Dört Ayaklı Şehir Radyosu

MuseBirds Media

🎧 Çalma listemiz: https://open.spotify.com/user/11145212483 Hayvanların Eşliğinde Bir Ses: Dört Ayaklı Şehir Radyosu, hayvanların toplumsal, kültürel ve ekolojik izlerini sürüyor. Sanattan edebiyata, sosyal ve beşeri bilimlerden sinema ve müziğe, iklim araştırmaları ve güncel haberlere uzanan bu radyoda kent, doğa ve hayvanların iç içe geçmiş hikâyeleri ses buluyor. Kentte hayvanlarla karşılaşmalar, müzik, sanat ve sinemada temsiller, meşhur hayvanların yaşamları, haklar literatürü ve akademik tartışmalarla şiddete karşı ihtimamı ve dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlıyor.

  1. 3d ago

    Nereye Uçacak Kuşlar - Serpil Karakaya Doğan | Sunuş

    Merhaba. Bu programda, şiddetin türler arası sınırları nasıl aştığını ve Filistin halkının doğayla, hayvanıyla, toprağıyla, asırlık ağacıyla kurduğu bağın acımasız politikalarla nasıl suç sayıldığını ve sistematik bir yok etmeyle hedef alındığını konuşacağız. Özellikle yerleşimci sömürgecilere ait hayvanların, sınırları çizme ve arazileri işgal ederek hareketli birer sömürge aracına ve mekânı kuran bir bileşene dönüştürülmesini, türler arasındaki ilişkilerin nasıl yeniden örgütlendiğini ve bunun yerleşimci pratiklerin hizmetine nasıl sokulduğunu anlatacağım. Su kuyularının zehirlenmesi, meraların kapatılması, hayvan barınaklarının ve sürülerin ateşe verilmesi, zeytin ağaçlarının sökülerek yerine Yahudi sembolizminin önemli ağaçlarından birisi olarak görülen çamların dikilmesi, akkuub ve za’atar gibi yerel bitkilerin “doğayı koruma” adı altında yasaklanması ve tüm bunların “hukuki” çerçevelerde dayandırılarak “meşru” gösterilmeye çalışılması gibi konular Filistin’de süregelen çok türlü şiddeti düşünebilmek için bize önemli veriler sunuyor. İşgal ve yıkım çok türlü yaşamı yeniden örgütleyip düzenlerken insan-hayvan-bitki ve toprak ilişkilerini parçalıyor, Filistinlilerin dünyayla ilişki kurma biçimlerini ortadan kaldırmaya çalışıyor.  Bu programla ben de her şeyden önce Filistin’de tüm dünyanın gözleri önünde devam eden şiddet ve işgalin, sadece “insanlığa karşı suç” olmadığını, insanla birlikte tüm coğrafyanın florasını, faunasını, taşını ve toprağını hedef alan topyekün bir yok etme savaşı olduğunu gösterebilmeyi arzuluyorum. Dolayısıyla da bu program, Filistin’e özgürlük talep ederken ya da orada devam eden soykırımı düşünürken, tüm canlılar için sömürgecilikten arındırılmış bir gelecek vizyonu kurmanın ve bunun için hem kendi coğrafyamızda hem de tüm dünyada sorumluluk almanın önemine işaret eden farklı bölümlerden oluşuyor. Nereye Uçacak Kuşlar’ın ilerleyen bölümlerinde yerleşimci sömürgeci ekolojilerini, ekolojik apartheidi, suç aleti sayılan hayvanları, yerleşimci çobanlarla bedevi sürülerini, çoban köpeklerini, gökyüzünün militarize edilmesiyle yok olan ve göç yoları değişen kuşları, halk hikayelerinde ve zeytin hasadı anlatılarında karşımıza çıkan ve dron vızıltıları ve bomba sesleri altında gökyüzüne sesleriyle barikat kuran sakaları, İsrail’in “İncil’in hayvanları” söylemini, yıkımın ortasında Filistinlilere can yoldaşı olan eşekleri, Edward Said’in bir Filistinlinin evinin işareti olarak gördüğü ya da Filistinli yazar Salman Natour’un “onlar üzerimize bomba atıyor biz onlara za’atar püskürtüyoruz” şeklinde ifade ettiği yabani otları, yaşamı ve köklenmeyi ifade eden zeytin ağaçlarını ve onların yerine dikilen çamları, insanların ve hayvanların toprakla kurdukları kadim bağı konuşacağız. Öte yandan, artık molekül seviyesine kadar inen yıkımın ortasında yaşamın birlikte nasıl yeniden örgütlediğini, çok türlü direnişi ve ittifakları mikrofonun başına taşıyacağım. İlerleyen bölümlerde sık sık Filistinli yazarların bitkiler, hayvanlar ve toprak üzerinden dile getirdikleri Filistin hasretine, çoban köpekleri Antar, Kekik, Sezar ve Masoud’un (Mesud), Cenin Kampı’nın kedisi Sukkar’ın, kanun kaçağı deve Samra’nın, yük taşımakta usta olan Mabrouk’un, dört dişini, pençelerini ve kuyruğunun bir kısmını İsrail saldırılarında kaybeden Sabrina’nın ve ismi olmayan ancak kendi hikayeleri ile çok türlü sumudun sembolü haline gelmiş ve bu programı var kılan tüm diğer canlıların hikayelerine ve direnişlerine tanıklık edeceğiz. Filistinli feminist araştırmacı ve yazar Sherena Razek, “Filistin’in doğa unsurlarının dünyayı kökten dönüştürme, zamanı farklı bir şekilde akıtma, bizi yuvamıza götürme, sığınak sağlama ve adalet getirme gücünü gördüm” diye yazar. Razek’in dediği gibi toprağın ve tüm canlıların bu intifadasına, felaket coğrafyalarında yeniden hayal kurmanın ve bunun için direnmenin ne anlama geldiğine başka bir pencereden bakabilmek umuduyla Nereye Uçacak Kuşlar programında buluşalım.

    Nereye Uçacak Kuşlar - Serpil Karakaya Doğan | Sunuş
  2. 5d ago

    Yoldaş Bitkiler - Ayça Yüksel | Bir Bitki Nasıl Yoldaş Olur?

    Bu bölümde sizleri programa adını veren “yoldaş bitkiler”in ne anlama geldiği üzerine düşünmeye davet ediyorum. Bir bitkiye nasıl “yoldaş” deriz? Bir bitki ile nasıl yoldaşlık edilebilir? Bitkiler besleyebilir, iyileştirebilir, barındırabilir, zehirleyebilir veya geçimimizi sağlayabilirler. Fakat onların yoldaşlığı yalnızca bize sundukları faydadan kaynaklanmaz. Bitkiler de herkesle iyi geçinmeyebilir. Bir bitki bazen yalnızca bir inekle veya bir arıyla elbirliği ilişkisi kurar ama başka türlerle rekabet geliştirebilir. İnsanı zehirleyen bir bitki bir kuşu zehirlemeyebilir. Bitkiler ilişkilerini seçer ve kurar. Bedenlerini çok daha farklı biçimlerde kullanarak büyümenin, direnmenin ve çoğalmanın farklı biçimlerini icra ederler. Onlar beslemenin ve yaşanacak yer vermenin ötesinde bize başka türlü yaşamın ve başka türlü dünyaların patikalarını açabilir. Yoldaşlık, ekmeği bölüşmekte yatıyor ama bunun da ötesinde esas olan ekmeği var eden türler arası kalabalığı fark edebilmek. Yabani yulafları, buğdayın tohumunu, yetiştiği toprağı, istediği suyu, ekim zamanını bilenleri, hasadını yapanlarıyla beraber. Acaba yoldaşlık, bitkilerle birlikte yaşamak, bitkilerin hayatını/becerilerini fark etmek ve onlarla birlikte öğrenmek, düşünmek ve dahası birlikte türler arası müşterek yaşamı kurmayı denemek olabilir mi? Ihlamurlar ne zaman kokar? Karabiber ağacı ne zaman meyve verir? Hünnap ağacı ne zaman dökülür, ne zaman olgunlaşır? Yaseminler ne zaman açar? Ebegümeçleri nerelerde çıkabilir? İncir ağacı ne kadar dirençlidir? Çay ne zaman ve nasıl çoğalır? Eğrelti otları kimlerle ilişki kurar? Bitkilere dair tüm bu bilgiler, uzun ve sabırlı bir teması, ihtimamı, yavaşlığı, elbirliğini ve bizatihi yoldaşlığı gerektiriyor. Bitkilerin yaşamına şahitlik etmeyi, geriye dönüp bakmayı ve birlikte yaşamın sorumluluğunu almayı… Ama her şeyden önce gerçek bir karşılaşma gerekli. Kentin sokaklarındaki yaban otlarıyla, meyve ağaçlarıyla veya bir bostanın, bahçenin içinde, kenarlarında…  13.yy’da yaşamış eski bir Çinli şair ve bilgin Fengchen Fang’ın işaret ettiği gibi, bir palmiyenin veya bir çınar ağacının gölgesinde, görünürde tek başıma dinlenirken bile aslında hiç de yalnız değilim. Çınar bana yoldaşlık ettiği gibi ben de ona yoldaşlık ediyorum. Bitkilerle yoldaşlıklar kenarlarda başlıyor, çoğalıyor… Program jeneriğinde, yaşadığım semt olan Küçükyalı’nın sokaklarında yaşayan yabani bir semizotu bitkisinin, sevgili arkadaşım Rozelin Akgün’den ödünç aldığım bir alet sayesinde sese dönüştürülmüş titreşimlerini dinliyorsunuz. Her program açılışında kentin yaban bitkilerinden oluşan bu sesler sizi karşılıyor olacak.  Programın görselinde ise 2022 yılında Hopa’da bir köy yoluna çıkarken çektiğim, ormann habercisi eğrelti otu yer alıyor. Bu vesileyle Hopa’nın insanlarına, bitkilerine ve yoldaşlıklarına selam olsun. https://www.instagram.com/yoldas.bitkiler/ hesabında program bilgilerini, duyurularını ve yoldaş bitkilere dair hikayeleri takip edebilirsiniz.

    Yoldaş Bitkiler - Ayça Yüksel | Bir Bitki Nasıl Yoldaş Olur?

About

🎧 Çalma listemiz: https://open.spotify.com/user/11145212483 Hayvanların Eşliğinde Bir Ses: Dört Ayaklı Şehir Radyosu, hayvanların toplumsal, kültürel ve ekolojik izlerini sürüyor. Sanattan edebiyata, sosyal ve beşeri bilimlerden sinema ve müziğe, iklim araştırmaları ve güncel haberlere uzanan bu radyoda kent, doğa ve hayvanların iç içe geçmiş hikâyeleri ses buluyor. Kentte hayvanlarla karşılaşmalar, müzik, sanat ve sinemada temsiller, meşhur hayvanların yaşamları, haklar literatürü ve akademik tartışmalarla şiddete karşı ihtimamı ve dayanışmayı güçlendirmeyi amaçlıyor.