Filtresiz Dijital - Türkiye'de Dijital Pazarlama

Faruk Toprak

Filtresiz Dijital, markanızı dijitalde büyütmek isteyenler için hazırlanmış, strateji ve performans odaklı bir podcasttir. Ben Faruk Toprak. Bu podcastte dijital pazarlamaya dair ezberleri değil, gerçek sonuç üreten sistemleri konuşuyoruz. Yalnızca trendleri konuşmuyoruz; yapay zeka destekli reklam yönetimi, dönüşüm odaklı funnel kurguları, retention ve müşteri sadakati, CRM ve otomasyon sistemleri, performans pazarlamasında ölçekleme, veriyle karar alma ve markanızı algoritmaların gözünde değerli hale getiren yaklaşımları net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. IG: @faruktoprakx

  1. B2C'de Yapay Zeka İllüzyonu

    2 days ago

    B2C'de Yapay Zeka İllüzyonu

    E-ticaret reklamlarında kasanın anahtarını yapay zekaya (AI) teslim ettiniz. Peki, o çok güvendiğiniz algoritmaların aslında kârlılığınızı nasıl erittiğinin farkında mısınız? Filtresiz Dijital'in 95. bölümünde, geçtiğimiz haftaki zorunlu molamızın ardından mikrofon başına geçiyor ve rotamızı e-ticaretin en sıcak, en can yakıcı gündemine çeviriyoruz: B2C'de Yapay Zeka İllüzyonu! Meta'da Advantage+, Google'da Performance Max (PMax) kampanyalarını açıp "Yapay zeka nasıl olsa satışı getiriyor, makine öğreniyor" diyerek arkanıza yaslandığınız o an, aslında felaketin başladığı andır. Ajansların arkasına sığındığı "öğrenme süreci" masallarını bir kenara bırakıyoruz. Algoritmalar bütçenizi gerçekten yeni müşteriler bulmak için mi harcıyor, yoksa en kolaya kaçıp zaten sizden alışveriş yapacak olan marka kitlenize mi reklam basarak sizi manipüle ediyor? İşin matematiğini ve arka planda dönen oyunları tüm şeffaflığıyla deşifre ediyoruz. İşin bir de nöropazarlama ve tüketici psikolojisi boyutu var. "Kişiselleştirme" adı altında, sitenizde bir ürüne sadece bakan tüketiciyi 15 gün boyunca her platformda aynı görselle darlamak pazarlama değil, dijital tacizdir! Tüketici beyninde "Reklam Körlüğü" (Ad Fatigue) yaratan bu hatalı frekans ayarlarını ve sepeti terk edenlere anında indirim sunarak markanızı ucuzlatan o sözde "akıllı" dinamik fiyatlandırma tuzaklarını konuşuyoruz. Ayrıca, sırf maliyet kısmak için e-ticaret sitenize koyduğunuz, müşteriyi çileden çıkaran o işlevsiz chatbot çöplüğünün dönüşüm oranlarınıza (CR) verdiği zararı masaya yatırıyoruz. ROAS yalanlarını ve ciro illüzyonlarını bırakıp, banka hesabınıza giren gerçek kârlılığı artırmak ve algoritmaların kontrolünü yeniden elinize almak için bu bölüm tam size göre. Dijital pazarlama süreçlerinizi ve e-ticaret reklamlarınızı stratejik bir akılla yönetmek, kârlılığınızı artırmak istiyorsanız faruk@joykek.com adresinden bana ulaşabilir veya joykek.com üzerinden hizmetlerimizi inceleyebilirsiniz. Tüm video podcast bölümlerimiz ve sektör ifşalarımız için YouTube, Instagram ve TikTok'ta "filtresizdijital" yazarak ekosistemimize dahil olabilirsiniz! Zaman Damgaları: 02:01 Podcast Yaz Takvimi ve Hayat Üzerine Kısa Bir Not05:07 Yaklaşan Lansman: Yazılım Çiftliği ve Yapay Zekanın Geleceği07:59 B2C'de Yapay Zeka İllüzyonu: PMax ve Advantage+08:49 Meta Güncellemesi: Hesabıma Kavuşmam ve %5 Ekstra Reklam Maliyeti09:31 Kasanın Anahtarını Algoritmaya Teslim Etmenin Riskleri10:36 Kişiselleştirme mi, Dijital Taciz mi? (Reklam Körlüğü)11:11 Dinamik Fiyatlandırma Tuzakları ve Marka Değeri11:34 E-ticarette Chatbot Çöplüğü ve Yataş Örneği12:47 İllüzyondan Uyanış: Kapanış ve Joykek İle Strateji

    14 min
  2. Google'ın Yeni Yapay Zeka Duvarı (SGE) Gerçeği! E-Ticaret Sitenizin Organik Trafiği Nereye Gitti?

    10 Jun

    Google'ın Yeni Yapay Zeka Duvarı (SGE) Gerçeği! E-Ticaret Sitenizin Organik Trafiği Nereye Gitti?

    Filtresiz Dijital’in 94. bölümünde e-ticaret ve B2B dünyasının üzerine çöken o devasa gölgeyle yüzleşiyoruz: Google'ın Yapay Zeka Duvarı (SGE) ve organik trafiğin bıçak gibi kesilmesi! Haziran ayının sıcak ilk günlerinde Google Analytics panelinizi açıp SEO verilerinizde kıpkırmızı aşağı yönlü oklar gördüyseniz, bu bölüm sizin için bir dijital uyanış rehberi olacak. Ajansların "Yaz geldi, insanlar tatile çıktı, trafik düştü" savunmalarını çöpe atıyoruz. Bu, 2026'nın en büyük yalanıdır. Trafiğiniz tatile çıkmadı; milyonlarca lira döküp birinci sıraya çıkardığınız o organik trafiğinizi bizzat Google’ın yapay zekası çaldı. Sıfır Tıklama (Zero-Click) cehennemine hoş geldiniz! 10 Haziran 2026 tarihli bu özel yayında, Türkiye pazarında bilgi arayışına dayalı sorgularda trafiğin neden %40 eridiğini konuşuyoruz. Google artık kullanıcılara klasik link listesini sunmak istemiyor. Büyük emeklerle yazdırdığınız blog içeriklerini tarıyor ve kullanıcıya doğrudan hap gibi bir özet sunuyor. Kullanıcı sitenize tıklamadan sayfayı kapatıyor. Sistem, ürettiğiniz içerikleri kendi yapay zekasıyla işleyerek sizi kendi silahınızla vuruyor. İşin psikolojik ve nöropazarlama tarafına indiğimizde karşımıza temel bir gerçek çıkıyor: Bilişsel Kolaylık (Cognitive Ease). İnsan beyni evrimsel olarak enerjiyi korumak üzere programlanmıştır. Bir soru sorulduğunda amigdala anında belirsizliği gidermek ister. Eskiden farklı sitelere girer, yazılar içinde bilgi arardık ve bu durum Bilişsel Yük (Cognitive Load) yaratırdı. Şimdi Google AI "Sen yorulma, cevabı buraya koydum" diyor. İşte tam bu an beynin ödül merkezi Striatum devreye giriyor ve Anında Tatmin (Instant Gratification) mekanizması tetikleniyor. Değerli yöneticiler, e-ticaret direktörleri ve CEO'lar için acı reçete çok açık: Oyun değişti. Hala toplantılarda "Hangi kelimede kaçıncı sıradayız?" diyorsanız yanlış oyundasınız. Birinci sırada olmanın önemi kalmadı; çünkü yapay zeka sıfırıncı sırada oturuyor. Eğer ajansınız "%100 organik trafik artışı" garantisi veriyorsa o toplantıyı hemen sonlandırın. Peki bu duvarı nasıl aşacağız? İşte 3 altın strateji: Marka Arama Hacmi (Brand Demand): Yapay zeka jenerik aramaları özetleyebilir ama markanıza özel yapılan aramayı özetleyemez, kullanıcıyı size gönderir. Sıfırıncı Taraf Veri (Zero-Party Data): Google'da sadece kiracıyız. Müşteriyi sitenize çektiğinizde telefon, e-posta verilerini CRM sisteminizde toplayın veya uygulamanızı yükletin. Deneyim Satın (EEAT): Bilgi içerikleri erimeye mahkum. AI bir ürünü deneyemez. İnsanlar bilgi için AI'a, deneyim ve onaylanmak için size gelecek. Google algoritmalarına karşı markanızı koruyacak kârlılık odaklı reklam yönetimi arıyorsanız, faruk@joykek.com üzerinden ulaşabilir veya joykek.com'u inceleyebilirsiniz. Tüm video podcastlerimiz için platformlarda "filtresizdijital" aratın, Instagram @faruktoprakx hesabımdan yorumlarınızı iletin. 0:00 - 1:18 - Yaz rehaveti yalanı ve organik trafik düşüşü1:19 - 2:19 - Google Yapay Zeka Duvarı (SGE) nedir?2:20 - 3:10 - Sıfır Tıklama (Zero-Click) cehennemi3:11 - 5:11 - Nöropazarlama: Bilişsel Kolaylık ve Anında Tatmin5:12 - 6:05 - CEO'lara acı reçete: Sıfırıncı sıradaki AI6:06 - 7:01 - Strateji 1: Marka Arama Hacmi Yaratmak7:02 - 7:46 - Strateji 2: Zero-Party Data ve CRM7:47 - 8:31 - Strateji 3: Deneyim satmak ve EEAT8:32 - 9:34 - Kendi kalesini kuranlar9:35 - 10:41 - Joykek ile ortaklık ve kapanış

    11 min
  3. Spotify'ın Hayalet Sanatçıları Kimler? Dinlediğiniz O Hit Şarkıyı Aslında Kim Söylüyor?

    3 Jun

    Spotify'ın Hayalet Sanatçıları Kimler? Dinlediğiniz O Hit Şarkıyı Aslında Kim Söylüyor?

    Spotify'ın karanlık odaları, hayalet sanatçılar ve yapay zeka (AI) ile üretilen sentetik müziklerin ürkütücü yükselişi. Müzik zevkimiz ve en derin duygularımız algoritmalar tarafından nasıl hackleniyor? Geçen cuma akşamı İstanbul trafiğinde, Spotify "Haftalık Keşif" listemde inanılmaz bir altyapıya sahip, 90'lar Türkçe pop ve günümüz trap ritimlerini harmanlayan kusursuz bir şarkıya denk geldim. Nakaratı o kadar vurucuydu ki hemen sanatçının profiline girdim. Ancak karşılaştığım manzara şok ediciydi: Fotoğraf yok, biyografi yok, sosyal medya hesabı yok ama dinlenme sayısı 4 milyonu geçmiş! O an anladım ki, ruhuma dokunan ve bana anılarımı hatırlatan o şarkıyı söyleyen kişi aslında hiç yaşamamıştı. Amerika'daki soğuk bir sunucu odasında, birkaç satır kod ve yapay zeka komutuyla saniyeler içinde üretilmiş sentetik bir "hayalet sanatçı"ydı. Bugün Spotify'a günde 100 binin üzerinde yeni şarkı yükleniyor. Chill, lo-fi, odaklanma ve özellikle "Spotify Türkiye Viral 50" listelerinde dinlediğiniz o "gizli hit" olmuş şarkıların çok ciddi bir kısmı tamamen insan eli değmeden, algoritmalar tarafından üretiliyor. Peki ama nasıl oluyor da bir makine bize "Vay be, adam ne acı çekmiş" dedirtebiliyor? İşin sırrı nöropazarlama ve tüketici psikolojisinde yatıyor. İnsanlık tarihindeki milyarlarca saatlik müzik verisiyle eğitilen yeni nesil yapay zeka modelleri, beynimizin hangi frekanslara, hangi bas vuruşlarına ve BPM'lere dopamin salgıladığını bizden çok daha iyi biliyor. Yapay zeka sanat yapmıyor, tam bir mühendislik yapıyor! Duygularımızı matematiksel bir formüle döküyor. Sizin duymak istediğiniz acıyı, beyninizin onaylayacağı frekansta size geri satıyor. Bizler Sezen Aksu'yu veya Müslüm Gürses'i dinlerken sadece ses dalgalarını değil; onların yaşanmışlıklarını, travmalarını ve kırılganlıklarını dinleriz. Bir sanatçının sesi titrediğinde veya detone olduğunda o kusur bizi ona bağlar. Çünkü insan kusurludur ve gerçek sanat bu kusurlardan beslenir. Oysa müzik endüstrisinin "demokratikleşmesi" adı altında sunulan bu yeni dünyada, sanatçılar stüdyoya girmekten korkuyor. Çünkü karşılarında hiç yorulmayan, kapris yapmayan, 10 saniyede bir hit parça üreten ve telif istemeyen sentetik bir rakip var. Tıpkı sosyal medyadaki o güzellik filtrelerine ve estetik operasyonlara alışıp gerçek, doğal ve "kusurlu" insan yüzünü yadırgamaya başladığımız gibi; müzikte de aynı tehlikeyle karşı karşıyayız. Zihnimiz bu "aşırı lezzetli ama besin değeri sıfır" sentetik pop şarkılarına alıştıkça, gerçek bir insanın ufak pürüzlerle söylediği gerçek şarkılar bize "hatalı" veya "sıkıcı" gelmeye başlayacak. Filtreler artık sadece fotoğraflarımızda değil; kulaklarımızda, hislerimizde ve ruhumuzda. Siz de bu podcast bölümünü dinledikten sonra Spotify çalma listelerinizi yeniden gözden geçirin. Kulaklığınızda çınlayan o sesin bir hikayesi, bir yaşanmışlığı var mı? Yoksa o sadece sizin dopamin reseptörlerinizi gıdıklamak için tasarlanmış bir kod parçası mı? Tüm video podcast bölümlerimiz, dijital pazarlama sektörü analizlerimiz ve e-ticaret stratejilerimiz için YouTube, Instagram, TikTok platformlarında arama çubuğuna "filtresizdijital" yazarak bize ulaşabilirsiniz. Tüm kaynaklara ve detaylı sektör okumalarına filtresizdijital.com web sitemizden erişebilirsiniz. İyi dinlemeler! 00:00 - 01:52 - 4 milyon dinlenen hayalet sanatçı 01:53 - 03:12 - Metrikleri bırakıp ruhumuza dönüyoruz: Spotify'a günde yüklenen 100 bin şarkı 03:13 - 04:14 - Viral listelerdeki gizli tehlike ve yapay zekanın 15. saniye kancası 04:15 - 05:36 - Nöropazarlama ve Müzik: Algoritmalar beynimizin dopamin sistemini nasıl hackliyor? 05:37 - 06:49 - Sezen Aksu ve Müslüm Gürses gerçeği: İnsan kusurludur, yapay zeka ise mühendisliktir 06:50 - 08:00 - Stüdyoların sentetik rakibi ve müzikteki "Güzellik Filtresi" sendromu 08:01 - 09:42 - Çalma listenizdeki kod parçaları: Gerçek bağlara dönme çağrısı ve kapanış

    10 min
  4. “Dijital Giyotin” Meta'nın Yapay Zekası Instagram Hesabınızı Neden Bir Gecede Kapatıyor?

    27 May

    “Dijital Giyotin” Meta'nın Yapay Zekası Instagram Hesabınızı Neden Bir Gecede Kapatıyor?

    Filtresiz Dijital'in 92. Bölümünde e-ticaret sitelerinin, dijital pazarlama ajanslarının ve girişimcilerin en büyük kabusuyla yüzleşiyoruz: Instagram ve Facebook hesaplarının bir gecede, haksız yere kapatılması! "Hesabınız topluluk kurallarımızı ihlal ettiği için askıya alınmıştır" uyarısıyla karşılaştığınızda ne yapmalısınız? Meta'nın muhatapsız dünyasında kendi dijital imparatorluğunuzu nasıl korursunuz? Instagram hesabı kapatılanlar ve Meta Business Manager erişim sorunu yaşayanlar için altın değerinde, rehber niteliğinde bir bölüm. Bu bölümde, yıllarca emek verip milyonlarca lira harcadığınız sosyal medya hesaplarınızın, Meta'nın kontrolden çıkan yapay zekası (AI) tarafından saniyeler içinde nasıl silindiğini, yani "Dijital Giyotin" gerçeğini anlatıyorum. Kişisel hesabımın ve Joykek Business Manager erişimimin kapatılması sonrası Meta İstanbul'a noter aracılığıyla çektiğim ihtarname sürecini, ödediğim masrafı ve Meta'nın hukuk bürosundan aldığım şok edici resmi yanıtı paylaşıyorum. Piyasada "1000 dolara, 2000 dolara hesap açıyoruz" diyen dolandırıcı çetelerine karşı da çok kritik uyarılarda bulunuyorum. Özellikle Türkiye e-ticaret pazarında; kadın giyim, kozmetik ve mücevherat sektörlerinde dönen "karaborsa şikayet çetelerini" deşifre ediyoruz. Telegram gruplarında sadece 300 dolara başarılı rakiplerin hesaplarını kapattıran bu karanlık sistemi ve yapay zekanın binlerce bot şikayet karşısında nasıl "Yanlış Pozitif" (False Positive) hatasına düşüp işletmenizin fişini çektiğini tüm filtresizliğiyle konuşuyoruz. Nöropazarlama tarafında ise "Sahiplik Etkisi"ni (Endowment Effect) ele alıyoruz. Yüz binlerce takipçiniz olsa bile o kitlenin aslında size ait olmadığını, sadece Mark Zuckerberg'in arazisinde tapusuz bir gökdelen inşa ettiğinizi acı bir şekilde fark edeceksiniz. Sosyal medya sizin mülkünüz değildir! Peki, şirketinizin dijital varlıklarını tek bir platformun insafına bırakmamak için ne yapmalıyız? Profesyonellerle amatörleri ayıran o 3 altın kural: Birinci Parti Veri (First-Party Data): Sosyal medya platformları kiralık bir vitrindir. Müşteriyi acilen kendi web sitenize çekip, CRM datanızı, e-posta ve izinli telefon listelerinizi inşa etmelisiniz. Omnichannel (Çoklu Kanal) Stratejisi: Şirket cironuzun %80'i Meta'dan geliyorsa risk altındasınız. Reklam bütçenizi vakit kaybetmeden Google Ads, YouTube, TikTok ve organik SEO çalışmalarına yaymalısınız. Dijital Riskleri Sıfırlamak: Güvenli sandığınız agresif DM otomasyonlarının, telifli müziklerin ve organik olmayan büyüme yazılımlarının yapay zekanın radarına nasıl yakalandığını açıklıyorum. Eğer dijital reklamlarınızda veriye dayalı ve banka hesabınıza yansıyan kârlılık odaklı bir strateji arıyorsanız, "öğrenme süreci" masalları dinlemek istemiyorsanız joykek.com üzerinden profesyonel ekibimizle tanışabilirsiniz. Podcast yayınlarımız, video analizlerimiz ve stratejilerimiz için tüm platformlarda (YouTube, Instagram, TikTok, Web) arama çubuğuna "filtresizdijital" yazarak büyük kütüphanemize dahil olun! Kendi tecrübelerinizi kişisel Instagram hesabım @faruktoprakx üzerinden DM atarak benimle paylaşmayı unutmayın. Keyifli dinlemeler! 00:00 - 01:38 - Sabah uyanıp hesabınızın kapandığını görmek: Büyük kabus başlıyor 01:39 - 03:18 - Kişisel Facebook hesabımın kapatılması ve Meta'ya çektiğim ihtarname 03:19 - 04:46 - Dijital Giyotin: Meta yapay zekası hesapları neden haksız yere siliyor? 04:47 - 05:58 - Türkiye'deki karanlık gerçek: Telegram şikayet çeteleri ve kirli rekabet 05:59 - 07:36 - Nöropazarlama: Sahiplik Etkisi (Endowment Effect) ve Zuckerberg'in arazisi 07:37 - 10:16 - Çözüm Planı: Birinci parti veri, Omnichannel ve otomasyon riskleri 10:17 - 10:59 - Joykek ile kârlılık odaklı strateji ve bölüm kapanışı

    11 min
  5. Reklam Bütçesi Ölçekleme Nasıl Yapılır? Bütçeyi Artırdığınızda Satışlar Neden Çakılır?

    20 May

    Reklam Bütçesi Ölçekleme Nasıl Yapılır? Bütçeyi Artırdığınızda Satışlar Neden Çakılır?

    Günde 2.000 TL harcayıp 10.000 TL kazanırken, her şeyin harika gittiğini düşünürsünüz. E-ticaret panelinizde yeşil bildirimler arka arkaya düşer. Sonra o ölümcül kararı verirsiniz: "Madem 2.000 TL'ye 10.000 TL kazanıyoruz, bütçeyi 10.000 TL yapalım da günde 50.000 TL kazanalım!" O butona basarsınız ve ertesi sabah acı gerçekle yüzleşirsiniz: Satışlar çakılmış, o çok güvendiğiniz ROAS yerle bir olmuştur. Ajansınızdan veya danışmanınızdan ise o klasik savunma gelir: "Algoritma öğrenme sürecine girdi, 15 gün dokunmayalım..." Peki, işin aslı gerçekten bu mu? 20 Mayıs 2026 tarihli 91. bölümümüzde, dijital pazarlamanın en kanayan yarası olan Reklam Bütçesi Ölçekleme (Scaling) konusunu masaya yatırıyoruz. CEO'ların, CMO'ların ve e-ticaret sahiplerinin bütçe artırırken düştüğü büyük tuzağı, algoritma matematiği ve tüketici psikolojisiyle filtresizce deşifre ediyoruz. Bu bölümde neler konuşuyoruz? Google ve Meta algoritmalarında "bakkal hesabı" neden çalışmaz? Yapay zekanın "açgözlülük kapanı" ve PMax (Performance Max) öğrenme süreci Nöropazarlama: Bütçeyi artırdığınızda tüketicinin beyninde oluşan "Reklam Körlüğü" (Ad Fatigue) Türkiye e-ticaret pazarındaki artan tıklama maliyetleri (TBM) ve dikey ölçeklemenin (Vertical Scaling) zararları Makineyi bozmadan büyümek için 3 Altın Kural (%20 Kuralı, Yatay Ölçekleme ve UX Optimizasyonu) Ayrıca bu bölümde radikal bir kişisel kararımı paylaşıyor ve Anadolu Yakası'ndan Avrupa Yakası'na (Levent) taşınma serüvenimi de araya sıkıştırıyorum. Yeni ofis, yeni vizyon ve tabii ki yaklaşan bayramın coşkusu bu bölümde sizlerle! E-ticaret reklamlarınızda "öğrenme süreci" masalları yerine gerçek kârlılıkla ilgilenen bir partner arıyorsanız, markanızın matematiğine odaklanan ekibimizle tanışmak için joykek.com'u inceleyebilirsiniz. Eğitimlerimiz için ise joyakademi.com üzerinden Google Ads ve Meta Ads programlarımıza katılabilirsiniz. Videolu podcastlerimiz, sektör analizlerimiz ve tüm içeriklerimiz için platformlarda arama çubuğuna filtresizdijital yazarak ekosistemimize dahil olabilirsiniz. Eleştirilerinizi ve düşüncelerinizi paylaşmak için beni Instagram'da faruktoprakx hesabından takip etmeyi unutmayın. Şimdiden herkese iyi bayramlar, keyifli dinlemeler! 0:00 - 1:24 - "Madem kazanıyoruz, bütçeyi artıralım" tuzağı ve çakılan satışlar1:25 - 3:18 - Yeni döneme hazırlık: Avrupa yakasına (Levent) taşınma kararı3:19 - 4:32 - Podcast'in yeni adı: Filtresiz Dijital ve SEO geçiş stratejisi4:33 - 6:21 - Algoritmanın "Açgözlülük Kapanı" ve Google PMax güncellemesi6:22 - 7:42 - Nöropazarlama: Reklam yorgunluğu (Ad Fatigue) ve amigdala7:43 - 9:16 - Türkiye pazarındaki acı gerçekler: ROAS illüzyonu ve artan TBM'ler9:17 - 11:24 - Filtresiz Strateji: Makineyi bozmadan bütçe nasıl ölçeklenir?11:25 - 12:41 - Büyümek kumar değildir: Veriyi okumak ve yeni iletişim kanallarımız12:42 - 14:02 - Joykek ile gerçek partnerlik, yaklaşan bayram kutlaması ve kapanış

    14 min
  6. 89 Haftalık Ezberi Bozduk: Adımızı "Filtresiz Dijital" Yaptık!

    13 May

    89 Haftalık Ezberi Bozduk: Adımızı "Filtresiz Dijital" Yaptık!

    Geçen ay, gece saat 3'te ofiste tek başıma otururken ekranda bugüne kadar yayınladığım 89 bölümün listesine bakıyordum. Yüz binlerce dinlenme, gelen binlerce mesaj ve büyüyen kocaman bir aile... Ancak içimde anlam veremediğim tuhaf bir sıkıntı vardı. "Türkiye'de Dijital Pazarlama" ismini bugüne kadar gururla taşıdık ama artık omuzlarıma dar gelmeye başlamıştı. Çünkü biz aslında çok uzun zamandır sadece dijital pazarlamanın "kitabını" değil; gece yarısı yapılan dürtüsel alışverişlerin psikolojisini, ajansların şatafatlı yalanlarını ve %50 indirim tabelalarının arkasındaki o manipülasyonları, yani dijitalin "sokağını" konuşuyorduk. İşte o gece, 90. bölüm itibarıyla büyük bir karar aldım. Bu sıradan bir isim değişikliği değil; bu bir kabuk değiştirme, bir isyan ve tamamen özüne dönme manifestosudur. Artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak. Sektörün en şeffaf, en sarsıcı arenasına, Filtresiz Dijital dünyasına hoş geldiniz! Neden "Filtresiz" biliyor musunuz? Sosyal medyayı açtığınızda herkesin cildi kusursuz, herkes CEO, ajanslar harikalar yaratıyor, e-ticaret panelleri yemyeşil. Ancak sahnede dönen bu "sahte başarı tiyatrosunun" perde arkasında, kârsızlıktan kan ağlayan markalar ve yaktığı yüz binlerce liralık reklam bütçesi yüzünden uyuyamayan işletme sahipleri var. Biz bu tiyatronun bir parçası olmayı reddediyoruz! Sektörün üzerine çekilmiş o pespembe filtreyi yırtıp atıyoruz. Artık o süslü yalanları değil; tutmayan kampanyaları, çöpe giden milyonları ve can yakan gerçekleri konuşacağız. Artık kral çıplak! Bu dijital yolculuk aslında 2007 yılında PHP Nuke ve Flash Player altyapılarıyla kurduğum ilk web sitemle başladı. Podcast serüvenimiz ise 2019'da Amerika'da bir trende, insanların müzik yerine kulaklıklarıyla harıl harıl bir şeyler öğrendiğini fark etmemle ateşlendi. 89 hafta boyunca metroda, ofiste, gece kargo paketi yaparken beni dinlediniz. Bana attığınız "Sayende markamı kurtardım" mesajları benim bu hayattaki en büyük madalyam oldu. Şimdi bu madalyayı devasa bir ekosisteme taşıyoruz. Sadece bir ses değil; YouTube, Instagram ve TikTok'ta görsel bir güç olarak geliyoruz. Tüm bu dönüşümün kalbi, yeni dijital karargahımız filtresizdijital.com olacak. Hayatımız Matrix'e dönüşürken, artık sadece dijital pazarlamayı değil, tüm dijital dünyayı filtresiz konuşacağız. Ayrıca aylardır beklediğiniz Joy Akademi eğitim platformumuz nihayet açıldı! Google ve Meta panellerinin sırlarını paylaştığım bu platformda, 90. bölümün şerefine son kez %50 indirim yapıyorum. Sepet sayfasında PODCAST kodunu kullanarak fiyatı anında yarı yarıya düşürebilirsiniz. Bir daha bu kadar büyük bir fırsat olmayacak. Yeni döneme ve yeni adımıza destek olmak için bizi Spotify ve Apple Podcasts üzerinden 5 yıldızla oylamayı, zili açmayı unutmayın! 00:00 - 01:28 - Gece Yarısı Gelen Uyanış: Neden İsim Değiştiriyoruz?01:28 - 02:44 - Yeni İsmimiz Belli Oldu: Filtresiz Dijital Manifestosu02:44 - 03:44 - Sahte Başarı Tiyatrosu ve Ajans Yalanlarına İsyan03:44 - 05:10 - Dinleyicilerle Kurulan Bağ ve Hayatımdaki En Büyük Madalya05:10 - 06:47 - Yeni Ekosistem: filtresizdijital.com ve Video Formatı06:47 - 08:37 - 2019 Amerika Tren Yolculuğu ve Podcast'in Doğuş Hikayesi08:37 - 10:32 - 2007 Yılından Bugüne Dijital Serüvenim ve İşitsel/Görsel Ayrımı10:32 - 11:16 - Joy Akademi Açıldı: Son Hafta Özel %50 İndirim Kodu11:16 - 11:51 - Matrix'e Dönüşen Dijital Dünya ve Kapanış

    12 min
  7. Mayıs Ayında İndirim Değil, "Panik" Satın

    5 May

    Mayıs Ayında İndirim Değil, "Panik" Satın

    E-ticaret ekosisteminde herkesin aynı ezberlerle hareket ettiği, reklam bütçelerinin adeta kan gölüne döndüğü Mayıs ayına hoş geldiniz. Filtresiz Dijital'in bu sarsıcı bölümünde, ajansların size her toplantıda sunduğu o süslü Excel tablolarının arkasındaki acı gerçeği konuşuyoruz. Sadece geçen yıl Mayıs ayında Türkiye'de e-ticaret hacmi tam 210 Milyar TL seviyesine ulaştı. Peki bu devasa pastadaki en büyük dilimleri kimler yedi dersiniz? Sürekli yüzde 50 indirim diye bağıran ve ekranı kırmızı etiketlerle dolduran o klasik markalar mı? Hayır. Veriler yalan söylemez. Parayı kazananlar, indirimi değil "duyguyu ve paniği" satanlar oldu. Eğer şu an ofiste kara kara bu ay ne satacağız diye düşünüyorsanız, aradığınız o uyanış tam olarak bu bölümde gizli. Mayıs sıradan bir takvim yaprağı değildir. İnsanların kışlık depresyon hırkasını çıkarıp yaza, umuda ve dışa dönüklüğe hazırlandığı o büyük spiritüel geçiş kapısıdır. Tüketici psikolojisini hacklemek için önce bu ruh halini anlamanız gerekiyor. Hıdırellez haftasında insanların içindeki o "yeni bir ben" arzusuna nasıl dokunacağınızı, sıradan bir indirimi nasıl büyük bir dönüşüm hikayesine çevireceğinizi adım adım anlatıyorum. Müşterileriniz sizden sadece bir kargo kutusu beklemiyor, onlar yeni versiyonlarını satın almak istiyor. Hemen ardından o büyük kaosa, yani Anneler Günü rekabetine giriyoruz. Facebook ve Instagram panellerinin milyonlarca liralık pembe kalpli "Canım Annem" reklamlarıyla dolup taştığı o günlerde, tüketicinin beyni bu sıradanlığı saniyeler içinde silip atıyor. Buna nöropazarlama dilinde reklam körlüğü diyoruz. Bu körlüğü aşmanın yolu ise kusursuz stüdyo çekimlerinden değil, gerçeklikten ve insanın o ince vicdan azabından geçiyor. Davranışsal pazarlama kurallarını kullanarak, ürünü değil "hayırlı evlat olma" hissini nasıl satacağınızı, o yoğun beyaz yakalı müşterinin kalbini nasıl fethedeceğinizi sahadan örneklerle paylaşıyorum. Ezber bozan metinlerle rakiplerinizi nasıl geride bırakacağınızı göreceksiniz. Mayıs ayının asıl gizli silahı ise ay sonuna doğru başlayan o büyük yaza hazırlık paniğidir. Havalar ısındıkça, düğün sezonu yaklaştıkça insanların içine düşen o "eyvah hazır değilim" korkusu, dijital pazarlama dünyasında FOMO, yani fırsatı kaçırma korkusu olarak bilinir. Yeni sezon koleksiyonunuzu dümdüz duyurmak yerine, müşterinin bu panik duygusunu nasıl yöneteceğinizi ve o sepete ekle butonunu onlar için nasıl tek kurtuluş yolu haline getireceğinizi detaylarıyla masaya yatırıyoruz. İndirim çığlıkları atmadan, sadece zamanın daraldığını hissettirerek satışları nasıl patlatabileceğinizin matematiğini veriyorum. Eğer siz de e-ticaret satrancında sürekli piyon olup reklam bütçesi yakan taraftan çıkmak, oyunu kuran ve algoritmaları dize getiren tarafa geçmek istiyorsanız doğru yerdesiniz. Dijitalin sahte filtrelerini kaldırdığımız bu yeni dönemde, sıfırdan marka yaratmanın ve tüketici zihnine girmenin tüm sırlarını joyakademi.com adresinde uygulamalı olarak gösteriyorum. Sadece bu ailenin vizyoner üyelerine özel, sepet sayfasında kullanabileceğiniz PODCAST kodu ile anında yüzde 50 indirimi yakalayabilirsiniz. Rakipleriniz ezberden giderken siz sistemi kurun. Bölümü dinledikten sonra o sürekli indirim yapıp batan arkadaşınıza göndermeyi, Spotify ve Apple Podcasts üzerinden bizi 5 yıldızla desteklemeyi unutmayın. Filtresiz Dijital ailesi büyümeye devam ediyor, haftaya yepyeni bir gerçekle görüşmek üzere! Bu bölüm sana başka hangi taktikleri düşündürdü? Müşterilerinin hangi paniğini satışa çevirebilirsin? 01:53 - E-ticaret satrancında indirim değil duygu satma psikolojisine giriş 03:19 - Tüketici psikolojisinde Hıdırellez etkisi 06:19 - Anneler Gününde artan reklam maliyetleri (CPM) gerçeği 08:20 - NLP teknikleriyle vicdan rahatlaması hissi satmak 10:16 - Yaza hazırlık paniği ve FOMO sendromunu 11:45 - E-ticarette oyun kurucu olmak isteyenler için Joy Akademi 13:19 - İnsan mühendisliği olarak e-ticaret felsefesi 14:31 - 90. bölüm büyük sürpriz duyurusu

    18 min
  8. E-Ticarette "TikTok Bana Bunu Aldırdı" Psikolojisi #TikTokMadeMeBuyIt

    28 Apr

    E-Ticarette "TikTok Bana Bunu Aldırdı" Psikolojisi #TikTokMadeMeBuyIt

    Gecenin saat 2 buçuğu... Asla ihtiyacınız olmayan, hayatınız boyunca belki de bir kez bile kullanmayacağınız o plastik ürünü neden tek bir tıklamayla, hem de hiç düşünmeden satın aldığınızı hiç düşündünüz mü? Filtresiz Dijital’in bu sarsıcı ve ufuk açıcı yeni bölümünde, e-ticaret dünyasının kurallarını baştan yazan, dev markaların bile hala tam olarak çözemediği o büyük fenomeni, "#TikTokMadeMeBuyIt" (Bunu Bana TikTok Aldırdı) psikolojisini masaya yatırıyoruz. Sadece çoluk çocuğun dans ettiği bir eğlence platformu sanılan TikTok'un, aslında insan beyninin en zayıf noktalarını nasıl hacklediğini ve saniyeler içinde devasa bir satış makinesine nasıl dönüştüğünü tüm şeffaflığıyla, filtresiz bir şekilde anlatıyorum. Bölüme çok gerçek ve eminim birçoğunuza tanıdık gelecek bir hikayeyle başlıyoruz. Koskoca bir holdingde finans müdürü olan, analitik düşünen 40 yaşındaki bir adamın, gece yarısı karşısına çıkan 15 saniyelik bir video yüzünden nasıl pille çalışan mini bir masaüstü süpürgesi aldığını konuşuyoruz. Peki bu sadece bir algoritma tesadüfü mü? Kesinlikle hayır! Burada devreye nöropazarlama ve amansız bir dopamin döngüsü giriyor. TikTok algoritması, tıpkı bir slot makinesi gibi beyninize her kaydırmada küçük ödüller sunarak sizi nasıl bir trans haline (Alfa beyin dalgalarına) geçiriyor? O trans anında rasyonel düşünme yeteneğimizi nasıl kaybedip tamamen duygularımızla satın alma kararı veriyoruz? Tüm bu kimyasal süreci adım adım çözümlüyoruz. Tabii ki işin sadece teknik ve algoritmik bir tarafı yok; olayın çok derin bir ruhsal ve spiritüel boyutu da var. Pazarlamanın en karanlık ama en gerçek sırrı şudur: İnsanlar her zaman kendilerini eksik hissederler. Modern çağın o büyük koşturmacası ve mükemmeliyetçilik baskısı içinde hepimiz içimizde kozmik bir boşluk taşıyoruz. İşte o videolarda satılan şey aslında ürünün teknik özellikleri, kalitesi veya içindeki materyaller değil; videodaki o kusursuz, rahatlamış ve "sorunsuz" insanın hayatıdır. Filtresiz, makyajsız, pijamasıyla kameranın karşısına geçip "hayatımı kurtaran o şeyi buldum" diyen içerik üreticileri (UGC), o milyonluk sahte stüdyo çekimlerini işte tam da bu yüzden ezip geçiyor. İnsanlar artık plastiği değil, samimiyeti ve kendi yaralarına merhem olacak o "hissi" satın alıyorlar. Peki, e-ticaret yapıyorsanız veya bir markanız varsa bu devasa gücü kendi lehinize nasıl kullanabilirsiniz? Bu bölümde ajansların sizden on binlerce lira karşılığında sakladığı saha taktiklerini de ücretsiz olarak veriyorum. İzleyiciyi o ilk 3 saniyede nasıl kancaya takarsınız (Hook stratejisi)? Ses tasarımının (ASMR) ve o "tatmin edici" seslerin beynin dokunma duyusunu nasıl tetiklediğini, "Bunu sakın almayın!" şeklindeki ters psikolojinin satışları neden bir anda patlattığını çok net örneklerle öğreneceksiniz. Eğer e-ticarette sürekli para harcayan, cüzdanını boşaltan ve videoları kaydıran taraftan çıkıp; sistemi kuran, insan psikolojisini yöneten ve parayı kazanan o zeki tarafa geçmek istiyorsanız, doğru yerdesiniz. Dijital pazarlamanın tüm bu görünmeyen kurallarını, algoritmaları hackleme stratejilerini ve sıfırdan marka yaratma süreçlerini ekran paylaşımıyla anlattığım Joy Akademi nihayet yayında. Sadece bu podcasti dinleyen gerçek e-ticaret savaşçılarına özel bir hediyem var: joyakademi.com adresine girip sepet sayfasında "PODCAST" kodunu kullanarak anında %50 indirim kazanabilirsiniz. Bu bölümü dinledikten sonra hemen gece yarısı saçma sapan alışverişler yapan o arkadaşınıza göndermeyi unutmayın! Spotify ve Apple Podcasts üzerinden bize 5 yıldız bırakarak algoritmadaki gücümüze güç katabilir, yeni bölümleri kaçırmamak için takip edip zili açabilirsiniz. 01:25 - 02:34 Bölüm Girişi ve Amacımız02:34 - 03:16 TikTok'u Küçümseyen Markalar03:16 - 04:42 Dopamin Döngüsü ve Nöropazarlama04:42 - 06:55 Satın Alma Psikolojisi ve Boşluk06:55 - 09:18 Satışları Patlatan 3 Taktik09:18 - 10:44 Joy Akademi ve İndirim Kodu10:44 - 12:05 Kapanış ve Ana Fikir

    12 min
4.7
out of 5
21 Ratings

About

Filtresiz Dijital, markanızı dijitalde büyütmek isteyenler için hazırlanmış, strateji ve performans odaklı bir podcasttir. Ben Faruk Toprak. Bu podcastte dijital pazarlamaya dair ezberleri değil, gerçek sonuç üreten sistemleri konuşuyoruz. Yalnızca trendleri konuşmuyoruz; yapay zeka destekli reklam yönetimi, dönüşüm odaklı funnel kurguları, retention ve müşteri sadakati, CRM ve otomasyon sistemleri, performans pazarlamasında ölçekleme, veriyle karar alma ve markanızı algoritmaların gözünde değerli hale getiren yaklaşımları net ve uygulanabilir şekilde ele alıyoruz. IG: @faruktoprakx

You Might Also Like