Zihin pusulası ''Psikoloji rehberi''

Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel

Merhaba, ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Zihin Pusulası "Psikoloji rehberi" adlı podcast kanalımda psikoloji bilimindeki kavramlar, terapinin ne olduğuna dair bilgiler, ilişkiler, zihinsel sağlık, kişisel gelişim ve daha birçok alanda içerik paylaşıyor olacağım. Her bölümde, psikolojiyi günlük yaşamla buluşturmayı, terapi ekollerini, insan davranışlarını ve duygusal süreçleri bilimsel temelde anlaşılır bir dille anlatmayı amaçlıyorum. Keyifli dinlemeler. İletişim: pskmuradhanycel@gmail.com Instagram: www.instagram.com/klinikpsk.sertacyucel www.instagram.com/zihinpusulasipodcast

  1. 2D AGO

    Semptomdan Örüntüye: Psikanalitik Tanı

    Merhabalar, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde, psikanalitik karakter tanısının temel varsayımını netleştiriyoruz: Karakter, sabit özelliklerin toplamı değildir. Karakter, zaman içinde kurulan bir örgütlenmedir. Bu nedenle statik tanı mantığının (belirti listesi, sabit kategoriler, var-yok sınıflaması) neyi pratikleştirdiğini, insanı anlamada ise nerede sınırlı kaldığını ele alıyoruz. Ardından psikanalitik yaklaşımın örüntüleri, temaları ve işleyişi merkeze alan dinamik okumasını konuşuyoruz. Bölümün devamında, psikanalitik ana paradigmaların ortak zeminini kısa bir hatırlatmayla yerli yerine koyuyoruz. Dürtü teorisi, ego psikolojisi, nesne ilişkileri, kendilik psikolojisi ve ilişkisel yaklaşım farklı kavramlar kullanır; yine de hepsi karakteri bir etiket gibi değil, içsel dinamiklerin belirli bir düzen içinde nasıl çalıştığı üzerinden değerlendirir. Bu çerçevede, karakterde karşıtlıkların bir aradalığı fikrini açıyoruz. Bir eğilim belirginleştiğinde, onun karşıtının da aynı yapı içinde potansiyel olarak var olabildiğini; klinikte bunun yakınlık-mesafe, bağımlılık-özerklik, kontrol-kaos gibi eksenlerde nasıl göründüğünü ele alıyoruz. Buradan boyutsallık meselesine geçiyoruz ve kritik noktanın “hangi kutup baskın” sorusu değil, o boyutun kişide nasıl düzenlendiği olduğunu netleştiriyoruz. Bölümü sonlandırmadan önce, teorik çoğulluğu bu perspektife bağlıyoruz. Psikanalitik alanın tek bir modelden ibaret olmaması, insanı tek bir açıklama çizgisine sıkıştırmama çabasının doğal sonucudur. Farklı kuramsal hatlar, aynı örgütlenmenin farklı düzeylerini görmeyi kolaylaştırır ve klinik değerlendirmede daha esnek, daha isabetli bir çerçeve sunar. Keyifli dinlemeler. Referanslar McWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

    17 min
  2. Çocuklukta Sözsüz Bırakılan Duygular: ''İyileşme, Yeniden Temas'' (Klinik Psikolog İldeniz OYMAK ASLAN)

    6D AGO

    Çocuklukta Sözsüz Bırakılan Duygular: ''İyileşme, Yeniden Temas'' (Klinik Psikolog İldeniz OYMAK ASLAN)

    Merhabalar, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcastine hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde Klinik Psikolog İldeniz ile birlikte, dinlendirmeyen bir sessizlikten söz ediyoruz: Çocuklukta karşılık bulmayan, adı konmayan ve içe atılan duyguların sessizliği. Amacımız suçlamak değil; olanı anlamak. Çünkü ilişki düzenini fark ettiğimizde, tekrar eden döngüler daha az otomatik çalışıyor. Gündelik hayattan küçük sahneler üzerinden ilerliyoruz: Çocuğun “bak” dediğinde karşılık alamaması, ağladığında duygusunun geçiştirilmesi, anlatmak isterken sözünün yarım kalması… Buradaki mesele sevginin varlığı değil; duygunun ilişkide bir muhatap bulup bulmaması. Buradan kapsayıcılık ve birlikte düzenleme kavramlarına geçiyoruz. Duyguyu susturmak değil, yok saymadan yanında durabilmek… Karşılık bulamadığında çocuk hızla uyumlanıyor ve “iyi çocuk” olmak her zaman güvenli bir yere işaret etmiyor. Winnicott’un ayna olma fikrinden yola çıkarak sahte kendilik kavramını ele alıyor; ardından bu yapının yetişkin ilişkilerinde “bir şey var ama anlatamıyorum” hissiyle nasıl sürdüğünü konuşuyoruz. Mentalizasyon, ihtiyaç–talep ayrımı ve susma–uzaklaşma döngülerini görünür kılıyoruz. Kapanışta terapötik ilişkiye geliyoruz: Terapinin, duygunun aceleye gelmeden duyulabildiği ve onarım kapasitesinin kurulabildiği bir deneyim oluşunu ele alıyoruz. Kendinizle ve başkalarıyla kurduğunuz temas çoğu zaman sandığınızdan daha derin bir yere dokunur. Keyifli dinlemeler. Klinik Psikolog İldeniz Oymak Aslan Instagram: klinikpsk.ildeniz Mail: oymakkildeniizz@gmail.com

    34 min
  3. FEB 8

    İç Düzenin Kırılganlığı: Kendilik Psikolojisi ve Süreklilik Arayışı

    Merhabalar, Zihin Pusulası: ''Psikoloji Rehberi'' podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde, 1960’larla birlikte klinik sahnede belirginleşen değişimi ele alıyoruz. Psikanalitik düşüncenin, çatışma ve suçluluk ekseninde daha rahat okunan başvurulardan; boşluk, anlamsızlık ve içsel yön duygusunun kaybı gibi yaşantıları anlamaya doğru nasıl genişlediğini konuşacağız. Klasik dürtü kuramı ve ego psikolojisi, yasak arzuların yarattığı gerilimleri, vicdani baskıyı ve içsel çatışmaları açıklamak için güçlü bir çerçeve sunuyordu. Fakat zamanla klinikte farklı bir danışan profili daha görünür hale geldi. Dışarıdan işlevsel görünen, hatta zaman zaman kendinden emin duran; yine de içeride kendini bütün hissetmekte zorlanan, özdeğeri dış geri bildirimlere daha bağımlı çalışan ve “içimde bir eksik var” duygusunu taşıyan kişiler. Bu noktada temel soru da değişiyor. Mesele her zaman “hangiçatışma” değil; kimi zaman “hangi iç yapı yeterince kurulamadı” oluyor. Bölüm boyunca “Sorun çatışma değil; yeterince kurulamamış bir iç yapıdır” cümlesi bu yönelimi özetleyen bir hat olarak yerini alacak. Bu klinik ihtiyacın içinde Heinz Kohut’un çalışmalarıbelirleyici bir kırılma yaratıyor. Narsisizmi yalnızca savunma başlığı altında değil; gelişimsel bir ihtiyaç ve kendilik bütünlüğünü koruma çabası olarak okuyan kendilik psikolojisi perspektifini bu bölümün merkezine alıyoruz. Aynı zamanda kendiliğin gelişiminde düzenleyici işlevleri, aynalanma, idealizasyon ve benzerlik/aidiyet ihtiyaçları üzerinden daha net bir çerçevede açıklıyoruz. Bu işlevlerin kişi için nasıl bir düzen kurduğunu, kişinin kendini ve ötekini bu düzen içinde nasıl konumlandırdığını görünür hale getiriyoruz. Bu çerçeve, terapötik ilişkinin doğasını da farklı bir yerden okuyor. Danışan terapisti her zaman bir “nesne” gibi değil; kimi anlarda kendiliği ayakta tutan bir işlev gibi deneyimleyebiliyor. Bu yüzden terapistin seans içinde yaşadığı sıkılma, sabırsızlık ya da “bir şey ilerlemiyor” hissi, yalnızca kişisel bir tepki olarak kalmıyor; kırılgan kendilik yapısının ilişki içinde nasıl ortaya çıktığına dair klinik bir veriye dönüşebiliyor. Bu sürecin nasıl anlaşılır hale geldiğini ve terapötik çalışmada nasıl konumlandığını tartışacağız. Bölümün ilerleyen kısmında, modern analitik düşüncedeterapötik ilişkinin yalnızca geçmişin tekrar edildiği bir alan olmadığını; kimi zaman kendiliğin parçalarının bir arada tutulduğu bir düzenleme alanı gibi işlediğini ele alacağız. Bu bağlamda kopma ve onarım anlarını teknik bir hatagibi değil, deneyimin temsil kazanmasına ve kendilik kapasitesinin gelişmesine alan açan klinik fırsatlar olarak nasıl ele aldığımızı açıklayacağız. Kapanışta ise empatiyi sadece “anlamak” düzeyinde bırakmadan, terapinin hedefinin danışanın dışarıdan aldığı desteği zamanla içeride daha sürdürülebilir biçimde sağlayabilir hale gelmesi olduğunu vurgulayarak bölümü tamamlayacağız. Keyifli dinlemeler. Referanslar McWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

    36 min
  4. FEB 3

    Bağın İyileştirici Gücü: Nesne İlişkileri, Ego Durumları ve Karşı-Aktarımın Dili

    Merhabalar, Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde, nesne ilişkileri geleneğinin hangi klinik ihtiyaçlardan doğduğunu ve psikanalitik düşünmede nasıl bir kavramsal genişleme yarattığını adım adım kuracağız. Ego psikologlarının yapısal modeli ruhsal süreçleri düzenleyen işlevler üzerinden tarif etmeye çalıştığı dönemde, özellikle İngiltere’de bazı analistler farklı bilinçdışı süreçlerle ve bu süreçlerin ağır derecede rahatsızlık yaşayan hastalarda aldığı biçimlerle daha yakından karşılaştı. Gözlenen olguları daha iyi tarif edebilmek için, mevcut dilinyetmediği noktaları ve bu nedenle yeni bir anlatım ihtiyacının nasıl belirginleştiğini ele alacağız. Ardından Fairbairn’le birlikte, ruhsal yaşamı yalnız gerilim–boşalma hattında okumaktan daha çok ilişki arayışı üzerinden düşünmeye açılan çizgiyi konuşacağız. Erken dönemde bakımveren ilişkisinin niteliğinin, iç dünyada ilişki temsillerini nasıl örgütlediğini; kişinin kendini ve ötekini hangi düzen içinde konumlandırdığını bu çerçevede ele alacağız. Bu hat, netleştiğinde, nesne ilişkileri yaklaşımının “asıl baktığı yerin” yalnız dış ilişkiler değil, içeride yerleşen ilişki düzenleri olduğunu görünür kılacağız. Bu bağlamda “nesne” kavramını netleştireceğiz. Psikanalitik kullanımda nesnenin bir kişiyle sınırlı olmadığını; bir kişinin bir parçası, zihinsel bir imge ya da bir sembol olabileceğini ve belirleyici olanın kişinin o şeye yüklediği anlam olduğunu açık biçimde tanımlayacağız. Bu tanım üzerinden, “nesne” teriminin psikanalitik terminolojide neden yerini koruduğunuda aynı çizgi içinde ele alacağız. Bölümün devamında, Atlantik’in ötesinde gelişen paralel hattı, kişilerarası psikanaliz çizgisi üzerinden kuracağız. Sullivan, Fromm, Horney, Fromm-Reichmann ve Searles gibi isimlerin, içgörünün yanında seansın içinde yaşanan ilişkiyi ve duygusal güvenliği merkeze alan vurgularını ele alacağız. “Hastanın deneyime ihtiyacı vardır; açıklamaya değil.” cümlesi, bu yönelimi kısa ve net biçimde özetleyen bir ifade olarak bölümün içinde yerini alacak. Bu çerçevede, modern analitik düşüncede terapist ile hasta arasındaki duygusal bağın, iyileştirici etkenlerin merkezinde nasıl konumlandığını konuşacağız; bu vurgunun daha geniş psikoterapi literatüründe de terapötik ilişkinin tedavi sonucuyla ilişkili bulunduğunu gösteren bulgularla desteklendiğini bir cümleyle belirteceğiz. Ödipal dönemi, yalnız bir çatışma başlığı olarak değil, çocuğun iki başka insanın kendisini içermeyen bir ilişkikurabileceğini kavradığı bir zihinsel sıçrama olarak ele alacağız. Ağır psikopatolojide bütünleşmiş bir ego varsayımının herzaman karşılık bulmadığı durumlarda ise, ego-durumları üzerinden düşünmenin klinikte nasıl bir yön verdiğini açıklayacağız. Bu çizgiyi karşı-aktarıma bağlayacağız ve karşı-aktarımın klinik bilgiye nasıl dönüştürülebildiğini, Racker’in bağdaşan ve tamamlayıcı karşı-aktarım ayrımı üzerinden netleştireceğiz. Son bölümde, en erken dönemde sözsüz iletişim ve örtükbilginin ruhsal örgütlenmedeki yerini ele alacağız. Gelişimsel ve nörobilimsel ilerlemelerin, “sağ beyinden sağ beyne iletişim” ve fMRI dönemiyle birlikte bu alanı nasıl daha görünür hale getirdiğine değinerek bölümü tamamlayacağız. Keyifli dinlemeler. Referanslar McWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

    27 min
  5. JAN 28

    Kişiliğin Taşıyıcı Sistemleri: İd, Ego, Süperego

    Merhabalar, Zihin Pusulası: "Psikoloji rehberi" podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde, psikanalitik kuramın yapısal modelini ve ego psikolojisinin klinik düşünmeye getirdiği çerçeveyi adım adım kuracağız. Freud’un 1923’te Ben ve İd ile ortaya koyduğu yapısal model, ruhsal yaşamı yalnızca bilinçdışı içeriklerin anlamı üzerinden değil, bu içeriklerin hangi ruhsal işlevlerle düzenlendiği ve hangi süreçlerle sürdürüldüğü üzerinden de düşünmeyi mümkün kılar. Bu nedenle ilgiyi, içeriği anlamaya dönük çizgiyi koruyarak, düzenleyen ve taşıyan işlevlere doğru genişleteceğiz. Bu hat içinde “ego süreçleri” dediğimiz alanı, gündelikdildeki benlik çağrışımından ayrı bir düzlemde tanımlayacağız. Uyum sağlama, aracılık etme, gerilimi yönetme ve ruhsal dengeyi sürdürme gibiişlevlerin nasıl kavramsallaştırıldığını açacağız. Bölümün omurgasında yapısal modelin üç temel kavramı yer alacak: id, ego ve süperego. Bu kavramları tek tek tanımlamakla yetinmeyeceğiz; aralarındaki ilişkinin klinik değerlendirmede neyi görünür kıldığını da aynı çizgi içinde ele alacağız. İd başlığında haz ilkesi, birincil süreç ve temsil biçimlerini işleyeceğiz. İdin etkisini, doğrudan gözlenen bir alan gibi değil, düşünce, duygu ve eylem gibi görünümler üzerinden izlenen bir kaynak olarak konumlandıracağız. Çağdaş nörobilimle yan yana getirildiğinde önerilen sınırlı paralellikleri de indirgemeye gitmeden, yalnızca kuramsal düzlemde belirteceğiz. Ego başlığında gerçeklik ilkesi çerçevesinde düzenleyici işlevleri ayrıştıracağız. Egoyu bilince indirgemeyeceğiz; bilince yakın yönleriyle birlikte bilincin dışında işleyen düzenleme süreçlerini de aynı bütün içinde düşüneceğiz. Savunmaları, içeriği ortadan kaldıran bir mekanizma gibi değil, içeriği taşınabilir ve yönetilebilir kılan düzenleme biçimleri olarak konumlandıracağız. Süperego bölümünde ise içsel standartların, ideallerin ve yargılayıcı işlevin nasıl örgütlendiğini açıklayacağız. Süperegonun tonunun daha rehber bir çizgide ya da daha sert ve cezalandırıcı bir çizgide nasıl belirginleşebileceğini netleştireceğiz. Bölümün ilerleyen kısmında, savunmaların tek tek tepkiler gibi değil, kişinin ruhsal dengesini korumak için zaman içinde kurduğu daha geniş bir düzen içinde değerlendirilebileceğini göstereceğiz. Ardından Sterba’nın katkısıyla gözlemleyen ego ve deneyimleyen ego ayrımını ele alacağız ve bu ayrımın terapötik ittifakla ilişkisini çerçeveye yerleştireceğiz. Kapanışta ise kaygı–savunma ilişkisinin yapısal teori sonrası nasıl yeniden formüle edildiğini, savunmaların yapısal düzeyde nasıl düşünülebileceğini ve ego işlevlerinin klinik değerlendirmedeki önemini kısa bir hat üzerinde toparlayacağız. Keyifli dinlemeler. Referanslar McWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

    28 min
  6. JAN 25

    İç Dünyanın Düzeni: Dürtüden Gelişime Psikanalitik Çerçeve

    Merhabalar, Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalının yeni serisine hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bu bölümde yeni serinin dilini kuruyoruz ve psikanalitik bir pencereden kişiliği nasıl okuduğumuzu adım adım netleştiriyoruz. Bölümün ana başlığı psikanalitik karakter tanısı; hemen ardından da bu hattın tarihsel başlangıç noktalarından biri olan klasik Freud'cu dürtü teorisi ve bu teorinin zaman içindeki dönüşümü var. Psikanalitik karakter tanısı, kişiliği tek bir belirti üzerinden değil; kişinin iç dünyasını nasıl örgütlediği üzerinden anlamaya çalışan bir okuma alanı. Bu okumanın iki klasik hattını aynı çerçevede tutuyoruz. Bir yanda gelişimsel izler ve yoğunlaşan temalar, diğer yanda kaygı ve çatışma yükseldiğinde devreye giren savunma örüntüleri.Bu bölümde, kuramı “etiket” gibi kullanmadan; kavramların sınırını belirgin tutarak ve klinikte neye yaradığına temas ederek ilerliyoruz. Anlatının omurgasında haz ilkesi–gerçeklik ilkesi gerilimi var; ardından bu dilin gelişimsel modellerle nasıl genişlediğini ve zihinsel yaşantının temsile kavuşmasının klinik dinlemede nasıl bir fark yarattığını konuşuyoruz. Bu bölümde psikanalitik perspektiften ilerleyerek; ​Psikanalitik karakter tanısının neyi hedeflediğini ve iki klasik okuma hattını (gelişimsel izler / savunma örüntüsü)​Klasik dürtü modelinde dürtünün ne olduğunu, haz ilkesi ve gerçeklik ilkesinin nasıl kurulduğunu​Doyum ve engellenme dengesinin kişilik örgütlenmesiyle bağını​Gelişimsel modellerin (Erikson, Sullivan, Mahler, Klein–Ogden hattı) bu çerçeveyi nasıl genişlettiğini​Zihinselleştirme (mentalizasyon) hattının klinik dinlemeye ne eklediğini​İndirgemecilik, kültür ve “harita–arazi” ayrımı üzerinden kavramların yanlış kullanım risklerini ele alıyoruz. Bu bölüm, tek ve kesin bir açıklama sunmak için değil; kişiliği anlamaya yarayan psikanalitik dili daha net hale getirmek ve dinleyenin zihninde taşınabilir bir çerçeve oluşturmak için tasarlandı. Merakı olanlar için, bu alanda düzenli etkinlik üreten iki kurumu takip etmek iyi bir başlangıç olabilir: İstanbul Psikanaliz Derneği ve Psikeİstanbul.Keyifli dinlemeler. Referanslar McWilliams, N. (2010). Psikanalitik tanı: Klinik süreç içinde kişilik yapısını anlamak (S. Akış, Çev.). Bilgi Üniversitesi Yayınları

    25 min
  7. Temel İnançlarla Küçük Hamle, Yeni Gerçek: Mikro Deneyler (Final)

    JAN 21

    Temel İnançlarla Küçük Hamle, Yeni Gerçek: Mikro Deneyler (Final)

    Merhaba, Zihin Pusulası: ''Psikoloji rehberi'' podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bir önceki bölümde temel inançlarla çalışırken “deney ve kanıt” adımını hatta eklemiştik. Bugün ise serinin son durağındayız. BDT serisini kapatıyoruz. Bu bölümde şu sorunun peşinden gidiyoruz: “Zihin hangi sahnelerde en hızlı öğreniyor?” BDT perspektifinden bu bölümde: • Mikro deneyin mantığını, nasıl kurulduğunu ve neden “ikna” değil “kanıt düzenini değiştirme” işi olduğunu • Deneyin dört adımını: iddia cümlesi → sahne → küçük hamle → ölçüm ve kayıt şeklinde nasıl netleştireceğimizi • Zihne hızlı kanıt üreten sahneleri nasıl seçeceğimizi (sık yaşanan, yönetilebilir yoğunlukta, ölçülebilir çıktısı olan sahneler) • Üç temel inanç kümesinde işe yarayan mikro deney örneklerini: “yetersizim/değersizim”, “terk edilirim/önemsizim”, “kontrol etmezsem dağılırım” • Mikro deneyin yanına imgesel yeniden yapılandırma, duygusal temas ve benlikler arası diyalog gibi tekniklerin nasıl oturduğunu • Deneyden sonra yeni cümleyi slogan gibi değil, gerçek gibi gelecek şekilde nasıl inşa edebileceğimizi konuşuyoruz. Bu bölüm, kendini zorlamak için değil; zihnin öğrenme biçimini görmek, küçük bir hamleyle yeni veri üretmek ve yetişkin benliğe yeniden söz hakkı vermek için. BDT serisi burada bitiyor. Yeni seriye karar verdiğimde Instagram hesabımdan duyuracağım. Keyifli dinlemeler.

    22 min
  8. Temel İnancı Gevşetmek: İnançla Savaşmadan Dönüşüm (PART 15)

    JAN 18

    Temel İnancı Gevşetmek: İnançla Savaşmadan Dönüşüm (PART 15)

    Merhaba, Zihin Pusulası: Psikoloji Rehberi podcast kanalına hoş geldiniz. Ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Bir önceki bölümde şunu gördük: Zihin, yaşananları olduğu gibi kaydetmez. Bazı anlamları seçer ve bu seçme biçimi bize “gerçek” gibi gelir. Bazı sahnelerde bu gerçeklik duygusu öyle güçlenir ki, içerdeki temel cümle adeta değişmez bir yasa gibi hissedilir. Bu bölümde bu cümlenin kendisiyle çalışıyoruz ve şu sorunun peşinden gidiyoruz:“Bu inanç gerçekten mutlak bir gerçek mi, yoksa zihnin yazdığı bir senaryo mu?” BDT perspektifinden temel inançlarla çalışırken: • Merdiven (aşağı ok) tekniğiyle en dipteki cümleyi nasıl yakalayabileceğimizi• Zihnin kurduğu “felaket finalini” “diyelim ki doğru, gerçekçi sonuç ne olur?” sorusuyla nasıl küçültebileceğimizi• “Ben yetersizim”, “İnsanlara güvenilmez” gibi inançların kısa vadede nasıl koruduğunu, uzun vadede hayatı nerede daralttığını• Temel inancı kimlikten ayırıp bir “zihin zırhı” gibi görmenin neden değişim için bir kapı açtığını• Küçük davranış deneylerinin (mikro deneyler) yeni kanıt üreterek bu inançları nasıl gevşettiğini konuşuyoruz. Otomatik düşünce → ara inanç → temel inanç hattına bu kez bir adım daha ekliyoruz: Deney ve kanıt.Cümle, duygu ve davranış arasındaki bağı izlerken temel inancı “ben böyleyim” cümlesinden çıkarıp “zihnimin uzun süredir taşıdığı bir strateji” olarak ele alıyoruz. Sonraki bölümde farklı temel inanç türleri için hangi tür mikro deneylerin daha hızlı işe yaradığını, hangi sahnelerin zihin için en çok kanıt ürettiğini ve yeni bir cümlenin nasıl inşa edilebileceğini, imgesel yeniden yapılandırma, duygusal temas ve benlikler arası diyalog gibi tekniklerin bu zemine nasıl oturduğunu konuşup seriyi sonlandıracağız.Bu bölüm, temel inançla kavga etmek için değil; onun mantığını görmek, felaket finalinin büyüsünü bozmak ve yetişkin benliğe yeniden söz hakkı vermek için. Keyifli dinlemeler. Referanslar Beck, J. S. (2015). Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi.Nobel Akademik Yayıncılık.

    27 min

About

Merhaba, ben Klinik Psikolog Sertaç Muradhan Yücel. Zihin Pusulası "Psikoloji rehberi" adlı podcast kanalımda psikoloji bilimindeki kavramlar, terapinin ne olduğuna dair bilgiler, ilişkiler, zihinsel sağlık, kişisel gelişim ve daha birçok alanda içerik paylaşıyor olacağım. Her bölümde, psikolojiyi günlük yaşamla buluşturmayı, terapi ekollerini, insan davranışlarını ve duygusal süreçleri bilimsel temelde anlaşılır bir dille anlatmayı amaçlıyorum. Keyifli dinlemeler. İletişim: pskmuradhanycel@gmail.com Instagram: www.instagram.com/klinikpsk.sertacyucel www.instagram.com/zihinpusulasipodcast