Akbank Sanat

Akbank Sanat

Akbank Sanat 2022’de 29. yılını kutluyor. Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimini destekleyen ve sanatın farklı disiplinlerinde uluslararası projelere yer veren Akbank Sanat, özellikle genç sanatçılara kendilerini geliştirebilmeleri için çeşitli imkanlar sunmaktadır. "Değişimin hiç bitmediği yer" olma misyonuyla yılda 700’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirmekte olan Akbank Sanat sergilerden modern dans gösterilerine, konserlerden panellere, çocuk atölyelerinden film gösterimlerine uzanan geniş bir yelpazede birçok farklı etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

  1. Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Öznur Karakaş

    APR 23

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Öznur Karakaş

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II “Yapay Zekâ ve Yaratıcılık İmkânı” Saat: 15:00 – 16:30 Konuşmacı: Öznur Karakaş Moderatör: Emre Şan Yapay zekâ ile yaratıcılık arasındaki ilişki, yalnızca teknik kapasite ya da estetik üretim meselesi olmayıp aynı zamanda bizleri bedenlilik ve soyutlama ve/ya sembolik düşünce arasındaki gerilimi yeniden düşünmeye davet eder. İnsan yaratıcılığı; bedensel duyular, deneyim ve dünyayla kurulan ilişkiden beslenirken, aynı zamanda soyutlama yoluyla bu bağlamları aşarak evrensel, biçimsel ve yeniden düzenlenebilir düşünce kipleri yaratır. Yaratıcılığın imkânı tam da bedenli varoluş ile soyut aklın açıklığı arasındaki gerilimde ortaya çıkar. Yapay zekâ, bedenden yoksun bir işlemci olarak görüldüğünde, yaratıcı öznelliğin asli koşullarına sahip değilmiş gibi görünebilir. Oysa soyutlama kapasitesinin yoğunluğu, yapay zekâyı yaratıcılığın farklı biçimlerine açabilmektedir: örüntüleri yeniden kurgulamak, biçimleri beklenmedik ilişkilerle birleştirmek ve insan algısının sınırlarını aşan kombinasyonlar üretmek. Bu açıdan bakıldığında yapay zekâ, insan bedeninin sunduğu duyusal-motor temelden farklı bir kaynaktan türeyen, ama yine de yaratıcı sürece katılabilen bir ortak olarak düşünülebilir. Seminerde, şu sorular üzerinde durulacaktır: Yaratıcılık, bedenli deneyimin vazgeçilmez bir uzantısı mıdır, yoksa soyutlama kapasitesi aracılığıyla bedensel sınırlardan kopabilen bir yeti midir? Yapay zekâ, yaratıcı üretime ne ölçüde katılabilir? Yapay zekâ üretimi sanatsal eserler yaratıcı imkânın sınırlarını genişletir mi yoksa yalnızca simülasyonlarını veya kolektif üretimin ortalama çıktılarını mı sunar? Bu seminerde yaratıcılık üzerine felsefi tartışmayı bedenlilik (embodiment) ve soyutlama kapasitesi arasındaki ilişki üzerinden ele alarak yapay zekânın soyutlamanın radikal imkanlarını açığa çıkaran bir eşlikçi olarak görülüp görülemeyeceği üzerine düşüneceğiz. Yaratıcılığın geleceği, beden ve soyutlama arasındaki bu dinamik ilişkiyi, insan ve makine arasında yeniden kurma olanağında yatmaktadır.

    1h 24m
  2. Felsefe Seminerleri – Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Hasan Cem Çal

    APR 23

    Felsefe Seminerleri – Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Hasan Cem Çal

    Felsefe Seminerleri – Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II “Dünyanın İmajından İmajın Dünyasına: Sinematik İmajlar ve Dünyakurma” Saat: 15:00 – 16.30 Konuşmacı: Hasan Cem Çal Moderatör: Emre Şan İmajların, fakat özellikle de sinematik imajların tarihi, esasında bir tersinmenin tarihidir: Dünyanın imajından imajın dünyasına. Bundan kasıt, sinematik imajların, başlangıçta bir dünyaya, reel bir dünyaya referans verirken, onun içinde bulunurken, ona dahil olurken, dijitalleşmeyle birlikte, giderek tersi bir durum içinde kalmasıdır. Sinematik imajlar eskiden analojiklik ve iki boyutluluk özelliklerini haiz olmak vasfıyla fiziksel, somut bir dünyaya işaret ediyordu, bugün ise dijital olmak ve üç boyutluluk vasfıyla sanal, soyut bir dünyaya işaret ediyor. Bu seminerde, bu tersinmeyi odağa alarak sinemanın dünyayla kurmuş olduğu ilişkinin nasıl ve hangi koşullarda dönüştüğünü ve bu dönüşümün içerimlerini ele alacağız. Bu minvalde, sinemanın çağdaş tanımını temel alarak, diğer bir deyişle sinemayı hareketli görüntü olarak tanımlamak suretiyle, sinematik imajları; video oyunlarını, genişletilmiş sinema deneyimlerini, gerçeklik teknolojilerini (VR, AR, MR ve XR) ve dahasını kapsayan bir özgül medya olarak konumlayacak ve bu bağlamda sinemanın dünya kavramı ve olgusuyla kurduğu ilişkideki radikal değişimin izini süreceğiz. Bunu yaparken, dünyakurma [world-building] kavramını odağa alacak ve bu kavramın sinematik imajlar üstünden yeni bir tanımını sunacağız. Diğer bir deyişle, sinemanın bir dünyakurma aracı olarak nasıl iş gördüğünü, böylesi bir araç hâlindeyken edindiği işlevleri ve ne tür “dünyasallaşma” süreçlerinden geçtiğini söz konusu edeceğiz.

    1h 26m
  3. Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Umut Erdem

    APR 23

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II - Umut Erdem

    Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum II “Hegel ve Büyük Dil Modelleri” Saat: 15:00 – 16.30 Konuşmacı: Umut Eldem Moderatör: Emre Şan Büyük Dil Modelleri (LLM) geçtiğimiz bir kaç yılda giderek artan bir kullanım alanı ve hacmine erişmiştir. Birbiriyle rekabet içindeki çeşitli modeller her yeni sürümle birlikte daha yetkin hale gelmekte ve daha fazla kullanıcıya erişmektedir. Iopex’e göre dünya çapında 201 milyon işletme (toplam işletmelerin yaklaşık %67’si) LLM’lere dayanan üretici yapay zekaları etkin bir biçimde kullanmaktadır. Bu modellerin hayatımıza girmesiyle birlikte yeni normlar ve pratikler ortaya çıkmaya başlamış, bunlar da yeni ilişkilenme biçimleri ve yeni kurumsal yapılanmaların oluşmasına vesile olmuştur. Bu yeniliklerin hukuk, ahlak, ekonomi, siyaset ve daha pek çok alanda köklü değişikliklere yol açacağı aşikardır. Bu değişimlerin sonucunda bizi nasıl bir toplumsallık beklemektedir? İnsan olma deneyimi LLM ile etkileşim aracılığıyla nasıl bir dönüşüme uğramaktadır? LLM’ler hem ilerlemesi ve gelişmesine katkıda bulunduğumuz hem de olumlu/olumsuz pek çok etkisine maruz kaldığımız bir teknolojik atılım ve büyük bir hızla da gelişmeye devam ediyorlar. Genel olarak yapay zeka modelleri, belirli bir gelişmişlik seviyesine eriştiği zaman bizi “tanıyabilirler” mi? Veya biz onları nasıl birer fail hatta birer özne olarak tanıyabilir miyiz? LLM’lerin belirli personalara sahip oldukları, ve bize tam da ihtiyacımız olan hizmeti tercih ettiğimiz üslupla veya yöntemle sunduğunu göz önünde bulundurunca, bu soruları hızlıca geçiştirmek kolay görünmüyor. Bu konuşmada Hegel’in Tinin Fenomenolojisi ve Hukuk Öğretisinin Ana Hatları metinlerinden yararlanarak ortaya çıkmakta olan yeni normların ve kurumların insanın öznellik deneyimini ve ilişkilenme biçimlerini nasıl etkilediğine ilişkin bir tartışma yürütülecektir. Hegel insan öznelliğinin toplumsal ilişkilenme biçimleri ile olan derin bağlantısına dikkat çeken başat filozoflardan birisidir. Özellikle de “tanınma” (recognition) kavramı, felsefenin yanı sıra sosyoloji, psikoloji, antropoloji gibi pek çok alandan araştırmacının başvurduğu ve geliştirdiği bir mefhum olmuştur. Bu mefhuma göre insanın kendini tanıması ancak başkaları ile olan etkileşimi aracılığıyla mümkündür. Bu durumda yeni etkileşim biçimleri kendimizi de başka biçimlerde deneyimleme olanağını gündeme getirebilir.

    1h 37m
  4. Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Sürdürülebilir Gıda Tasarımları”

    APR 17

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - “Sürdürülebilir Gıda Tasarımları”

    Sürdürülebilir Tasarım Sohbetleri - İz Bırakmadan “Sürdürülebilir Gıda Tasarımları” Konuşmacılar: Lale Çırakoğlu Acar - KÖK Project Moderatör: Nur Gayretli Günümüzde çevresel etkileri en aza indirgemek ve kaynakları daha verimli kullanmak adına gıda tasarımları büyük bir önem kazanıyor. Bu söyleşide; sürdürülebilir gıdaların geleceği, çevre dostu ambalajlar ve etkinliklerde sürdürülebilirlik gibi önemli konuları ele alacağız.  Konuşmamızda, gıda tasarımlarında nasıl daha sürdürülebilir adımlar atılabileceğini, bu alanda gelişmelerin nasıl şekillendiğini ve ambalaj seçimlerinin çevresel etkilerini tartışacağız. Lale Çırakoğlu Acar, aşçılık eğitimi almış bir endüstri ürünleri tasarımcısı olan Lale Çırakoğlu Acar, ürün ve gıda tasarımı alanında uzmanlaşmış bir tasarımcıdır. Serbest olarak çeşitli üretimler ve denemeler gerçekleştiren Lale, gıdanın kendisi, ona eşlik eden ürünler ve gıdanın algılanış ve deneyimlenme biçimleri üzerine çalışmaktadır. Aynı zamanda Türkiye’nin ilk gıda kuluçka merkezinde yaratıcı süreçleri planlama ve koordinasyon görevlerini üstlenmektedir. Bu kapsamda Maide ve diğer girişimlerin yaratıcı projelerini hayata geçirmek için yenilikçi stratejiler geliştirmektedir. Tasarım ve gastronomi alanlarındaki derin bilgi birikimiyle, gıda ve tasarım arasındaki etkileşimleri araştıran, dönüştüren ve yeni deneyimler yaratan bir vizyona sahiptir.

    35 min

About

Akbank Sanat 2022’de 29. yılını kutluyor. Türkiye’de çağdaş sanatın gelişimini destekleyen ve sanatın farklı disiplinlerinde uluslararası projelere yer veren Akbank Sanat, özellikle genç sanatçılara kendilerini geliştirebilmeleri için çeşitli imkanlar sunmaktadır. "Değişimin hiç bitmediği yer" olma misyonuyla yılda 700’ün üzerinde etkinlik gerçekleştirmekte olan Akbank Sanat sergilerden modern dans gösterilerine, konserlerden panellere, çocuk atölyelerinden film gösterimlerine uzanan geniş bir yelpazede birçok farklı etkinliğe ev sahipliği yapmaktadır.

You Might Also Like