Ceylan Ulusoy ile Alışkanlıkların Ötesinde

Ceylan Ulusoy

Yaşamla dönüşüyor, evrimleşiyoruz. 5 yıl önce başlayan bu yolculukta, ben de yaşamla evrildim. Aristoteles’in yaşamda denge anlayışından ilhamla, her bölümde farkındalık, öz şefkat, alışkanlık değiştirme ve anlam ekseninde dört bacaklı masayı inşa ediyoruz. Sadece yeme alışkanlıkları değil, motivasyon, zihinsel sağlık, beden algısı, haz, mutluluk ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişimi için birlikte inşaata başlıyoruz. Bana eşlik eder misiniz?

  1. Sep 10

    Ben Aslında Nasıl Bir hayat Yaşamak İstiyorum?

    “Daha az yemek istiyorum.” “Kilo vermek istiyorum.” “Akşamları kendimi kontrol etmek istiyorum.” “Yemek hakkında bu kadar düşünmek istemiyorum.” Peki bütün bunların altında aslında ne istiyorsun? Belki kilo vermek, daha az yemek ya da tatlıyı bırakmak senin asıl hedefin değil. Belki bunların arkasında kendine yeniden güvenmek, zihninde daha fazla alan açmak, bedeninin içinde daha iyi hissetmek ve kendinle sürekli mücadele etmeden yaşamak var. Bu bölümde hedef ile ihtiyaç arasındaki farkı konuşuyoruz. “Ben bunu neden istiyorum?” sorusunu birkaç katman aşağıya taşıdığında, yeme davranışınla ilgili hedefinin altında nasıl bir hayat arzusu olduğunu keşfetmeye başlıyoruz. Ayrıca çok önemli bir ayrımı ele alıyoruz: Kendini kontrol etmek mi istiyorsun, yoksa kendine güvenmek mi? Çünkü; “Bunu yememeliyim.” ile “Ne yapacağımı seçebilirim.” aynı şey değil. Bu bölümde kendine şu soruları sorabilirsin: • Yemekle ilgili değiştirmek istediğim şey ne?• Bunu değiştirebilseydim hayatımda ne farklı olurdu?• Kilo verdiğimde ya da yeme davranışımı değiştirdiğimde aslında nasıl hissetmek istiyorum?• Yemekle ilgili düşünceler hayatımda daha az yer kaplasaydı açılan zihinsel alanı neyle doldururdum?• Ben aslında nasıl bir hayat yaşamak istiyorum?• Kendimle nasıl bir ilişki kurmak istiyorum? Çünkü bazen gerçek hedefimiz bir yiyeceği bırakmak değildir. Hayatımızı yeniden genişletmektir. Ve yeniden başlamak, kendine bir kez daha “Bu sefer kesin yapacağım.” demek yerine, nereye gitmek istediğini yeniden hatırlamak olabilir. 🎧 Yeniden Başlamak | Eylül Serisi — Bölüm 2 Bu bölüm, yeme davranışını değiştirmek isteyen ama hedefinin arkasındaki gerçek ihtiyacı ve arzuyu daha net görmek isteyenler için.

  2. Sep 3

    Neden Sürekli Yeniden Başlıyoruz? Seni İçeriden Durduran Şey Ne?

    Eylül geldiğinde hepimiz biraz “yeniden başlama” moduna giriyoruz. “Bu dönem artık…” Daha düzenli besleneceğim.Spora başlayacağım.Ertelemeyeceğim.Kendime daha iyi bakacağım.Bu kez gerçekten devam edeceğim. Peki sonra neden yine bırakıyoruz? Belki sorun yeterince istememek, iradesizlik ya da disiplin eksikliği değildir. Belki sen bir şeyi değiştirmeye çalışırken, içeride başka bir şey sürekli eski düzeni korumaya çalışıyordur. “Ben böyleyim.” “Yine beceremeyeceksin.” “Daha disiplinli olmalısın.” “Nasıl olsa bozacağım.” “Önce tamamen hazır olmalıyım.” Bu bölümde, yeniden başlama döngüsünün arkasındaki yıkıcı iç seslere bakıyoruz. İç ses nedir?Her düşündüğümüz şey gerçekten bizim seçimimiz midir?Kendimize baskı yapmakla sorumluluk almak arasındaki fark nedir?Ve belki de en önemlisi: Değişmeye çalışırken zihnimiz bize ne söylüyor? Bu bölüm senden yeni bir hedef koymanı istemiyor. Tam tersine, bir süreliğine hedef koymayı bırakıp içeride olup biteni fark etmeye davet ediyor. Çünkü bazen değişimin ilk adımı daha çok çabalamak değil; kafamızın içinde zaten uzun zamandır konuşan şeyi ilk kez gerçekten duymaktır. Bir sonraki bölümde ise bir adım daha aşağıya ineceğiz: “Daha az yemek, daha disiplinli olmak, kontrolü kaybetmemek…” Bunlar gerçekten istediğimiz şeyler mi? Yoksa bunların altında başka bir ihtiyaç mı var? 🎧 Dinle ve bu kez yeniden başlamadan önce kendine başka bir soru sor.

  3. Aug 27

    Duygularımıza Neden Söz Geçiremiyoruz?

    Bir ilişkinin bitmesi gerektiğini biliriz.Bir kararın doğru olduğunu biliriz.Ne yapmamız gerektiğini aklımızla biliriz. Ama yine de özleriz, öfkeleniriz, korkarız, üzülürüz. Çünkü duygular mantığın dilini anlamaz. İlişkiler Üzerine Diyaloglar’ın bu bölümünde Mehmet Altuğ Ersoy ile kitabındaki “Söz Geçmeyen Duygular” yazısından yola çıkarak, neden duygularımıza söz geçirmek istediğimizi ve neden bunun çoğu zaman mümkün olmadığını konuşuyoruz. Duygular kendiliğinden ortaya çıkıyor. Onlara “şimdi kork”, “şimdi ağla”, “şimdi kıskan” dediğimizde bunu yapamıyoruz. Peki o zaman duygularımızla ne yapacağız? Sohbet ilerledikçe konu duygusal yemeye geliyor. Akşam kendimizi yine yemek yerken bulduğumuzda ilk sorumuz çoğu zaman: “Ne yedin?” Oysa belki daha önemli soru: “O gün ne oldu? Ne hissettin?” Çünkü bazen yemek açlığı gidermekten çok, hissetmek istemediğimiz bir duygudan uzaklaşmanın yolu haline gelebiliyor. Peki duyguyu bastırmak yerine onunla kalmayı öğrenebilir miyiz? Bir duygunun hemen geçmesini beklemek yerine, onu aceleye getirmeden dinlemek neyi değiştirir? Ve belki en önemlisi: Duygularımıza söz geçirmek zorunda mıyız, yoksa önce onlara kulak vermeyi mi öğrenmeliyiz? Bu bölümde duygular, ilişkiler, ayrılık, bilinçdışı süreçler ve duygusal yeme arasındaki bağlantıya birlikte bakıyoruz.

About

Yaşamla dönüşüyor, evrimleşiyoruz. 5 yıl önce başlayan bu yolculukta, ben de yaşamla evrildim. Aristoteles’in yaşamda denge anlayışından ilhamla, her bölümde farkındalık, öz şefkat, alışkanlık değiştirme ve anlam ekseninde dört bacaklı masayı inşa ediyoruz. Sadece yeme alışkanlıkları değil, motivasyon, zihinsel sağlık, beden algısı, haz, mutluluk ve sürdürülebilir yaşam tarzı değişimi için birlikte inşaata başlıyoruz. Bana eşlik eder misiniz?