Kafamda Felsefe Var

kafamdafelsefevar

Tutarsızlığın tutarsızlığı üzerine...

  1. Aug 19

    Schopenhauer: Öz Annesinin Bile Katlanamadığı Filozof

    Arthur Schopenhauer, felsefe tarihinin en karamsar, en sivri dilli ve en yalnız isimlerinden biriydi. İnsanlarla ilişkileri zordu. Çağdaşlarının önemli bir kısmını küçümsüyor, akademik felsefeye öfke duyuyor, evlilikten uzak duruyor ve kendi annesi Johanna Schopenhauer’la bile yıllarca süren sert çatışmalar yaşıyordu. Ama bütün bu huysuzluğun arkasında son derece güçlü bir felsefe vardı. Schopenhauer’a göre insanın temel problemi istemekti. Bir şeyi arzularız ve ona sahip olmadığımız sürece acı çekeriz. Elde ettiğimizde kısa bir süre rahatlarız. Ardından alışır, sıkılır ve yeni bir şey istemeye başlarız. Yani insan hayatı sürekli olarak acı ile can sıkıntısı arasında gidip gelir. Bu bölümde Schopenhauer’ın hayatını, annesiyle yaşadığı çalkantılı ilişkiyi, yalnızlığını ve onun meşhur “isteme” felsefesini konuşuyoruz. Neden arzularımız bizi mutlu etmek yerine sürekli yeni bir eksiklik yaratıyor? Aşk gerçekten romantik bir duygu mu, yoksa doğanın bizi kandırma yollarından biri mi? İnsan neden yalnızlığa ihtiyaç duyar? Ve Schopenhauer gerçekten yalnızca karamsar bir filozof muydu, yoksa insan doğası hakkında görmek istemediğimiz bazı şeyleri mi söylüyordu? Belki de Schopenhauer’ın en rahatsız edici fikri şu: Mutluluğun önündeki en büyük engel, sahip olmadıklarımız değil; sürekli başka bir şey istememizdir.

    Schopenhauer: Öz Annesinin Bile Katlanamadığı Filozof

About

Tutarsızlığın tutarsızlığı üzerine...

You Might Also Like