Stüdyo recap

Stüdyo recap

Türkiye siyasetine dair güncel podcast haber www.studyorecap.com

  1. Oct 7

    İzmir’in anahtarı Tugay eliyle iktidara sunuldu: Peki rejim “sofistike/incelikli otoriterlik” mi?

    AK Parti iktidarının muhalefet için tarihî ve sembolik öneme sahip İzmir’de adeta ‘seçimi kazanmış gibi’ propaganda yapması ve yerel yönetimlerde yaşanan son gelişmeler, Türkiye’deki son seçim sonuçlarını değersizleştirdi. Ortaya çıkan bu tabloda “Türkiye’deki yönetim nasıl adlandırılmalı?” sorumuzu yönelttiğimiz siyaset bilimi uzmanı Prof. Dr. Ayşen Uysal’a göre, seçimlerin yapılıyor olması bir rejimi demokratik olarak adlandırma gerekçesi değil ve baskı repertuvarı ise gün geçtikçe çeşitlenmekte. Bugün İzmir yerel yönetimi, 31 Mart 2024 Yerel Seçimleri sonucunda yüzde 49 oy oranıyla büyükşehir belediye başkanı seçilen Cemil Tugay’ın AK Parti rozeti takmasıyla iktidar kontrolüne geçti. Oysa AK Parti, MHP’yle birlikte Cumhur İttifakı adayı olarak İzmir’de Hamza Dağ ile yarıştığı seçimde yüzde 37 oy alabilmesine karşın bugün sandık günündeki “millet iradesi” yerine şahıs iradesiyle kent yönetimini ilk kez parti hanesine yazıyor. Yerel seçimlerde büyükşehirlerde yüzde 42 oy oranıyla son seçim sonucunda Özgür Özel liderliğindeki CHP, “Türkiye’nin birinci partisi” olurken, AK Parti ise yüzde 36,4 oy oranıyla ikinci sıraya düşmüştü. Ancak İstanbul’da Ekim 2024’te “kent uzlaşısı” gerekçeli operasyon ve ardından Ekrem İmamoğlu’nun hedef alındığı Mart 2025 operasyonuyla birlikte Türkiye’nin yerel seçimler sonucundaki haritasında değişimler başladı. Son dönemde Üsküdar ve Adalar örneklerinde başkanvekili seçimlerindeki tartışmalı gelişmelerin yanı sıra Aydın, Afyonkarahisar ve bugün İzmir örneklerindeki belediye başkanı transferleriyle AK Parti seçimde kaybettiği yerlerde iktidar olma gücüyle dolayısıyla devlet olanaklarıyla kontrolü ele alıyor. CHP yönetimi 21 Mayıs’ta “mutlak butlan” kararıyla Kemal Kılıçdaroğlu yönetimde olduğu için 24 Temmuz’da kurduğu YENİ Parti ile ana muhalefet partisi liderliğini koruyan Özgür Özel ise, İzmir’deki bugünkü “değişim” öncesinde Le Figaro gazetesindeki yazısında ülkedeki mevcut rejimi “sofistike otoriterlik” olarak nitelendirmişti. Özel, yazısında Türkiye’nin 21. yüzyılda gittikçe incelikli, karmaşık bir otoriterlik örneği olduğunu ve Erdoğan’ın siyasi gücü kendi etrafında topladığını söyleyerek, “Seçimlere yüksek katılım ise önemli bir gerçeği ortaya koyuyor, Türkiye’ye demokrasinin dışarıdan dayatılmasına gerek yok. Halk demokrasiye zaten inanıyor. Bugün asıl soru, yurttaşların demokratik tercihlerinin siyasi iktidara dönüşmesine halen izin verilip verilmediğidir?” sorusunu gündeme taşıdı. Kamu yönetimi ve siyaset bilimi alanında uzman Prof. Dr. Ayşen Uysal, 2015 yılı sonrasındaki gelişmeler itibarıyla siyaset bilimcilerde, genel olarak sosyal bilimcilerde; Türkiye’deki rejimi tanımlama, adlandırma çabası bulunduğuna işaret ederek, seçimlerin yapılıyor olması itibarıyla bugün bir rejimi demokratik olarak adlandırma olanağı olmadığını vurguladı. “Cemil Tugay’ın gönüllü olarak AK Parti’ye geçtiğini düşünüyorum” Stüdyo recap’in sorularını yanıtlayan Uysal, “seçim olması otoriter olmasına engel değil ya da birtakım kurumlar örneğin parlamento gibi halen var olması da” diyerek, bugün dünyada Vladimir Putin’in yönetimindeki Rusya’nın başı çektiği, Türkiye’nin bir diğer örnek olduğu noktada Fransa, Macaristan, Amerika gibi pek çok ülkeye otoriterlik modeli deneyimleri transfer edildiğini kaydetti. Demokraside artık “içi boşalmışlık”, “aşınmışlık” gibi kavramlardan söz edilebileceğini anlatan Uysal, bugün İzmir’le ilgili yaşanan gelişme de dikkate alındığında, Özgür Özel’in yazdığı üzere halkın demokratik tercihleriyle siyasi iktidarı değiştirebileceğini artık söylemekte zorlanacaklarını ifade etti. Tugay’ın adaylaşma süreci itibarıyla bugün Özel yönetimini zor duruma soktuğunu anlatan Uysal, “Cemil Tugay korktuğu için değil, gayet istekli, gönüllü şekilde AK Parti’ye geçti” görüşünü de paylaştı. “Şimdi seçimlerin göstermelik yapılmasıyla yapılmaması arasında fark kalmadı” Türkiye’de demokratik kurumlarda çok uzun zamandır aşınma, içi boşalma durumu yaşandığını ve ne yazık ki profesyonel siyasetçilerce bunun yeterince önemsenmediğini, bununla mücadele edilmediğini belirten Uysal, “Şimdi Özgür Özel’in durduğu konum oldukça zor bir konum çünkü şu sıkışmışlık halinde siyaset yapmaya çalışıyor. İki açıdan sıkışmışlıktan söz edebiliriz. Birincisi, son seçim sonucunun tamamen anlamsızlaştığı bir süreç yaşanırken yurttaşları yeniden seçim sandıklarının başına gitmeye halen hazırlaması, istekli tutması gereken bir noktada bu aynı zamanda siyasetin gereği yapmaya çalışmakta ama diğer taraftan sandığa gitme inancı ortadan kalkıyor, bu konuda yurttaşlar olarak bizler seçim sandığına gitmek anlamlı mı, bunun üzerine düşünüyoruz. Şimdi bir taraftan bu var. Diğer sıkışıklığı yazısında kendisini çok hissettiren bir sıkışıklık; o da iktidar bir süredir muhalefeti yerli ve milli çemberi içinde sıkıştırdı. Yurt dışına yapılan her çağrı ülkeye ihanet gibi sunulurken, Türkiye’deki hak ihlallerine rağmen uluslararası arena ise sessizleşiyor. Şikayet etmeden ama durumu ortaya koyma meselesi içinde yazısını kaleme aldığını görüyoruz” diye konuştu. Profesör Uysal, “Şu anda sosyal mühendislikle koşut, paralel ilerleyen bir siyasi mühendislik söz konusu. Bütün yaşananları bu çerçevede okumak mümkün. Siyasetin dizayn edildiği ama sistemin de hızla başka yerlere kaydığı bir durumla karşı karşıyayız. Aynı zamanda demokrasiyi, sandık demokrasisine indirgeyen Adalet ve Kalkınma Partisi ve onun liderinin girdiği başka bir yolu da gösteriyor bu... Türkiye’de çeşitli vesilelerle seçimler yapılmaz mı, korkusu hep aşılandı, tartışıldı gündeme geldi bu. Şimdi artık seçimlerin göstermelik yapılmasıyla yapılmaması arasında çok da bir fark olmadığını gördüğümüz bir süreçten geçiyoruz. Bu umutsuzluk aşılamak için değil ama durumu, teşhisi ortaya koyup ötesine bakabilmek açısından önemli” diye ekledi. Detaylar söyleşimizde. Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur. Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip. Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor. Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com Sosyal medya hesaplarımız: Youtube: @StüdyoRecap İnstagram: @studyorecap Twitter: @studyorecap Tiktok: @stdyo.recap Get full access to Stüdyo recap at www.studyorecap.com/subscribe

    İzmir’in anahtarı Tugay eliyle iktidara sunuldu: Peki rejim “sofistike/incelikli otoriterlik” mi?
  2. Sep 23

    Üsküdar ve Adalar'dan sonra sıra İBB'de mi?

    Adalar’da bugün yapılan belediye başkan vekili seçimini AKP adayı Kemal Türkyılmaz kazandı. 2024 Seçimleri’nde CHP’nin 10, AK Parti’nin ’nin 2 belediye meclis üyesi çıkardığı İstanbul’un en küçük ilçesinde, Türkyılmaz beş oyla başkan seçildi. CHP’nin dört üyesi ikinci turda çekildi. AKP’nin eylül ayında hem Üsküdar’da hem de Adalar’da yapılan tekrar başkan vekilliği seçimlerini kazanması, gözleri İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne çevirdi. Ayrıntıları politika muhabirimiz Hilmi Hacaloğlu, Büyükada’dan aktarıyor. Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur. Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip. Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor. Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com Sosyal medya hesaplarımız: Youtube: @StüdyoRecap İnstagram: @studyorecap Twitter: @studyorecap Tiktok: @stdyo.recap Get full access to Stüdyo recap at www.studyorecap.com/subscribe

    Üsküdar ve Adalar'dan sonra sıra İBB'de mi?
  3. Sep 18

    Türkiye’de “ifade” artık tümüyle tutsak mı alınıyor?

    Basın ve ifade özgürlüğü alanında, sadece LGBTİ+ örgütlenmelerini hedef alan “Ailem Güvende” operasyonu değil Kaşif Kozinoğlu’yla ilgili soruşturma örneğinde olduğu gibi farklı başlıklarda tutuklama ve erişim engellemesi kararlarıyla yine yeniden sancılı günler yaşanıyor. Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD) adına yönetim kurulu üyesi kıdemli gazeteci Nurcan Gökdemir, “Bağımsız yayın organları bir avuç kaldı, iktidar yanlısı olmayan gerçek habercilik yapan az sayıda kuruluş ve gazeteci söz konusu. ‘Muhalif’ terimini benimseyenlerden değilim, kendimizi de öyle ifade etmiyorum. Sadece ve sadece gazetecilik yapıyoruz, evrensel ilkelere dayanarak gazetecilik yapıyoruz, aktarma görevimizi yerine getiriyoruz. Halkın haber alma hakkının gereğini yerine getiriyoruz. Ancak gazetecilik bu dönemde cesaret gerektiren bir iş oldu. İşini iyi yapmanın ötesinde aynı zamanda cesaret gerektirir oldu. Çünkü işinizi iyi yapıyor olmanız zaten cezalandırma gerekçesi, hatta kanunda karşılığı olmayan konularla cezalandırılmak isteniyoruz çoğu zaman” tespitini paylaştı. Stüdyo recap’in sorularını yanıtlayan BirGün Gazetesi Ankara Temsilcisi Nurcan Gökdemir, gazetecilere yöneltilen suçlamaların hukuki dayanaktan yoksun olduğuna dikkat çekti. Selahattin Günday’ın 15 yıl öncesine ait, zaman aşımına uğramış ve üstelik başka bir muhabir tarafından çekilmiş bir fotoğraf gerekçe gösterilerek tutuklandığını hatırlatan Gökdemir, ortada adeta “Kaşif Kozinoğlu adliyeye getirildiği sırada orada bulunmak” gibi icat edilmiş bir suç olduğunu belirtti. Gökdemir; YouTube yayınına Erk Acarer’i konuk eden Lale Ozan Arslan’ın da benzer şekilde suçlandığını kaydetti. Serbest gazeteci Tuğba Tekerek’in ise Kaos GL için hazırladığı Gürcistan seçimleri haberi nedeniyle İstanbul’dan Ankara’ya götürülerek tutuklandığını anımsatan Gökdemir, Tekerek’e yöneltilen “müstehcen yayına aracılık etmek” suçlamasının gerçeği yansıtmadığını; ortadaki eylemin yalnızca “hak haberciliği” olduğunu vurguladı. Son üç gazeteci tutuklaması örneği itibariyle gazetecilik yapılması nedeniyle gazeteciler aleyhine suçlamalar yapıldığını ve tutuklama kararları alındığını vurgulayan Gökdemir, “Son yıllarda gazetecilik bir suçlanma gerekçesi olmaya başladı. Sadece gazetecilik kimliği dahi bir suçlama gerekçesi olmaya başladı ama giderek dozunun arttığını görüyoruz. İktidarın sevmediği haberleri yapan mecralarda çalışan, gerçek anlamda gazetecilik yapan isimlerin bu tip suçlamalara ve cezalandırmalara muhatap olduğunu görüyoruz. Geçmişte bir gazetecilik kusuru olarak nitelendirilebilecek, sehven yayınlanmıştır ya da işte haber kaynağı tarafından yanıltılmıştır diye düzeltilebilecek bazı haberler bile suçlama konusu yapılıyor. Bu suçlamalarla gazetecilerin uzunca süre cezaevinde tutulduklarını görüyoruz. Esas olarak; cezalandırılmak istenen gazetecilik… Gerçek anlamda habercilik yapan halkın haber alma hakkının gereğini yerine getirmek özveriyle çalışan, haber takibi yapan, kamuoyunun ilgisini çeken ve duyması gereken olayları aktaran, isimlerin cezalandırmaya gözaltına, tehdide, sokakta dayak atmaya kadar varan olaylara tanıklık ediyoruz. Tüm bunların esas olarak gazeteciliğin cezalandırılmasını hedeflediğini söylemek mümkün” diye konuştu. “Haber içeriklerine ve gazeteci hesaplarına engellemelerde sürekli artış var” Son olarak aile gerekçeli operasyonla başlayan süreçte LGBTİ+ haklarıyla ilgili, insan haklarıyla ilgili paylaşımlar yapan hesaplara ve haberlere erişim engellemelerinde bulunulmasını sorduğumuz Gökdemir, BirGün gazetesi olarak neredeyse hemen her gün haber içerikleri aleyhine farklı kentlerdeki mahkemeler aracılığıyla erişim engellemesi kararları alındığını anımsatarak, çok sayıda gazeteci aleyhine X hesaplarına da engelleme kararları verildiğini ve bunun da gazeteciliği hedef almak anlamına geldiğini işaret etti. Gökdemir, “Sürekli yükselen bir ivme görüyoruz. Sürekli bu baskıların arttığını görüyoruz. Her geçen gün bir öncekini aratacak yeni bir olayla karşı karşıya kalıyoruz. O nedenle de bir öngörüde bulunmak kolay. Belli ki bu işler artacak. Her gün yeni bir yöntemle, alışılmadık bir baskı yöntemiyle karşı karşıya kalacağız. Türkiye internetin serbest olduğu bir ülke, İran gibi, Rusya gibi, internetin yasaklı olmadığı bir ülke. Ancak bu, hesaplarına erişim kararları o kadar yaygın bir hali almaya başladı ki, bir anlamda birçok kişi için aktif, özellikle de bu mecrayı aktif olarak kullanan insanlar için gelen yasaklamalar, erişim engelleri gerçekten de internetin yasaklanması gibi bir tablo oluşturmaya başladı. Yani doğrudan yasaklamıyorlar elbette ama bu mecraları aktif ve verimli bir şekilde kullanan insanlar engellenerek bu yasak fiilen uygulanmaya başlandı. Toplumun önemli bir kesimi için diye düşünmek lazım” diye konuştu. ÇGD adına basın ve ifade özgürlüğü alanındaki son durumu yorumlayan kıdemli gazeteci Nurcan Gökdemir’le röportajımızın detayları videomuzda. Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur. Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip. Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor. Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com Sosyal medya hesaplarımız: Youtube: @StüdyoRecap İnstagram: @studyorecap Twitter: @studyorecap Tiktok: @stdyo.recap Get full access to Stüdyo recap at www.studyorecap.com/subscribe

    Türkiye’de “ifade” artık tümüyle tutsak mı alınıyor?
  4. Sep 9

    Üsküdar'da aslında ne oldu?

    Üsküdar Belediyesi’nde yönetim artık Adalet ve Kalkınma Partisi’nde. Belediye Meclisi’nde bugün yapılan seçimi, iktidar partisinden aday olan Dündar Ziya Gültekin kazandı. Peki bu nasıl oldu? Hikaye uzun, o yüzden şöyle bir arkanıza yaslanın. Üsküdar’da 1994 yılından 2024 yılına kadar bütün seçimleri Milli Görüş geleneği kazanmıştı. Önce Refah, ardından Fazilet, son dört seçimi de Adalet ve Kalkınma Partisi. Üsküdar, İstanbul’un muhafazakar ilçelerinden biri olarak kabul edilse de tıpkı Beyoğlu gibi modern ve seküler seçmeni de hiçbir zaman az değildi. Bu konuya açıklık getirmek için CHP’nin 1973’te yüzde 46, 1977’de yüzde 55, SHP’nin de 1989’da yüzde 39 oy almış olduğunu hatırlatmış olalım. İşte bu ahval ve şerait içinde, Üsküdar’da 2019 seçimlerini 9 bin oyla kaybeden CHP, Sinem Dedetaş’ı aday gösterdiği 2024’te arayı kapatarak 24 bin oy üstünlük sağladı. Üsküdar, Cumhurbaşkanı Erdoğan için de çok önemli bir ilçe. Kasımpaşa’da doğup büyüyen Erdoğan, neredeyse 40 yıldır Üsküdar’da ve bütün seçim zaferlerini burada kazandı. Şimdi bu ilçede yeniden belediye başkanı AK Parti’den. Sandıkta kaybeden AK Parti, belediye başkanlığını yeniden kontrolüne aldı. Hiç şüphesiz bunda Sinem Dedetaş’ın tutuklanması ve akabinde İçişleri Bakanlığı tarafından görevden alınması en büyük etken. Dedetaş tutuklandıktan beş gün sonra, 5 Ağustos’ta yapılan seçimler dördüncü turda bitti ve seçimi CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya kazandı. CHP’nin 27 üyesi, AK Parti ve MHP’nin ise 17 üyesi vardı; ancak Çetinkaya 22-18 kazandı. Seçimin ardından AK Parti İstanbul İl Başkanı sonuçlara itiraz edeceklerini duyurdu. Nitekim 2. İdare Mahkemesi yürütmeyi durdurdu, Bölge İdare Mahkemesi’ne yapılan itiraz reddedildi ve İstanbul Valiliği 5 Eylül’de seçimlerin yenileneceğini duyurdu. Aynı süreçte 4 belediye meclis üyesi CHP’den törenle AK Parti’ye geçti, hemen akabinde İBB ve Üsküdar Belediyesi’ne yapılan operasyonlarda 3 belediye meclisi üyesi gözaltına alındı. 5 Eylül’de yapılacak seçim öncesi CHP ve YENİ Partili belediye meclis üyeleri anlaştı ve toplantıya katılmayınca seçim 8 Eylül’e ertelendi. Bu arada, ikisi de AK Parti’de siyaset yaptıktan sonra CHP’ye geçen belediye meclisi üyeleri Amine Cansu Çelik ve Ekrem Baki tutuklandı. Bu yaşananlardan sonra görünürde CHP’nin adayı Sibel Tan Çetinkaya ve AK Parti’nin adayı Dündar Ziya Gültekin’in arkalarında 21’er oyluk destek vardı. Ancak ilk turdaki 21’e 21 şeklinde eşitlik durumu, daha sonrasında CHP - YENİ Parti cephesinden 2 üye tarafından AK Parti lehine tutum alınması, sonucu değiştirdi. Gültekin, dördüncü turda 23 meclis üyesi oyuyla Üsküdar Belediye Başkanvekili seçildi. Dündar Ziya Gültekin kim? Gültekin, hem Hilmi Türkmen’in hem de Sinem Dedetaş’ın başkanlığı döneminde Üsküdar Belediyesi’nde AK Parti Grup Başkanvekilliği üstlenmiş bir yerel siyasetçi. Ayrıca Cumhurbaşkanı Özel Kalem Müdürü Hasan Doğan ve Adalet Bakan Yardımcısı Bülent Turan’ın yönetim kurulu üyeleri arasında yer aldığı 15 Temmuz Derneği’nde 2024 yılına kadar genel sekreterlik yapmış bir isim. CHP İstanbul İl Başkanı Gürsel Tekin, seçim öncesi ve sonrası herhangi bir açıklama yapmadı. YENİ Parti İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik ise savcıların belediye meclisi üyelerini tehdit ettiğini ve İstanbul Valisi Davut Gül’ün seçimi kazandırdığını iddia etti. İstanbul’da belediyelerin durumuna yakından bakınca şöyle bir tablo ortaya çıkıyor: Tuzla ve Çekmeköy’de CHP’li belediye başkanları AK Parti’ye geçti, Beykoz ve Şile’de başkan vekilleri parti değiştirdi. Gaziosmanpaşa, Bayrampaşa ve Üsküdar’da başkan vekili seçimleri ile yönetim AK Parti’ye geçti. Esenyurt ve Şişli’de ise kayyumlar görev yapıyor. Böylelikle 31 Mart 2024’te İstanbul’da 39 ilçeden 26’sını kazanan CHP’nin belediye başkan sayısı 17’ye gerilerken, AK Parti’nin belediye başkan sayısı 20’ye yükseldi. Detaylar, Hilmi Hacaloğlu’nun anlatımıyla videomuzda. Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur. Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip. Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor. Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com Sosyal medya hesaplarımız: Youtube: @StüdyoRecap İnstagram: @studyorecap Twitter: @studyorecap Tiktok: @stdyo.recap Get full access to Stüdyo recap at www.studyorecap.com/subscribe

    Üsküdar'da aslında ne oldu?
  5. Sep 3

    DEM Parti süreçte ne zaman, nasıl bir yapısal değişim yaşayacak?

    Türkiye Cumhuriyeti tarihinde 1984’ten bugüne “terör örgütü” olarak tanımlanan PKK (Partiya Karkerên Kurdistanê) ile bağlı yapıları açısından silahsızlanma ve Kürt sorununun çözümünde yeni arayışları kapsayan süreçte yasal aşamaya geçildi. Şimdi gözler, “çerçeve yasa” uygulamasına ve bu kapsamda Kürt siyasi hareketi çizgisinde son temsilci konumundaki Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi kısa adıyla DEM Parti’ye çevrildi. TBMM çatısı altında üçüncü büyük siyasi parti grubuna sahip DEM Parti, bu hafta sonunda gerçekleşecek 5. Olağan Büyük Kongresi’yle tüzüğünde kısmi değişikliklerle siyasi hayatına devam edecek. Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan’ın ifadesiyle “Demokratik Cumhuriyet Hareketi” olarak tanımlanan Kürt siyasi hareketinde yeniden yapılanma ve yeni bir siyasi parti örgütlenmesi ise şimdilik ertelendi. DEM Parti, “değişim, dönüşüm için kongre” olarak tarif ettiği parti yönetiminde eş genel başkanlar dahil olmak üzere köklü değişikliklere sahne olması planlanan yeni parti yapılanmasını belirsiz bir tarihteki olağanüstü kurultay gününe bıraktı. PKK’nın kurucusu Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yayımlanan 'Barış ve Demokratik Toplum Bildirisi'nin ardından PKK’nın kendini feshetme kararı almasıyla hızlanan bu süreçte; yaz tatili arifesinde TBMM’de, kamuoyunda 'çerçeve yasa' olarak bilinen 12 maddelik 'Milli Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun' kabul edilmişti. Çerçeve yasa kapsamındaki “Takip ve Değerlendirme Kurulu” ise ilk toplantısını 24 Ağustos’ta Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz başkanlığında yapmış ve 4 alt komisyon kurulması kararlaştırmıştı. Buna göre; Adli ve Hukuki İşler Koordinasyon Alt Komisyonu, İzleme ve Tespit Alt Komisyonu, Sosyal Uyum ve Bütünleşme Alt Komisyonu, Silahsızlanma ve Stratejik Koordinasyon Alt Komisyonu oluşturulacak. Şimdi AK Parti iktidarınca Cumhurbaşkanlığı’nın koordinasyonunda yürütülen süreçte; PKK’lılara yönelik kısmi af niteliğinde düzenlemeler öngören çerçeve yasada uygulama aşamasını başlatacak olan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkanlığındaki Milli Güvenlik Kurulu’nun (MGK) karar alması bekleniyor. DEM Parti tarafından yapısal değişimi sağlayacak kongre adımını erteleme kararı da işte bu uygulama aşamasına geçilmesini bekleme kararıyla alındı. Kürt siyasi hareketindeki yeni parti dönemi planlamasını ve çerçeve yasayla ilgili son duruma ilişkin Stüdyo recap’in sorularını ise DEM Parti Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki yanıtladı. "Batman Milletvekili Tiryaki, Siyasi Partiler Kanunu’nun öngördüğü üzere en geç üç yılda bir olağan kongre yapılması gerektiği için bu süreci eylül ayında tamamlayacaklarını belirterek, “Şimdi Kürt sorunu çok tarihi bir dönemeçte, öyle bir dönemeçten geçiyoruz. Yani bu ülkenin tarihini etkileyecek günler yaşanıyor. 40 yıllık silahlı mücadelenin sona erdirilmesi, silahlı gerillaların silah bırakıp Türkiye’ye dönmesi ve yine bu çatışmalı süreçte açılan davalardan, can güvenliğinden ve birçok nedenden dolayı yurt dışına çıkmak zorunda kalan binlerce insanın geri dönmesinden ve yine 5 bine yakın tutuklu, hükümlünün siyasal sosyal yaşama dönmesinden bahsediyoruz. Yani çok önemli bir süreçteyiz. Dolayısıyla bu süreç tamamlanmadığı için bizim uzunca bir süredir gündemimize aldığımız o büyük değişim kongresinin henüz tam olarak koşulları yok. Yani bunlardan sonra biz uygun bir dönemde bu söylediğimiz süreç biraz daha geliştikten, daha ete kemiğe büründükten sonra o büyük değişim kongresini yapacağız” dedi. Detaylar videomuzda. Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur. Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip. Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor. Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com Sosyal medya hesaplarımız: Youtube: @StüdyoRecap İnstagram: @studyorecap Twitter: @studyorecap Tiktok: @stdyo.recap Get full access to Stüdyo recap at www.studyorecap.com/subscribe

    DEM Parti süreçte ne zaman, nasıl bir yapısal değişim yaşayacak?
  6. Aug 12

    Özgür Özel liderlik rüştünü ispatladı mı?

    Çerçeve yasa pazartesi Meclis Genel Kurulu’nda onaylandı ama özellikle YENİ Parti ve Özgür Özel’in tutumu tartışılmaya devam ediyor. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden Doğan Çetinkaya, Özel’in hem yasaya “evet” diyerek hem de grubunu serbest bırakarak doğru karar verdiği görüşünde. Stüdyo recap’in sorularını yanıtlayan Çetinkaya, “Özgür Özel’den Kızıldeniz’i ikiye bölmesi isteniyor ama onu ancak bir peygamber yapabilir. Bütün muhalif kesimleri temsil eden YENİ Parti, Zafer Partisi gibi davranamazdı. Herkes demokratik bir Türkiye ya da barış yasasını tartıştığımızı sanarak hata yapıyor, bu Terörsüz Türkiye yasası ve örgütün silahlı mücadeleye devam etsin mi etmesin mi yasasıdır. Buna evet diyen Özgür Özel, liderlik becerisiyle de rüştünü ispatlamıştır” dedi. Stüdyo recap, Turkey recap’in içinden doğdu. Stüdyo recap hızlı gelişen Türkiye haber döngüsünü anlamlandırmanıza yardımcı olmak için kurulan ve Türkçe içeriklere yer veren bağımsız ve okuyucu destekli bir haber platformudur. Stüdyo recap’in kadrosu; parlamento muhabiri Yıldız Yazıcıoğlu, politika muhabiri Hilmi Hacaloğlu, editör Gözde Ocak ve dijital iletişim uzmanı Demet Şöhret’in bir araya geldiği 4 kişilik bir ekip. Turkey recap ve Stüdyo recap; Turkey recap Medya Ajans Hizmet ve Tic. Ltd. Şti. bünyesinde yer alıyor. Daha fazla bilgi, geri bildirim veya önerileriniz için bizimle iletişime geçin: info@turkeyrecap.com Sosyal medya hesaplarımız: Youtube: @StüdyoRecap İnstagram: @studyorecap Twitter: @studyorecap Tiktok: @stdyo.recap Get full access to Stüdyo recap at www.studyorecap.com/subscribe

    Özgür Özel liderlik rüştünü ispatladı mı?

About

Türkiye siyasetine dair güncel podcast haber www.studyorecap.com

You Might Also Like