Dantelli Mikrofon

Dantelli Mikrofon

Karı koca sunucular Ceyhun ve Neslihan ile teknoloji ve modern hayatın değiştirdiği ilişkilere, geleneklere ve komik anlara Dantelli Mikrofon'dan bakıyoruz. Kuşak çatışması, dijital nostalji ve aile içi teknoloji tercümanlığı üzerine samimi sohbetlerimize katılın. Eğer siz de aile WhatsApp gruplarından bunaldıysanız, flört uygulamalarını çözemediyseniz veya sadece iki farklı neslin hayata bakışını merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz. Her hafta yeni bir bölümle karşınızdayız.

  1. Kafandaki Yönetmeni Kovmanın Tam Vakti: Aşırı Düşünme Hastalığını Durduracak 3 Silah

    MAY 4

    Kafandaki Yönetmeni Kovmanın Tam Vakti: Aşırı Düşünme Hastalığını Durduracak 3 Silah

    Kafanızın içinde bir yönetmen var. Ve o yönetmen şu an bu satırları okumanıza bile izin vermek istemiyor. Siz bu cümleye bakarken o yönetmen zaten arka planda bambaşka bir senaryo çekiyor: "Ya bugün işte söylediğim o cümleyi yanlış anladılarsa? Ya o mesaja bir türlü cevap vermemelerinin sebebi ben isem? Ya toplantıda o slayt çalışmazsa ve herkesin içinde rezil olursam?" Tanıdınız mı o sesi? Bu bölümde Ceyhun ve Neslihan, zihninizin içindeki o psikopat yapımcının elinden megafonu alıyor. O setin şalterlerini indiriyor. Ve size o yönetmeni bugün, kalıcı olarak işten kovacak üç somut araç veriyor. Bu bölümde ne konuşuyoruz? Taş Devri Beyni ve Bozuk Duman Dedektörü: Aşırı düşünme bir zayıflık değil, evrimsel bir yazılım hatası. Çalılıklardan gelen hışırtıyı "aslan" zanneden paranoyak atalarımız hayatta kaldı, iyimser olanlar yem oldu. O genler bizde. Bugün yöneticin sana "Yarın seninle görüşelim" dediğinde, beynin on beş saniyede seni "işten kovulmak → kredi ödeyememek → banka evi haczetmek → aile dağılmak" kara deliğine fırlatıyor. Psikologlar bu mekanizmaya "Bozuk Duman Dedektörü" diyor. Tost makinesinde ekmek bir tık fazla kızardı diye binanın bütün yangın sirenleri çalmaya başlıyor. Kontrol İllüzyonu ve Sallanan Sandalye: Biz yatakta saatlerce dönüp durarak, o toplantıyı kafamızda bin kere canlandırarak güya "önlem aldığımızı" zannediyoruz. Oysa o düşünme eylemi hiçbir sorunu çözmüyor. Zihni bir sallanan sandalye gibi düşünün — saatlerce enerji harcarsınız, terlersiniz, yorulursunuz. Sabah güneş doğduğunda o sandalye odada bir milimetre bile ileri gitmemiştir. Buna "Anksiyete Akşamdan Kalmalığı" deniyor: Sabah yataktan sanki dayak yemiş gibi kalkarsınız, korkunç toplantıya girersiniz ve yöneticiniz der ki: "Dünkü analizlerin harikaydı, genel müdüre de sunum yapmanı istiyorum." Birinci Silah — 5-4-3-2-1 El Freni: Gece o karanık kuyuya düşmeye başladığınız ilk saniyede, zihnin içinde geri sayıyorsunuz: 5... 4... 3... 2... 1. Bu matematiksel eylem, panik ve korku merkezi olan Amigdala'nın elinden direksiyonu zorla alıp mantık merkezinize veriyor. Ama sadece durdurmak yetmiyor. O boşalan koltuğa hemen bir "Çapa Düşünce" oturtmak zorundasınız — sizi güvende hissettiren, somut, gerçek bir plan. Yoksa yönetmen beş saniye sonra tekrar kamerayı omuzlayacak. İkinci Silah — Veresiye Defteri (Brain Dump): Düşünceler içeride tutuldukça büyüyen birer gaz bulutudur. Dışarı aktarıldıklarında mürekkep lekesine dönüşürler. O anksiyete krizine girdiğinizde ekranları kapatın, fiziksel bir kağıt ve kalem alın ve kafanızdaki bütün senaryoları hiç filtrelemeden dökün. "Apartman WhatsApp grubuna aidat mesajı attım, kimse cevap vermedi, kesin beni devirmeye çalışıyorlar, gizli grup kurdular" diye yazdığınızda, o düşünce soyut bir canavar olmaktan çıkıp beyaz kağıtta duran komik bir mürekkep lekesine dönüşüyor. Beyin o kağıdı "harici disk" olarak görüyor ve o yorucu sekmeyi kapatıyor. "Ya Olursa" Zehri ve Analiz Felci: İki kelimelik dünyanın en yıkıcı gerilim romanı. "Ya olursa" sizi şu andan koparıp yaşanmamış bir felaketin yasını tutturuyor. Cuma akşamı eşinizle o şık restoranda kahve içerken bedeniniz masada, zihniniz pazartesi sabahı toplantısında ter döküyor. Overthinking'in bizden çaldığı en pahalı şey para veya kariyer değil — "Şimdiki Zamanımız." Üçüncü Silah — "Şu An Ne Var?" Sorusu: "Ya olursa" yerine "Şu an ne var?" Şu an kovuldum mu? Hayır. Şu an önümde sıcak bir çay var. Zihinsel enerjiyi felaket senaryolarından çekip tam bulunduğunuz saniyeye demirlediğinizde, yönetmen megafonunu bırakıp odayı terk etmek zorunda kalıyor. Mark Twain demiş ki: "Hayatım boyunca binlerce felaket yaşadım... Ama bunların çok büyük bir kısmı gerçekte asla başıma gelmedi." Kafanızdaki yönetmeni bugün kovun. Sözleşmesini yırtın. Setin ışıklarını kapatın. #AşırıDüşünme #Overthinking #AnksiyeteileBasaCıkma #5SaniyeKuralı #MelRobbins #PsikolojiPodcast #DantelliMikrofon #TürkçePodcast #KişiselGelişim #ZihinselSağlık

    34 min
  2. Gizli Silahın Adı Gri Kaya: O Özür Hiç Gelmeyecek — Kendi Kapanışını Kendin Yaz

    APR 28

    Gizli Silahın Adı Gri Kaya: O Özür Hiç Gelmeyecek — Kendi Kapanışını Kendin Yaz

    Şu an, daha bu satırı bitirmeden aklınıza o isim geldi bile. Size o haksızlığı yapan, güveninizi paramparça eden ve hiçbir şey olmamış gibi hayatına devam eden o kişi. Yıllarca o özür mesajını beklediniz. O duş provalarını yaptınız — "O bana böyle diyecek, ben de ona öyle bir cevap vereceğim ki yerin dibine girecek" diye fanteziyle avundunuz. Bu bölümde Ceyhun ve Neslihan size acı ama kurtarıcı bir gerçeği söylüyor: O özür asla gelmeyecek. Ve zaten gelse de işe yaramayacak. Bu bölümde ne konuşuyoruz? Kapanış İllüzyonu ve Adil Dünya Hipotezi: Küçüklükten beri masallarla büyüdük — iyiler kazanır, kötüler cezasını çeker. Beynimiz bu masala o kadar inanmış ki, "kötülerin de kazanabileceği" ihtimalini işlemeyi reddediyor. İşte bu yüzden o bekleme salonuna oturuyoruz. Elimizde numaratörle, o kapıdan pişmanlıkla içeri girecek birini bekliyoruz. Oysa o kişi Kaş'ta tatil yapıyor, sen ise plastik sandalyede çürüyorsun. Zihnin Açık Sekmeleri ve Ruhun Bataryası: Neslihan'ın telefonunda 87 açık sekme vardı. Her biri arka planda veri çekiyor, bataryayı eritiyor, cihazı ısıtıyordu. Bizim zihnimizin de tam olarak böyle sekmeleri var — yıllar önce yaşanmış ama bir türlü "X" tuşuna basıp kapatamadığımız o hikayeler. O eski patron. O ihaneti yapan arkadaş. O güveni kıran sevgili. Hepsi arka planda açık, hepsi ruhunun şarjını sinsi sinsi tüketiyor. Radikal Kabulleniş ve Mektup Tekniği: Kapanış için affetmek şart değil. "Affetmek" ile "serbest bırakmak" iki farklı eylemdir. Sırtındaki bıçağı çıkarıp yere atmak için, onu saplayana gülümsemen gerekmiyor. Bu bölümde o bekleme salonunun kapısını kırmak için somut ve sarsıcı bir teknik öğreneceksiniz: O gelmeyecek özür mektubunu kendi elinizle yazıp, kendi sesinizle okuyacak ve yakacaksınız. Kül Tablası Etkisi — İlişkilerde Kapatılmayan Sekmeler: Büyük ihanetleri geçelim. Peki ya evliliklerin, arkadaşlıkların içinde "affettim" deyip aslında hiç kapatamadığımız o küçük kırgınlıklar? Temizlenmeyen kül tablası dolar taşar — ve yıllar sonra pazar sabahı araba anahtarı kavgasının ortasında, 2021 yazındaki tatil krizini yüzüne fırlatırsın. Kapatılmamış her tartışma, cephane deposuna kaldırılmış bir el bombasıdır. Zombi Mesajları ve Ping Tuzağı: Sekiz ay sessizlikten sonra, doğum gününde o isim ekrana düşer: "Umarım iyisindir." Ya da Instagram story'ne alev emojisi atar. Bu bir pişmanlık değil — bu bir Ping'dir. Karşı taraf sunucunun hâlâ ayakta olup olmadığını test ediyor: "Kapım açık mı, olta yemi tutuyor mu?" diye yokluyor. Bu mesaja öfkeyle cevap verirsen oyunu kaybedersin — karşı tarafa "Hâlâ kontrolündesin" bilgisini kendi elinle vermiş olursun. Gri Kaya Metodu: Psikolojinin en güçlü savunma silahı. Bir kayayı düşün — gri, dümdüz, sıkıcı. Hiçbir reaksiyon vermez. Biri tekme atarsa, acıyan tekme atanın ayağıdır. O Ping'e cevap verme. "Görüldü" bile yapma. Sil, bildirim kaydır, telefonu bırak. Kapanış, karşı tarafın ne söylediğiyle ilgili değildir. Kapanış, onun sözlerine artık zerre ihtiyaç duymamandır. Bu haftanın meydan okuması: O kişi için o Özür Mektubunu kendi elinle yaz. Onun ağzından, duymaya muhtaç olduğun tüm itirafları kağıda dök. Sesli oku. Sonra yak. Küllerini savururken, o kişiyi hayatının başrolünden alıp jenerikte bile adı geçmeyen bir figürana dönüştür. Haftaya: Zihninizdeki Yeteneksiz Yönetmen — gece 3'te tavana bakarken kurduğumuz "kesin kovulacağım, kesin soğudu" felaket senaryolarını ve Overthinking tuzağını konuşacağız. 🎙️ Dantelli Mikrofon | 2. Sezon 4. Bölüm — Ceyhun & Neslihan #GriKayaMetodu #KapanışIllüzyonu #ZombiMesajı #LetThem #ToksikİlişkiPodcast #PsikolojiPodcast #DantelliMikrofon #TürkçePodcast #KişiselGelişim #ÖfkeyiBırakmak

    28 min
  3. "Benim Çocuğum Yapmaz" — O Kalkanı Paramparça Ediyoruz | Okul Şiddeti, Medya Zehri ve Ebeveynlik Gerçeği

    APR 18 ·  BONUS

    "Benim Çocuğum Yapmaz" — O Kalkanı Paramparça Ediyoruz | Okul Şiddeti, Medya Zehri ve Ebeveynlik Gerçeği

    Bu sabah çocuğunuzun çantasını hazırlarken aklınızdan geçen en büyük endişe neydi? Beslenme kutusu mu? Ödev mi? Öğretmeniyle arası iyi olur mu? Kahramanmaraş Ayser Çalık Ortaokulu'nda o anneler de aynı çantaları hazırladılar. "Okul dünyanın en güvenli yeridir" diyerek çocuklarını uğurladılar. Saatler sonra ekranlara kan donduran son dakika bantları düştü. İstanbul Çekmeköy'de gencecik bir biyoloji öğretmeni, Fatma Nur Çelik, kendi öğrencisi tarafından okul koridorunda hayatını kaybetti. Ve biz ne yaptık? Hemen o konforlu refleksimize sığındık: "Okullarda güvenlik zafiyeti var! Milli Eğitim nerede? O güvenlik görevlisi nasıl içeri aldı?" Bu bölümde Dantelli Mikrofon o suçu dışarıda aramayı reddediyor. Bugün o suçu aynaya bakarak arıyoruz. Bu bölümde ne konuşuyoruz? "Benim Çocuğum Yapmaz" illüzyonu — Veli toplantısında müdürün karşısına geçip "Benim oğlum evde melek gibidir, kesin diğerleri kışkırtmıştır" diyen ebeveyn profili neden bu ülkenin en tehlikeli illüzyonudur? Çocuğunun zorbalık yaptığını kabul etmeyi kendi egosuna yapılmış bir saldırı olarak gören ebeveyn, o çocuğun işlediği her suçun gerçek ortağıdır. Dijital Tetikçiler ve Reyting Uğruna Satılan Beyinler — Çocuğunuz akşam odasına çekildiğinde "Oh, sessiz sakin oturuyor" diyorsunuz. Oysa o kapalı kapının ardında, dünyanın en denetimsiz sokaklarında tek başına yürüyor. TikTok'taki mafya özentisi fenomenler, YouTube'daki şiddet içerikli yayıncılar, prime-time'da sokak ortasında adam vuran "kahraman" dizi karakterleri — bunlar çocuğunuzun ahlaki pusulasına el koyan dijital eğiticilerdir. Biz bu zehri onların damarlarına kendi ellerimizle enjekte ettik. Siber Zorbalık — Bizim çocukluğumuzda mahalle kavgası ev kapısında biterdi. Şimdiki çocukların evi yok. O zorbalık WhatsApp gruplarıyla, isimsiz Instagram hesaplarıyla çocuğun yatağına, yastığının içine kadar giriyor. 7/24 bitmez tükenmez bir psikolojik işkence. Ve bunu yapan çocuklar ekranda bir profil fotoğrafına mesaj attıkları için zerre kadar vicdan azabı çekmiyorlar — karşılarındaki nefes alan bir insan değil, bir video oyununda "kill" skoru alacakları dijital bir nesne. Kar Küreyici Ebeveynlik — Helikopter ebeveynin de ötesinde, çok daha tehlikeli bir model. Çocuğun yolundaki bütün engelleri, bütün zorlukları önceden temizleyen ebeveyn. Okul projesini onun yerine yapan, arkadaşıyla kavga edince öğretmeni fırçalayan, çocuğun hiçbir hayal kırıklığıyla yüzleşmesine izin vermeyen o model. Peki o çocuk 15 yaşında gerçek dünyayla karşılaştığında ne oluyor? Bütün işletim sistemi çöküyor. Öğretmen hayatında ilk defa ona gerçek bir "Hayır" diyor — ve o çocuk bunu kendi varlığına yapılmış devasa bir saldırı olarak algılıyor. Proje Çocuk Sendromu ve Koşullu Sevgi — Kendi gerçekleştiremediğimiz hayallerin rövanşını 10 yaşındaki bir çocuğun omuzlarına yüklemek. Piyano kursu, İngilizce etüdü, robotik kamp, yüzme antrenmanı — bir ilkokul birinci sınıf öğrencisinin günlüğünde bir CEO'nun takviminden fazla toplantı var. Ve o çocuğa verilen sessiz mesaj şu: "Sen sadece başarılı olduğun sürece sevilmeye layıksın." Mel Robbins'in o tespiti tam burada geçerli: "Evde görülmeyen çocuk, dışarıda duyulmak için dünyayı ateşe verir." Okullardaki çeteleşmeler, zorbalıklar tam olarak bu "görülme" ve "ait olma" ihtiyacından doğuyor. Bu akşam o evin içinde ekranları kapatın. Çocuğunuzun odasının kapısını tıklatın. "Oyunun ortasındayım!" diye bağıracak, kapıları çarpacak. Bırakın. O beş dakikalık kavgadan kaçtığınızda, o sınırı çizmediğinizde, o "Hayır"ı söylemediğinizde — o bedeli yarın bir başkasının evine kor bir ateş olarak gönderiyorsunuz. Fatma Nur öğretmenin ve o koridorlarda hayatını kaybeden çocukların anısı önünde toplum olarak büyük bir utanç borcumuz var. Bu borcu siyah kurdele paylaşarak değil, kendi evimizin içindeki o çocukları vicdanlı, sınır bilen, merhametli bireyler olarak yetiştirerek ödeyebiliriz. #OkulŞiddeti #BenimÇocuğumYapmaz #SiberZorbalık #AkranZorbalığı #ÇocukPsikolojisi #KarKüreyiciEbeveynlik #EbeveynlikPodcast

    35 min
  4. Elalem Ne Der? | Toplum Baskısı, Başkaları İçin Yaşamak ve Kendi Hayatını Yaşama Cesareti (Psikoloji & Kişisel Gelişim Podcast)

    MAR 17

    Elalem Ne Der? | Toplum Baskısı, Başkaları İçin Yaşamak ve Kendi Hayatını Yaşama Cesareti (Psikoloji & Kişisel Gelişim Podcast)

    Hayatını gerçekten sen mi yaşıyorsun… yoksa “elalem ne der” diye düşünerek mi karar veriyorsun? Toplum baskısı, başkalarının fikirleri ve sosyal çevrenin beklentileri farkında olmadan hayatımızı yönlendirebiliyor. Birçok insan kendi hayallerini değil, başkalarının onayını kazanmak için yaşamaya başlıyor. Dantelli Mikrofon’un bu bölümünde toplum baskısı, elalem ne der düşüncesi ve başkaları için yaşamak konusunu psikolojik açıdan konuşuyoruz. Bu bölümde şu soruların cevaplarını arıyoruz: • İnsanlar neden sürekli başkalarının ne düşüneceğini hesaplar?• Toplum baskısı ve sosyal onay ihtiyacı insan psikolojisini nasıl etkiler?• Başkaları için yaşamak özgüveni nasıl zayıflatır?• Kendi hayatını yaşamak neden bu kadar zor geliyor?• “Elalem ne der” düşüncesinden kurtulmak mümkün mü? Eğer zaman zaman kendi kararlarını alırken toplum baskısını hissediyorsan, bu bölüm sana farklı bir perspektif sunabilir. Bu podcast bölümü şu konularla ilgilenenler için:kişisel gelişim, psikoloji, özgüven geliştirme, toplum baskısı, başkalarının fikirlerinden etkilenmek, hayat kararları, ilişkiler, bireysel farkındalık ve kendi hayatını yaşamak. 🎙️ Dantelli Mikrofon PodcastHayat, ilişkiler, psikoloji ve günlük yaşam üzerine samimi sohbetler Sosyal Medyada Bize Katılın: ► Instagram: https://www.instagram.com/dantellimikrofon/ ► TikTok: https://www.tiktok.com/@dantelli.mikrofon ► Twitter (X): https://x.com/DanteliMikrofon ► Facebook: https://www.facebook.com/DantelliMikrofonPodcast ► LinkedIn: linkedin.com/company/dantelli-mikrofon ► Youtube: https://www.youtube.com/@DantelliMikrofon

    25 min
  5. Aynadaki Yabancı: Herkesin "Her Şeyi" Olurken Kendini Unuttun Mu? (Sezon Finali)

    MAR 10

    Aynadaki Yabancı: Herkesin "Her Şeyi" Olurken Kendini Unuttun Mu? (Sezon Finali)

    Bu sabah lavabonun başında yüzünü yıkarken aynaya uzun uzun baktın mı?Orada gördüğün kişi gerçekten sen misin, yoksa başkalarının hayatını omuzlamaktan kendi hayatına geç kalmış yorgun bir yabancı mı? Bizim neslimiz, yani "Sandviç Nesil"; alttan çocukların bitmek bilmeyen talepleri, üstten yaşlanan anne-babaların beklentileri arasında ezildi. Evdeki, ailedeki herkesin krizini çözen o görünmez kahramanlar olduk.Toplum buna "saçını süpürge etmek" diyerek alkış tuttu ama kimse o eskiyen süpürgeye "Senin hayallerin neydi?" diye sormadı. Dantelli Mikrofon'un 1. Sezon Finalinde, işte o sinsi "Kimlik Tutulması"ndan nasıl çıkacağımızı konuşuyoruz.David Brooks'un muazzam "İkinci Dağ" teorisiyle yüzleşiyoruz. Birinci dağın (kariyer, ev, evlilik) zirvesine kan ter içinde çıkıp "Bu kadar mıydı?" diyenlerin içindeki o derin boşluğu masaya yatırıyoruz. Ve en önemlisi, ruhunuzu o karanlık vadiden çıkaracak "Pazar Sabahı Testi" ve "Kıvılcım Listesi" ile, komada bekleyen tutkularınıza suni teneffüs yapıyoruz.Biz haftaya, 40'ından sonra yeniden "Çırak" olmaya, kendi "Yarım Kalanlar Projemize" başlıyoruz. Siz de o unuttuğunuz masaya yeniden oturmaya cesaretiniz varsa, kulaklıklarınızı takın.Birinci sezonu kapatıyoruz ama asıl hikayemiz şimdi başlıyor. ⏱️ Bölüm Zaman Damgaları 00:00 – Aynadaki o yabancıyla yüzleşme: "Ben kimim?"03:08 – Sandviç Nesil: İki kuşak arasında sıkışan yorgun hayatlar05:25 – "Saçını süpürge etmek" neden kutsal değil, tehlikeli bir övgüdür?08:35 – Orta yaş krizinin asıl sebebi: Kimlik Tutulması ve nabız kontrolü11:50 – İkinci Dağ Teorisi: Zirveye çıkıp "Ee, bu muymuş?" demek16:15 – Pazar Sabahı Testi: Ruhunun alışveriş listesini hazırlıyoruz22:40 – "Vaktim yok" yalanı vs. 2 saat kaydırılan Instagram Reels'ları24:45 – 1. Sezon Finali Sürprizi: "Yarım Kalanlar Projesi" başlıyor! 🎯 Küçük Hatırlatma Bu bölümü dinledikten sonra bir kağıt alın ve sizi siz yapan, yıllardır tozlu raflarda unuttuğunuz o 3 şeyi yazın ("Kıvılcım Listesi").Ve bu hafta o listeden birine sadece 15 dakika ayırın. "15 dakikam bile yok" demeyin; başkalarının hayatını izlediğiniz o telefon ekranını kaydırmaya ayırdığınız saatlerden sadece 15 dakikasını kendi ruhunuz için geri alın. Birlikte İkinci Dağa tırmanmaya hazır mısınız?

    27 min
  6. Eşinle Ev Arkadaşına Mı Dönüştün? | O Sağır Edici Sessizlik ve 5-3-1 Kuralı

    MAR 3

    Eşinle Ev Arkadaşına Mı Dönüştün? | O Sağır Edici Sessizlik ve 5-3-1 Kuralı

    Akşam saat 10.Çocuklar uyumuş. Evin kaosu bitmiş.Salonda sadece çay kaşığının bardağa vuran o ince çınlama sesi var. Çın... Çın... Çın... Sonra o çay kaşığı tabağa bırakılıyor ve o sağır edici sessizlik başlıyor. O koltukta yan yana oturduğunuz 3 saat boyunca eşinizle birbirinize kaç cümle kurdunuz? "Doğalgaz faturası gelmiş", "Yarın çocukları sen al", "Ekmek bitmiş..." Eğer aranızdaki tüm iletişim buysa, tebrikler; dünyanın en sorunsuz çalışan lojistik şirketini yönetiyorsunuz. Ama acı bir gerçek var: Siz artık sevgili değil, aynı evi paylaşan iki yorgun "Ev Arkadaşısınız." Bu bölüm, o kalın duvarları yıkıp "Lojistik Şirketi"nden istifa etmek isteyenler için. Ceyhun ve Neslihan ile birlikte;Pırıl pırıl flörtlerden pijamalı ev arkadaşlarına nasıl dönüştüğümüzü ve zihnimizin o acımasız "Yeni Araba Sendromu"nu (Hedonik Adaptasyon) konuşuyoruz. Her akşam sinir krizine dönüşen "Ne yiyelim, ne izleyelim?" savaşlarını anında bitiren mucizevi 5-3-1 Kuralı ile tanışmaya hazır olun. Ayrıca aylardır kendi mutfağımızda ilmek ilmek işlediğimiz ilk e-kitabımız **"Mükemmel Aile Yalandır"**ın çıkış müjdesini de bu bölümde veriyoruz! O ruhsuz "Günün nasıl geçti?" sorusunu çöpe atıp, eşinizle yeniden tanışmaya hazırsanız...Çayları tazeleyin. Asıl yüzleşme şimdi başlıyor. Bölüm Zaman Damgaları 00:00 – Çay kaşığı sesi: Evdeki o sağır edici sessizlik 02:20 – Lojistik şirketinden istifa: E-Kitabımız "Mükemmel Aile Yalandır" Çıktı! 04:45 – Konfor Tuzağı: Jilet gibi gömleklerden dizleri çıkmış eşofmanlara 08:50 – Bilimsel Yüzleşme: Hedonik Adaptasyon ve "Yeni Araba Sendromu" 11:55 – Bağlantı Çağrıları (Ping): Eşinize komik video atıp "Time Out" hatası almak 13:50 – Karar Yorgunluğu ve Akşam Yemeklerini Kurtaran Oyun: 5-3-1 Kuralı 19:00 – "Günün nasıl geçti?" sorusunu neden yasaklıyoruz? (Merak Soruları) 22:20 – Modemin fişini çekip takmak: 10 Dakikalık Mikro Randevular 25:50 – Gelecek Hafta: Birinci Sezon Finali ve Geri Dönüşü Olmayan O Büyük Kararımız! Küçük Hatırlatma Bu akşam kapıdan içeri girdiğinizde, eşofmanları giymeden önce televizyonu kapatın. Telefonları sepete bırakın. Ve eşinize 10 dakikalık bir mikro randevu verip şu soruyu sorun: "Bütçe ve zaman sınırımız olmasa, benimle dünyanın neresinde, ne yapıyor olmak isterdin?" Onu tekrar merak edin. Çiçeği sulamayı unutmayın. İyi dinlemeler!

    33 min

About

Karı koca sunucular Ceyhun ve Neslihan ile teknoloji ve modern hayatın değiştirdiği ilişkilere, geleneklere ve komik anlara Dantelli Mikrofon'dan bakıyoruz. Kuşak çatışması, dijital nostalji ve aile içi teknoloji tercümanlığı üzerine samimi sohbetlerimize katılın. Eğer siz de aile WhatsApp gruplarından bunaldıysanız, flört uygulamalarını çözemediyseniz veya sadece iki farklı neslin hayata bakışını merak ediyorsanız, doğru yerdesiniz. Her hafta yeni bir bölümle karşınızdayız.

You Might Also Like