Psikodepresan Podcast

Psikolog Barış Özkoparanoğlu

Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek kayıtlar yüklüyorum. Kanal içerisindeki psikolojik kayıtlar, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

  1. 12h ago

    Sınav Kaygısıyla Başa Çıkmanın 7 Yöntemi

    Sınav dönemleri geldiğinde öğrencilerin çoğu yalnızca ders çalışma isteksizliği yaşamaz. Masaya oturup kitabı açarsınız, ama birkaç dakika içinde zihniniz bambaşka yerlere kayar. İçinizde bir daralma hissedersiniz; "ya yetiştiremezsem", "ya öğrendiklerimi unutursam", "ya başarısız olursam" gibi düşünceler peş peşe gelir. Bu bölümde sınav stresini tamamen ortadan kaldırmayı değil, onunla birlikte nasıl yol alabileceğinizi konuşuyoruz. Çünkü asıl mesele hiç endişelenmemek değil, endişelenseniz bile yaşamınıza ve çalışma düzeninize devam edebilmektir. Kaygının belirli bir seviyede aslında faydalı olduğunu, sizi çalışmaya teşvik ettiğini, ancak sürekli yüksek yoğunlukta olduğunda odaklanmayı güçleştirdiğini ele alıyoruz. Kaygı, kaçınma, suçluluk ve daha fazla kaygı arasındaki o kısır döngüyü fark etmek ilk adımdır. Ardından "bugün 8 saat çalışacağım" demek yerine "sadece 10 dakika başlayacağım" demenin neden daha işlevsel olduğunu, motivasyonun her zaman davranıştan önce gelmediğini anlatıyoruz. Herkesin dikkat ritminin farklı olduğunu, başkasının çalışma süresini bilmenin sizin performansınızı artırmadığını, yalnızca kaygınızı yükselttiğini hatırlatıyoruz. Sınav sonucunu kimlik haline getirmenin yarattığı yükü, "bir sınavdan düşük puan almak değersiz olduğunuzu göstermez" ayrımını konuşuyoruz. Kontrol edebileceğiniz ve edemeyeceğiniz şeyleri ayırmanın, kaygı anında "bugün benim kontrolümde olan ne var" diye sormanın pratik faydasını gösteriyoruz. Bedensel belirtileri, nefes ve gevşeme egzersizlerinin önemini, uyku ve hareketin kaygı yönetimindeki yerini de ele alıyoruz. Kendinize bir arkadaşınıza konuşur gibi şefkat göstermenin uzun vadede motivasyonu nasıl koruduğunu, kaygı günlüğü tutmanın düşünceleri zihinde büyütmek yerine dışarı çıkarmaya nasıl yardımcı olduğunu paylaşıyoruz. Bölüm boyunca sınav kaygısı, sınav stresiyle başa çıkma, kaygıyı azaltma yolları, odaklanma sorunu, ders çalışamama, sınav sonucu kaygısı, kontrol edilebilir alanlar, nefes egzersizi, uyku düzeni ve kendine şefkat gibi konulara değiniyoruz. Eğer sınav döneminde zihniniz sürekli geleceği simüle ediyorsa, felaket senaryoları kuruyorsa ve bu yüzden masaya oturamıyorsanız, bu bölüm size "önce bir nefes al, bugün ne yapabileceğine bak" demek için var. Unutmayın, hedef kaygısız olmak değil, kaygının direksiyona geçmesine izin vermemektir.

    Sınav Kaygısıyla Başa Çıkmanın 7 Yöntemi
  2. Oct 3

    Retroaktif Kıskançlık Nedir? Geçmiş Kıskançlığıyla Başa Çıkmanın 5 Yolu

    Partnerinin geçmişini kıskanıyor, eski ilişkilerini düşünmeden edemiyor musun? Bu podcast bölümünde retroaktif kıskançlık nedir, neden olur ve nasıl başa çıkılır sorularına psikolojik bir bakışla yanıt veriyorum. Geçmişe takılıp kalmak yerine şimdiki ilişkinizi güçlendirmenin yollarını, güven sorununu aşmayı ve ilişkide kıskançlıkla başa çıkma yöntemlerini konuşuyoruz. Bu bölümde öncelikle retroaktif kıskançlığın ne olduğunu ve normal kıskançlıktan nasıl farklılaştığını ele alıyorum. Ardından geçmişi şimdiden ayırmayı öğrenmekten bahsediyorum; çünkü bu duygunun en büyük besleyicisi, geçmişle şimdinin zihinde birbirine karışmasıdır. Daha sonra duyguyu kabul etmenin, onunla kavga etmemek ve onu bastırmamak için neden bu kadar önemli olduğunu açıklıyorum. Devamında kendi değerini partnerinin geçmişi üzerinden tanımlamama konusuna değiniyorum. Kendini eski sevgililerle kıyaslamanın neden bir tuzak olduğunu ve kendi değerini nasıl daha sağlıklı bir zeminde görebileceğini anlatıyorum. Sonrasında partnerinle bu hissi nasıl konuşabileceğini paylaşıyorum; ama sorgulamak için değil, sadece anlaşılmak ve kendini açıklamak için. Son olarak geçmişi bırakmayı seçmenin ne anlama geldiğini ve bunun neden her gün tekrarlanan bir tercih olduğunu konuşuyorum. Bölümün sonunda “Gerçekten endişelenmem gereken bir durum var mı?” sorusuna birlikte bakıyoruz; çünkü bazen bu duygu gerçek bir güven sorununa işaret edebilir, bazen de asıl mesele bambaşka bir yerdedir. Bu duygu, sevginin ve bağlanmanın doğal bir yansıması olabilir. Önemli olan onu yok saymak değil, anlamak ve yönetmeyi öğrenmek. 🎧 Bu bölümde ele aldığımız konular: Retroaktif kıskançlık nedir? Geçmiş kıskançlığı neden olur? Partnerin geçmişiyle barışmak Eski sevgili kıskançlığıyla başa çıkma İlişkide güven sorunu ve bağlanma korkusu Kıskançlıkla başa çıkma yolları Kendini değersiz hissetme ve kıyaslama tuzağı İlişkide iletişim ve sınır ihlali Geçmişi bırakma ve şimdiye odaklanma 💬 Sorularınız ve yorumlarınız için:

    Retroaktif Kıskançlık Nedir? Geçmiş Kıskançlığıyla Başa Çıkmanın 5 Yolu
  3. Sep 26

    Alışveriş Bağımlılığı — Kendini Kötü Hissedince Neden Alışverişe Sarılıyorsun? (3 Uygulanabilir Çözüm)

    Hepimizin zaman zaman kendini kötü hissettiği anlar oluyor. Peki neden tam da o anlarda telefonu elimize alıp alışveriş uygulamalarına giriyoruz? Neden stresli, yalnız, öfkeli ya da mutsuz olduğumuzda ihtiyacımız olmayan şeyleri sepete eklemeye başlıyoruz? Ve neden satın alma sonrası gelen o kısa rahatlama hissi bizi tekrar tekrar aynı döngüye çekiyor? Bu bölümde alışveriş bağımlılığını, kompulsif satın alma davranışını ve online alışveriş bağımlılığını psikolojik bir çerçeveden ele alıyoruz. Alışveriş bağımlılığı sadece çok para harcamakla ilgili değil. Çoğu zaman alışveriş; kaygı, yalnızlık, can sıkıntısı, öfke ya da yetersizlik duygusuyla baş etmenin bir yolu haline geliyor. Yani aslında satın aldığımız şey ürün değil, çoğu zaman geçici bir duygusal rahatlama oluyor. Peki bu döngü nasıl işliyor? Telefonu açıp alışveriş sitelerinde gezinmek, indirimleri takip etmek, ihtiyaç olmayan ürünleri sepete atmak ve alışveriş sonrası yaşanan o kısa süreli rahatlama… Zamanla bu davranış bir alışkanlığa, hatta bir bağımlılığa dönüşebiliyor. Bu bölümde alışveriş bağımlılığının belirtilerini, gereksiz alışverişin psikolojik nedenlerini, duygusal alışverişi, alışveriş sonrası pişmanlığı ve online alışveriş bağımlılığını konuşuyoruz. Ayrıca "Alışveriş bağımlılığından nasıl kurtulurum?" sorusuna günlük hayatta hemen uygulanabilecek pratik yöntemlerle cevap veriyoruz. Alışveriş isteği geldiği anda o duyguyu fark etmek, gerçekten neye ihtiyaç duyduğumuzu sorgulamak, duygularımızı takip etmek ve 24 saat bekleme kuralı gibi tekniklerin bu döngüyü kırmada nasıl yardımcı olabileceğini anlatıyoruz. Eğer sen de "Canım sıkılınca alışveriş yapıyorum", "İhtiyacım olmadığı halde sürekli bir şeyler alıyorum", "Alışveriş sonrası pişman oluyorum" ya da "Kendimi kötü hissettiğimde alışveriş yapmak istiyorum" diyenlerdensen, bu bölüm alışveriş davranışının arkasındaki psikolojik nedenleri anlamana yardımcı olabilir. Psikolojik destek arayanlar için online psikolog ve online terapi seçenekleri hakkında da bilgi alabilirsin.

    Alışveriş Bağımlılığı — Kendini Kötü Hissedince Neden Alışverişe Sarılıyorsun? (3 Uygulanabilir Çözüm)
  4. Sep 19

    Uykuya Dalma Sorunu ve Çözümleri

    Herkese merhaba ve "Uyku" podcast'ine hoş geldiniz. Bu bölümde, hepimizin zaman zaman yaşadığı ama pek de dile getirmediği bir soruna odaklanıyoruz: Yatağa girdiğimizde bir türlü uykuya dalamamak. Şöyle bir düşünün... Gün boyu koşturmuşsunuz, bedeniniz yorgun, gözleriniz kapanıyor ama başınızı yastığa koyduğunuz anda sanki bir düğmeye basılmış gibi zihniniz faaliyete geçiyor. Peki neden? Neden bu kadar yorgunken bile uykuya dalmak bu kadar zorlaşıyor? Neden zihnimiz tam da susması gereken anda konuşmaya başlıyor? Aslında sorun sadece bedensel bir tükenmişlik değil. Gün içinde zihnimizi sürekli meşgul eden düşünceler, her an tetikte olma hali ve bilinçaltımızda biriktirdiğimiz bastırılmış duygular... Hepsi bir araya gelerek uykuya geçiş sürecimizi adeta sabote ediyor. Beynimizin uyanıklık modundan uyku moduna geçememesi, derinlerde yatan psikolojik etkenlerle birleşince tablo daha da karmaşıklaşıyor. Gece yatakta zihnimizin bir türlü susmaması kesinlikle tesadüf değil. Gün içinde görmezden geldiğimiz, ertelediğimiz ya da bastırdığımız ne varsa, dış uyaranlar ortadan kalktığında birer birer ortaya çıkıyor. Bir de bunun üzerine ekranlara bakmamız ekleniyor. Mavi ışık, melatonin üretiminin baskılanması ve beraberinde gelen kısır döngü... Her şey birbirini tetikliyor ve uykuya dalmak neredeyse olanaksız hale geliyor. Peki tüm bunların üstesinden nasıl gelinir? Bu sorunun cevabını ararken bilimsel yaklaşımlara, uyku hijyenine, zihinsel egzersizlere ve belki de en önemlisi teslimiyet ve kabullenme kavramlarına bakıyoruz. Bölümün sonunda ise uykuya dalamadığımız anlarda ne yapmamız gerektiğini konuşuyoruz: Zihni serbest bırakmak ve duygularımızın farkına varmak... Eğer siz de geceleri uyanık kalanlardansanız, bu bölüm tam size göre. Kulaklıklarınızı takın ve bize katılın.

  5. Sep 12

    Kaygıyı Besleyen 5 Düşünce Biçimi

    Hiç uykuya dalmaya çalışırken beyninizin sessizlik yerine bir endişe fabrikasına dönüştüğü oldu mu? "Farz et ki...", "Ne olur eğer...", "Ya her şey kötü giderse?" Bu sonsuz sarmal, çoğu zaman kontrol edemediğimiz bir hale gelir ve hayat kalitemizi derinden etkiler. Bu bölümde, zihnimizin bizi en çok zorlayan o yanıltıcı yollarına, yani kaygıyı tırmandıran 5 zihinsel kısayola odaklanıyoruz. Siyah-beyaz düşünme, her şeyi genelleme eğilimi, karşımızdakinin aklını okumaya çalışmak, olmayan felaketleri yaşamak ve duygularımızı gerçeğin ta kendisi sanmak... Tüm bu tuzakları, hayatın içinden tanıdık örneklerle masaya yatırıyoruz. Aslında bizi endişelendiren çoğu zaman yaşadığımız olayın kendisi değil, o olaya yüklediğimiz anlamdır. Aynı durum karşısında bir kişi sakinliğini korurken, diğerinin neden büyük bir paniğe kapıldığının ardında; otomatikleşen inançlarımız, eski anılarımız ve olayları yorumlama şeklimiz yatıyor olabilir. Peki zihnimiz neden sürekli en kötü ihtimalleri kurar? Bu olumsuz otomatik düşünceler nasıl oluşur? Felaket senaryoları yazmak bizi nasıl etkiler? Neden başkalarının ne düşündüğüne dair varsayımlarda bulunuruz? Ya hep ya hiç kalıbı kaygımızı nasıl körükler? En önemlisi, bu düşünce kalıplarını fark ettiğimizde kaygıyla baş etmek mümkün mü? Tüm bu soruların cevaplarını psikolojik bir perspektiften, anlaşılır bir dille ele alıyoruz. Eğer sürekli gelecek kaygısı taşıyor, zihninizdeki olumsuz sesleri susturmakta zorlanıyor veya insanların sizin hakkınızdaki düşüncelerine takılıp kalıyorsanız, bu yayının size iyi geleceğine inanıyorum. Unutmayalım ki, aklımızdan geçen her fikir mutlak bir gerçeklik taşımaz. Bir düşüncenin zihnimizde belirmesi, onun doğru olduğu anlamına gelmez. Düşüncelerimizi fark etmeyi ve onlara biraz mesafeden bakmayı öğrendikçe, içimizdeki kaygı dalgalarını daha sakin karşılamak da kolaylaşacaktır.

    Kaygıyı Besleyen 5 Düşünce Biçimi
  6. Sep 5

    Paramı Neden Tutamıyorum? | Para Biriktirememenin 7 Psikolojik Sebebi

    Merhaba, hoş geldiniz. Bugün çoğumuzun sessizce yaşadığı ama konuşmaya pek cesaret edemediği bir konu var masamızda: Param nereye gidiyor? Maaş hesabımıza yattı, tamam. Güzel. Ama sanki daha dün mü yatmıştı? Bugün baktığımda bakiye beni şaşırtıyor. Peki ne oldu da bu kadar çabuk tükendi? Eğer bu cümleler size tanıdık geliyorsa, belki de mesele sadece “az kazanmak” değil. Belki de asıl sorun, parayla kurduğumuz ilişkinin kendisinde saklı. Bugün, para biriktiremeyenlerin sıkça yaşadığı o tanıdık döngüyü konuşacağız. Ama rakamlardan, bütçe tablolarından değil; psikolojiden, alışkanlıklardan ve çoğu zaman farkında olmadığımız davranış kalıplarından bahsedeceğiz. Hazırsanız, başlayalım. Diyelim ki maaşınıza zam geldi. Sevindiniz, rahatladınız. Ama birkaç ay sonra fark ettiniz ki, hâlâ aynı yerdeyim. Hatta bazen daha çok kazanmak, daha çok harcamayı da beraberinde getirdi. Peki neden? Çünkü para dediğimiz şey, zihnimizle, duygularımızla, çocukluğumuzdan taşıdığımız inançlarla ve çevremizle iç içe. Onu sadece matematiksel bir denklem gibi görmek, resmin sadece yarısını anlamak demek. Bugün, bu resmin tamamına bakacağız. Ve en sık duyduğumuz 7 psikolojik nedeni tek tek ele alacağız. Hadi gelin, bu 7 maddeye yakından bakalım. Belki içinizden “Aaa bu benim!” diyeceğiniz birkaç tanesi çıkacak. 1. Duygusal boşluğu alışverişle doldurmakStres, üzüntü, yalnızlık ya da kaygı... Bu hisler bastırdığında, çoğumuz bir şeyler satın alarak rahatlamaya çalışırız. Bir kıyafet, bir kahve, bir online sepetteki küçük ürünler... Anlık bir ferahlama hissi verir. Ama bu his kısa sürelidir. Ve sonrasında gelen pişmanlık, o boşluğu daha da derinleştirir. 2. “Bugünü yaşa” psikolojisi ve anlık haz“Hayat kısa, şimdi mutlu olmalıyım.” Bu düşünce çok masum görünür, değil mi? Ama sürekli hale geldiğinde, yarını düşünmeyi bırakırız. Oysa denge önemli. Bugünü yaşarken yarını da ihmal etmemek, asıl beceri. 3. “Cebimdeki para harcanacak para” düşüncesiBazılarımızda şöyle bir inanç vardır: Hesapta duran para, adeta harcanmayı bekleyen bir misafirdir. Onu tutmak, neredeyse suçluluk hissettirir. Oysa para, bir araçtır; ama her araç gibi, onu nereye sürdüğümüz bizim elimizde. 4. Sosyal çevre ve sosyal medyanın etkisiİnsan sosyal bir varlık. Arkadaşlarımızın, akrabalarımızın, takip ettiğimiz isimlerin harcama alışkanlıkları bize farkında olmadan yol gösteriyor. “Onda var, bende neden olmasın?” düşüncesi, bütçemizi zorlayan kararlar almamıza sebep olabiliyor. 5. Gelecek kaygısı ve “nasıl olsa” düşüncesiBazen “Nasıl olsa bir şekilde hallolur” deriz. Bu, aslında geleceğe dair duyduğumuz belirsizliğe karşı bir savunma mekanizmasıdır. Ama bu düşünce, bugün aldığımız kararların sorumluluğunu ertelememize yol açar. 6. Çocuklukta öğrendiğimiz para hikâyeleriBüyürken ailemizde para nasıl konuşulurdu? Para kıymetli miydi, yoksa hep kriz mi vardı? “Paramız yok” mu denirdi, yoksa “Parayı hak etmek gerekir” mi? İşte bu cümleler, bugün cüzdanımıza nasıl baktığımızı belirler. Fark etmeden, çocukluğumuzun o sesiyle harcar ya da biriktiririz. 7. Otomatikleşmiş harcama alışkanlıklarıAbonelikler, otomatik ödemeler, alışveriş sitelerinde kayıtlı kart bilgileri... Bunlar o kadar rutin haline gelir ki, para çıkışlarını fark etmeyiz bile. Küçük görünen bu harcamalar, ay sonunda büyük bir yekûna dönüşür. Peki, bu 7 nedeni fark ettikten sonra ne yapabiliriz? Öncelikle şunu bilmekte fayda var: Para biriktirmek, yalnızca irade meselesi değildir. Bazen eksik olan, kendimizi koruyacak bir sistem kurmaktır.

    Paramı Neden Tutamıyorum? | Para Biriktirememenin 7 Psikolojik Sebebi

About

Ben Klinik Psikolog Barış Özkoparanoğlu. Bu podcast kanalında sana iyi hissettirecek, ruh sağlığına yardımcı olabilecek kayıtlar yüklüyorum. Kanal içerisindeki psikolojik kayıtlar, herhangi bir tanı veya tedavi amacı taşımamaktadır.

You Might Also Like