150

Engin Özören

150 ismi , 100 ün 1.5x fazlasından geliyor. Yani %150’den. Burada “Tasarım odaklı düşünce” (Design Thinking ) sisteminde gerçekleştirdiğimiz işleri paylaşıyoruz. Eğitimler, uzun soluklu dersler, çalıştaylar , başarı ve başarısızlık hikayeleri, geleceğe not olması için konu ve konuklar. Lütfen bu podcasti 1,5x ile dinleyiniz. Neden mi? Tükettiğimiz , üretebildiğimizin fersah fersah üstündeyken benim çene mafsalımın kabiliyeti sizin anlamlandıracağınızdan çok daha azını seslendirebiliyor. O yüzden anlamanızı yavaşlatmayın podcasti hızlandırın !

Episodes

  1. 05/09/2020

    Üretici Covidian*ların Manifestosu

    *Covidian sokak ingilizcesinde bu yeni dönemin insanı için kullanılmaya başlanmış henüz büyük sözlüklerde olmayan bir sözcük. Çok şükür korona virüse enfekte olmadım. 53 gündür hiç sokak ayakkabısı giymediğim için fiziken olmasa da ruhuma enfekte olmuş bir virüsün varlığını konuşabiliriz. Bence ben bu sebeple kendimi Covidian hissedebilirim. Evdeki bu sürede uzaktan çalışmaya başlamış ruhsal enfeksiyonlu covidianlar ile alakalı yazılar okudum. Yazarlar Covidian’ları ikiye ayırdı : 01Boş duramayan, üretim yapanlar: Bu grup tüm dijital mecralarını parlatan yoksa da açan ve bir senede yazacağını sabahlara kadar çalışıp çok kısa bir sürede yazan kişiler. Bunları da ikiye ayrılıyor: a — Mükemmel derecede kaliteli içerikler çıkartan ve bu zamana kadar nerdeydin dediklerimiz. Bknz M. Serdar Kuzuloğlu b — Tren kaçmadan hemen yetişeyim ne olursa olsun yeter ki bişeyler yapmalıyımcılar. Bknz Engin Özören yani ben :) İşte bu yazı beni tarifler. Üretim yaptığını zanneden samimiyetsizler: Bu grup yapılanları gereksiz buluyor ve akışlarını işgal edenlere iki yönlü bir yaklaşım uyguluyor : c- Kibarca içerik süzgeçlerini kullanıyor ve yapanları yargılamadan, seçici geçirken bilinçli tüketenler oluyorlar. d- Panayıra çevirdiniz dünyayı, bıktık yazdıklarınızdan. Sen kimsin ki yazıyorsun bırakta işin ehli konuşsun diye düşünenler. Peki ben kimim dersiniz? Mükemmel içerikler üretmek istiyorum. Ancak tren kaçmadan yetişmek adına biraz fazla hevesli Covidian’ım diyebilirim. Bir Nev-i (A + B) / 2 .. Bir yerden başlamak gerekiyor. Popüler isimler üretiyor diye benim üretmeme gerek yok. ya da bunu neden denememem gerektiğini anlamıyorum. Manifestom: Ey Hanım & Bey Efendiler Unutmayın ! 01Okula yeni başlayan hoca o dönemin en iyi dersini verir. Çünkü ilk olduğu için çok özenir. Bir daha hiç bir zaman o kadar yüksek kalitede ders vermez, veremez. Kendimden biliyorum. Yeni açılan ve kendini ispat etmesi gereken restaurantlar en iyi menü / fiyat oranı ile çalışır. Yeni nesil dönerciler,burgerciler. Arabaların lansman fiyatları daha uygundur. Fiat Egea Peki aralarında çok kötü olanlar yok mu ? İlk model yılı sorunlu olan araçlar, kötü lezzetler ve acemi hocalar. Evet var ! Ancak iyi olanların yanında çok daha azlar. 02Gelin üreten Covidian’ları yadırgamak yerine içlerinden seçerek yeni popülerlerin çıkmasını sağlayalım. Bugünlerde 1000 takipçi altında olan yeni kanalları izliyorum. Milyonlukların yanında çok daha rafine ve korkusuzca içerikler üretiyorlar. Çünkü öyle olmak zorundalar. 03Sizde üretin ya da en azından bizim gibi ‘’üretken tüketim’’ yapın. Bu tükettiklerinizden ilham alıp yeni bir şey üretmeye deniyor. Bize panayırcı diyenlerin, hor görenlerin ise sadece tükettiğini unutmayın. Popüler 30 kişinin yazılarını okuyarak toplumsal kalkınmayı sağlayamayız. Onlardan ilham tabiki alabilir ama bizlerde yazacağız,üreteceğiz. 1 her zaman 0'dan büyük olmuştur. Kötü de olsun yazın. Biraz daha yazınca iyileşmeye başlayacak ve zaten düzelecek. İyi Covidian’ların da etki alanlarını genişletecek. Hadi şimdi iki satır yaz ve benimle paylaş :)

    10 min
  2. Kâr Cepte Sıcaktır. Bir samimi öz farkındalık konuşması.

    04/15/2020

    Kâr Cepte Sıcaktır. Bir samimi öz farkındalık konuşması.

    Makalenin tam versiyonu için :  https://medium.com/t%C3%BCrkiye/k%C3%A2r-cepte-s%C4%B1cakt%C4%B1r-2b23dc5c4faf Artık kariyer basamaklarımı sistemin gerçekten ihtiyacı olan arkadaşlarıma devir etmeye başladığımı görünce farklı planlar geliştirdim. Kangurunun kesesinde teorik olarak doğmamış yavrusunu büyütmesi gibi hiç bana yük olmadan bunları büyütmeye çalıştım. Yavru planım artık büyüyüp keseye sığmayınca da, geliştirdiğim teknikler ile onlarla kaliteli zaman geçirip gerçek bir plan olması için büyüttüm. 01Verimli olmalısınız. Çok fazla zamana ihtiyacınız olacak. Bugün YouTube’u 1.5x ile izliyor ve hatta 150 isminde bir podcaste sahipsem, hızlı anlamayı geliştirebildiğim için. Kısa vadede çok şey öğrenmeniz gerekiyor. Hem bebek, hem ebeveyn çalışma hayatınız için :) 02Cesur olmalısınız. Yasaları mutlaka okuyarak asla yanlış bir hukuki hata yapmadan izin ve onayları alarak ilerlemelisiniz. Lütfen Anayasayı okuyun. Birçok hakkınız olduğunu göreceksiniz. Bildiğiniz üzere hiçbir sözleşme anayasanın üzerinde değildir. Bahçeşehir Üniversitesinde öğretim görevliliği işini bulduktan sonra bunu İnsan Kaynakları ile direk olarak paylaştım. 03Kar Cepte sıcaktır demeye devam etmelisiniz. Sizler mutlaka getiri götürü hesabını iyi yapan insanlarsınız. Asla günlük heveslere kanıp elinizde var olan muhteşem hakları kaybedeceğiniz kariyer intiharlarına yeltenmeyin. Yıllarınızı bu güzel pozisyona gelmek için ayırdınız. Lütfen çalışmanızın hakkını verin. Biraz kazanç sağlayınca kurumsal hayattan vazgeçip artık istifa etmek yerine daha da çok çalışın. İstifa Fight & Flight’ın tüyme tarafıdır. Zamansızlık, yorgunluk ve bitkinlik ile savaşın. Hem Plan A Hem Plan B’yi mükemmel yapın. Ayrıca en yüksek cep sıcaklığını ikisini bir arada yaparsan edinirsin ;) Yukarıdaki maddeler şüphesiz ilerletilebilir çoğaltılabilir. Kısaca… Niyet edin- Cesur olun (cesaret değil bu)- ve ilklerden sonra biraz Sabredin. Ve Son… Bir gün Plan A ile yarışan bir Plan B olacak. Belkide B o çok sevdiğiniz kurumsal hayatı da geçecek. A’nın güveni ve B’nin geliri ile siz her iki tarafta da en cömert işleri, en cesaretli yaklaşımlarla hayal edilemeyeni deneyip gerçekleştireceksiniz. Korkunuz olmadığı için kontrollü risk almayı arttıracak ve Plan C’leri de yaratacaksınız. Bugünün çok yönlü insanları örnek alın. Siz onlardan biri olma adayısınız. Holdinglerin 25 çeşit şirketleri ve tek bir sahibi var. Evet kurumsal hayatta bu zekâ ve ahlâk ile GMY olabilecek tüm yetkinliklere sahiptin. Ancak içindeki ateş seni bugününe sevk etti. Merak etme doğrusunu yaptın şimdi Plan A-B-C ile devam edip hepsini büyütme challange’ı seni bekliyor. En güzel Kâr cebinde olandır. Hadi çalış ve daha fazlasını yine cebine koy. Bravo ! Esnaf kabiliyetini , kurumsal hayat sistemi ile birleştirdin. Hadi Gelecek senin , bu ülkenin umudu sensin!

    18 min
  3. Sürdürülebilirlik sürdürülebilir mi? - Konuk: Canan Keleş

    04/01/2020

    Sürdürülebilirlik sürdürülebilir mi? - Konuk: Canan Keleş

    Bu ilk konuklu bölümümüzde Canan Keleş'i ağırlıyoruz. Kendisi ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü’nü 2012 yılında bitirdi.Stajlar,yarı zamanlı iş tecrübeleriyle geçen öğrencilik hayatından sonra profesyonel iş hayatına başladı.Son dönemlerde yogayla ilgileniyor , Suluboya ile kartpostallar yapmaya ve elmalı tarçınlı muffine bayılıyor! Kompozisyon ödevleri dahil her yaşta yazmayı çok sevmişti, hala da seviyor…Anlatmak istediklerini kalemle kağıtla her zaman var olsun istiyor ama 150'ye misafir ol teklifini kabul ederek bugün bizimle... Neden bu konu? Çünkü tam da bugün yaşam zincirimizin en önemli halkalarında sorun var.Tüm raporlarda,toplantılarda sürdürülebilirlik konu başlığının odağında olan ‘insan hayatı’ ciddi tehdit altında!Hem de statü,para,eğitim,iş,varlık,soyisim gözetmeden.. COVID19 küresel salgını, hepimizin çalışma ve yaşama biçimini değiştirdi. Bugün sürdürülebilirliğin çok daha önem kazandığını görüyoruz. Neden? Salgınla birlikte yoksulluğun azaltılmasının, eğitim kalitesinin artırılmasının, insana yakışır istihdam yaratmanın, girişimciliğin, yenilikçiliğin, yaratıcılığın desteklenmesinin insan hayatına ve doğaya olan katkılarının bir kez daha farkına vardık. Sürdürülebilirlik+Kurumsal sürdürülebilirlik nedir? Bugün hayatımıza baktığımızda Maslow’un ihtiyaçlar piramidinin artık yeterli olmadığını söyleyebiliriz değil mi? Hayatımızın anlamını evde otururken bile bu üçgene sığdıramıyoruz bugünlerde. Hep bir şeyler eksikmiş gibi geliyor, kendini gerçekleştirme evresi bir türlü oturmuyor, izliyoruz okuyoruz yetmiyor, yoga seansları, meditasyonlar, nefes terapileri, online eğitimler…Ama bir türlü cevabını bulamıyoruz. Yani bu bir doğum süreci ve eskiden bildiğimiz piramit artık değişiyor!Hayatı sürdürebilmek için farklı yollar arıyoruz.Ekosistemin de varlığını sürdürebilmek için alternatif yollara ihtiyacı var,tıpkı bizim gibi.. Sürdürülebilirlik tanım olarak, üretimin ve çeşitliliğin devamı sağlanırken insan yaşamının daimi kılınabilmesi. Yani bir kazan-kazan stratejisi aslında.İlk kez 1972’de Birleşmiş Milletler’in Stokholm Konferansı’nda konuşulmuş. Kavram olarak içinde,ekonomik kalkınma,sosyal kalkınma ve çevrenin korunması temaları var.Ağırlıklı olarak ekonomik kalkınmayı çağrıştırıyorsa da bize,aslında bu, kavramın ekonomik karar alma mekanizmalarının hareketleriyle bağlantılı olmasından kaynaklanıyor. Ancak cinsiyet eşitliği bile bir devletler,kurumlar,sosyal hayat için sürdürülebilirlik maddesi aslında.. Bugün dünya üzerindeki tüketim alışkanlıklarımızın 1.7 gezegenin üretebileceği kaynaklara eşdeğer olduğu ölçümlenmiş. Yani, tüketmemiz gerekeninin %70 üzerinde kaynak kullanıyoruz Bu kavram yalnızca şirketleri ilgilendiren bir konu olmadığında sürdürülebilir. Sürdürülebilirlik; ekonomi, toplum ve ekoloji ile bağlantılı bu nedenle bireylere de bu anlamda büyük sorumluluklar düşüyor.Bir CEO,profesyonel işi gereği yapması gereken sürdürülebilirlik görevlerinden kaçınsa bile Sürdürülebilirlik insan olarak yapması gerekenlerden kaçınamıyor,mutlaka bir parçası oluyor. Tabiki mükemmel plan için bireyin ve kurumun beraber hareket ettiği bir sistemin sürdürülebilir olduğunu düşünüyorum. Tarihin bize gösterdiği bir şey varsa o da bir krizin gerçek bir değişim yaratabileceğidir.COVID19 sonrası özellikle sürdürülebilirlik hayatımızın merkezi haline gelecek. Önümüzdeki dönemde temel gereksinimlere odaklanıldığı, tasarruf oranının arttığı, mümkün olduğunca kendi içinde ihtiyaçların karşılanmaya çalışıldığı, belki de küreselleşmeye farklı alternatif çözümlerin geliştirilmeye çalışıldığı bir dünya ile devam edeceğiz. Yeni normalimizle birlikte “sağlıklı yaşam”, yoksulluğa ve açlığa çözüm, sorumlu üretim ve tüketim, sürdürülebilir kalkıma amaçları arasında gündelik yaşamımızda ön plana çıkacak. Bu amaçları desteklemeyi hedefleyen şirketler ekonomik sürdürülebilirliklerini sağlayabilecek,hayatta kalabilecekler.

    40 min
  4. 04/01/2020

    Yetinmeyi Bilir misin ?

    Dünyanın en zor ama en faydalı “kendiyle yüzleşme” eylemine sizin için bir pencere açıyorum. Yetinmeyi Bilir Misin ? Işın Karaca’dan dinlerken sevmediğim bir müzik yapısı nedeniyle sözlerini ışıkta cam silen çocukları fark etmeme gibi farkına varamadığım bir şarkı olmuş. Yazıma başlarken hemen bu şarkının sözlerine bir atıf yaparak sizlerin kredisini alma niyetinde değilim. Bu şarkının direk söz yazarıyla başlayacağım. Sezen Aksu'nun YouTube üzerinden yayınladığı DEMO kayıtlarını açtığım bildirimler neticesinde ilk dinleyen 50K içinde olarak kendisinden hemen nasipleniyorum. Bugün 29 Milyon’da akmaya devam eden sayaca bakınca neredeyse ilk dinleyen ben olmuşum gibi hissettim. Ancak çoğu şey gibi baktıklarımız ile gördüklerimiz arasındaki uçurumu bir arkadaşım sayesinde fark ettim. Oldum olası YouTube yayınlarının yazar tarafından yazılan alt açıklamalarını okumam. Ne de olsa IKEA kurulum kağıtlarına bakmadan dolap kuran birisiyim. 1.75x hızla izleyeceğim videonun abartılı açıklama yazısını mı okuyacağım ? (Bu arada çoğu şarkıyı 1.5x ile dinlemeye başladım.)Hele ki sanatçımızın DEMO’sunun altına bunu nasıl çektik ettik diye yazmış diye tahminim varken. Tek kelime ile YouTube video altı yazılarını okumak : GEREKSİZ. Ancak videoyu arka planda dinlerken aşağıda yorum bölümünde Minik Serçe’miz toplum için sanatçıların ne denli önemli olduğunu gösteren bir yazı kaleme almıştı. Biz eğitmenlerin üzerine bir günlük eğitim çıkartacak yoğunlukla aşağıdaki satırları yazmış; ‘’Acaba ben yetinmeyi bilebildim mi?” diye uzun uzun didikledim kendimi. İşin o kısmı bende kalsın ama siz bu anlattıklarımdan “kadının ağzından çıkanı kulağı duymuyor” sonucunu çıkarabilirsiniz.😀 Dilerim dünyanın en zor ama en faydalı “kendiyle yüzleşme” eylemine sizin için de vesile olur. Ben pek severim böyle çarpışmaları… Yine kendi dayağımı yedim bir güzel… Biraz karın ağrısı yaptı ama iyi geldi. Dilerim size de gelsin… 😀 Kısacası ben yetinmeyi bildim mi sorusunu sizlere sormak ve nasıl bir yol planıyla yolculuk edebilirsiniz onu paylaşmak istiyorum. Ben demiyorum ! Şarkı diyor :)

    24 min
  5. 03/26/2020

    Online eğitim furyası işe yarayacak mı ?

    Muhtemelen EVET, ama neden ? Canlı yayına geçen ünlüler, burnundan kıl aldırmayan günlük rakamları beş basamaklı danışmanlar ve annemlerin gün grubu… Bugünlerde en popüler sosyal medya ve Linked.in akışlarında hep onlar var. Zamanın Ruhu Değişiyor Yöneticilerimiz de birer çalışan olmaları sebebiyle aslında bizimle aynı motivasyon kaynaklarından besleniyor. Hangi motivasyon o diye sorar bir insan değil mi ? İnsan evladının en az ile en çok verimi elde etme motivasyonu. Bu sebepten aslında tükenen ama adı tükenmez olan kalemler, 5000 dk ile sınırlı sınırsız tarifeler ve bir ömür boyu sahip olabildiğimiz, öldüğümüzde hakkımızın bittiği tapular var. Hazırsanız çok zor bir cümle kuracağım.. Bazen çalışılacak birşey olmamasına rağmen; çalıştırabilmenin de bir çalışma olması sebebiyle, çalışanların bir şeyle çalıştırılması gerekiyor. Eğitmenler yüz yüze yaptıkları eğitimler için fiyat tekliflerine 16 kişiye kadar derlerdi. Buda etkilerini kısıtlı bir emisyonla yapmaları sebebiyle eğitim rakamlarını üst düzeyde tutabilmelerini sağlıyordu. Ücretsiz online eğitimlerine 200 kişilik ‘’limitli’’ sınıflar açıyorlar. İnsanı yine bir gülme alıyor neyse ki tamamen ‘’Limit’’ kelimesinin ortadan kalkacağı günleri ölmeden görecekler. Online eğitimler ‘’Biz yüz yüze yaşayan canlı ve sözel toplumuz, hissetmemiz lazım bir birimizi’’ mitini hem öğrenci hem eğitmen tarafından yıkılması için bir deneyim merkezine dönüştü. Artık dijital espiri yapan hocalar ya da filtre uygulayarak sürekli makyaj tazelemesine gerek kalmayan öğrenciler var. Bu tecrübe dijital eğitimde insana dokunulamaz kavramını yıkmak için çok faydalı oldu. Bugün ücretsiz eğitim ve webinar yapan pahalı hocaların, anlattıkları konuyla alakalı okunan bir kaç kitap ile %80 aynı seviyeye gelinecek bilgi birikimine sahip olunabileceği ortaya çıktı. Artık yüz yüze eğitimlerde bu %80'e tek sefer ödeme yapıp dijital alacağız, geriye kalan %20 için tecrübe paylaşması adına anlaşmalar yapılacak. Bu da konuyla ilgisi olmayan yüzlerce insana o kişinin eğitimini aldırmaktansa verimli bir şekilde ilerlememizi sağlayacak. Şirket çalışanlarımız, bu bol webinar, online eğitim furyasında beyinlerine temiz bir dijital banyo yaptırdılar. Artık bunu dijital yapalım diye gelen tekliflere eskisi kadar sert tepki koyamayacaklar. İşi hor ve basit göremeyecekler. Bölge toplantısını dijitalde 6 saat yapan konvansiyonel müdürler gördü bu gözler hee heeyt.. Arz talebi dengelenen tüm işlerde olduğu gibi bunu iyi yapanlar ayakta kalacak ve diğerleri yok olup gidecek. Öncesinde hiç girmeseler belki yine kriz sonrasında ayakta kalabilecekken bu işteki kalitesiz süreçleri ya da ‘over engineered’ yapıları gereği müşteri ihtiyacını anlamamış firmalar sermayeyi bitirip veda edecekler. Kısacası eğitim daha eşitlikçi olacak. Herkes ulaşılır eğitime ulaşacak sözü , hakkatten gerçekleşecek. Bknz: Çiğ köfteciler. Ucuz, kaliteli , sağlıklı ve hızlı. Eskiden hasta ederlerdi. Mükemmel online eğitim yapma telaşında olan ve bu işe fazla kafayı takan kurumlar basitlik karşısında şaşırıp yine hatalarını daha iyi online eğitim yaparak cevap verecekler. Ancak 1.3 mp kamera; kablosuz kulaklığı olan ve dijital duyguyu yöneten kurum ve danışmanlar atlarını alıp Üsküdar’ı çoktan geçmiş olacak. Simplicity is the ultimate sophistication YEAH. Annemlerin gün grubu ki bu kişilerin yarısı sokağa çıkma yaş haddinin üzerinde kişiler Zoom üzerinden gün sohbeti düzenleyebildiyse, halkın zihniyeti değişmeye başladı demektir. 25 yıldır aynı yerde çalışan , ‘’ilk şirketim ve tek şirketim’’ diyerek gururlanan, tüm dijital opsiyonlara erinip iptal eden ve online a hala bizim tuhaf çocuk gözüyle bakan bu yaşlı delikanlılar kelebek gibi değişecek.

    13 min

About

150 ismi , 100 ün 1.5x fazlasından geliyor. Yani %150’den. Burada “Tasarım odaklı düşünce” (Design Thinking ) sisteminde gerçekleştirdiğimiz işleri paylaşıyoruz. Eğitimler, uzun soluklu dersler, çalıştaylar , başarı ve başarısızlık hikayeleri, geleceğe not olması için konu ve konuklar. Lütfen bu podcasti 1,5x ile dinleyiniz. Neden mi? Tükettiğimiz , üretebildiğimizin fersah fersah üstündeyken benim çene mafsalımın kabiliyeti sizin anlamlandıracağınızdan çok daha azını seslendirebiliyor. O yüzden anlamanızı yavaşlatmayın podcasti hızlandırın !