Vapur Filozofu

Eylül Sunar

Ben, Eylül Sunar, nam-ı diğer Vapur Filozofu ; görüntüde 17, kimlikte 21, ruhunda 57, hayatta didinen hem herkes gibi hem de kimse gibi, alelade biri. Kadıköy-Beşiktaş hattının, hiç de çatlak olduğunu göstermeyen, gözlüklü, sempatik, biraz da tombik müdavimi. Her bölümde, herhangi bir konuda gevezelik edeceğiz, daha doğrusu ben ve kafamdaki dostlar aramızda laflayacağız. İsteyen herkese kapımız açık. Hoş geldiniz efendim, 20-25 dk'lık vapur konuşmalarımıza. Zırvalıklara. Çaylarınızı alın, tostunuzu bastırın, Boğaz manzarasına dalın da artık başlayalım.

  1. 5D AGO

    3.Sevgililer Günü

    BÖLÜM HAKKINDA Bu hafta sizlerle, « Sevgililer Günü »nü tartıştık. St Valentine’s Day ismiyle bugünün çıkış noktası olan 3.yy’da Roma’da orduya katılımı arttırmak amacıyla evlilik yasağı getiren İmparator II.Claudius’u dinlemeyen Aziz Valentinius’un gençleri evlendirmeye başlaması olduğunu öğrendik. İdamından yaklaşık 1200 sene sonra, 15.yy sonunda dönemin papası VI.Alexandre’ın onu affetmesiyle, « aşkın koruyucusu, aşk şehidi » olarak anılıp Avrupa’ya ününün yayıldığını konuştuk. Hatta 14 Şubat kutlamalarının pagan karşılığı Lupercales’in, kadınların doğurganlığı kutlayan, bir sene 13’ü bir sene 15’ine denk gelen bu geleneğin, zamanla St Valentin’e nasıl dönüştüğüne baktık. Evlilikten ziyade romantizm yönü baskın 14 Şubat’ın ise İngiliz şairlerin, kuşların çiftleşme tarihi 14 Şubat’a methiyeleri ve « lovebirds » kavramını ortaya atmalarıyla gelindiğini söyledik. Tarihin ardından, kutlama şekillerini kısaca konuştuk, Japonya’da çikolata alan tarafın kadınlar olmasına şaşırdık, hediye mevzularına girdik. İktisatçı bakış açısı « marjinal ödeme isteğini » hatırladık : insanların, bir mal ya da hizmete biçtiği maksimum değer olduğunu, ve bunun üzerinden, neden kutlama zamanlarında zam geldiğini açıkladık. Artan gül fiyatlarıyla örnekledik. Hediyelerden « oyuncak ayı »ya eleştiriler getirdik, reklamlara güldük, Sevgililer Günü Mezatı ve Kırık Kalpler Müzesi’sini andık. Bugünü şevkle kutlayanların, yılın geri kalan 364 günündeki huzurunu sorguladık. Dolaylı bir anı tamamladık : eski sevgilisini kıskandırmak isteyen bir arkadaşımdan ve bunu yapmak için benden ne beklediğini size anlatıp fikir danıştım. Kendisine gül gönderip göndermeme konusunda yorumlarınızı bekliyorum. GENEL Ben Eylül Sunar, nam-ı diğer Vapur Filozofu, kimlikte 21, görüntüde 17, ruhunda 57, Kadıköy-Beşiktaş Hattı’nın, hiç de çatlak olduğunu göstermeyen, gözlüklü, sempatik, biraz da tombik müdavimi.

    35 min
  2. JAN 15

    2. Sosyal Medya

    BÖLÜM HAKKINDA Bu hafta sizlerle, "Sosyal Medya"yı bir kavram olarak inceledik. Latince "socialis" (bir araya gelmek)ten, "medium"a (orta) sosyal medyanın, "içerik yaratmak ve paylaşmak için bir araya gelinen mecra" tanımlandığını söyledikten sonra meselenin içyüzünü daldık. İtibari ve gerçek değer sistemlerinde, sosyal medyanın da aslında popülist bir yönü olduğunu ; içerikten bağımsız sayıya yönelik değerlendirildiğinizi altın-banknot örneğiyle konuştuk. Ardından, bu mecrayla alakalı 3 grubu inceledik : kullandırıcılar, içerik üreticiler ve kullanıcılar. Geçmişte kitle yönlendirmek için kullanılan medyanın, eskiden bilgi saklayarak, artık bilgi yığarak yaptığı çeşitli manipülasyonları konuştuk. Buradaki amacın, birine güvenmenizi sağlamak olduğunu ve hikayenin oradan şekillendiğini fark ettik. Ayrıca, sadece iki firma türünün müşterilerine kullanıcı (user) dediğini gördük : madde ve sosyal medya. Üreticiler kısmında, hangi tip içeriklerin ön plana çıktığına bakıp reels'lerin tehlikesini konuştuk : beynin dopamin mekanizmasını hedef alan bu video tipinin, yol açtığı sorunları özellikle de odaklanma ve hayattan keyif alamama problemini konuştuk. Son grup olan kullanıcılar'da, filtre kullanımıyla bozulan algılarımızı, body dismorphia ve yeme bozuklukları gibi sıkıntıların artışına bağladık. Oranın sanal bir dünya oluşunun unutturulduğunu, biz unutmamak adına vurguladık. Deneyimlerin içinin boşaldığını, acaba birileri görsün diye mi yaşadığımız anıları düşünmek için biraz bekledik. Konuya dair kısa bir anı, ayrıca kendim de bu mecrada yayın yapan birisi olarak gözlemlerimle bitirdim. Not : Bu bölümde, sosyal medyayla ilişkilendirilmiş birkaç bağımlığın, davranış eğiliminin ve sağlık durumlarının ismi, bilgi amaçlı kullanılmıştır. GENEL Ben Eylül Sunar, nam-ı diğer Vapur Filozofu, kimlikte 21, görüntüde 17, ruhunda 57, Kadıköy-Beşiktaş Hattı’nın, hiç de çatlak olduğunu göstermeyen, gözlüklü, sempatik, biraz da tombik müdavimi.

    29 min
  3. 12/31/2025

    1. Yılbaşı

    BÖLÜM HAKKINDA Bu hafta sizlerle, Yılbaşı kavramına baktık. 365 gün 6 saat'in sonunun, etimolojik olarak da bize liderlik ettiğini (baş) dolayısıyla nasıl başlarsak öyle gideceği sözünün anlamlılığını konuştuk. Noel ve Yılbaşı arası bir kargaşaya cevap verdikten sonra, "bir dönemin başlayıp bitmesi" üzerinden çeşitli kültürlerdeki takvim dönümlerine baktık ; Perslerde ve Hintlilerde bahar denk gelen kutlamalarda, doğa değişimlerin matematiğe yedirildiğini fark ettik. Ardından, yılbaşını değil yılsonunu kutladığımızı (31 Aralık) söyleyip, dünyadan birkaç gelenek andık : üzüm, nar, kırmızıdan gelen şansı ; Romanyalıların soğan takvimlerini, Dan'ların "gelen yılı yakalamak" için yüksekçe bir koltuktan atlamasının sonunun acilde bitebileceğini, İrlanda'dan ise merhumları anmak üzere sofraya konan boş tabakları öğrendik. Meselenin esasında umut olduğunu hatırladık : işler geçmişte yolunda gitmemiş olsa da, bu devir sürecini (takvimdeki gün devrini) bir yenilenme, acıların ve hatların sıfırlanması, devam etme gücü sağlayıcısı olarak görme eğilimini anladık. Ve devam ettik. Devamında, bizdeki kutlama türlerini 3 başlığa ayırdık : İlki, evde kutlamaydı. PTT tipi (pijama, terlik, televizyon) eğlencenin inceliklerini konuştuk : gayriresmi verilen 31 Aralık öğleden sonrası tatili eve koşturmacayı, hazırlıkların eğlencesini, sobada kestane ve mandalina gibi klasikleri, saat 12'yi beklerken tombala başında uyuklamayı, geri sayımı, havai fişekleri. Sonra, ikinci kutlama tipi olan "dışarıda yemekte"nin her yıl pahalanışını eleştirdik. Son olarak, "dışarıda partide" tip kutlamaya dair, geçen seneden bir anıyla, "podcast, kurabiye, ev"in değerini anlayışımı anlattım. Vapur Filozofu, herkese iyi seneler diliyor :) GENEL  Ben Eylül Sunar, nam-ı diğer Vapur Filozofu, kimlikte 21, görüntüde 17, ruhunda 57, Kadıköy-Beşiktaş Hattı’nın, hiç de çatlak olduğunu göstermeyen, gözlüklü, sempatik, biraz da tombik müdavimi.

    20 min
  4. 10/16/2025

    24. Diyet

    BÖLÜM HAKKINDA  Bu hafta sizlerle diyet meselesine değindik. Düzenli ve dengeli beslenmek olarak tanımladığımız bu kavramın Fransızcadaki anlamının, « hastalıkta ve sağlıkta hayatın devamlılığı için yapılması gereken her şey » olduğunu öğrenip, bunun üzerinden, modern hayatta bunun ne olabileceğini düşündük. Rejim’i ayrıca ele aldık : yediğiniz içtiğiniz hakkında ahkam kesilmesi şeklinde, zira rejim, yönetmek’tir. Diyet meselesine yaklaşımımızın kısıtlama olmasından, piyasada dönen sağlıklı beslenme akımlarının içyüzünü inceledikten sonra tarihe baktık. Kilo problemlerinin esasında, bir tüketim çılgınlığı etkisi olduğunu dolayısıyla bizim kusurumuz olmadığını lakin yeni dünya düzeninde çaba harcamazsak yaşayayacağımız sağlıklı sorunlarına geçip, kişisel anılar üzerinde ilerledim. 10-15 seneye yayılmış diyet yolculuğumda öğrendiğim 3 şeyi sizinle paylaştım : bünyenize uygun ve yerel gıdaların tüketimini, kalori matematiğinin neden işlemediğini, son olarak da algı meselesini konuştuk. Blue Zones adıyla anılan bir sağlıklı yaşam araştırmasını da kısaca konuşup, diyetlerde esas olanın, kendi sağlık tanımlarımızı yapmak olduğunu, « sıfır beden » olma çabasının bizi tüketebileceği, ve artık (bir uzman hariç) başkalarının yediğimize, içtiğimize, hayatımıza karışmasına bir dur deyip nasıl huzurlu olacağımızı anladık.  GENEL  Ben Eylül Sunar, nam-ı diğer Vapur Filozofu, kimlikte 21, görüntüde 17, ruhunda 57, Kadıköy-Beşiktaş Hattı’nın, hiç de çatlak olduğunu göstermeyen, gözlüklü, sempatik, biraz da tombik müdavimi.

    44 min

About

Ben, Eylül Sunar, nam-ı diğer Vapur Filozofu ; görüntüde 17, kimlikte 21, ruhunda 57, hayatta didinen hem herkes gibi hem de kimse gibi, alelade biri. Kadıköy-Beşiktaş hattının, hiç de çatlak olduğunu göstermeyen, gözlüklü, sempatik, biraz da tombik müdavimi. Her bölümde, herhangi bir konuda gevezelik edeceğiz, daha doğrusu ben ve kafamdaki dostlar aramızda laflayacağız. İsteyen herkese kapımız açık. Hoş geldiniz efendim, 20-25 dk'lık vapur konuşmalarımıza. Zırvalıklara. Çaylarınızı alın, tostunuzu bastırın, Boğaz manzarasına dalın da artık başlayalım.