılması), şiddet yanlısı aktörlerin zihniyetlerine girmenin zorluklarını ve bu süreçte geliştirdikleri yaklaşımları paylaşıyor. "Dinsel Zihinlere Giriş", araştırmacıların kendi varsayımlarını "paranteze alarak" öznelerinin dünyasına nasıl girebileceklerini, onların gerçeklik paradigmalarını nasıl deşifre edebileceklerini ve bu içgörüleri sosyal ve tarihsel bağlamlarına nasıl yerleştirebileceklerini gösteriyor. Din, teoloji ve sosyal bilimler alanındaki öğrenciler ve akademisyenler için vazgeçilmez bir kaynak olan bu eser, dini olgulara yönelik iç ve dış yaklaşımlar arasındaki engelleri kaldırmayı hedefleyen araştırmalar için ilham verici ve pratik bir rehber niteliğinde. Dünya görüşü analizinin, özellikle terörizm ve dini şiddet çalışmalarında, çatışmaların tırmanmasını önleyecek ve daha etkili politikalar geliştirecek anlayışlar sunabileceğini savunuyor.

    5h 24m
  4. Zihin Sihirbazlığı NÖROSİHİR Stephen L Macknik

    01/15/2025

    Zihin Sihirbazlığı NÖROSİHİR Stephen L Macknik

    Zihin Sihirbazlığı NÖROSİHİR Stephen L Macknik Yeterince gelişmiş bir teknoloji, sihirden ayırt edilemez. Yeterince gelişmiş bir sihir, teknolojiden ayırt edilemez. Yeterince analiz edilmiş bir sihir bilimden ayırt edilemez! Hiç sihrin nasıl yapıldığını merak ettiniz mi? Yoktan var olan madeni paralar, görünmez bir güç tarafından hareket ettirilen iskambil desteleri, ortadan ikiye bölünen güzel kadınlar, bükülen kaşıklar, gözünüzün önünden bir anda kaybolan balıklar, filler, hatta özgürlük Anıtı... Sadece bu kadar mı? Bir mentalist nasıl olur da zihninizi okuyabilir? Odanın ortasındaki gorili neden görmezsiniz? Diyelim ki bunların hepsi mümkün, iyi ama bir insan bir mermiyi dişleriyle nasıl durdurabilir ki? Hakikaten nasıl beceriyorlar bütün bunları? Bu sorulan bir sihirbaza sormak için hiç boşuna zahmet etmeyin. Sihirbazların arasına katılmak için yapmanız gereken ilk şey, sihirbazlık yemini etmektir: "Bir sihirbaz olarak, sihirbazlık yemini olmayan kişilere herhangi bir illüzyonun sımnı açıklamayacağıma ve bir illüzyonu eğer sırrını muhafaza edebilecek kadar usta değilsem sihirbaz olmayanların önünde icra etmeyeceğime yemin ederim."Bu sihirbazlık camiasının ana kuralıdır. Yeminini çiğnemeyi göze alan bir sihirbaz, sihirbazlık camiası tarafından dışlanmayı da göze almış demektir. Peki öyleyse biz kimiz? Sihir üstüne kitap yazan bir çift muggle mı? Dudaklarını mühürlemiş olanlar bir yana, sihir hakkındaki neredeyse her şey ifşa edilmedi mi? Amazon Kitapta sihirle ilgili kitapları aratın, karşınıza 75.000 sonuç çıkacaktır. YouTube'a girin, bu zamana kadar yapılmış bütün sihirbazlık numaralarım görebilirsiniz, hatta bu videoların çoğu yedi yaşlarında sevimli bir çocuğun anne veya babası tarafından kameraya çekilmiş sihirbazlık gösterileridir. Craigslist'e bakın, amatör sihirbazların sayısız açıklamalarından birini tıklayın. Geriye söylenecek başka ne kaldı ki? Aslında pek çok şey söylenebilir. Bu kitap, illüzyonun nö-robilimi üzerine yazılmış ilk kitap. İsterseniz şöyle de diyebiliriz: Bu kitap, sihrin gizemli dehlizlerinde yaptığımız yolculuğumuzun başmda türetmiş olduğumuz yeni bir kavram olan nörosihir üzerine yazılmış ilk kitap. Bu zamana kadar sihrin tarihi, sihirbazlık sırlan, en yeni gösteri malzemeleri ve sihirbazlık numaralarına verilen psikolojik tepkiler hakkında çok şey yazıldı. Ancak nörobilim bunlan daha derinlemesine inceliyor. Biz burada el çabukluğuyla aldatılan zihnin örtüsünü kaldırmaya çalışıyoruz. Amacımız insan beyninin aldatmacalar karşısında neden bu kadar savunmasız olduğunu ve bu algı yanılmasının insan olmanın nasıl da büyük bir parçası olduğunu göstermek. Sürekli birbirimizi kandırıyoruz, ama beynimizin dikkatle ilgili görevlerini bu şekilde yerine getirmesi sayesinde onun sadece küçük bir kısmını kullanarak hayatta kalma şansımızı arttırıyoruz. Birçok bilim alanında olduğu gibi biz de sihirbazlık alanına tesadüfen girdik. Biz Arizona, Phonenix'teki Barrow Neurological Institute'ta (BNI) (Barrow Nöroloji Enstitüsü] çalışan nörobilimcileriz. BNI, Amerika'nın bağımsız en eski nöroloji enstitüsüdür ve yılda altı binden fazla kraniyotomi operasyonuyla Kuzey Amerika'nın en büyük nöroşiruji birimidir. Her birimizin bu enstitüde bir araştırma laboratuvan var; Stepken davranış nörofizyolojisi laboratuvarmın, Susana da görme nörobilimi laboratuvarmın yöneticisi. İkimiz de öncelikle nöron olarak adlandırılan hücrelerden meydana gelen bir makine olarak beynin, birinci şahıs deneyimi duygumuz olan farkındalığı nasıl oluşturduğuyla ilgileniyoruz.

  5. Kolektif - Savaş ve Psikoloji Bilimi Çerçevesinden Birinci Dünya Savaşına Bir Bakış

    01/10/2025

    Kolektif - Savaş ve Psikoloji Bilimi Çerçevesinden Birinci Dünya Savaşına Bir Bakış

    Savaş ve Psikoloji Psikoloji Bilimi Çerçevesinden Birinci Dünya Savaşına Bir Bakış Kolektif Bu kitap, savaş ve psikoloji arasındaki ilişkiyi, Birinci Dünya Savaşına odaklanarak Psikoloji biliminin farklı kavramlaştırmaları düzeyinde ele alan metinlerden oluşmaktadır. Birinci Dünya Savaşı “Bütün Savaşları Bitirecek Bir Savaş” olarak tanımlanırken, savaşın bu düzeyde bir yıkıma ve kayıplara neden olacağı düşünülmemişti. Aynı zamanda ironik bir şekilde bu savaşın, ülkelerin politik sistemlerinin değişimine zemin hazırlayacağı, yeni silah teknolojilerinin gelişimini sağlayacağı, toplumsal cinsiyet rolleri açısından kökten değişimleri tetikleyeceği ve bu kitabın da odak noktası olan psikoloji disiplininin genişlemesine yol açacağı da öngörülebilir değildi. Birinci Dünya Savaşında yaklaşık 10 milyon askerin ve doğrudan ya da dolaylı olarak 13 milyon silahsız insanın öldüğü tahmin edilmektedir.3 Birinci Dünya Savaşında yer alan ülkeler ekonomik ve mali açıdan gerilemiş ancak Amerika Birleşik Devletleri bu savaş sonrasında dünyanın en büyük gücü ve tüm dünyanın en alacaklı ülkesi haline gelmiştir.4 Bu savaş sırasında binlerce asker, “shell shock” (savaş sonrası nevroz) adı verilen, belirli fizyolojik ve psikolojik belirtilerle tanımlanan, savaşa bağlı bir tür travmadan muzdarip olmuştur.5 İnsan, başka bütün canlı türleri gibi bir biyolojik organizmadır. Her tür canlı gibi insan da yaşama içgüdüsüyle doğar. Biyolojik bir organizma olmanın gereği olan bu ortak niteliğe rağmen, insan yaşamı ile başka her tür canlının yaşamı arasında muazzam bir fark vardır. Her hayvan türü, genetik olarak belirlenmiş bir yaşam sürer. Hayvanlarda, ne bir türün bireyleri arasında ne de birbirini izleyen kuşaklar arasında yaşam biçimi bakımından belirgin bir farklılık olmaz. İnsanın da bir genetik yapısı olmakla birlikte, o genetik yapı, insan türüne, uygun koşullarda gerçekleşecek apayrı bir potansiyel kazandırmıştır. İnsan türüne özgü bu potansiyel, insan yaşamına, hiçbir hayvan türünde olmayan bir psikolojik ve sosyal imkânlar alanı açmıştır. Bütün canlı türlerinin birbirinden farklı bir anatomik yapısı ve fizyolojik işleyiş biçimi vardır. Yaşam koşullarına adaptasyon bakımından, anatomik yapı ve fizyolojik işleyiş biçimi ne kadar önemliyse, davranışlar da o kadar önemlidir. Davranışlar, adaptasyonu sağladığına göre, onların rast-gele ortaya çıkmadığı apaçık bir gerçektir. Bu nedenle, davranışları, organizmanın ihtiyaçlarına ve dış dünyadan alınan sinyallere göre ayarlayan bir mekanizmanın varlığını kavramlaştırmak bir zorunluluktur. îşte davranışları duruma göre ayarlayan bu kurallı mekanizmayı, “zihin” adını vererek kavramlaştırıyorum. Bu objektif zihin kavramına göre, her canlı türünün, görece basit ya da karmaşık bir zihni vardır. İnsana en yakın karmaşıklıktaki hayvan türünün zihni ile insan zihni arasında kapatılamaz bir uçurum vardır. Her bir canlı türü, kendi algı dünyasında, çevresinin farkında olmak anlamında, çevresinin bilincindedir. Öyle olmasa, adaptasyonu sağlayacak biçimde çevre koşullarına ve kendi ihtiyaçlarına uygun davranışı üretemezdi.

    4h 51m
  6. Yaşam Koçum Aristo Antik Çağ Filozoflarından Kişisel Gelişim Dersleri Jules Evans

    01/10/2025

    Yaşam Koçum Aristo Antik Çağ Filozoflarından Kişisel Gelişim Dersleri Jules Evans

    Yaşam Koçum Aristo Antik Çağ Filozoflarından Kişisel Gelişim Dersleri Jules Evans “Akşam olduğunda eve dönüp çalışma odama giriyorum. Eşikte çamur ve tere bulanmış iş kıyafetlerimi çıkarıp sırtıma saraylık esvaplarımı geçiriyor, antik çağın salonlarına, büyüklerinin karşısına böyle çıkıyor ve onlar tarafından da hoş karşılanıyorum. Sadece bana ait olan, adeta onu yemek için doğduğum yemeği de orada tadıyorum. Cesaretimi toplayıp onlara eylemlerinin ardındaki dürtüleri soruyorum. Yüce gönüllülükle cevaplıyorlar beni. Sonra, dört saat boyunca dünyayı unutuyor, eziyetleri hatırlamıyor, yoksulluktan korkmaz, ölüm karşısında titremez oluyorum...”1 Niccolo Machiavelli ATİNA OKULU’NA HOŞGELDİNİZ Papa II. Julius, evini güzelleştirmeye pek meraklıydı. St. Peter bazilikasının kubbesini bezeme işini Bramante’ye, Şistine Şapeli’nin tavanını resimlendirmeyi de Mikelanj’a vermekle yetinmemiş, Hazretleri, Vatikan Sarayı’ndaki özel kütüphanesinin duvarlarına bir dizi fresk yapması için Urbino’dan, adı çokça bilinmeyen Raphael diye, yirmi yedi yaşında birini tutmuştu. Freskler Julius kitaplığındaki başlıca konuları işleyecekti: Teoloji, hukuk, şiir ve felsefe. Bunlardan sonuncusu Atina Okulu olarak anılacak, günümüzde özellikle beğeni toplayacaktı. Bu freskte Raphael, antik çağdan, başta Yunan olmak üzere, Roma, Pers ve Ortadoğu’dan, baş başa verip hararetli bir sohbete dalan bir grup feylesof resmetmişti. Uzmanlar resimde yer alan filozofların kimliklerinden emin olamıyor. Tartışanların ortasındakile-rin ellerinde kendi kitaplarını tutan Platon ve Aristo olduğunu kesinlikle söyleyebiliyorlar. Ön planda, solda denklemler yazan düşünürün Pisagor olduğundan da oldukça eminler. Bir başına oturan gamlı feylesof Heraklitos olmalı. Mermer basamaklara yayılmış karanlık figür herhalde Kinik Dijoyen. Sokrates arka sırada, güzel bir gence sorularını soruyor. Uzakta sağ taraftan gülümseyen çelenkli de Epikuros olabilir. Açıklıkla ifade edilmiş radikal fikirleriyle bu gayet farklı düşünürlerden oluşan grubun Katolik dogmasının çok ötesinde olduğu besbelli. Epikuros bir materyalistti, Platon ile Pisagor ise reenkamasyona inanıyordu. Heraklitos’un inancı, ateşten yapılma kozmik bir zekâ olmuştu. Ama işte burada, Vatikan Sarayı’nın duvarlarından taşarak bir araya gelmişlerdi. Atina Okulu gözde resimlerimden biridir. Düzen ile anarşi, şahsiyetlerin belirgin kendine özgülüğü ile fikirlerinin temelindeki birlik arasındaki dengeyi çok severim; resmin merkezinde, yenleri uçuşan parlak renkli esvapları içinde Platon ile Aristo’nun biri göğü, diğeri yeri işaret ederek giriştiği tartışmayı. Yerin bir tapınak mı, pazaryeri mi, yoksa gündelik yaşamın ilahi hayatla iç içe sürdürüldüğü ideal bir kentte bir revak altı mı olduğunun belirsiz bırakıldığı düzenleme de çok hoşuma gider. Bu söyleşiye katılmanın nasıl olacağını merak ederim. Atina Okulu’nda eğitim görmek, bu büyük öğretmenleri dinlemek ve “cesaretini toplayıp onlarla konuşmak” nasıl olurdu? Bizim zamanımız için neler söylerlerdi?

  7. Korsan Tercüme Nasıl keşif ve gözetleme yapılır Henry Prunckun

    01/10/2025

    Korsan Tercüme Nasıl keşif ve gözetleme yapılır Henry Prunckun

    Korsan Tercüme Nasıl keşif ve gözetleme yapılır Henry Prunckun Bölüm 1 Giriş Bölüm 2 Keşif Nedir? Bölüm 3 Keşif Teorisi Bölüm 4 Keşif Kullanımları Bölüm 5 Gözetim Bölüm 6 Gözetleme Ekipmanı ve Keşif Eğitimi Bölüm 7 Keşif Görevi Bölüm 8 Düşman Keşifini Yenmek Bölüm 9 Etik Üzerine Bazı Düşünceler Bölüm 10 Önerilen Okumalar Birinci Bölüm Giriş İnsanlar her gün, sıradan olandan en ayrıntılısına kadar, onlarca plan yaparlar. Bazı planlar heyecan verici, bazılarıysa sıradan olaylardır. Ama bir zaman gelir, herkesin bir planı olur, bu plan bir tehlike ya da risk içerir, ister sosyal ya da politik istikrarsızlık yaşayan bir ülkeye denizaşırı bir gezi olsun, ister kişisel bir tehlike içeren eve daha yakın bir girişim. Belki de, bir grup umutsuz vakadan kaçan bir genç oğlanı kurtarmak ya da alkolik, şiddet yanlısı kocasından bir yetişkin kız kardeşi kurtarmak. En kayda değer işlerden biri de film endüstrisi için oyuncu avcılığı. Bu izciler, sinema yapımlarının çekimi için uygun yerler ararlar. Askeri, kolluk kuvvetleri, güvenlik veya istihbarat rolündeyseniz, planlama, gözetim için bir nokta, bir gözlem noktası (veya karakol) oluşturmayı gerektirebilir, böylece iddia edilen bir sigorta sahtekarlığı ile ilgili bilgileri toplayabilirsiniz (özel dedektifseniz) veya yönlendirebilmek için eğer ordudaysanız, bir emir (kolluk kuvvetleri) veya herhangi bir sayıda saldırı operasyonu yürüten memurlar. Koşulların görsel gözlemi sınırladığı yerlerde, bir karakol dinleme karakolu olarak kabul edilebilir. Koruma, keşiflerin düzenli olarak kullanıldığı başka bir alandır. Bu meslek, yakın kişisel koruma veya yönetici koruması olarak da bilinir, bunlar koruma için kullanılan popüler terimlerdir.1 Bu terimler 1970’lerde ABD Gizli Servisi’nin elçilikleri ve yabancı devlet adamlarını korumak için Yönetici Koruma Servisi (EPS) adında yeni bir birim oluşturmasıyla ortaya çıktı. Korumanın müşterisi evinden uzaklaştığında, yol boyunca sürprizlerle karşılaşmamak için bir çeşit keşif yapılması gerekir. Bu mesleğin temel faaliyetlerinden biri, bir hedefe gidiş ve dönüş rotalarını planlamak, yol boyunca olası pusu noktalarını belirlemek ve işler ters giderse kaçış rotalarını saptamaktır. Tüm bu planlama senaryolarındaki ortak unsur, herhangi bir eylemde bulunmadan önce bilgiye duyulan ihtiyaçtır. Bilgi eksikse etkili bir şekilde plan yapamayacağınızı söylemek güvenlidir. Görevinizi yerine getirmeyi planladığınız fiziksel çevre veya o alanı işgal eden insanlar hakkında bilgi edinmek için, bu verileri keşif olarak bilinen süreç aracılığıyla elde etmeniz gerekir. Keşif terimi, dost kuvvetler tarafından kontrol edilen alanların ötesindeki bölgeleri gözetlemeyi ifade eder. Bunun amacı, bilgileri analiz etmek ve sonra bulguları karar vericilere yaymaktır. Keşif sözcüğü Fransızca’dan geliyor, ama diğer birçok yabancı sözcük ve deyim gibi İngilizcemize de girmiş.2 Askeri birliklerle güçlü bir ilişkisi vardır, ancak son zamanlarda başka çevrelerde de kullanılmaya başlanmıştır ve bunu fark etsinler ya da etmesinler, hayatın çeşitli alanlarında planlama için insanlar tarafından düzenli olarak kullanılmaktadır. Örneğin, 2012 Ağustos’unda, Avustralya Savunma Kuvvetleri’nin bir keşif ekibinin, Bismarck Denizi’ndeki Port Moresby’nin 800 kilometre (yaklaşık 500 mil) kuzeyindeki küçük bir ada olan Manus Adası’na indiği olayı ele alalım. Papua Yeni Gine ulusuna ait olan Manus Adası, insan kaçakçılığı yapan teknelerle Avustralya’ya yasadışı yollardan gelenleri tutmak ve işlemek için bir gözaltı merkezi olarak araştırılıyordu. Avustralya hükümeti, eski ve çürüyen bir gözaltı merkezini onarmak için ne yapılması gerektiğini öğrenmek istiyordu.

    3h 20m
  8. Korsan Tercüme Düşünürün Yanılgılara Karşı Kılavuzu RICHARD PAUL ve LINDA ELDER

    01/10/2025

    Korsan Tercüme Düşünürün Yanılgılara Karşı Kılavuzu RICHARD PAUL ve LINDA ELDER

    Korsan Tercüme Düşünürün Yanılgılara Karşı Kılavuzu RICHARD PAUL ve LINDA ELDER Zihinsel Hileler ve Manipülasyon Sanatı İnsan zihnini anlamak için, kendini kandırmayı anla. Anon “Yanılgı” sözcüğü, Latince iki sözcükten türemiştir: fallax (“aldatıcı”) ve fallere (“aldatmak”). Bu, insan yaşamında önemli bir kavramdır, çünkü insan düşüncesinin çoğu, başkalarını aldatırken kendini de aldatır. İnsan zihninin gerçeğe doğal bir kılavuzu yoktur, doğal olarak gerçeği sevmez. İnsan zihninin sevdiği şey kendisidir, ona hizmet eden, onu pohpohlayan, ona istediğini veren ve onu “tehdit eden” her şeyi yok eden şeydir. Yanılgıların incelenmesi en az iki farklı şekilde yapılabilir. Geleneksel olarak yaklaşılabilir: bu durumda, sağlam olmayan argümanların sağlammış gibi gösterilebileceği yollar tanımlanır, açıklanır ve örneklenir. Ya da derinlemesine yaklaşılabilir: bu durumda, yanılgıların inşası, insan çıkarlarının ve mantıksız arzuların peşine düşmekle ilişkilendirilir. İlk yaklaşımı kullanarak, öğrenciler safsataların isimlerini ve tanımlarını ezberleyerek çok az şey kazanırlar. Kısa süre sonra bunları unuturlar. Zihinleri büyük ölçüde dokunulmamış ve bu nedenle de etkilenmemiş olarak kalır. Öte yandan, ikinci yaklaşım, zihnin -her zihnin- amaçlarına ulaşmak için nasıl sağlam olmayan argümanlar ve entelektüel “hileler” kullandığını ömür boyu sürecek bir kavrayışla edinmeyi mümkün kılar. İnsan kararlarına ve insan davranışlarına yakından baktığımızda, insan yaşamında önemli olanın kimin haklı olduğu değil, kimin kazandığı olduğunu kolayca görebiliriz. Zenginlik, mülk ve silah biçiminde güce sahip olanlar, hangi gerçeklerin dünyaya duyurulacağına, hangilerinin alaya alınıp susturulacağına ya da bastırılacağına karar verenlerdir. Dünyanın kitle iletişim araçları, sürekli olarak gerçeği “döndürmeye” kurban eden sonu gelmez bir mesaj bolluğu üretiyor. Olayların yüzeyinin altına indiğimizde, “iletişim” ve “manipülasyon” sözcüklerinin sanal eşanlamlılara dönüştüğü bir dünya buluyoruz. Öğrencilerin, kendilerini medya piranhalarının cirit attığı bir dünyada entelektüel kurban olmaktan ya da en az onun kadar kötü bir şekilde, eğitimdeki küçük bir piranha olarak sürüye katılmaktan koruyacak ufuk açıcı içgörülere ve entelektüel araçlara ihtiyacı var. “Yanlışlar” çalışmasının nihai amacı, entelektüel dürüstlüğe dayanan içgörüler ve araçlar olmalıdır. Bu kılavuzda amacımız buydu.

    2h 46m

About

Öğrenmeyi öğrenmek, tam öğrenme kavramının temeli ve eleştirel düşüncenin sonucudur. Bilgiye nasıl erişileceği, nasıl işlenip uygulamayla uzun dönem hafızamıza işleme hedefini öğretir. Bu denli önemli olan 'öğrenmeyi öğrenme' kavramının amacı insan olmaktır. R-Kompleksinin dominant olduğu toplumun, kolektif hafızasını şekillendiren konformizm, bilişsel çarpıtma, yanılsama, akıl tutulması ve de inkarcılıkla bireyin yoksunluk çektiği özgüven/özdeğersizliği kolektif kimlikle tamamlar. Bilgi ve Bilgelik ile bu yozlaşmanın önüne geçebiliriz. Buradaki kitapları satın alıp ayrıca okumalısınız.