Zihin Karmaşası- Söyleyecek Bir Şeyim Var

Hakan Tanar

Her şeyin dönüştüğü bir dünyada konuşmamız gereken şeyler var.

  1. 1d ago

    Simya: Maddeyi Ruhun Ateşinde Eritmek | Maden Erirken İnsan Nasıl Dönüşür?

    Yeryüzünde altından daha nadir metaller olsa da neden hiçbirisi insana onun kadar çekici gelmez? Bunun cevabı, altının ve gümüşün tarihte kutsal bir anlam taşıması olabilir. İnsan her zaman altının peşinden koştu. Simyacılar, evrenin dört temel unsurdan oluştuğu teorisinden yola çıkarak, baz metallerin altına dönüşebileceğini düşündüler. Oysa çoğu insan simyacıları büyücü ya da şarlatan olarak görür. Oysa gerçek simyacılar, maddenin doğasını merak etmiştir. Madde ateşte eridikçe insanın tutkularından ve alışkanlıklarından sıyrıldığını keşfetmişlerdir.    Bu kadim öğretide, madendeki hamlık insanın hamlığıdır. Ateş; hayatın getirdiği acıların, deneyimlerin ve olgunlaşma sürecinin ta kendisidir. Maden saflaşıp parıldarken, insan da “kâmil insan” olma yolunda evrilir. Çünkü simyacının laboratuvarındaki o karanlık pota, aslında tutku ve alışkanlıkların esareti altındaki kendi zihni ve ruhudur. Kadim simyacıların potalarında “maddenin ruhunu ve formunu değiştirme” çabası, günümüz dünyasında kendini metalürjide gösterir. Metalürjistler laboratuvarda atomların yerini değiştirerek ve atomik boşlukları yeniden düzenleyerek yeni karakterde malzemeler yaratırlar. Ancak yarattıkları her yeni malzemenin gücünü de hissederler. Bu sebeple maddenin gücüne vakıf olan bilim insanlarının insanlığa karşı özel bir sorumluluğu vardır. Madde dünyasındaki bu dönüşüm, manevi hayatta insanın özüne ulaşma yolculuğunun da birebir karşılığıdır. Buna; sonuçları acı da olsa bilim dünyasından Oppenheimer ve Alfred Nobel iyi birer örnek olabilir. Atom bombasının etkilerini gördükten sonra Oppenheimer derin bir pişmanlık duydu ve kalan hayatını nükleer silahların engellenmesi için harcadı. Alfred Nobel de buluşunun yıkıcı sonuçlarını gördükten sonra servetini bir barış vakfı kurulması için bağışladı. Bir bakıma, kendi içlerindeki kurşunu eritip altına ulaştılar. Podcastte simya kozmolojisini konuşuyoruz.     Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer altyazılı izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.

    23 min
  2. May 10

    Paralimpik Oyunlar: Biyolojik Sınırların Sonu mu? | Kaostan Düzene, Biyolojiden Makineye

    Paralimpik disiplinlerde önemli teknolojik gelişmeler var.  Öyle ki, biyolojimizin koyduğu sınırları artık aşabiliyoruz. Kendimizi sınırladığımızın ötesinde başka bir dünya olduğunu fark ediyoruz. Muazzam bir potansiyelin üzerinde oturuyoruz. Belki bir uzvumuzu kaybettiğimizde bütünlüğümüz bozuluyor, ama kullanamadığımız bu potansiyel bizi zaten eksik bırakıyor. Bu sohbette Paralimpik Oyunlar’daki gelişmeleri anlatmak istedim. Ancak yapay zeka teknolojileri devreye girdiğinde, sorular ister istemez konuyu felsefi bir boyuta taşıyor. Sadece yeni teknolojileri konuşmak bize bir vizyon katmıyor. Şu anda tam kavrayamadığımız ama teknolojiyle parça parça açığa çıkardığımız o bütüne doğru ilerliyoruz. Spor, bu teknolojileri kullanarak doğadaki gerçek potansiyelimizi açığa çıkaran test aracımız. Bölümde doğanın entropiyi nasıl bir hammadde gibi kullandığını ve kaostan bir yaşamı nasıl çıkardığını konuşuyoruz. Kaosu doğanın teknolojisi gibi düşünüyoruz. İnsanın da entropinin arttığı o ‘bozulma’ veya ‘sakatlık’ anlarında teknolojiyi bir çıkış kanalı olarak inşa ettiğini savunuyoruz. Ve şunu söylüyoruz: Yaşamımızı engelleyen hiçbir şeyi kabul etmiyoruz. Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz. Eğer izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz.

    16 min
  3. May 3

    Yalnızlık Ekonomisi: Kapitalizmin Keşfettiği Yeni Maden | Yalnız Hissettiğimizde Kapitalizm Neden Mutlu Olur?

    Her teknoloji devriminde yeni bir yalnızlığın içine düşüyoruz. Bunun hiç bitmediğini düşündüğümüzde ömrümüz boyunca gri bir alanda yaşadığımızı söyleyebiliriz. Yeni teknolojilerle yeniden ördüğümüz bir kozanın içindeyiz. Matbaanın bulunmasıyla insanlar okumaya başladığında dönemin aydınları bunu tehlikeli bir melankoli hastalığı olarak gördü. Sanayi devrimiyle apartmanlarda tek başına yaşamaya başlayan insanların topluma yabancılaştığı düşünüldü. Her dönüşümde kendi ürettiğimiz teknolojileri kendimiz için riskli gördük. Ancak o gri alan içinde yalnızlığımızı gideren bir nesneyi de hep bulduk. Bugün yapay zekâ çağında da aynı korkuları yaşıyor ve çözümlerini buluyoruz. Kapitalizm duygularımızdan beslenen bir iktisadi sistem.  Korktuğumuzda, sevindiğimizde ya da üzüldüğümüzde bize bunun çözümünü mutlaka bulur. Tıpkı bugün  bir “Yalnızlık Ekonomisi”ni yarattığı gibi. “Yalnızlık Ekonomisi” aslında yalnızlığı ortadan kaldırmayı değil, onu sürdürülebilir, verimli ve konforlu bir “ürün” haline getirmeyi amaçlıyor. Kurumların değil, bireylerin "Yapay Zeka Zihin Gücü" kaldıracını kullanarak kurumsallaştığı bir dönemdeyiz. Bu açıdan bakınca, gelecekte “yalnızlık” kelimesinin bugünkü negatif ve melankolik havasını tamamen yitirdiğini görebiliriz. Veriler bunu destekliyor. Bugün yapay zekânın gücünü kaldıraç olarak kullanan 200 milyon içerik üreticisi var. Bu insanlar yakın çevresinde bulamadığı düşünce ikizlerini dünyada arıyor. Yapay zekâ temelli arkadaşlık ve dijital refakatçi uygulamalarında 2022-2025 arasında önemli bir artış yaşandı (bazı kaynaklara göre %700’e varan oranlarda). Dijital asistanına duygusal olarak bağlanan insanlar var. İş dünyasında solo girişimciler, yapay zekâyla yaptıkları iş birlikleriyle küresel markalar yaratabiliyor. Veriler çoğaldıkça şu soru aklımıza geliyor: Veriler çoğaldıkça şu soru aklımıza geliyor: İnsan yalnızlığını bir arkadaş, evcil bir hayvan ya da nesneyle giderebildiğine göre yapay zekâ da yalnızlığımızı gidereceğimiz yeni sosyal nesnemiz olabilir mi? Yalnızlık bizim doğal arkadaşımız. Eğer onu iyi yönetemezsek kendi potansiyelimizi bir illete çevirebiliriz. Ya da bu ekonomiden kendi küresel anlamımızı çıkarabiliriz. Bu sohbette yalnızlığı ve kapitalizmin bu duygumuzu bir madene nasıl çevirdiğini konuşuyoruz. Sohbeti daha detaylı olarak Monolog'da okuyabilirsiniz: Eğer izlemek isterseniz YouTube kanalımı ziyaret edebilirsiniz. İyi pazarlar ve iyi dinlemeler.

    24 min

About

Her şeyin dönüştüğü bir dünyada konuşmamız gereken şeyler var.