Sesli Kılavuz

Gökhan Karabulut

Merhaba, ben Gökhan Karabulut Şiir, deneme, radyo tiyatrosu, hikayeler, kısa notlar, tavsiyeler üzerine günün konusu belirleyip seslendireceğim podcast paylaşımlarıma hoşgeldiniz. Beni dinlemeyi, eleştirmeyi, tavsiye etmeyi ihmal etmeyin. gokhankarabulut6@icloud.com üzerinden bana ulaşabilirsiniz. Hoşçakalın :)

Episodes

  1. 01/12/2025

    Hamlet Tiradı / William Shakespeare

    HAMLET: Yaşamak mı, yoksa ölmek mi, mesele bunda. Kör talihin sapanlarına, oklarına zihninde tahammül göstermek mi daha mertçe olur, yoksa kaygıların ummanına karşı silahlanıp onları yok etmek mi? Ölmek: Uyumak. O kadar! Bir uykuda kalp üzüntüsünü, tabiatın bedene miras olarak verdiği bin bir acıyı sona erdiriyoruz diyebilmek, candan gönülden istenecek bir son olur. Ölmek, uyumak. Uyumak: Belki de rüya görmek! Ya! Dert orada. Çünkü bu fani kalıbı üstümüzden sıyırıp attıktan sonra o ölüm uykusunda kimbilir ne rüyalar görürüz düşüncesi bizi durmaya mecbur ediyor. Yaşamak felaketini uzatan, işte bu düşünce. Yoksa -insan bir hançerle kendi işini kendi halledebilirken- zamanın sillesine, hakaretlerine, zalimin haksızlıklarına, kendini beğenmişin küstahlıklarına, karşılıksız kalan aşkın ıstırabına, kanunun ihmaline, mevki sahibinin kibrine, sabırla gösterilen liyakatin değersizler elinde hor görülmesine kim tahammül eder? Meşakkatli bir hayatın yükü altında inleyip ter dökmeye kim razı olurdu? Ne çare ki ölüm. Sınırlarını aşan yolculardan hiçbirinin geri gelmediği o bilinmez ülke ardında da belki bir şey vardır korkusu, zihnimizi şaşkın ederek bizi, bilmediğimiz musibetlere düşmektense içinde olduklarımıza tahammül ettiriyor. Düşünmek, işte hepimizi böyle korkak ediyor; azmin gürbüz rengi tereddüdün soluk gölgesiyle hasta bir renk alıyor. En büyük en mühim teşebbüsler, bu düşünce yüzünden, mecralarını değiştiriyor; bir fiil adını almaktan çıkıyorlar.

    Hamlet Tiradı / William Shakespeare
  2. 01/11/2025

    İstemem Eksik Olsun / Cyrano De Bergerac

    İstemem Eksik Olsun / Cyrano De Bergerac Ne yapmak gerek peki? Sağlam bir arka mı bulmalıyım? Onu mu bellemeliyim? Bir ağaç gövdesine dolanan sarmaşık gibi Önünde eğilerek efendimiz sanmak mı? Bilek gücü yerine dolanla tırmanmak mı? İstemem! Herkesin yaptığı şeyleri mi yapmalıyım Le Bret? Sonradan görmelere övgüler mi yazmalıyım? Bir bakanın yüzünü güldürmek için biraz şaklabanlık edip, Taklalar mı atmalıyım? İstemem! Eksik olsun! Her sabah kahvaltıda kurbağa mı yemeli? Sabah akşam dolaşıp pabuç mu eskitmeli? Onun bunun önünde hep boyun mu eğmeli? İstemem! Eksik olsun böyle bir şöhret! Eksik olsun! Ciğeri beş para etmezlere mi “yetenekli” demeli? Eleştiriden mi çekinmeli? “Adım Mercuré dergisinde geçse” diye mi sayıklamalı? İstemem! İstemem! Eksik olsun! Korkmak, tükenmek, bitmek… Şiir yazacak yerde eşe dosta gitmek. Dilekçeler yazarak içini ortaya dökmek? İstemem! Eksik olsun! İstemem! Eksik olsun! Ama şarkı söylemek, düşlemek, gülmek, yürümek… Tek başına. Özgür olmak. Dünyaya kendi gözlerinle bakmak. Sesini çınlatmak, aklına esince şapkanı yan yatırmak. Bir hiç uğruna kılıcına ya da kalemine sarılmak. Ne ün peşinde olmak, para pul düşünmek, İsteyince Ay’a bile gidebilmek. Başarıyı alnının teriyle elde edebilmek. Demek istediğim asalak bir sarmaşık olma sakın. Varsın boyun olmasın bir söğütünki kadar. Yaprakların bulutlara erişmezse bir zararın mı var?

    İstemem Eksik Olsun / Cyrano De Bergerac
  3. 01/11/2025

    Üç Güller Hep Sen Kokarlar 'babama' / Naime Özeren

    Üç Güller Hep Sen Kokarlar 'babama' Havada üçgül kokusu var Üçgüller hep sen sen kokarlar. Kokunu duyumsarım bin bir özlemle İçimde bir hüzzam şarkı Geçebilmek için üçgül tarlasının önünden Yolumu değiştiririm, Nedenini bilemezler Yılların yorgunuydu güzel gözlerin Uzamıştı sakalların, zayıflamıştın. Sarıldım, öptüm ellerinden Kaybolmuştu nasırların. Acaba diğer babalara da O denli kısa mıydı geceler? Hep gün ağarmadan giderdin işe, Gece, yarılanırdı nerdeyse Eve döndüğünde… Sitemkârdı gözlerin, Kırılgandı sert kabuğunun içindeki Yumuşacık yüreğin. Sordun; Nerde kaldın, neden daha erken gelmedin? Geçerli bir neden bulmaya çalıştım kendimce Kabullenmedin. Oysa sonun başlangıcıymış vakit, Bilemedim… Sokuldum yanına eskiden olduğu gibi Çocukluğumu anlat bana dedim, Gülümsedin. Askerden o gün dönmüştüm, Bir şubat ayazıydı gelişin. Kızımız oldu diye çok sevinmiştim. Gurbet kuşu olacakmışsın Nerden bileydim? Okuman uğrunaydı sadece Katlandığım hasretin, Gözlerinden gönlüme akıverdi sıcacık sevgin… Sonra; Bir at bile kırk yıl koşarmış derler, Ben koşmaya başlayalı elli yılı da geçti, Artık nasıl eskimeyeyim, dedin Kabullenmiştin… Oy kadersizim, oy çilelim, oy gülmezim, Bizler içindi tüm çektiklerin bilmez miyim? Dertlerini içine gömdün de belli etmedin. Yaklaşık kırk gece nefesini dinledim. Her yeni güne yeni bir umutla girdim. Bir şubat ayazıydı vakitlerden yine, Umudun bittiği yerde Seni zor ecele teslim ettim. Güneş kaç kez battı tepelerin ardında? Ve kaç turna katarı geçti o günden beri? Bilemem, hiç saymadım ki… Artık anlamı yok köye gelmelerin Ve seni ne kadar sevdiğimi söylemenin Yok artık gelişimize sevinmeler, tatlı telaşlar Viran kaldı ardından evler, bahçeler, bağlar Ceketinin cebinde bir tutam kurumuş üçgül Yokluğuna ağlar. Havada yine üçgül kokusu var. Neden bu kadar acımasız üçgüller? Ve neden hep sen sen kokarlar? Ne zaman gönlüme düşsen canım babam, Yüreğimin bir köşesinde Gizli bir yara kanar kanar, Küçük bir kız çocuğu Sessizce sensizliğine ağlar… Naime Koç ÖZEREN / Ağustos 2008

    Üç Güller Hep Sen Kokarlar 'babama' / Naime Özeren

About

Merhaba, ben Gökhan Karabulut Şiir, deneme, radyo tiyatrosu, hikayeler, kısa notlar, tavsiyeler üzerine günün konusu belirleyip seslendireceğim podcast paylaşımlarıma hoşgeldiniz. Beni dinlemeyi, eleştirmeyi, tavsiye etmeyi ihmal etmeyin. gokhankarabulut6@icloud.com üzerinden bana ulaşabilirsiniz. Hoşçakalın :)