Dollyworld

İbrahim Cem Özsefil, Atabey Ünlü | Boş Yapma Enstitüsü

Bilimi sevdiği kadar filmleri de seven moleküler biyologların dünyasına hoşgeldiniz! Biyoloji dünyasının göz bebeği Dolly’den aldığımız ilhamla hazırladığımız videocast/podcast serilerimiz Dollywood ve Dollypop'la karşınızdayız. Dollywood’da, filmlerin bilimsel yanlarını gerek pozitif, gerekse de sosyal bilimler bakımından olmak üzere farklı perspektiflerden değerlendiriyoruz. Dollypop’ta ise güncel dizi ve filmleri masaya yatırıyoruz. Serilerimizde kimi zaman bize akademiden ve alanında uzman konuklarımız eşlik edecek, kimi zamansa pek değerli Dolly’mizle baş başa olacağız.

  1. Interstellar'dan Beri En İyi Bilimkurgu mu? | Project Hail Mary İnceleme

    4D AGO

    Interstellar'dan Beri En İyi Bilimkurgu mu? | Project Hail Mary İnceleme

    Yeni bölümümüzde 2026'nın en büyük sinema olaylarından biri olan Project Hail Mary (Kurtuluş Projesi) filmini inceliyoruz. İncelememizde film incelemesinin yanında; filmin arka planındaki bilimi de tartışıyoruz. The Martian ile tanıdığımız Andy Weir'ın kaleminden çıkan, yönetmen koltuğunda Phil Lord ve Christopher Miller ikilisinin oturduğu film; bizi hafızasını kaybetmiş bir ortaokul öğretmeninin tek başına uyandığı bir uzay gemisinden alıp, Güneş'i yavaş yavaş tüketen mikroskobik bir tehdidin merkezine götürüyor. Film, bizi Petrova Hattı'ndaki kızıl parıltının peşinde koştururken, aslında hayatta kalmanın sadece teknolojiyle değil, başka bir türle kurulan iletişimle mümkün olduğunu gösteriyor. Hikaye ilerledikçe, uzaylı dostumuz Rocky ile kurulan o eşsiz bağı izlerken, perdenin arkasındaki teknik emeği; yani Rocky'nin canlandırılmasında CGI yerine tercih edilen Bunraku kuklalarını ve pratik efektlerin yarattığı o gerçekçilik hissini de masaya yatırıyoruz. Bu incelemede, ayrıca, hikayenin dayandığı bilimsel temelleri de masaya yatırıyoruz. Filmdeki astrofajların, gerçek dünyada okyanus tabanlarında yaşayan ve uzun mesafeli elektron transferi yapabilen kablo bakterileri ile olan şaşırtıcı benzerliğini ve bilimsel gerçekliğini deşifre ediyoruz. Tüm bu detayların yanında, filmin ritmini bozan unsurları da es geçmedim. Hikaye akışının sık sık flashbacklerle (bölünmesinin izleyici üzerindeki etkisini tartışırken, finalin neden biraz "gecikmiş" hissettirdiğini ve kurgudaki tempo sorunlarını eleştiriyoruz. 10 üzerinden verdiğim puanı ve final hakkındaki eleştirimilerimi merak ediyorsanız, buyurun videoya! Bilimle ve sinemayla kalın. İyi seyirler!... #projecthailmary #filminceleme #bilim #bilimkurgu #ryangosling #andyweir #film #sinema #movie #filmönerisi

    21 min
  2. Eleştirmenler Gömdü Ama Bu Film Sizi Düşündürecek! | In The Blink of An Eye İnceleme

    APR 2

    Eleştirmenler Gömdü Ama Bu Film Sizi Düşündürecek! | In The Blink of An Eye İnceleme

    Eleştirmenler gömse bile bilimsel altyapısı ve verdiği mesajlarla dikkat çeken In the Blink of an Eye filmini incelerken evrim, insan doğası ve zamanın ötesindeki bu ilgi çekici filmin arka planındaki bilimsel gerçekleri de tartışıyoruz.Wall-E ve Kayıp Balık Nemo'dan tanıdığımız Andrew Stanton'ın yönettiği, senaryosunu Colby Day'in yazdığı bu film; bizi, Neandertaller'in keşfettiği, Dünya'nın ilk müzik aleti olan ilk flütten alıp binlerce yıl sonraki uzay gemilerine götürüyor. Peki onca teknolojik devrime rağmen, 45.000 yıldır insanlık olarak dertlerimiz hiç değişmedi mi? Film, Sylvia Plath'in "Hatırla, hatırla, bu an şimdidir, ve şimdi, ve şimdi..." sözüyle açılış yaparak insanlığın zamansızlığını üç farklı dönem üzerinden anlatmaya çalışıyor. Hikaye bizi önce geçmişe, Homo Sapiens'ten önceki ilkel atalarımız Neandertaller'in hayatta kalma mücadelesine götürüyor; ardından günümüzde eski fosilleri inceleyen bir bilim insanının dünyasına sokuyor; son olarak da insanlığın tohumlarını başka bir galaksiye taşımaya çalışan uzay gemisiyle geleceğe fırlatıyor.Bu üç farklı zaman dilimi arasında gezindiğimiz bu incelemede, sadece sinematografik tercihleri değil, hikayenin dayandığı evrimsel gerçekleri de detaylıca inceliyoruz. Özellikle videonun başında değindiğim gibi, Neandertallerin gerçekten mucit olup olmadığını ve 1995'te Slovenya'daki Divje Babe mağarasında bulunan 60.000 yıllık Neandertal flütünün bize insanlık tarihi hakkında neler anlattığını tartışıyoruz.Tüm bu ufuk açıcı detayların yanında filmin neden bu kadar sert eleştirildiğini de es geçmedim. Filmin Neandertal-Sapiens ilişkisine yaklaşımındaki o fazla "Pollyannacı" tavrı eleştirirken, onca harika fikre rağmen hikayenin neden izleyicide duygusal bir kopukluk yarattığını konuşuyoruz.İyi seyirler!...#InTheBlinkOfAnEye #bilimkurgu #filmönerisi #filminceleme #neandertal #evrim #sinema #uzay #andrewstanton

    7 min
  3. NOSTALJİ BİR VİRÜSTÜR! | 28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı Filmi İncelemesi | Dollypop #17

    JAN 25

    NOSTALJİ BİR VİRÜSTÜR! | 28 Yıl Sonra: Kemik Tapınağı Filmi İncelemesi | Dollypop #17

    28 Years Later: The Bone Temple'ın biyolojik ve sosyolojik otopsisini yaptığımız yeni bölümde, Rage virüsünün tedavisinden iyot zırhının arkasındaki bilime kadar filmin tüm gerçeklerini ve nostaljinin tehlikelerini bir bilim insanı gözüyle inceliyoruz.Üçüncü film hedefi ıskalamış olsa da, seri bu filmle kesinlikle rayına oturmuş. Özellikle tematik köklerine dönüşüyle, serinin bu dördüncü halkası ilk filmle boy ölçüşecek seviyede.Film, günümüz statükosuna; bilhassa siyasetin nostaljiyi bir silaha dönüştürerek dünyayı nasıl yozlaştırdığına ve kültürel bir durgunluğu nasıl dayattığına dair çok net cümleler kuruyor. Nia DaCosta ve Alex Garland, krizdeki bir toplumun bugünkü çürümüşlükle yüzleşmek yerine; romantize edilmiş, yanlış hatırlanan bir geçmişe nasıl sığındığını göstermek için bu 'donmuş kültür' kavramını ustaca kullanıyor.Jack O'Connell'ın karakteri, çocukluk pop kültürünün parçalarını şiddet dolu yeni bir mitolojiye dönüştürerek bu 'silahlanmış masumiyeti' kusursuzca bedenleştiriyor. Bir bilim insanı olarak; hikayenin ampirik gerçeği, çarpıtılmış mitlerden oluşan o 'halüsinatif kaleydoskopun' karşısına koyması ve bilimsel düşünceyi bu çöküşten tek çıkış yolu olarak sunması beni fazlasıyla tatmin etti.Videoda sadece sosyolojik değil, biyolojik bir otopsi de yapıyoruz. Dr. Kelson'ın turuncu iyot zırhının ozmotik basınçla virüsleri nasıl parçaladığından, Rage virüsünün morfin ve antipsikotik kokteyliyle gerçekten baskılanıp baskılanamayacağına kadar; filmin sunduğu tıbbi 'çözümleri' gerçek bilimin süzgecinden geçiriyoruz. Bilim kurgunun nerede bitip, gerçek biyokimyanın nerede başladığını merak edenler için videonun 'fact-check' kısmı zihin açıcı olacak.Jack O'Connell ve özellikle Ralph Fiennes muazzam. Fiennes'ın 'The Number of the Beast' sahnesi, sinema tarihinin en iyi şarkı kullanımlarından biri!Sizin film hakkında görüşleriniz neler? Yorumlarda buluşalım.Bilimsel perspektiften film analizlerini kaçırmamak için kanala abone olmayı ve bildirimleri açmayı unutmayın!...#28yearslater #film #bilim

    22 min

About

Bilimi sevdiği kadar filmleri de seven moleküler biyologların dünyasına hoşgeldiniz! Biyoloji dünyasının göz bebeği Dolly’den aldığımız ilhamla hazırladığımız videocast/podcast serilerimiz Dollywood ve Dollypop'la karşınızdayız. Dollywood’da, filmlerin bilimsel yanlarını gerek pozitif, gerekse de sosyal bilimler bakımından olmak üzere farklı perspektiflerden değerlendiriyoruz. Dollypop’ta ise güncel dizi ve filmleri masaya yatırıyoruz. Serilerimizde kimi zaman bize akademiden ve alanında uzman konuklarımız eşlik edecek, kimi zamansa pek değerli Dolly’mizle baş başa olacağız.