Konuşarak İngilizce Öğreniyorum

Konuşarak Öğren

Konuşarak Öğren tarafından hazırlanıp sunulan Konuşarak İngilizce Öğreniyorum'a hoş geldiniz. Her hafta İngilizcenizi geliştirmek için hazırladığımız bölümleri kaçırmamak için bu podcast'e üye olmayı unutmayın. konusarakogrencom.substack.com

  1. JAN 6

    Under the Weather Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler

    Under the Weather Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler İngilizce öğrenirken sıkça karşımıza çıkan deyimlerden biri de "under the weather" ifadesidir. Sıkça duyduğumuz ama tam olarak under the weather nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? Bu yaygın ifadenin kelime kelime çevirisi anlamsız olduğu için, gerçek anlamını ve doğru kullanımını öğrenmek oldukça önemlidir. Bu makalede, bu deyimin tüm detaylarını keşfedecek ve İngilizce konuşmalarınızda bir anadili konuşuru gibi kullanmaya başlayacaksınız. Under the Weather Ne Demek? Anlamı Nedir? Peki, under the weather ne demek? Bu deyim, kelime anlamıyla "havanın altında" gibi bir çeviriye sahip olsa da, bu çeviri ifadenin gerçek anlamını yansıtmaz. İngilizcedeki deyimlerin güzelliği de burada yatar; kelimelerin ötesinde, kültürel bir anlam taşırlar. Under the weather Türkçe anlamı en net şekilde "keyifsiz olmak", "kendini hasta gibi hissetmek" veya "kırgın olmak" olarak ifade edilebilir. Ciddi bir hastalığı değil, daha çok hafif bir rahatsızlığı, halsizliği veya genel bir iyi hissetmeme durumunu anlatmak için kullanılır. Under the weather açıklaması için deyimin kökenine inmek faydalı olacaktır. Bu ifadenin kökeninin denizcilik terimlerine dayandığına inanılmaktadır. Eski yelkenli gemilerde, bir denizci fırtınalı veya kötü havadan dolayı deniz tuttuğunda veya hastalandığında, güvertenin altına, yani rüzgardan ve dalgalardan daha korunaklı bir yere dinlenmeye gönderilirdi. Geminin "weather side" (rüzgar alan tarafı) yerine, "under" yani altında olmak, kişinin kötü hava koşullarından etkilendiğini ve iyi olmadığını simgelerdi. Zamanla bu ifade, denizcilik dışındaki alanlarda da genel bir keyifsizlik halini belirtmek için kullanılmaya başlanmıştır. Kısacası, under the weather İngilizce deyim anlamı olarak, bir kişinin kendini fiziksel olarak %100 iyi hissetmediğini, biraz yorgun, halsiz veya hasta olduğunu belirtmenin kibar ve yaygın bir yoludur. Grip gibi bir başlangıç olabilir, ya da sadece yorgun bir günün getirdiği bir keyifsizlik olabilir. Under the Weather Kullanımı ve Kullanım Alanları Under the weather nedir ve anlamı tam olarak anlaşıldıysa, şimdi sıra kullanımına geldi. Under the weather kullanımı oldukça basittir ve genellikle "to be" (olmak) veya "to feel" (hissetmek) fiilleriyle birlikte kullanılır. Günlük konuşma dilinde son derece yaygındır ve hem resmi olmayan arkadaş ortamlarında hem de iş yerinde daha samimi bir dille durumunuzu belirtmek için uygundur. Örneğin, bir arkadaşınızın davetini geri çevirmeniz gerektiğinde "I can't come tonight, I'm feeling a bit under the weather." (Bu gece gelemem, kendimi biraz keyifsiz hissediyorum.) diyebilirsiniz. Bu, hasta olduğunuzu söylemenin dramatik olmayan, kibar bir yoludur. Benzer şekilde, iş yerinde patronunuza veya bir iş arkadaşınıza neden daha az enerjik olduğunuzu açıklarken de bu deyimi rahatlıkla kullanabilirsiniz. "Please excuse my slow replies today, I'm a little under the weather." (Bugün yavaş cevaplarım için kusura bakmayın, biraz halsizim.) gibi bir cümle, profesyonel ama aynı zamanda insani bir iletişim kurmanızı sağlar. Deyimin kullanım esnekliği yüksektir. "a bit", "a little", "slightly" gibi zarflarla birlikte kullanılarak keyifsizliğin derecesi de belirtilebilir. Bu, ifadenin anlamını daha da incelikli hale getirir. Under the Weather Örnek Cümleler Deyimin kullanımını tam olarak pekiştirmek için birkaç under the weather örnek cümle inceleyelim. Bu örnekler, ifadenin farklı durumlarda nasıl kullanıldığını net bir şekilde gösterecek ve under the weather İngilizce-Türkçe karşılığını zihninizde oturtmanıza yardımcı olacaktır. Örnek 1: I think I'll skip the gym today; I'm feeling a bit under the weather. Sanırım bugün spor salonuna gitmeyeceğim; kendimi biraz keyifsiz hissediyorum. Örnek 2: You look a little under the weather. Is everything alright? Biraz hasta gibi görünüyorsun. Her şey yolunda mı? Örnek 3: John called in sick this morning. He said he was feeling under the weather. John bu sabah hasta olduğunu bildirmek için aradı. Kendini iyi hissetmediğini söyledi. Örnek 4: After the long flight, it's normal to feel under the weather for a day or two. Uzun uçuştan sonra bir veya iki gün kendini halsiz hissetmek normaldir. Örnek 5: She didn't eat much at dinner. I think she might be under the weather. Akşam yemeğinde pek bir şey yemedi. Sanırım keyfi yerinde değil. Sonuç Artık under the weather nedir, anlamı ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye sahipsiniz! Gördüğünüz gibi bu deyim, kendinizi iyi hissetmediğinizi ifade etmenin son derece yaygın ve doğal bir yoludur. Kelime kelime çeviri tuzağına düşmeden, ifadenin mecazi anlamını ve kökenini bilmek, onu doğru bağlamda kullanmanızı sağlar. Artık bu deyimi duyduğunuzda ne anlama geldiğini biliyorsunuz ve kendi İngilizce konuşmalarınızda rahatlıkla kullanarak daha akıcı bir ifadeye kavuşabilirsiniz. This is a public episode. If you would like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit konusarakogrencom.substack.com

    5 min
  2. 12/30/2025

    Sıkça duyduğumuz ama tam olarak throw in the towel nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? Bu deyim, pes etmenin ve bir mücadeleden vazgeçmenin en bilinen İngilizce ifadelerinden biridir. Bu ya

    Throw in the Towel Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler Sıkça duyduğumuz ama tam olarak throw in the towel nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? Bu deyim, pes etmenin ve bir mücadeleden vazgeçmenin en bilinen İngilizce ifadelerinden biridir. Bu yazıda, ‘throw in the towel’ deyiminin kökeninden anlamına, kullanım alanlarından örnek cümlelere kadar her detayı keşfedecek ve bu ifadeyi bir daha duyduğunuzda tam olarak ne kastedildiğini kolayca anlayacaksınız. Throw in the Towel Ne Demek? / Anlamı Nedir? Peki, throw in the towel ne demek? Bu deyim, kelime kelime çevrildiğinde "havluyu içeri atmak" anlamına gelir. Ancak deyimlerin güzelliği, kelimelerin ötesindeki mecazi anlamlarında yatar. Bu ifadenin kökeni boks sporuna dayanır. Bir boks maçında, antrenör köşesindeki boksörün çok fazla darbe aldığını, devam edemeyecek durumda olduğunu ve sağlığının tehlikede olduğunu düşündüğünde, maçı bitirmek için ringin ortasına bir havlu atardı. Bu hareket, dövüşü durdurmak ve yenilgiyi kabul etmek için resmi bir işaretti. Zamanla bu somut eylem, sporun dışına taşarak genel bir deyim haline gelmiştir. Throw in the towel Türkçe anlamı, en net ifadeyle "pes etmek", "havlu atmak", "mücadeleyi bırakmak" veya "yenilgiyi kabul etmek"tir. Bir işin, projenin, tartışmanın veya herhangi bir zorlu sürecin üstesinden gelinemeyeceğine karar verildiği noktada kullanılır. Bu throw in the towel açıklaması, deyimin arkasındaki çaresizlik veya stratejik geri çekilme fikrini netleştirir. Kısacası, throw in the towel İngilizce deyim anlamı olarak, bir zorluk, yarışma veya çaba karşısında daha fazla devam edemeyeceğine karar verip mücadeleyi bırakmayı ifade eder. Throw in the Towel Kullanımı ve Kullanım Alanları Throw in the towel nedir ve anlamı tam olarak anlaşıldıysa, şimdi sıra kullanımına geldi. Throw in the towel kullanımı oldukça yaygındır ve hem gayriresmi günlük konuşmalarda hem de iş hayatı gibi daha resmi bağlamlarda karşınıza çıkabilir. Genellikle bir kişinin bir hedeften veya zorlu bir durumdan vazgeçtiğini belirtmek için kullanılır. Deyimin kullanım alanları oldukça geniştir: İş Hayatı: Zorlu bir projenin başarısız olacağının anlaşılması üzerine projeyi iptal etme kararı. ("The marketing team decided to throw in the towel on the new campaign after seeing the poor results.") Eğitim: Bir öğrencinin çok zorlandığı bir dersi bırakması. ("After failing the exam for the third time, she threw in the towel and changed her major.") Kişisel Mücadeleler: Kilo verme, yeni bir hobi edinme veya kötü bir alışkanlığı bırakma gibi süreçlerde pes etmek. İlişkiler: Bir tartışmada daha fazla devam etmek istememek veya bir ilişkiyi kurtarma çabasından vazgeçmek. Bu deyim, genellikle olumsuz bir durumu, yani pes etmeyi ifade etse de bazen mantıklı ve stratejik bir geri çekilmeyi de tanımlayabilir. Cümle içinde fiil olarak kullanılır ve genellikle "to decide to throw in the towel" (pes etmeye karar vermek) veya "to be ready to throw in the towel" (pes etmeye hazır olmak) gibi yapılarla birlikte görülür. Throw in the Towel Örnek Cümleler Throw in the towel örnek cümle yapıları, deyimin anlamını ve kullanımını pekiştirmenin en iyi yoludur. İşte bu deyimin farklı bağlamlarda nasıl kullanıldığını gösteren bazı throw in the towel ile örnek cümleler ve Türkçe karşılıkları: Örnek 1: İngilizce: After hours of trying to fix the computer, I finally had to throw in the towel and call a professional. Türkçe: Bilgisayarı tamir etmeye saatlerce uğraştıktan sonra, sonunda pes etmek ve bir profesyonel çağırmak zorunda kaldım. Örnek 2: İngilizce: Our startup ran out of money, so we had no choice but to throw in the towel. Türkçe: Girişimimizin parası bitti, bu yüzden havlu atmaktan başka çaremiz kalmadı. Örnek 3: İngilizce: Don't throw in the towel just yet! I think we can still win this game. Türkçe: Henüz pes etme! Bence bu maçı hâlâ kazanabiliriz. Örnek 4: İngilizce: He was so close to finishing the marathon, but he had to throw in the towel due to a leg injury. Türkçe: Maratonu bitirmeye çok yakındı ama bacağındaki sakatlık yüzünden mücadeleyi bırakmak zorunda kaldı. Bu throw in the towel İngilizce-Türkçe örnekler, deyimin farklı durumlara nasıl uyum sağladığını açıkça göstermektedir. Sonuç/Özet Artık throw in the towel nedir, anlamı ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye sahipsiniz! Bu deyim, boks ringlerinden çıkıp günlük dile yerleşmiş, "pes etmek" veya "vazgeçmek" anlamına gelen güçlü bir ifadedir. Bu yaygın deyimi filmlerde, dizilerde veya günlük konuşmalarda duyduğunuzda kolayca anlayabilir, hatta kendi İngilizce sohbetlerinize katarak dil becerilerinizi daha da ileri taşıyabilirsiniz. Unutmayın, bazen en iyi strateji pes etmemektir, ama ne zaman havlu atılacağını bilmek de bir bilgeliktir. This is a public episode. If you would like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit konusarakogrencom.substack.com

    5 min
  3. 12/23/2025

    State of the Art Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler

    State of the Art Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler Sıkça duyduğumuz ama tam olarak state of the art nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? Özellikle teknoloji, bilim ve inovasyonla ilgili metinlerde karşımıza çıkan bu ifade, bir ürünün, hizmetin veya yöntemin kalitesini ve modernliğini vurgulamak için kullanılır. Bu yazıda, "state of the the art" ifadesinin anlamını, kökenini, kullanım alanlarını ve akılda kalıcı örnek cümlelerini keşfederek İngilizce bilginizi bir üst seviyeye taşıyacağız. State of the Art Ne Demek? / Anlamı Nedir? "State of the art" ne demek sorusunun en net cevabı; bir alanın veya teknolojinin ulaştığı en son, en gelişmiş ve en modern seviye demektir. Kelime kelime çevrildiğinde "sanatın durumu" gibi anlamsız bir karşılık verse de, bu ifadenin mecazi anlamı çok daha derindir. Burada "art" kelimesi, güzel sanatlar anlamından çok, bir zanaatın, tekniğin veya bilimin ustalığı ve en yüksek uygulama seviyesi anlamında kullanılır. Dolayısıyla, state of the art Türkçe anlamı için en yaygın ve doğru karşılıklar "son teknoloji," "teknolojinin son harikası," "çağın ötesinde" veya "mevcut en gelişmiş" olarak verilebilir. State of the art açıklaması yaparken, bu ifadenin sadece yeni olmakla ilgili olmadığını vurgulamak önemlidir. Bir şeyin "state of the art" olması, o alandaki mevcut en iyi yöntemleri, fikirleri ve özellikleri içerdiği anlamına gelir. Örneğin, yeni çıkan her telefon "state of the art" olmayabilir; ancak piyasadaki en hızlı işlemciye, en yüksek çözünürlüklü kameraya ve en yenilikçi yazılıma sahip olan bir model için bu ifade rahatlıkla kullanılabilir. Kısacası, state of the art İngilizce deyim anlamı olarak, kendi kategorisindeki en üstün ve en güncel örneği tanımlayan güçlü bir sıfattır. State of the Art Kullanımı ve Kullanım Alanları State of the art nedir ve anlamı tam olarak anlaşıldıysa, şimdi sıra kullanımına geldi. "State of the art" ifadesi, bir ismin önüne gelerek onu niteleyen bir sıfat olarak kullanılır. Genellikle tire (-) ile "state-of-the-art" şeklinde yazılır, ancak tiresiz kullanımı da oldukça yaygındır. Bu ifadenin kullanımı çoğunlukla teknoloji, mühendislik, tıp, bilimsel araştırma ve üretim gibi alanlarda yoğunlaşsa da pazarlama ve reklam dilinde de sıkça karşımıza çıkar. Bir ürünün veya hizmetin rakiplerinden üstün olduğunu vurgulamak için etkili bir araçtır. State of the art kullanımı genellikle resmi veya profesyonel bir tona sahiptir, ancak modern ve yenilikçi ürünleri tanımlarken günlük dilde de kullanılabilir. Örneğin, bir şirketin yeni araştırma laboratuvarını, bir hastanenin kullandığı tıbbi cihazları veya bir yazılımın sahip olduğu algoritmaları tanımlarken bu ifadeye başvurulur. Bu ifade, sadece bir şeyin "yeni" olduğunu değil, aynı zamanda "en iyi" olduğunu da ima ettiği için oldukça güçlü bir etki yaratır. Bir konseptin veya metodolojinin de bu şekilde tanımlanması mümkündür. Örneğin, "state-of-the-art management techniques" (en modern yönetim teknikleri) gibi bir kullanım da oldukça doğaldır. State of the Art Örnek Cümleler İfadenin farklı bağlamlarda nasıl kullanıldığını görmek, anlamını pekiştirmenin en iyi yoludur. İşte size yol gösterecek birkaç state of the art örnek cümle: 1. İngilizce: The new hospital is equipped with state-of-the-art medical technology. Türkçe: Yeni hastane, son teknoloji tıbbi cihazlarla donatılmıştır. 2. İngilizce: Our company uses a state-of-the-art computer system to protect customer data. Türkçe: Şirketimiz, müşteri verilerini korumak için teknolojinin son harikası bir bilgisayar sistemi kullanıyor. 3. İngilizce: The research was conducted in a state-of-the-art laboratory. Türkçe: Araştırma, en gelişmiş donanıma sahip bir laboratuvarda yürütüldü. 4. İngilizce: The new electric car features a state-of-the-art battery that offers a longer range. Türkçe: Yeni elektrikli otomobil, daha uzun menzil sunan son teknoloji bir bataryaya sahip. 5. İngilizce: Their animation techniques are truly state-of-the-art, setting a new standard in the industry. Türkçe: Onların animasyon teknikleri gerçekten çağın ötesinde ve sektörde yeni bir standart belirliyor. Bu state of the art İngilizce-Türkçe örnekler, ifadenin ne kadar geniş bir yelpazede kullanılabileceğini göstermektedir. Özet Artık state of the art nedir, anlamı ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye sahipsiniz! Bu ifade, bir şeyin kendi alanındaki en modern, en gelişmiş ve en üstün versiyonu olduğunu belirtmek için kullanılan güçlü bir sıfattır. "Son teknoloji" veya "en gelişmiş" gibi anlamlara gelen bu ifadeyi, özellikle teknoloji, bilim ve inovasyonla ilgili konuşmalarınızda veya yazılarınızda kullanarak İngilizcenize daha profesyonel ve etkileyici bir hava katabilirsiniz. This is a public episode. If you would like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit konusarakogrencom.substack.com

    5 min
  4. 12/16/2025

    Red Tape Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler

    Red Tape Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler İngilizce öğrenirken sıkça duyduğumuz ama tam olarak "red tape" nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? Günlük hayattan iş dünyasına kadar geniş bir alanda karşımıza çıkan bu deyim, aslında bir rengin ötesinde, can sıkıcı bir durumu ifade eder. Bu yazıda, "red tape" deyiminin anlamını, kökenini, kullanım alanlarını ve akılda kalıcı örnek cümleleri keşfederek İngilizce bilginize değerli bir katkı yapacağız. Red Tape Ne Demek? Anlamı Nedir? Peki, red tape ne demek? Bu deyim, kelime anlamıyla "kırmızı şerit" veya "kırmızı bant" anlamına gelse de, mecazi anlamı çok daha farklıdır. Red tape Türkçe anlamı olarak en sık "kırtasiyecilik", "bürokrasi" veya "resmi engeller" ifadeleriyle karşılanır. Bir işin tamamlanmasını yavaşlatan, gereksiz ve karmaşık resmi kuralları, prosedürleri ve evrak işlerini tanımlamak için kullanılır. Genellikle olumsuz bir anlam taşır ve bir süreçteki verimsizliği ve gecikmeyi vurgular. Bu deyimin ilginç bir de köken hikayesi vardır. Red tape açıklaması, 16. ve 17. yüzyıl İspanya'sına ve daha sonra İngiltere'ye dayanır. O dönemlerde, önemli resmi ve hukuki belgeler, açılmalarını veya değiştirilmelerini önlemek amacıyla kırmızı renkli bir şerit veya kurdele ile bağlanırdı. Bu belgelerin açılması ve işleme konulması uzun ve meşakkatli bir süreç gerektirdiği için, "red tape" zamanla bu bürokratik engellerin sembolü haline gelmiştir. Kısacası, red tape İngilizce deyim anlamı olarak, bir hedefe ulaşmayı zorlaştıran aşırı formalite ve bürokratik işlemler bütünüdür. Red Tape Kullanımı ve Kullanım Alanları Red tape nedir ve anlamı tam olarak anlaşıldıysa, şimdi sıra kullanımına geldi. Red tape kullanımı genellikle bir işin neden geciktiğini veya zorlaştığını açıklarken tercih edilir. Hem resmi hem de gayriresmi konuşmalarda rahatlıkla kullanılabilir. Özellikle devlet daireleri, büyük şirketler, vize başvuruları, ruhsat alma gibi resmi prosedürlerin yoğun olduğu durumlarda bu deyimi sıkça duyabilirsiniz. Bu deyim genellikle "cut through the red tape" (bürokrasiyi aşmak), "get caught in red tape" (bürokrasiye takılmak) veya "reduce red tape" (bürokrasiyi azaltmak) gibi yapılarla birlikte kullanılır. Örneğin, bir girişimci yeni iş kurarken karşılaştığı zorlukları anlatırken "There is so much red tape involved in starting a new business" (Yeni bir iş kurarken çok fazla kırtasiyecilik var) diyebilir. Bu ifade, sürecin ne kadar çok form, izin ve onay gerektirdiğini ve bunun ne kadar yorucu olduğunu tek bir kalıpla anlatmasını sağlar. Kısacası, bir süreci yavaşlatan her türlü gereksiz evrak işi ve kural için bu deyim mükemmel bir seçenektir. Red Tape Örnek Cümleler Deyimin anlamını ve kullanımını pekiştirmek için aşağıdaki red tape örnek cümle yapılarını inceleyebilirsiniz. Bu örnekler, deyimin Red tape İngilizce-Türkçe karşılığını farklı bağlamlarda görmenize yardımcı olacaktır. Örnek 1:We need to cut through all the red tape to get this project approved on time.Bu projeyi zamanında onaylatmak için tüm bürokratik engelleri aşmamız gerekiyor. Örnek 2:Starting a small business can be difficult because of all the government red tape.Hükümetin kırtasiyeciliği yüzünden küçük bir işletme kurmak zor olabilir. Örnek 3:The visa application was delayed for months, caught in endless red tape.Vize başvurusu, sonu gelmeyen bürokrasiye takılarak aylarca gecikti. Örnek 4:The new CEO's first promise was to reduce the internal red tape and make the company more efficient.Yeni CEO'nun ilk sözü, şirket içi bürokrasiyi azaltmak ve şirketi daha verimli hale getirmekti. Özet Sonuç olarak, "red tape" deyimi, bir işin ilerlemesini engelleyen can sıkıcı bürokrasiyi, kırtasiyeciliği ve resmi prosedürleri ifade eden güçlü bir ifadedir. Artık red tape nedir, anlamı ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye sahipsiniz! Bu deyimi günlük konuşmalarınızda veya iş hayatında karşılaştığınız durumları açıklamak için kullanarak İngilizcenizi daha doğal ve akıcı hale getirebilir, kendinizi bir anadili konuşuru gibi ifade edebilirsiniz. This is a public episode. If you would like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit konusarakogrencom.substack.com

    7 min
  5. 12/09/2025

    Crunch the Numbers Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler

    Crunch the Numbers Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler İş dünyasında veya finans haberlerinde sıkça duyduğumuz ama tam olarak "crunch the numbers" nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? İngilizce öğrenirken karşılaşılan bu deyim, aslında günlük hayattan profesyonel sunumlara kadar geniş bir kullanım alanına sahiptir. Bu yazıda, "crunch the numbers" deyiminin ne anlama geldiğini, hangi durumlarda kullanıldığını ve akılda kalıcı örnek cümlelerle nasıl pekiştirileceğini detaylı bir şekilde inceleyeceğiz. Crunch the Numbers Ne Demek? Anlamı Nedir? "Crunch the numbers ne demek?" sorusunun en net cevabı, bu ifadenin kelime kelime çevirisinin ötesinde yattığıdır. Eğer bu deyimi "sayıları çıtırdatmak" veya "sayıları ezmek" gibi birebir çevirirsek, ortaya anlamsız bir ifade çıkar. Ancak bu bir deyimdir ve mecazi bir anlam taşır. Crunch the numbers Türkçe anlamı en yakın şekilde; "detaylı hesaplama yapmak", "hesap kitap yapmak", "rakamları konuşturmak" veya "sayısal verileri analiz etmek" olarak ifade edilebilir. Deyimin içindeki "crunch" kelimesi, burada basit bir toplamadan çok daha fazlasını, yoğun ve genellikle büyük miktarda veri üzerinde yapılan zahmetli bir hesaplama sürecini ima eder. Genellikle bir karar vermek, bir projenin fizibilitesini ölçmek, finansal bir durumu analiz etmek veya bir bütçe oluşturmak gibi önemli amaçlar için yapılır. Bu crunch the numbers açıklaması, deyimin arkasındaki "yoğun çaba" ve "detaylı analiz" fikrini vurgular. Kısacası, crunch the numbers İngilizce deyim anlamı olarak, bir sonuca varmak amacıyla çok sayıda sayısal veriyi işleme ve analiz etme eylemini tanımlar. Crunch the Numbers Kullanımı ve Kullanım Alanları Crunch the numbers nedir ve anlamı tam olarak anlaşıldıysa, şimdi sıra kullanımına geldi. Bu deyim, özellikle profesyonel hayatta oldukça yaygındır. Finans, muhasebe, pazarlama, proje yönetimi ve veri analizi gibi alanlarda çalışanların dilinde sıkça yer alır. Bir şirketin üç aylık kâr-zarar raporunu hazırlarken, yeni bir yatırımın getirisini hesaplarken veya bir pazarlama kampanyasının bütçesini planlarken bu ifadeyi duyabilirsiniz. Peki, crunch the numbers kullanımı sadece resmi veya iş ortamlarıyla mı sınırlıdır? Hayır. Günlük hayatta da kullanılabilir. Örneğin, bir tatil planı yaparken farklı otel ve uçak biletlerinin fiyatlarını karşılaştırıp en uygun seçeneği bulmaya çalıştığınızda veya aylık kişisel bütçenizi düzenlerken de "sayıları konuşturuyor", yani "crunching the numbers" yapıyor olursunuz. Cümle içinde genellikle bir eylem olarak "to crunch the numbers" şeklinde kullanılır. "We need to crunch the numbers" (Hesap kitap yapmamız gerekiyor) veya "I spent all night crunching the numbers" (Bütün geceyi detaylı hesaplama yaparak geçirdim) gibi yapılarla karşımıza çıkar. Crunch the Numbers Örnek Cümleler Deyimin anlamını ve kullanımını daha iyi pekiştirmek için crunch the numbers örnek cümle yapılarına göz atmak en etkili yoldur. Aşağıdaki crunch the numbers İngilizce-Türkçe örnekler, ifadenin farklı bağlamlarda nasıl kullanıldığını göstermektedir. 1. English: Before we approve the budget for the new project, we need to crunch the numbers to see if it's financially viable. Türkçe: Yeni proje için bütçeyi onaylamadan önce, finansal olarak uygulanabilir olup olmadığını görmek için detaylı hesaplama yapmamız gerekiyor. 2. English: The accountant is in her office crunching the numbers for the end-of-year tax report. Türkçe: Muhasebeci, yıl sonu vergi raporu için ofisinde rakamları konuşturuyor (hesaplama yapıyor). 3. English: After crunching the numbers, we realized that we can't afford a new car right now. Türkçe: Hesap kitap yaptıktan sonra, şu anda yeni bir arabayı karşılayamayacağımızı fark ettik. 4. English: Let's crunch the numbers one more time just to be sure we haven't missed anything. Türkçe: Herhangi bir şeyi atlamadığımızdan emin olmak için rakamları bir kez daha analiz edelim. Sonuç Artık crunch the numbers nedir, anlamı ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye sahipsiniz! Gördüğünüz gibi bu deyim, büyük miktarda sayısal veriyi analiz ederek önemli kararlar alma sürecini ifade eden son derece kullanışlı bir ifadedir. Bu deyimi bir sonraki İngilizce konuşmanızda veya yazışmanızda kullanarak hem daha doğal bir ifadeye kavuşabilir hem de dil becerilerinize profesyonel bir dokunuş katabilirsiniz. This is a public episode. If you would like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit konusarakogrencom.substack.com

    7 min
  6. 12/02/2025

    Bottom Line Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler

    Bottom Line Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler Sıkça duyduğumuz, özellikle iş dünyası ve filmlerde karşımıza çıkan ama tam olarak Bottom line nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? İngilizce konuşmalara netlik ve kararlılık katan bu önemli deyimi tüm detaylarıyla öğrenmeye hazır olun. Bu makalede, "bottom line" ifadesinin anlamını, kökenini, kullanım alanlarını ve akılda kalıcı örnek cümlelerini bulacaksınız. Bottom Line Ne Demek? Anlamı Nedir? Bottom line ne demek sorusunun en net cevabı; bir durumun en temel, en önemli sonucu, nihai kararı veya en kritik noktasıdır. Kelime kelime çevrildiğinde "alt çizgi" anlamına gelse de, bu deyim mecazi bir anlam taşır ve bir konunun özünü, sadedini ifade etmek için kullanılır. Uzun bir tartışmayı veya karmaşık bir durumu özetleyerek en önemli sonuca odaklanmayı sağlar. Deyimin kökeni, Bottom line açıklaması için harika bir ipucu sunar. Bu ifade, doğrudan muhasebe ve finans dünyasından gelmektedir. Bir şirketin gelir-gider tablosu veya bilanço gibi finansal raporlarında, tüm hesaplamalardan sonra en altta yer alan çizgi (the bottom line), şirketin net kârını veya zararını gösterir. Bu, bir işletmenin sağlığı ve başarısı hakkındaki en temel ve en önemli bilgidir. İşte bu yüzden deyim, zamanla "en nihai ve en önemli sonuç" anlamını kazanarak genel kullanıma yayılmıştır. Bottom line Türkçe anlamı olarak genellikle "netice itibarıyla", "sonuç olarak", "sadede gelirsek", "en önemli nokta" veya "işin özü" gibi ifadelerle karşılanabilir. Kısacası, Bottom line İngilizce deyim anlamı olarak; tüm yan faktörleri, bahaneleri veya detayları bir kenara bırakıp bir konunun en temel ve değiştirilemez gerçeğini vurgulamak için kullanılır. Bottom Line Kullanımı ve Kullanım Alanları Eğer Bottom line nedir ve anlamı tam olarak anlaşıldıysa, şimdi sıra bu deyimin pratik kullanımına geldi. Bottom line kullanımı, hem resmi hem de gayriresmi bağlamlarda oldukça yaygındır ve konuşmaya doğrudan ve kararlı bir ton katar. Genellikle uzun bir konuşmayı sonlandırmak, bir kararı bildirmek veya bir tartışmadaki en önemli faktörü vurgulamak amacıyla kullanılır. 1. İş Hayatında: Toplantılarda, sunumlarda veya müzakerelerde sıkça duyulur. Amaç, detaylarda boğulmadan doğrudan hedefe veya sonuca odaklanmaktır. Bir projenin kârlılığı, bir stratejinin başarısı veya alınması gereken nihai karar gibi konularda kullanılır. Cümle genellikle "The bottom line is..." (İşin özü şu ki...) şeklinde başlar. 2. Günlük Konuşmada: Arkadaş veya aile arasındaki konuşmalarda da bir konuyu netleştirmek için kullanılabilir. Bir durumu analiz ettikten sonra kişisel bir kararı veya nihai düşünceyi ifade etmek için idealdir. Örneğin, bir tatil planının tüm artıları ve eksileri tartışıldıktan sonra, "The bottom line is, we can't afford it" (Sonuç olarak, buna gücümüz yetmez) denilebilir. Bu kullanım, tüm tartışmayı sonlandıran kesin bir yargı bildirir. 3. Bir Konunun Önemini Vurgulamak İçin: Sadece bir sonucu değil, aynı zamanda bir durumdaki en hayati faktörü belirtmek için de kullanılır. Örneğin, "You can have the best product, but the bottom line is marketing." (En iyi ürüne sahip olabilirsin ama en önemli nokta pazarlamadır.) Bottom Line Örnek Cümleler Deyimin kullanımını daha iyi pekiştirmek için aşağıdaki Bottom line örnek cümle yapılarını ve Bottom line İngilizce-Türkçe çevirilerini inceleyebilirsiniz. Örnek 1: We’ve talked a lot about different strategies, but the bottom line is that we need to increase our sales by 20%. Türkçesi: Farklı stratejiler hakkında çok konuştuk ama netice itibarıyla satışlarımızı %20 artırmamız gerekiyor. Örnek 2: I know you think he has good reasons, but the bottom line is he broke his promise. Türkçesi: İyi sebepleri olduğunu düşündüğünü biliyorum ama işin özü, sözünü tutmadı. Örnek 3: Just tell me the bottom line. Do we have enough money to start the company or not? Türkçesi: Bana sadece sadede gel. Şirketi kurmak için yeterli paramız var mı, yok mu? Örnek 4: All these technical features are great, but for most customers, the bottom line is the price. Türkçesi: Bütün bu teknik özellikler harika, ancak çoğu müşteri için en önemli nokta fiyattır. Sonuç Özetle, "bottom line" deyimi, tüm detayları ve tartışmaları bir kenara bırakıp bir konunun en özüne, yani nihai sonucuna veya en önemli gerçeğine odaklanmanızı sağlar. Artık Bottom line nedir, anlamı ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye sahipsiniz! Bu güçlü deyimi kullanarak İngilizce konuşmalarınıza daha net, daha kendinden emin ve daha kararlı bir ifade katabilirsiniz. This is a public episode. If you would like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit konusarakogrencom.substack.com

    6 min
  7. 11/25/2025

    Behind the Times Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler

    Behind the Times Ne Demek? Anlamı, Kullanımı ve Örnek Cümleler Sıkça duyduğumuz ama tam olarak behind the times nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? İngilizce öğrenirken karşımıza çıkan bu deyim, aslında günlük dilde oldukça yaygın bir kullanıma sahiptir. Bu yazıda, "behind the times" ifadesinin anlamını, hangi durumlarda kullanıldığını ve cümle içinde nasıl yer aldığını detaylıca inceleyerek, bu deyimi İngilizce konuşmalarınızda bir profesyonel gibi kullanmanızı sağlayacağız. Behind the Times Ne Demek? / Anlamı Nedir? Behind the times ne demek sorusuna verilebilecek en net ve kısa yanıt, "zamanın gerisinde kalmış" veya "çağdışı" demektir. Bu ifade, kelimelerin birebir çevirisinin ötesinde mecazi bir anlam taşır. Bir kişinin, kurumun veya fikrin güncel gelişmeleri, teknolojiyi, modayı veya modern düşünce tarzını takip etmediğini belirtmek için kullanılır. Yani, bir şeyin veya birinin modası geçmiş, eski kafalı veya güncel olmadığını vurgular. Behind the times Türkçe anlamı olarak "çağın gerisinde kalmak", "modası geçmiş olmak", "eski kafalı olmak" veya "günceli takip etmemek" gibi karşılıklar bulabiliriz. Bu deyimin temelindeki mantık, zamanın bir nehir gibi aktığı ve bazı kişilerin veya şeylerin bu akışın "arkasında" kaldığı metaforuna dayanır. Behind the times açıklaması yapılırken, genellikle yeni teknolojilere direnen, sosyal değişimlere ayak uyduramayan veya hala eski yöntemlerle iş yapmaya devam eden durumlar örnek verilir. Kısacası, behind the times İngilizce deyim anlamı olarak, modern dünyadan ve onun getirdiği yeniliklerden habersiz veya bunlara uzak kalmış bir durumu niteleyen, oldukça açıklayıcı ve sık kullanılan bir ifadedir. Behind the Times Kullanımı ve Kullanım Alanları Behind the times nedir ve anlamı tam olarak anlaşıldıysa, şimdi sıra kullanımına geldi. Bu deyimin en güzel yanlarından biri, oldukça esnek bir kullanıma sahip olmasıdır. Hem resmi olmayan günlük sohbetlerde hem de iş hayatında eleştirel bir yorum yapmak için kullanılabilir. Genellikle "to be" (am, is, are) fiili ile birlikte kullanılır. Örneğin, "He is behind the times" (O, zamanın gerisinde kalmış) şeklinde bir yapı yaygındır. Behind the times kullanımı için bazı yaygın senaryolar şunlardır: Teknoloji: Akıllı telefon kullanmayı reddeden veya e-postanın ne olduğunu bilmeyen biri için bu ifade kullanılabilir. İş Dünyası: Pazarlama stratejilerini dijital dünyaya taşımayan, hala eski usul reklam yöntemlerine takılıp kalmış bir şirket için "behind the times" denebilir. Moda ve Trendler: Yıllar öncesinin modasına göre giyinen veya güncel müzik ve filmlerden habersiz olan birini tanımlamak için kullanılır. Fikirler ve Görüşler: Toplumsal olarak kabul görmüş yeni fikirlere veya sosyal değişimlere karşı eski ve katı bir tutum sergileyen kişiler için de bu deyim geçerlidir. Deyimi kullanırken genellikle nazik bir eleştiri veya bir durum tespiti yapılır. Kaba bir hakaretten ziyade, bir kişinin veya kurumun güncellenmesi gerektiğine dair bir ima içerir. Behind the Times Örnek Cümleler Deyimin farklı bağlamlarda nasıl kullanıldığını görmek, behind the times İngilizce-Türkçe karşılığını pekiştirmenin en iyi yoludur. İşte size yol gösterecek bazı behind the times örnek cümleler: 1. English: My grandfather doesn't own a computer; he's a bit behind the times. Türkçe: Büyükbabamın bir bilgisayarı yok; biraz zamanın gerisinde kalmış. 2. English: The company's management is completely behind the times. They still think advertising in newspapers is the best strategy. Türkçe: Şirketin yönetimi tamamen çağdışı. Hala gazetelere reklam vermenin en iyi strateji olduğunu düşünüyorlar. 3. English: If you're still using a dial-up modem for internet, you are seriously behind the times. Türkçe: İnternet için hala çevirmeli ağ modemi kullanıyorsan, ciddi anlamda zamanın gerisinde kalmışsın. 4. English: I feel so behind the times; I hadn't even heard of that new social media app everyone is using. Türkçe: Kendimi çok çağdışı hissediyorum; herkesin kullandığı o yeni sosyal medya uygulamasını duymamıştım bile. 5. English: Some of their political views are considered behind the times by the younger generation. Türkçe: Onların bazı siyasi görüşleri, genç nesil tarafından zamanın gerisinde kalmış olarak kabul ediliyor. Sonuç/Özet Özetle, "behind the times" deyimi, güncel olmayan, modası geçmiş veya modern gelişmelerden habersiz kişi, kurum ve fikirleri tanımlamak için kullanılan etkili ve yaygın bir ifadedir. Artık behind the times nedir, anlamı ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye sahipsiniz! Bu deyimi korkmadan İngilizce sohbetlerinize ekleyerek hem kelime dağarcığınızı zenginleştirebilir hem de kendinizi daha akıcı bir şekilde ifade edebilirsiniz. This is a public episode. If you would like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit konusarakogrencom.substack.com

    7 min
  8. 11/18/2025

    Ahead of the Curve Ne Demek? Anlamı ve Örnek Cümlelerle Kullanımı

    Ahead of the Curve Ne Demek? Anlamı ve Örnek Cümlelerle Kullanımı İş dünyasında veya teknoloji haberlerinde sıkça duyduğumuz ama tam olarak Ahead of the curve nedir ve ne anlama gelir merak ediyor musunuz? Bu ifade, İngilizce konuşanların yenilikçiliği, öngörüyü ve proaktif olmayı tanımlamak için kullandığı güçlü bir deyimdir. Bu yazıda, "ahead of the curve" deyiminin derinlemesine anlamını, hangi durumlarda kullanıldığını ve akılda kalıcı örnek cümlelerle nasıl pekiştirebileceğinizi öğreneceksiniz. ‘Ahead of the Curve’ Ne Demek? Anlamı Nedir? Peki, Ahead of the curve ne demek? Bu deyim, kelime kelime çevrildiğinde "eğrinin ilerisinde" gibi anlamsız bir ifadeye dönüşür. Ancak mecazi anlamı oldukça zengin ve güçlüdür. Buradaki "eğri" (curve), genellikle bir trendin, bir teknolojinin veya genel bir performansın grafiksel gösterimini (örneğin bir çan eğrisi) temsil eder. Bu eğrinin ilerisinde olmak, çoğunluktan veya rakiplerden daha önce harekete geçmek, yenilikleri daha erken benimsemek ve gelecekteki gelişmeleri öngörerek avantaj sağlamak demektir. Ahead of the curve Türkçe anlamı için en yakın karşılıklar; "zamanın ilerisinde olmak," "öncü olmak," "trendleri herkesten önce yakalamak" veya "rakiplerinden bir adım önde olmak" şeklinde sıralanabilir. Bu deyimin temelindeki Ahead of the curve açıklaması, pasif bir şekilde beklemek yerine, geleceği tahmin edip proaktif adımlar atarak rekabet avantajı elde etme fikrine dayanır. Benzer bir anlam taşıyan "ahead of the game" ifadesi de sıkça kullanılır ve aynı öncü olma durumunu vurgular. Kısacası, Ahead of the curve İngilizce deyim anlamı olarak, bir konuda veya alanda genel eğilimlerden, standartlardan veya rakiplerden daha ileride, daha hazırlıklı ve daha yenilikçi olma durumunu ifade eder. ‘Ahead of the Curve’ Kullanımı ve Kullanım Alanları Ahead of the curve nedir ve anlamı tam olarak anlaşıldıysa, şimdi sıra kullanımına geldi. Bu deyim, özellikle rekabetin ve yenilikçiliğin önemli olduğu alanlarda sıkça karşımıza çıkar. Ahead of the curve kullanımı için en yaygın alanlar şunlardır: İş Dünyası ve Finans: Rakiplerinden önce yeni bir pazar stratejisi geliştiren, verimliliği artıracak bir teknolojiyi ilk benimseyen şirketler veya piyasa trendlerini doğru tahmin edip kârlı yatırımlar yapan yatırımcılar için kullanılır. Teknoloji ve İnovasyon: Yeni bir yazılım dilini, yapay zeka aracını veya teknolojik bir gelişmeyi popüler olmadan önce öğrenen ve kullanan kişiler veya kurumlar için "ahead of the curve" denir. Moda ve Sanat: Gelecek sezonun trendlerini bugünden belirleyen tasarımcılar veya yeni sanat akımlarını başlatan sanatçılar bu deyimle tanımlanabilir. Kişisel Gelişim: Yeni bir yetenek öğrenmeye herkesten önce başlayan veya gelecekte önemli olacak bir konuda şimdiden uzmanlaşan kişiler için de kullanılabilir. Deyim, genellikle olumlu bir anlam taşır ve bir kişinin veya kurumun ne kadar zeki, öngörülü ve modern olduğunu vurgulamak amacıyla tercih edilir. Hem resmi yazışmalarda hem de günlük konuşmalarda rahatlıkla kullanılabilen esnek bir ifadedir. ‘Ahead of the Curve’ Örnek Cümleler Deyimin kullanımını daha net anlamak için aşağıdaki Ahead of the curve örnek cümle yapılarını inceleyelim. Bu örnekler, deyimin Ahead of the curve İngilizce-Türkçe karşılığını zihninizde kalıcı hale getirecektir. Örnek Cümle 1: By investing in renewable energy sources early on, the company was way ahead of the curve. Yenilenebilir enerji kaynaklarına erkenden yatırım yaparak, şirket zamanın çok ilerisindeydi (rakiplerinden bir adım öndeydi). Örnek Cümle 2: She is always ahead of the curve when it comes to fashion trends. Moda trendleri söz konusu olduğunda o daima öncüdür. Örnek Cümle 3: Our marketing team tries to stay ahead of the curve by using the latest digital tools. Pazarlama ekibimiz, en son dijital araçları kullanarak trendleri herkesten önce yakalamaya çalışıyor. Örnek Cümle 4: If you want to be successful in this industry, you need to think ahead of the curve. Bu sektörde başarılı olmak istiyorsan, zamanın ilerisinde düşünmen (öncü olman) gerekir. Sonuç Artık Ahead of the curve nedir, anlamı ve kullanımı hakkında detaylı bilgiye sahipsiniz! Gördüğünüz gibi bu deyim, sadece bir durumu belirtmekle kalmaz, aynı zamanda yenilikçilik ve öngörü gibi pozitif nitelikleri de vurgular. Ahead of the curve anlamı itibarıyla proaktif ve vizyoner olmayı ifade eder. Bu güçlü ifadeyi iş veya sosyal hayatınızdaki uygun durumlarda kullanarak İngilizcenizi bir üst seviyeye taşıyabilir ve daha etkili bir iletişim kurabilirsiniz. This is a public episode. If you would like to discuss this with other subscribers or get access to bonus episodes, visit konusarakogrencom.substack.com

    9 min

About

Konuşarak Öğren tarafından hazırlanıp sunulan Konuşarak İngilizce Öğreniyorum'a hoş geldiniz. Her hafta İngilizcenizi geliştirmek için hazırladığımız bölümleri kaçırmamak için bu podcast'e üye olmayı unutmayın. konusarakogrencom.substack.com

You Might Also Like