EŞİK

Atilla Erkmen

EŞİK, ezoterizm, astrolojik ekoller, mitoloji, hermetik öğreti ve kadim felsefe üzerine; sembollerin dilini modern akılla yorumlamak isteyenler için, dogmatik değil sorgulayan bir yerden, derin ama samimi sohbetler sunan bir podcast serisidir. Her bölümde bir kavramı ya da öğretiyi merkeze alıyor; kader ve özgür irade, zaman, reenkarnasyon, metafizik, simya, tarot ve sembolizm gibi konuları kadim felsefe öğretilerinden, aydınlanma çağına uzanan bir düşünce hattında ele alıyoruz. Niyetimiz kesin yargılar üretmekten ziyade, düşünceyi derinleştirmek. Hazırsan, eşiği geç.

  1. Oct 21

    Yedi Gezegenin Ötesi — Dante’den İbnü’l-Arabî’ye Felekler

    Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter ve Satürn… Kadim dünyada bu yedi gezegen yalnızca gökyüzündeki cisimler değil, insan ile ilahî olan arasındaki kozmik mertebelerdi. Bu bölümde Dante’nin İlahi Komedya’daki Cennet yolculuğundan İbnü’l-Arabî’nin feleklerine, Hz. Muhammed’in Miraç anlatısından Kabala’nın Hayat Ağacı’na ve Hermetik Poimandres’te ruhun yedi kozmik küreden yükselişine uzanan ortak bir düşüncenin izini sürüyoruz. Yolculuğun merkezinde ise dördüncü felek var: Şems, yani Güneş. Miraç anlatısında Hz. Muhammed’in İdris ile karşılaştığı bu gök, İbnü’l-Arabî’nin kozmolojisinde adeta kozmosun kalbidir. Kabala’da Güneş Tiferet’le, Dante’de ise bilgelikle ilişkilendirilir. İslam düşüncesindeki İdris–Hermes bağlantısı da bu merkezi daha dikkat çekici hale getirir. Fakat yedi gezegen yolculuğun sonu değildir. Dante Satürn’ün ardından Sabit Yıldızlar’a, Primum Mobile’ye ve sonunda ilahî nurun bulunduğu Empyrean’a yükselirken; Poimandres’te insan yedi gezegensel bölgeyi aşarak Sekizinci Doğa’ya ulaşır. Farklı gelenekler, farklı semboller… Ama benzer bir kozmik mesaj: İnsan küçük bir âlemdir; kozmos ise büyük bir insan gibidir. Gökyüzüne doğru yapılan yolculuk, belki de insanın kendi merkezine ve nihayetinde geldiği kaynağa dönüşünün hikâyesidir. Hazırsan eşiği geç! Hazırlayan, sunan: Atilla Erkmen

  2. Sep 23

    Şüpheden Hakikate Giden Yol – A’mâk-ı Hayâl

    Filibeli Ahmed Hilmi’nin A’mâk-ı Hayâl’i, Türk edebiyatının en sıra dışı felsefî ve tasavvufî eserlerinden biri. Peki ya gerçek sandığımız dünya, hakikatin yalnızca bir gölgesiyse? Ya insanın hakikate ulaşmak için çıkması gereken asıl yolculuk dışarıya değil, kendi içine doğruysa? Eşik’in bu bölümünde, “Hayalin Derinlikleri” anlamına gelen A’mâk-ı Hayâl’in dünyasına giriyoruz. Hikâyenin merkezinde, aldığı eğitim ve okuduğu kitaplara rağmen varoluşla ilgili sorularına cevap bulamayan Râci var. İnanç ile inkâr, akıl ile sezgi arasında sıkışan Râci’nin hayatı, bir gün eski bir mezarlıkta karşılaştığı gizemli Aynalı Baba ile değişmeye başlıyor. Aynalı Baba ona cevapları doğrudan vermiyor. Neyinin sesiyle Râci’yi farklı âlemlere, farklı öğretilere ve aslında kendi bilincinin derinliklerine doğru bir yolculuğa çıkarıyor. İlk üç yolculuğun izini sürdüğümüz bu bölümde; Buda ve Hiçlik Zirvesi üzerinden arzuyu ve nefsin sınavını, Zerdüşt, Hürmüz ve Ehrimen üzerinden insanın içindeki aydınlık ve karanlığın mücadelesini, Brahman öğretisi ve devr-i daim üzerinden doğumu, ölümü, varlığın döngüsünü ve insanın kozmostaki yerini konuşuyoruz. Râci hakikati ararken karşısına her defasında başka bir dünya çıkıyor. Fakat yolculuk ilerledikçe belki de bütün bu dünyaların aynı yere açıldığını fark ediyoruz: İnsanın kendisine. Çünkü hakikate giden yol daha fazla cevap bulmakla değil, bildiğimizi sandığımız şeylerden yeniden şüphe etmekle başlıyor.

  3. Sep 16

    Pythagoras Bölüm 1 — Sayıların Ardındaki Hakikat

    Pisagor’u gerçekten ne kadar tanıyoruz? Çoğumuz onu okul yıllarından, ünlü Pisagor Teoremi ile hatırlıyoruz. Oysa Pisagor için matematik yalnızca hesaplamanın değil, evrenin ardındaki görünmeyen düzeni anlamanın bir yoluydu. Eşik’in bu bölümünde Klasik Astrolog Ozan Sıvacı ile Pisagor’un gizemli dünyasına doğru iki bölümlük bir yolculuğun ilk adımını atıyoruz. Delfi Kehaneti ile başlayan yaşam öyküsünden Mısır, Babil ve kadim bilgelik gelenekleriyle ilişkilendirilen yolculuklarına; kendisini neden “bilge” değil, “bilgeliği seven kişi” yani filozof olarak tanımladığına uzanıyoruz. Ardından Crotona’da kurduğu Pisagor Okulu’nun inisiyatik yapısını, öğrencilerin geçtiği sınavları ve beş yıllık sessizliğin neden bilgeliğe giden yolun önemli bir parçası olduğunu konuşuyoruz. Peki Pisagor için sayılar neden bu kadar önemliydi? Geometri, müzik ve gökyüzü arasında nasıl bir ilişki kuruyordu? Sayıların ardındaki düzen bizi nasıl Kürelerin Müziği’ne ve sonunda çokluğun ardındaki Monad — Bir fikrine götürüyor? Pisagor’un teoreminin ardında saklanan kadim öğretiyi keşfetmek üzere Eşik’in yeni bölümüne hoş geldiniz. Kaynaklar:Shirley Blackwell Lawrence — The Secret Science of NumerologyManly P. Hall — The Secret Teachings of All AgesLindsay River & Sally Gillespie — The Knot of Time: Astrology and Female ExperienceMax Heindel — Pisagorcu öğretiler ve gizem okulları üzerine çalışmaları

  4. Aug 26

    Hermes’in İzinde 02: Hermetik Düşüncenin Tarihsel Yolculuğu

    Eşik’in bu bölümünde Hermetik düşüncenin çağlar ve uygarlıklar arasındaki yolculuğunun izini sürüyoruz. Yolculuğumuz Antik Mısır’ın Thoth geleneğiyle başlıyor; ardından Orpheus, Pythagoras, Thales ve Antik Yunan düşüncesine uzanıyor. Mısır ve Yunan kültürlerinin karşılaştığı Helenistik İskenderiye’de, Hermes ile Thoth’un nasıl aynı bilgelik figüründe buluştuğuna ve bugün Corpus Hermeticum adını verdiğimiz metinlerin ortaya çıktığı Greko-Mısır düşünce dünyasına bakıyoruz. Corpus Hermeticum ve Poimandres’ten, Abbasiler dönemindeki büyük tercüme hareketine; İbn Sina ve İbn Arabi’de karşımıza çıkan benzer düşüncelerden Rönesans Floransa’sında Medici ailesi ve Marsilio Ficino’nun Hermes’i yeniden keşfine uzanan büyük bir fikir yolculuğunu takip ediyoruz. Ardından 1614’te Isaac Casaubon’un Hermetik metinlerin sanıldığı kadar eski olmadığını ortaya koyan çalışmasını ve 1945 Nag Hammadi keşiflerinin Hermetik gelenek açısından neden önemli olduğunu konuşuyoruz. Modern Mısırbilim çalışmalarının ışığında Thoth, Mısır rahiplik ve bilgelik geleneği ile daha sonraki Hermetik literatür arasındaki ilişkiye de yeniden bakıyoruz. Bütün bu tarihsel yolculuğun merkezinde ise Hermetizmin kadim sorusu var: İnsan kendisini tanıyarak evreni ve Tanrı’yı tanıyabilir mi? Antik Mısır’dan Yunan dünyasına, İskenderiye’den Bağdat’a, Floransa’dan günümüze… Thoth’tan Hermes’e, insandan kozmasa… Bu bölümde yalnızca metinlerin değil, çağlar boyunca farklı kültürlerde yeniden ortaya çıkan kadim bir fikrin yolculuğunu takip ediyoruz. Hazırsan eşiği geç! Hazırlayan ve Sunan: Atilla Erkmen

About

EŞİK, ezoterizm, astrolojik ekoller, mitoloji, hermetik öğreti ve kadim felsefe üzerine; sembollerin dilini modern akılla yorumlamak isteyenler için, dogmatik değil sorgulayan bir yerden, derin ama samimi sohbetler sunan bir podcast serisidir. Her bölümde bir kavramı ya da öğretiyi merkeze alıyor; kader ve özgür irade, zaman, reenkarnasyon, metafizik, simya, tarot ve sembolizm gibi konuları kadim felsefe öğretilerinden, aydınlanma çağına uzanan bir düşünce hattında ele alıyoruz. Niyetimiz kesin yargılar üretmekten ziyade, düşünceyi derinleştirmek. Hazırsan, eşiği geç.