İsyanım Var!

Can Ahmet Özgüven

Bu podcast, 20'li ve 30'lu yaşlardaki gençlerin kariyer, ilişkiler ve hayatın getirdiği beklentilere karşı kendi yollarını arayış hikayelerini anlatıyor. "İsyanım Var", geleneksel normlara meydan okuyan, sorgulayan ve yeni yollar inşa etmeye cesaret eden herkes için bir platform sunuyor. Her bölümde, kişisel tecrübeler ve güçlü bir muhalif duruşla başlıyor, özenle seçilmiş bilgilerle devam ediyoruz. Eğer "herkes gibi" yaşamak yerine kendi hikayeni yazmak istiyorsan, bu podcast tam sana göre. Bize katıl ve isyan etmeye birlikte başlayalım! İnstagram: @isyanimvarpodcast

  1. Mikroyönetim: Verimlilik Diye Satılan Güvensizlik

    13h ago

    Mikroyönetim: Verimlilik Diye Satılan Güvensizlik

    Bir PR açıyorsun ve anında 47 tane yorum geliyor. Bir sunum hazırlıyorsun, yöneticin bütün cümlelerini kendi "zevkine" göre baştan yazıp "şimdi harika oldu" diyor. Bir noktada ekrana bakıp kendine o yorucu ve ağır soruyu soruyorsun: "Ben şu an iş mi üretiyorum, yoksa sadece sürekli kendimi mi savunuyorum?" İsyanım Var'ın bu bölümünde, modern iş dünyasının en büyük çelişkilerinden birini masaya yatırıyoruz: Benden "ownership" almam, kendi işimin lideri olmam isteniyorsa... Neden her küçük kararım şüpheli kabul ediliyor ve bir başkasının onayına bağlanıyor? Bu bölümde kalite kontrol, mentorluk ve standartların korunması kılığına girmiş o sinsi kontrol bağımlılığını konuşuyoruz. İyi bir review süreci ile toksik bir mikroyönetim arasındaki o ince çizgiyi çiziyor; yöneticilerin kontrol kaygısının, PR yorumlarının ve bitmek bilmeyen revizelerin insanın karar alma kasını nasıl yavaş yavaş çürüttüğünü inceliyoruz. Mesele review’un kendisi değil. Kalite elbette önemli. Ama mesele, kalite arayışının insanın özerkliğini ve kendine güvenini yok eden bir güç gösterisine dönüşmesi. Eğer mesainin sonunda iş yaptığın için değil, gün boyu kendi kararlarını savunmak zorunda kaldığın için yorulduğunu hissediyorsan; "öğrenilmiş çaresizlik" ile "verimlilik tiyatrosu" arasında sıkışıp kaldıysan, bu bölüm tam sana göre. Ateşi canlı tut. 🔥 🎧 Konular: PR ve Code Review travmaları: Hata bulmak mı, ego tatmini mi? İyi review işi büyütür, kötü review insanı küçültür. Yöneticiler neden kontrolü bırakamaz? (Psikolojik arka plan) "Bisiklet Kulübesi Sendromu" ve verimlilik tiyatrosu. Mikroyönetim ortamında hayatta kalma ve sınır çizme taktikleri.

    34 min
  2. Başarılı Olmak Yetmiyor: Toksik Başarı Kültürü ve Hep Daha Fazlası

    Jun 15

    Başarılı Olmak Yetmiyor: Toksik Başarı Kültürü ve Hep Daha Fazlası

    Gecenin bir yarısı yatağında yatarken, sadece dinlendiğin veya o gün "yeterince verimli" olmadığın için göğsüne oturan o ağır suçluluk hissini biliyor musun? Bu bölümde, modern başarı kültürünün bizi nasıl bitmek bilmeyen bir optimizasyon projesine dönüştürdüğünü konuşuyoruz. Amacımız çalışmayı, üretmeyi, para kazanmayı veya sağlıklı hırsı şeytanlaştırmak değil; asıl meselenin, başarının insan değerinin tek ölçüsüne dönüşmesi olduğunu fark etmek. Meritokrasinin eşitsizlikleri gizleyip her başarısızlığı kişisel bir kusur gibi gösteren o sinsi yapısından , filozof Byung-Chul Han'ın anlattığı, kendi kendimizi büyük bir özgürlük hissiyle sömürdüğümüz "Yorgunluk Toplumu"na uzanıyoruz. Startup efsanelerinin perde arkasını, başarısızlıkların nasıl görünmez kılındığını ve LinkedIn gibi platformlarda gerçek insani duyguları yok eden o sahte toksik pozitiflik salgınını masaya yatırıyoruz. Hayatını sürekli kanıtlanması gereken bir performans sahnesi gibi yaşamaktan yorulanlar, dinlendiğinde suçlu hissedenler ve sıradan anların içinde sadece "insan kalabilmeyi" hatırlamak isteyenler için dürüst bir yüzleşme. Kulaklıklarını tak, derin bir nefes al ve unutma: Sen sadece ürettiğin kadar değerli değilsin. Ateşi canlı tut. https://hrdergi.com/linkedinde-toksik-pozitiflik-isyerinde-her-seyi-sevmek-zorunda-miyiz https://thedecisionlab.com/biases/survivorship-bias https://en.wikipedia.org/wiki/The_Burnout_Society https://www.willpatrick.co.uk/notes/the-tyranny-of-merit-michael-j-sandel/

    33 min
  3. Kendi Küçük Dünyamıza Çekiliyoruz: Güven Bittiğinde Hayat Küçülür

    Jun 8

    Kendi Küçük Dünyamıza Çekiliyoruz: Güven Bittiğinde Hayat Küçülür

    Modern hayat bize sürekli "açık ol, sosyalleş, ağ kur, dışarı çık" diye bağırırken, sinir sistemimiz neden ısrarla "dikkatli ol, hemen güvenme, içeri çekil" diyor? Bu bölümde, modern çağın en sessiz ama en yıkıcı krizlerinden birini; "sosyal daralmayı" konuşuyoruz. Küresel çapta insanların %70'inin kendisinden farklı düşünenlere güvenmekte tereddüt ettiği, "hiç yakın arkadaşım yok" diyen yetişkinlerin oranının otuz yılda dört katına çıktığı o tuhaf dönemi masaya yatırıyoruz. Günde ortalama 4 buçuk saatimizi ekran karşısında geçiriyor , ama kalabalığa karışmak yerine sessiz seyircilere dönüşüyoruz. Flört uygulamalarının yarattığı devasa "tükenmişlik" ve giderek pahalılaşan sosyalleşme maliyetleri yüzünden, yeni bir hayal kırıklığı yaşama ihtimalini sıfırlamak adına kendi tanıdık fanuslarımıza kilitleniyoruz. Peki sorun sadece yalnızlık mı? Türkiye gibi ekonomik kaygının, işsizliğin ve gelecek belirsizliğinin gençleri odalarına hapsettiği bir coğrafyada, kendi ördüğümüz duvarların ardında gerçekten güvende miyiz? Sınır koymak ile dünyaya kapanmak arasındaki o ince çizgi nerede başlıyor? Güvenin bittiği yerde hayatın nasıl yavaş yavaş küçüldüğünü ve o kapıyı aralık bırakmanın neden hayati olduğunu anlamaya çalışıyoruz. Dinle, yüzleş ve ateşi canlı tut. Bu bölümde atıf yapılan araştırmalar ve veriler: Edelman Trust Barometer 2026: "İçe Kapanma Ortamında Güven" krizi ve farklılıklara karşı azalan tolerans. Pew Research Center (2025): Arkadaşlık Resesyonu ve yalnızlaşma trendleri. Ofcom Online Nation 2025 Raporu: Günlük ekran süreleri ve dijital pasifleşme. Forbes Health Survey (2025): Dating app (flört uygulaması) tükenmişliği. Habitat Derneği (2025): Türkiye'de Gençlerin İyi Olma Hali, istihdam ve gelecek kaygısı makası. Dünya Mutluluk Raporu (WHR 2025/2026): Kurumsal güvensizliğin ve internet kullanımının sosyal bağlara etkisi.

    33 min
  4. Jun 1

    Özgürlük Kaç Para? FIRE, Tasarruf Matematiği ve Çalışmama Hayali

    Maaşın hesabına yatıyor ve daha gün bitmeden kiralara, faturalara, taksitlere dağılıp kayboluyor. Para, sadece misafirliğe gelmiş gibi kapıyı çekip gidiyor. Peki ya hayatını bu döngüden kurtarmanın matematiksel bir formülü olsaydı? Bu bölümde tüm dünyayı saran FIRE (Finansal Bağımsızlık ve Erken Emeklilik) hareketinin derinliklerine iniyoruz. "Maaşının %50'sini biriktirirsen 17 yılda, %75'ini biriktirirsen 7 yılda çalışmak zorunda kalmazsın" diyen o acımasız ama kusursuz tasarruf matematiğini, 25 çarpan kuralını ve ünlü %4 kuralını masaya yatırıyoruz. Ancak mesele sadece Excel tabloları, bileşik getiri veya portföy büyüklüğü değil. Bu bölüm bir yatırım tavsiyesi değil; paranın insan psikolojisiyle olan tehlikeli dansı üzerine bir yüzleşme. Parayı hayatımızı genişletmek için mi kullanıyoruz, yoksa hayatımızı paranın formülüne mi sığdırmaya çalışıyoruz? Bu bölümde şunları konuşacağız: FIRE matematiği nasıl çalışır ve tasarruf oranı bize zamanımızı nasıl geri verir? "Varış Yanılgısı" (Arrival Fallacy): Finansal hedeflere ulaşmak; tükenmişlik, amaçsızlık ve varoluşsal krizleri gerçekten çözer mi? Enflasyonun ve kur politikalarının gölgesinde, Türkiye'de FIRE hesabı yapmak neden kağıt üzerindeki bir "getiri" hesabından çok daha karmaşıktır? William Bengen'in 1994'te ortaya attığı meşhur %4 kuralı, Amerikan verileri dışına çıkılıp küresel piyasalarla test edildiğinde neden çatırdıyor ve güvenli para çekme oranı aslında nerelere düşüyor? Daha az harcamak bizi özgürleştirir mi, yoksa "tasarruf tuzağı"na düşürüp hayatı ertelememize mi sebep olur? Özgürlüğün sadece çalışmayı bırakmak değil, yaşadığın hayatın sahibi olmak olduğu gerçeğiyle yüzleşmeye hazırsan, kulaklığını tak. Ateşi canlı tut. https://finwiseapp.io/glossary/fire https://www.psychologytoday.com/gb/blog/the-regret-free-life/202503/what-the-fire-movement-gets-wrong-about-money-and-happiness https://www.reddit.com/r/financialindependence/comments/bugudo/nyt_article_about_arrival_fallacy_or_the_illusion/

    33 min
  5. Kötüyü Düşün, İyi Görün: LinkedIn Stoacılığı, Toksik Pozitiflik ve Başarı Performansı

    May 25

    Kötüyü Düşün, İyi Görün: LinkedIn Stoacılığı, Toksik Pozitiflik ve Başarı Performansı

    İşten çıkarıldığında, tükendiğinde veya her şey ters gittiğinde neden LinkedIn'e girip "Bu harika bir öğrenme deneyimiydi!" diye yazmak zorunda hissediyorsun? Bu bölümde Promo, birbirine tamamen zıt gibi görünen ama modern iş dünyasında bizi aynı şekilde susturan iki kavramı masaya yatırıyor: "En kötü senaryoya hazırlan" diyen Antik Stoacılık ve "Sadece iyiye odaklan" diyen Toksik Pozitiflik. Sosyolog Arlie Hochschild'in tanımladığı "yüzeysel rol yapma" (surface acting) maskesini neden iş hayatında hiç çıkaramadığımızı konuşuyoruz. Sürekli "güçlü ve pozitif" görünme baskısının, aslında duygusal emeği sömürerek tükenmişliğe (burnout) giden en kısa yol olduğunu klinik araştırmalarla inceliyoruz. Kariyer ağlarındaki bu kusursuzluk tiyatrosu, kültürel teorisyen Lauren Berlant'ın "Zalim İyimserlik" olarak tanımladığı o tehlikeli fantezinin bir parçası olabilir mi? Şirketler kendi yapısal arızalarını çözmek yerine, neden "dayanıklılık" (resilience) kelimesini bizim bireysel sorumluluğumuza ve dayanma gücümüze yıkıyor? Ve bölüm boyunca peşimizi bırakmayan o dürüst soru:Ben gerçekten güçleniyor muyum, yoksa sadece güçlü görünmeye mi çalışıyorum? Acısına takım elbise giydirmekten yorulanlar için...Ateşi canlı tut. 📚 Bölümde Bahsi Geçen Temel Kavramlar ve Kuramlar: Premeditatio Malorum (Kötülüğü Önceden Tasarlama / Stoacılık) Duygusal Emek ve Yüzeysel Rol Yapma (Emotional Labor & Surface Acting) Zalim İyimserlik (Cruel Optimism - Lauren Berlant) İmaj Yönetimi (Impression Management - Erving Goffman) Psikolojik Sermaye (PsyCap) https://en.wikipedia.org/wiki/Emotional_labor https://www.tandfonline.com/doi/full/10.1080/21693293.2013.765741

    38 min
  6. Biz Bir Aile Değiliz: İK, sahte samimiyet ve profesyonel narsisizm.

    May 18

    Biz Bir Aile Değiliz: İK, sahte samimiyet ve profesyonel narsisizm.

    Bu bölümde İK süreçlerine duyduğumuz öfkenin asıl kaynağına iniyoruz. Mülakatlardan sonra adayların yüzde 61'inin maruz kaldığı o karanlık "ghosting" boşluğunu  ve ortalama 44 gün süren işe alım süreçlerindeki yorucu belirsizliği konuşuyoruz. Gerçekten teknik becerimizi mi ölçüyorlar, yoksa ücretsiz vaka çalışmaları (case study) adayın emeğini sömüren bir itaat testine mi dönüşüyor? Şirketlerin övünerek bahsettiği "kültür uyumu", çoğu zaman benzerlik önyargılarını gizleyen ve farklı olanı eleyen dışlayıcı bir filtreye dönüşebiliyor. Peki kapıdan içeri girdiğimizde bizi ne bekliyor? Narsistik liderlerin psikolojik güvenliği yerle bir edip  duygusal tükenmişliğe yol açtığı o "korku imparatorluklarını" inceliyoruz. Stanford Üniversitesi araştırmalarının da kanıtladığı gibi, bu profiller kriz anlarında şirketleri nasıl içten içe çürütüyor? Son olarak, ofisteki bu sahteliğin dijital vitrini olan LinkedIn'e bakıyoruz. Bitmek bilmeyen "şunu duyurmaktan onur duyarım"  şovları ve kırılganlığın bile bir etkileşim avına dönüştüğü "performatif sahicilik" oyununu masaya yatırıyoruz. Genç profesyonellerin kendilerini sürekli gizlemek zorunda hissettiği  bu devasa mekanizmada, kendi markamızın sosyal medya yöneticisine dönüşmeden, insan kalarak ayakta kalmak mümkün mü? Ateşi canlı tut. https://www.corporatenavigators.com/articles/hr-trends/ghosting-candidates/ https://recruiterflow.com/blog/time-to-hire/ https://news.ycombinator.com/item?id=40151180 https://murrayresources.com/hiring-bias-the-hidden-threat-undermining-your-recruitment-success https://rsisinternational.org/journals/ijriss/articles/when-leaders-drain-rather-than-inspire-narcissistic-leadership-emotional-exhaustion-and-the-path-to-job-burnout/ https://www.researchgate.net/publication/397085595_When_Leaders_Drain_Rather_Than_Inspire_Narcissistic_Leadership_Emotional_Exhaustion_and_the_Path_to_Job_Burnout

    34 min
  7. LinkedIn Tiyatrosu ve Makine Hızı: AI Çağında "Sahtekâr" Hissetmek

    May 11

    LinkedIn Tiyatrosu ve Makine Hızı: AI Çağında "Sahtekâr" Hissetmek

    Dışarıdan bakınca her şey kusursuz görünüyor. CV'nde başarılar, mail kutunda tebrik mesajları var. Ama sen gecenin bir yarısı o ekrana bakarken, "Birazdan hiçbir şey bilmediğim, buraya sadece şans eseri geldiğim ortaya çıkacak" korkusuyla baş başasın. Tanıdık geldi mi? İnsanların %82'sinin kariyerlerinin bir noktasında boğuştuğu bu ağır hisse yıllarca "İmposter Sendromu" dediler. Bize bunun içsel bir özgüven eksikliği, beynimizin bir defosu veya tedavi edilmesi gereken bir arıza olduğunu anlattılar. Ama ya sana söylenenler eksikse? Ya hissettiğin o yetersizlik, senin zayıflığın değil de; seni sürekli ölçen, kıyaslayan ve hız talep eden dışlayıcı bir sistemin doğal sonucuysa? Bu bölümde, "sen harikasın, sadece kendine inan" gibi ucuz kişisel gelişim yalanlarını bir kenara bırakıyoruz. İmposter yanılsamasının karanlık makine dairesine iniyor ve şu soruların cevaplarını arıyoruz: LinkedIn Anksiyetesi: Herkesin sürekli bir şeyler başardığı o kusursuz dijital vitrinde, kendi dağınık sahne arkanı başkasının PR harikası hayatıyla kıyaslamak bize ne yapıyor? Yapay Zeka ve Beceri Erozyonu: AI araçları senin saatlerini alacak işi saniyeler içinde çıkardığında, "Bunu ben mi yaptım, makine mi?" sorusu neden ustalık hissini içten içe çürütüyor? Neden AI'ı her gün kullananların %30'u "sahtekar" gibi hissediyor? Sistemi Aklama Sanatı: Liyakatin işlemediği, dışlayıcı şirket kültürlerinin hakim olduğu yerlerde hissettiğin o aidiyetsizlik, neden senin özgüven eksikliğin değil de sistemin suçudur? Şüphenin Gizli Gücü: Wharton School araştırmaları, kendinden şüphe duyan profesyonellerin neden aslında kibre kapılmayan, daha empatik ve çok daha yetkin takım arkadaşları olduğunu nasıl kanıtlıyor? Amacımız o şüpheyi tamamen yok etmek değil. Amacımız, korku oradayken bile o masadan kalkmamayı öğrenmek. Sen buraya yanlışlıkla gelmedin. Ateşi canlı tut.

    36 min

About

Bu podcast, 20'li ve 30'lu yaşlardaki gençlerin kariyer, ilişkiler ve hayatın getirdiği beklentilere karşı kendi yollarını arayış hikayelerini anlatıyor. "İsyanım Var", geleneksel normlara meydan okuyan, sorgulayan ve yeni yollar inşa etmeye cesaret eden herkes için bir platform sunuyor. Her bölümde, kişisel tecrübeler ve güçlü bir muhalif duruşla başlıyor, özenle seçilmiş bilgilerle devam ediyoruz. Eğer "herkes gibi" yaşamak yerine kendi hikayeni yazmak istiyorsan, bu podcast tam sana göre. Bize katıl ve isyan etmeye birlikte başlayalım! İnstagram: @isyanimvarpodcast

You Might Also Like