O kadar da derin değil

Ozge McAree

Bazen bir şeyi kafamızda öyle bir büyütüyoruz ki, sanki dünyanın en önemli meselesiymiş gibi geliyor. Söylenen bir söz, verilmesi gereken bir karar, başkasının ne düşündüğü, gün içinde olan küçücük bir şey… Sonra bir an geliyor. Benim için çoğu zaman kahvemi elime aldığım an. Bir duruyorum ve düşünüyorum: Gerçekten bu kadar derin miydi? Çoğu zaman değil. O Kadar da Derin Değil, hayatın içinde büyüttüğümüz şeylere biraz daha uzaktan baktığım kısa sesli notlar. Bazen birkaç dakika, bazen tek bir düşünce. Belki tam da o gün duyman gereken bir şey. Ben Özge. Kahveni al. Biraz konuşalım. Çünkü gerçekten… o kadar da derin değil.

Episodes

  1. Sep 9

    Belki de Yeterince Başarısız Olmuyorsun

    Başarısızlık korkusu yüzünden kaç şeyi hiç denemiyoruz? Bir işe başlamak, bir fikri paylaşmak, bir yere başvurmak, bir şey istemek, risk almak… Bazen başarısız olmaktan o kadar korkuyoruz ki en güvenli seçeneği seçiyoruz: hiç denememek. Peki kendine tam tersini söylesen? “Bu ay 10 kere başarısız olacağım.” Bu bölümde başarısızlık korkusunu, fazla düşünmenin bizi nasıl hareketsiz bıraktığını, beynimizin hata yaptığında ve yanıldığında nasıl öğrendiğini ve neden bir şeyin olmamasının senin başarısız olduğun anlamına gelmediğini konuşuyorum. Çünkü başarısızlık sayını artırmaya çalışırken aslında artırdığın şey deneme sayın. Ve deneme sayın arttıkça birinin “evet” deme, bir fikrin tutma, bir şeyin beklediğinden çok daha iyi gitme ihtimali de artıyor. Belki de istediğin yere gelmenin yolu daha az başarısız olmak değil… daha çok denemeyi göze almak. O kadar da derin değil. başarısızlık korkusu, başarısızlık, denemek, risk almak, fazla düşünmek, harekete geçmek, hata yapmak, özgüven, kişisel gelişim, konfor alanı Do not add more. The important terms are already naturally present in the description, which is where I want them. So right now in RSS.com: Title → Belki de Yeterince Başarısız Olmuyorsun Description → paste the episode notes above. Keywords → paste the 10 terms above if RSS.com provides the field. Then Save/Update. After that, we do the Instagram Reel — exact audio section, screen text and final caption.

    Belki de Yeterince Başarısız Olmuyorsun
  2. Aug 25

    Sabah İlk İş Telefona Bakmak Beynine Ne Yapıyor?

    Sabah ilk iş telefonuna ve sosyal medyaya bakmak, günün geri kalanındaki odaklanmanı, motivasyonunu ve enerjini etkiliyor olabilir mi? Bu bölümde dopaminin aslında ne olduğunu, sosyal medyanın beynimizin ödül ve motivasyon sistemiyle nasıl çalıştığını ve neden hızlı, kolay ödüllerin spor yapmak, yürüyüşe çıkmak, çalışmak ya da önemli bir işe odaklanmak gibi emek isteyen şeyleri daha zor hissettirebildiğini konuşuyorum. “Cheap dopamine” yani kolay dopamin gerçekten ne demek? Telefon neden elimizde bu kadar çekici hale geliyor? Ve sabah rutinimizi değiştirmek için telefonu tamamen hayatımızdan çıkarmadan ne yapabiliriz? Benim sabahları uygulamaya çalıştığım üç basit şey var: Movement. Mindfulness. Mindset. Hareket etmek, zihnine biraz alan açmak ve günün yönünü telefonun değil senin belirlemen. Spor salonuna gitmek zorunda değilsin. Uzun bir meditasyon yapmak zorunda da değilsin. Ama güne sosyal medya ile başlamadan önce birkaç dakikayı kendine ayırmak, bedenini hareket ettirmek ve o gün neye odaklanacağını belirlemek düşündüğünden çok daha önemli olabilir. Ve kendine şu soruyu sormayı unutma: Bu akşam kendimle gurur duymak için bugün ne yapmış olmam lazım? Telefon bekler. O kadar da derin değil. Arama kelimeleri: sabah rutini, sabah alışkanlıkları, telefon bağımlılığı, sosyal medya bağımlılığı, dopamin, cheap dopamine, kolay dopamin, motivasyon, odaklanma, mindfulness, mindset, meditasyon, hareket etmek, kişisel gelişim, üretkenlik, sağlıklı alışkanlıklar, sosyal medyanın beyne etkisi, telefonun beyne etkisi, Türkçe podcast, O Kadar da Derin Değil.

    Sabah İlk İş Telefona Bakmak Beynine Ne Yapıyor?

About

Bazen bir şeyi kafamızda öyle bir büyütüyoruz ki, sanki dünyanın en önemli meselesiymiş gibi geliyor. Söylenen bir söz, verilmesi gereken bir karar, başkasının ne düşündüğü, gün içinde olan küçücük bir şey… Sonra bir an geliyor. Benim için çoğu zaman kahvemi elime aldığım an. Bir duruyorum ve düşünüyorum: Gerçekten bu kadar derin miydi? Çoğu zaman değil. O Kadar da Derin Değil, hayatın içinde büyüttüğümüz şeylere biraz daha uzaktan baktığım kısa sesli notlar. Bazen birkaç dakika, bazen tek bir düşünce. Belki tam da o gün duyman gereken bir şey. Ben Özge. Kahveni al. Biraz konuşalım. Çünkü gerçekten… o kadar da derin değil.