Uyanış Labirenti

İçindeki Usta

Merhaba, biz Tuba ve Eren. Yok, dur ııı şeey aslında biz sadece bir podcast kaydındaki sesleriz. Evet, yanlış duymadınız! Kendimizi tamda şu an Uyanış Labirenti'nin bilinçli(!) sunucuları🎙️ ilan ettik. Artık burada, kitapların labirentinde kaybolmuş iki 'ses ilüzyonu' olarak varız. Labirent dediysekte korkmayın! 🔍✨Biz burada kaybolmak için değil, keşfetmek için toplandık. Her bölümde bu labirent yolunda bir X işareti bırakıyoruz. Burası çok moda mod bir yerde değil, uyan uyan nereye kadar arada kaybolursak Tuba ve Eren'le ilgili dedikodumuzu da yaparız;) 📚uyanislabirenti@gmail.com

  1. 4d ago

    İçimizdeki Çocuk: Olgunluk Sandığımız Karakter Zırhı

    Merhaba Uyanış Labirenti yolcuları! Bu bölümde Fritz Perls, Ralph Hefferline ve Paul Goodman'ın ortak eseri "Geştalt Terapisi: İnsan Kişiliğinde Heyecan ve Büyüme" kitabından yola çıkarak, içinizdeki yaralı çocuğu ve onun yetişkin hayatınızdaki görünmez etkilerini konuşuyoruz. Türkçeye "İçimizdeki Çocuk" alt başlığıyla çevrilen bu eser, Geştalt Terapisi'nin temel metni olarak kabul edilir . Kitap iki bölümden oluşur: birinci bölüm kendi kendine uygulanabilecek deneyimler ve alıştırmalar sunarken, ikinci bölüm kişilik gelişimi ve büyüme teorisini ele alır . Perls'e göre, içimizdeki yaralı çocuk yetişkin bedenimizde yaşamaya devam eder. Çocuklukta karşılanmamış ihtiyaçlar, bastırılmış duygular ve yarım kalmış durumlar, yetişkin ilişkilerimizde kendini tekrar tekrar gösterir. Geştalt Terapisi'nin temel amacı, bu "bitmemiş işler"i (unfinished business) fark etmek ve tamamlamaktır. "Şimdi ve burada"ya odaklanmak, geçmişin gölgesinde yaşamak yerine şu anki deneyime dönmeyi sağlar . Fritz Perls der ki: "İçimizdeki çocuk, yetişkin bedenimizde yaşamaya devam eder. Çocuklukta karşılanmamış ihtiyaçlar, bastırılmış duygular ve yarım kalmış durumlar, yetişkin ilişkilerimizde kendini tekrar tekrar gösterir. Geştalt Terapisi'nin amacı, bu 'bitmemiş işler'i fark etmek ve tamamlamaktır." ⚡ Günlük Pratikler Sabah:Gözlerini kapat ve bugün içindeki çocukla bağ kurmak için bir niyet belirle. Sor:"Bugün içimdeki çocuk ne hissediyor? Onun neye ihtiyacı var? Onu duymaya hazır mıyım?" Gün içinde:Bir tepki verdiğinde veya bir duygu yoğunlaştığında dur ve sor:"Bu tepki şu anki duruma mı ait, yoksa geçmişten gelen bir 'bitmemiş iş' mi? Kaç yaşındayım şu anda bu duyguyu yaşarken?" Akşam:Günün sonunda defterine şunları yaz: Bugün içimdeki çocuğun sesini duyduğum bir an oldu mu? Hangi durum beni çocukluk anılarıma götürdü? Şimdi ve burada kalabildiğim bir an yaşadım mı? Labirent yolcusunun notu: "Yıllarca anlamsız öfke patlamaları yaşadım. Sonra Geştalt'ın 'bitmemiş işler' kavramını duydum. Bir gün, eşim bana basit bir eleştiri yaptığında içimde çocukluktan kalma bir öfke kabardığını fark ettim. Babamın bana bağırdığı anlardan. O an durdum. Derin bir nefes aldım ve 'Şu an eşim bana bağırmıyor, sadece bir şey söylüyor' dedim. İlk kez geçmişle şimdiyi ayırabildim. İçimdeki çocuk hâlâ oradaydı ama artık onu duyabiliyordum." Geştalt Terapisinin Temel Yaklaşımı Perls'e göre insan, parçalara ayrılmış bir bütündür. İçimizde "topdog" (yapmalısın diyen otorite) ve "underdog" (yapamam diyen direnç) arasında sürekli bir çatışma vardır . Geştalt Terapisi, bu çatışan parçaları fark etmeyi ve bütünleştirmeyi amaçlar. Kitaptaki alıştırmalar, okuyucunun kendi deneyimini keşfetmesini, farkındalığını artırmasını ve duygusal yoğunluğunu derinleştirmesini hedefler . 🎙️ Sen de katıl! Kendi "içimdeki çocuk" anlarınızı, bir "bitmemiş iş"i fark ettiğiniz deneyimi veya Geştalt'ın "şimdi ve burada" yaklaşımıyla hayatınıza kattığınız farkındalığı bizimle paylaşabilirsiniz!📩 uyanislabirenti@gmail.com 📌 Bu bölümdeki pratik öneriler, Fritz Perls, Ralph Hefferline ve Paul Goodman'ın "Geştalt Terapisi: İnsan Kişiliğinde Heyecan ve Büyüme" (İçimizdeki Çocuk) kitabındaki temel kavramlardan ilham alınarak hazırlanmıştır ve podcast formatına uyarlanmıştır. #İçimizdekiÇocuk #GeştaltTerapisi #FritzPerls #ŞimdiVeBurada #Bitmemişİşler #BoşSandalye #UyanışLabirenti

  2. Oct 19

    Duygusal Şantaj: Sınırların Sisi Arasında

    Merhaba Uyanış Labirenti yolcuları! Bu bölümde klinik psikolog Susan Forward'ın çığır açan kitabı "Duygusal Şantaj" (Emotional Blackmail) kitabından yola çıkarak, en yakınlarımızın bile bize karşı kullanabileceği görünmez bir manipülasyon biçimini konuşuyoruz. Forward, "duygusal şantaj" terimini literatüre kazandıran isimdir ve kitap, bu kavramın anatomişini ortaya koyar . Forward'a göre duygusal şantaj, bize yakın olan insanların (ebeveyn, partner, patron, arkadaş) istediklerini yapmadığımızda bizi cezalandırmakla tehdit ettikleri güçlü bir manipülasyon biçimidir. Şantajcılar, ilişkilerimize ne kadar değer verdiğimizi bilirler; hassasiyetlerimizi ve en derin sırlarımızı bilirler. Ve bu özel bilgiyi istedikleri şeyi elde etmek için kullanırlar: Bizim itaatimiz . Susan Forward der ki: "Duygusal şantaj doğrudan yaşamımızı tehdit ediyor olmayabilir; ama en temel varlıklarımızdan birini, kişisel bütünlüğümüzü çalar. Kişisel bütünlük, değerlerimizin ve bize doğruyla yanlışı gösteren ahlaki pusulamızın içimizde buluştuğu yerdir. 'Ben buyum. İnandığım bu. Yapmak istediğim bu ve buraya sınır koyuyorum' diyebilmektir." ⚡ Günlük Pratikler Sabah:Gözlerini kapat ve bugün karşılaşabileceğin bir şantaj anını zihninde canlandır. Sor:"Bugün bana 'beni gerçekten sevseydin...' veya 'senin için yaptıklarımdan sonra...' gibi bir cümle söylenirse, nasıl tepki vermek istiyorum? Hangi sınırımı koruyacağım?" Gün içinde:Bir taleple karşılaştığında ve içinde suçluluk, korku veya yükümlülük hissi belirdiğinde dur. Forward'ın "FOG" kavramını hatırla: Korku (Fear), Yükümlülük (Obligation), Suçluluk (Guilt). Sor:"Şu anda hissettiğim bu duygu gerçek mi, yoksa bana mı yükleniyor? Hemen cevap vermek zorunda mıyım?" Acele etme. "Bunu düşünmem lazım, sonra konuşalım" demek bile bir sınırdır . Akşam:Günün sonunda defterine şunları yaz: Bugün hangi an bir talep karşısında suçluluk veya korku hissettim? Hemen "evet" dedim mi, yoksa durabildim mi? Kişisel bütünlüğümü koruduğum bir an oldu mu? Labirent yolcusunun notu: "Annem her istediğini yapmadığımda 'Senin için saçımı süpürge ettim' derdi. Yıllarca her seferinde suçluluk duydum, boyun eğdim. Forward'ın kitabını okurken bir şey fark ettim: Bu bir sevgi ifadesi değil, bir şantajdı. İlk kez bir isteğini reddettiğimde annem küstü, günlerce konuşmadı. Ama ben o suçluluğu taşımadım. 'Hayır' dedim ve hayırda kaldım. İlk kez kendi sınırımın içinde duruyordum. Yalnız hissettim ama bütündüm." Forward'dan Dört Şantajcı Tipi: Cezalandırıcı (Punisher): İstediğini yapmazsan açıkça tehdit eder. "Eğer gidersen bir daha beni göremezsin." Kendini Cezalandırıcı (Self-Punisher): Tehdidi kendine yöneltir. "Eğer beni bırakırsan kendime zarar veririm." Acı Çeken (Sufferer): Sessizce acı çeker, seni suçlu hissettirir. "Beni hiç aramıyorsun, ölsem haberin olmayacak." Ümit Veren (Tantalizer): İstediğini yaparsan harika bir şey vaat eder. "Eğer sabredersen, bir gün seninle olacağım." 🎙️ Sen de katıl! Kendi "duygusal şantaj" anlarınızı, bir sınır koyduğunuzda hayatınızda neyin değiştiğini veya Forward'ın öğretileriyle kendi kişisel bütünlüğünüzü yeniden keşfetme deneyiminizi bizimle paylaşabilirsiniz!📩 uyanislabirenti@gmail.com 📌 Bu bölümdeki pratik öneriler, Susan Forward'ın "Duygusal Şantaj" (Emotional Blackmail) kitabındaki temel kavramlardan ilham alınarak hazırlanmıştır ve podcast formatına uyarlanmıştır. #DuygusalŞantaj #SusanForward #FOG #KorkuYükümlülükSuçluluk #KişiselBütünlük #SınırKoymak #UyanışLabirenti

  3. Oct 11

    Dokuz Yüz Katlı İnsan: Ruhun Katmanlarına Yolculuk

    Merhaba Uyanış Labirenti yolcuları! Bu bölümde Psikiyatrist Dr. Mustafa Merter'in "Dokuz Yüz Katlı İnsan" kitabından yola çıkarak, insanın çok katmanlı ruhsal yapısını ve modern psikolojinin göremediği o derin boyutları konuşuyoruz. Merter, kitabın adını Mevlânâ'nın Mesnevî'sindeki şu sözden alır: "Sen tek bir kişi değilsin, sen bir âlemsin... O senin muazzam varlığın belki dokuz yüz kattır." Bu "dokuz yüz kat" ifadesi semboliktir; insanın ne kadar derin, ne kadar katmanlı bir varlık olduğunu anlatır. Merter'e göre modern psikoloji, insanı anlamakta yetersiz kalmıştır. Batı psikolojisi (Freud, Jung vb.) daha çok insanın "alt katları" (travmalar, dürtüler, bilinçdışı çatışmalar) ile ilgilenmiş; üst katları (merhamet, teslimiyet, aşk, tevhid bilinci) ihmal etmiştir. Oysa Tasavvuf, insanın bu üst katlarına dair zengin bir bilgi sunar. Mustafa Merter der ki: "İnsan, içinde bulunduğu benlik katmanına sıkışıp kaldığında, kafese kapatılmış bir kaplan gibi huzursuzlanır. Bu huzursuzluk, varoluşsal bir acı yaratır. Depresyon dediğimiz şey, çoğu zaman manevi yükselememekten kaynaklanır. Nefs, yükselmek ister; Can, ilahi olanı özler. İkisi arasındaki gerilim, insanın en derin acısıdır." ⚡ Günlük Pratikler Sabah:Gözlerini kapat ve bugün hangi "katmanında" olduğunu fark etmeye niyet et. Sor:"Bugün hangi nefs mertebesindeyim? Nefsim mi konuşuyor, yoksa Can'ım mı? İçimdeki hangi ses daha baskın?" Gün içinde:Bir zorlukla karşılaştığında veya bir tepki verdiğinde dur ve sor:"Bu tepki hangi katmandan geliyor? Alt katmanlarım mı (korku, öfke, dürtü), yoksa üst katmanlarım mı (merhamet, sabır, teslimiyet)?" Akşam:Günün sonunda defterine şunları yaz: Bugün hangi an "nefs"im beni yönlendirdi, hangi an "Can"ım? Manevi bir yükseliş hissettiğim bir an oldu mu? Bugün kendimi hangi katmanda sıkışmış hissettim? Labirent yolcusunun notu: "Uzun yıllar depresyonla boğuştum. Terapiler, ilaçlar... Hiçbiri tam olarak işe yaramadı. Merter'in kitabını okurken bir şey yerine oturdu: Benim depresyonum, aslında ruhumun yükselememesiydi. İçimde bir şey daha fazlasını istiyordu, ama nereden başlayacağımı bilmiyordum. Namaza başladım. İlk başta sadece hareketleri yapıyordum. Sonra bir gün, secdede ağladığımı fark ettim. O an, içimde bir şeyin çözüldüğünü hissettim. Belki de ruhum, yıllardır ilk kez 'yükseliyordu'." Merter'den Üç Güçlü Soru: "Hayatında hangi 'katman'da sıkışıp kaldın? Nefs mi, yoksa Can mı seni yönetiyor?" "Depresyon dediğin şey, aslında ruhunun yükselememesi olabilir mi?" "Modern psikoloji sana hangi soruları sormadı? Tasavvuf hangi kapıları açabilir?" 🎙️ Sen de katıl! Kendi "manevi yükseliş" anlarınızı, bir ibadetin veya zikir pratiğinin sizde yarattığı değişik bilinç halini veya Merter'in öğretileriyle ruhsal sıkıntılarınıza getirdiğiniz yeni bir anlayışı bizimle paylaşabilirsiniz!📩 uyanislabirenti@gmail.com 📌 Bu bölümdeki pratik öneriler, Dr. Mustafa Merter'in "Dokuz Yüz Katlı İnsan" kitabındaki temel kavramlardan ilham alınarak hazırlanmıştır ve podcast formatına uyarlanmıştır. #DokuzYüzKatlıİnsan #MustafaMerter #NefsPsikolojisi #Tasavvuf #TranspersonalPsikoloji #ManeviYükseliş #UyanışLabirenti #KitapÖzeti #KişiselGelişim

  4. Oct 2

    Evet Diyen Evren: Darel Rutherford ile Bolluk Bilincinin Sırrı

    Merhaba Uyanış Labirenti yolcuları! Bu bölümde yaşam koçu Darel Rutherford'ın çok satan kitabı "Evren Daima Evet Der" (The Universe Says Yes) kitabından yola çıkarak, bolluk ve bereket bilincinin aslında bir "varoluş seçimi" olduğunu konuşuyoruz. Rutherford'a göre çoğumuz başarı formülünü tersinden yaşıyoruz. Geleneksel formül "YAP - SAHİP OL - OL" iken, gerçek formül "OL - YAP - SAHİP OL" şeklinde işler . Yani önce o kişi olmaya karar vermelisin ki, o gerçekliğin getirdiği eylemleri yapabilesin ve sonunda o sahipliğe ulaşabilesin. Darel Rutherford der ki: "Başarı önce bir VAROLUŞ seçimi, sonra bir yapma eylemidir. Evren gerçekten olabileceğine inandığınız, hayalini kurabildiğiniz herhangi bir gerçekliği ortaya çıkarmak için tasarlanmıştır. Yapmanız gereken tek şey ise fırsatlar kapınızı çaldığında onlara 'evet' demektir."  ⚡ Günlük Pratikler Sabah:Gözlerini kapat ve bugün hangi "varoluş" seçimini yapacağını belirle. Sor:"Bugün kendimi bolluk içinde mi, yoksa kıtlık içinde mi seçiyorum? Bu seçim benim nasıl davranacağımı değiştirir mi?" Gün içinde:Bir fırsatla karşılaştığında veya bir karar vermen gerektiğinde dur ve sor:"Bu, yeni varoluş seçimime uygun bir fırsat mı? Ona 'evet' demeye hazır mıyım?" Akşam:Günün sonunda defterine şunları yaz: Bugün hangi an "olmak" yerine "yapmak" tuzağına düştüm? Bugün kendimi koşulsuz sevdiğim bir an yaşadım mı? Yarın hangi yeni varoluş seçimini yapmak istiyorum? Labirent yolcusunun notu: "Uzun yıllar 'önce çalış, sonra kazan, sonra mutlu ol' formülüyle yaşadım. Hep bir sonraki hedefe odaklandım. Rutherford'ın kitabını okurken bir şey fark ettim: Ben hep 'yapıyordum' ama hiç 'olmuyordum'. Oysa 'mutlu olmayı' seçsem, hayatım zaten o yönde şekillenmeye başlardı. Bir sabah uyandım ve 'Bugün bolluk içinde bir insan olmayı seçiyorum' dedim. O gün küçük bir fırsat kapımı çaldı. 'Evet' dedim. İlk kez akışa güvendim." Rutherford'dan Üç Güçlü Soru: "Hayatında hangi 'yapmak' eylemini, önce 'olmak' seçimini yapmadan gerçekleştirmeye çalışıyorsun?" "Kendini koşulsuz sevdiğinde hayatında ne gibi mucizeler başlar?" "Fırsatlar kapını çaldığında, onlara 'evet' diyor musun, yoksa 'henüz hazır değilim' mi diyorsun?" 🎙️ Sen de katıl! Kendi "varoluş seçimi" anlarınızı, bir fırsata "evet" dediğinizde hayatınızda değişen şeyleri veya Rutherford'ın öğretileriyle bolluk bilincine geçiş deneyiminizi bizimle paylaşabilirsiniz!📩 uyanislabirenti@gmail.com 📌 Bu bölümdeki pratik öneriler, Darel Rutherford'ın "Evren Daima Evet Der" kitabındaki temel kavramlardan ilham alınarak hazırlanmıştır ve podcast formatına uyarlanmıştır. #EvrenDaimaEvetDer #DarelRutherford #BollukBilinci #VaroluşSeçimi #KoşulsuzSevgi #UyanışLabirenti

  5. Sep 24

    Tanrıçanın İzinde: Joseph Campbell ile Kadim Dişil Bilgeliğin Dönüşümü

    Merhaba Uyanış Labirenti yolcuları! Bu bölümde karşılaştırmalı mitolojinin en büyük isimlerinden Joseph Campbell'ın "Tanrıçalar ve Tanrıça'nın Dönüşümleri" (Goddesses: Mysteries of the Feminine Divine) kitabından yola çıkarak, dişil kutsalın tarih boyunca geçirdiği dönüşümü ve bugün bize fısıldadıklarını konuşuyoruz. Campbell bu kitabı doğrudan yazmadı. 1972-1986 yılları arasında tanrıçalar üzerine verdiği yirmiden fazla konferans ve atölye çalışmasının notlarından derlendi . Kitabın asıl amacı, günümüz kadınına rehberlik edebilecek ezeli ve ebedi bir kadın figürü sunmak . Campbell, Yontma Taş çağından Rönesans'a kadar tanrıça kültünün doğuşunu, yükselişini ve dönüşümünü izler . Joseph Campbell der ki: "Günümüzde kadınların karşı karşıya bulunduğu zorlukların birçoğu, dünyada önceden erkeklere ayrılmış olan ve mitolojik bir kadın modelinin yer almadığı bir eylem alanına girmelerinden kaynaklanıyor... Yaşanmakta olan hiçbir şeyin modeli yok. Her şey değişiyor, erkeklere ait vahşi ormanın kanunu bile. Geleceğe serbest düşüş dönemindeyiz ve kadın erkek her birimizin kendi yolunu çizmesi gerek."  ⚡ Günlük Pratikler Sabah:Gözlerini kapat ve bugün içindeki "tanrıça" enerjisiyle bağ kurmak için bir niyet belirle. Sor:"Bugün hangi yönümü beslemeye ihtiyacım var? Yaratıcılığımı mı, şefkatimi mi, bilgeliğimi mi, yoksa yıkıcı-dönüştürücü gücümü mü?" Gün içinde:Bir zorlukla karşılaştığında veya bir karar vermen gerektiğinde, Campbell'ın izini sürdüğü tanrıça arketiplerini hatırla. Sor:"Bu durumda hangi tanrıça bana rehberlik ederdi? Artemis gibi bağımsız mı olmalıyım, Athena gibi stratejik mi, yoksa Demeter gibi besleyici mi?" Akşam:Günün sonunda defterine şunları yaz: Bugün hangi "dişil" enerjiyi daha çok hissettim? Hangi an kendi içsel bilgeliğime güvendim? Campbell'ın dediği gibi, "kendi yolumu çizme" cesaretini gösterdiğim bir an oldu mu? Labirent yolcusunun notu: "Uzun yıllar 'kadın' olmanın ne anlama geldiğini tam olarak bilemedim. Toplumun bana dayattığı rollerle, kendi içimdeki ses arasında sıkışıp kaldım. Campbell'ın kitabını okurken fark ettim: Tanrıçalar aslında tek bir şeyin, dişil enerjinin farklı yüzleriymiş. Artemis bağımsızlığı, Demeter besleyiciliği, Persephone dönüşümü temsil ediyor. Ve hepsi benim içimde. Bir gün, bir karar verirken Artemis'in o ok gibi keskin netliğini hissettim. 'Hayır' dedim ve o an kendimi ilk kez tam hissettim."  Campbell'dan Üç Sarsıcı Soru: "Hayatımda hangi 'tanrıça' enerjisini bastırıyorum? Bağımsızlığı mı, öfkeyi mi, hüznü mü, yoksa sezgisel bilgeliği mi?" "Modern dünya bana nasıl bir 'kadın modeli' sunuyor ve bu model bana ne kadar uyuyor?" "Atalarımın tanrıçalara tapınması, bugün benim kendi içsel gücüme olan inancımı nasıl etkiliyor?" 🎙️ Sen de katıl! Kendi içsel "tanrıça" enerjinizi fark ettiğiniz bir anı, Campbell'ın anlattığı bir tanrıça hikâyesinin size dokunduğu o anı veya kadim dişil bilgeliğin hayatınıza kattığı bir farkındalığı bizimle paylaşabilirsiniz!📩 uyanislabirenti@gmail.com 📌 Bu bölümdeki pratik öneriler, Joseph Campbell'ın "Tanrıçalar ve Tanrıça'nın Dönüşümleri" (Goddesses: Mysteries of the Feminine Divine) kitabındaki temel kavramlardan ilham alınarak hazırlanmıştır ve podcast formatına uyarlanmıştır. #Tanrıçanınİzinde #JosephCampbell #Tanrıçalar #DişilKutsal #BüyükTanrıça #Persephone #Artemis #Athena #UyanışLabirenti

  6. Sep 17

    Işığı Arayanların Karanlık Yanı: Gölgeni Kucaklamak

    Merhaba Uyanış Labirenti yolcuları! Bu bölümde Debbie Ford'un çığır açan kitabı "Işığı Arayanların Karanlık Yanı" (The Dark Side of the Light Chasers) kitabından yola çıkarak, hepimizin içinde sakladığı o "karanlık yan"ı konuşuyoruz. Ford'a göre her insanın içinde karanlık bir yan vardır. Bu, kendi içimizde kabullenemediğimiz, kendimizden ve başkalarından gizlediğimiz ve bilinçsizce başkalarına yansıttığımız yanımızdır . Ford, bu karanlık yanı ışığa çıkarmadığımız sürece, onun bizi sürekli engelleyeceğini, bize her türlü acıyı, korkuyu ve mutsuzluğu yaşatacağını ve hayatımıza bu yanımıza aynalık eden insanları çekeceğini söyler . Debbie Ford der ki: "Her insanın içinde karanlık bir yan vardır. Bu bizim kendi içimizde kabullenemediğimiz, kendimizden ve başkalarından gizlediğimiz ve bilinçsizce başkalarına yansıttığımız yanımızdır. Karanlık yan ışığa çıkarılmadığı için karanlıktır. Onu ortaya çıkarıp, sahiplenip, onunla bütünleşmedikçe bu yanımız bizi sürekli engellemeyi sürdürecektir. Karanlık yanımız bize verecek büyük armağanlara da sahiptir. O bize öğretmek, yol göstermek ve tüm benliğimizi sunmak için mevcuttur."  Ford, aynı zamanda dünyanın insanları yansıtan bir ayna olduğunu söyler. Derinlere gömdüğümüz bazı yönler, başka insanlar aracılığıyla karşımıza çıkar. Örneğin bencil olduğunu fark eden ve bu yönünü ortaya çıkarmamaya çalışan bir kişi, çevresindeki insanların bencilce davranışlarına maruz kalır. Bir başkasında görmekten hoşlanmadığımız bir özellik, aslında kendimizde olanı yansıttığı için bizi rahatsız eder . ⚡ Günlük Pratikler Sabah:Gözlerini kapat ve bugün fark etmek istediğin bir "gölge" yanını düşün. Bastırdığın bir öfke, kıskançlık, bencillik veya korku olabilir. Sor:"Bugün hangi reddettiğim yanımla barışabilirim? Onu saklamak yerine onu fark etmeye ne dersin?" Gün içinde:Birine karşı güçlü bir olumsuz tepki hissettiğinde (öfke, kıskançlık, yargılama), dur ve nefes al. Ford'un "ayna" prensibini hatırla: "Bu kişi bana kendi gölgeme dair neyi gösteriyor? Bu kişide eleştirdiğim özellik, kendi içimde kabul etmediğim ne olabilir?"  Akşam:Günün sonunda defterine şunları yaz: Bugün hangi gölge yanımı fark ettim? Onu saklamak yerine kabul etseydim ne olurdu? Bu gölgenin bana hediye edebileceği bir güç var mı? Labirent yolcusunun notu: "Bir arkadaşımı kıskandığımı fark ettiğimde çok utandım. 'İyi insan kıskanmaz' diye düşündüm. Ama Ford'un kitabında bir şey okudum: Gölgenle arkadaş olmak, hayatında girişeceğin en heyecanlı ve kazançlı araştırmalardan biridir. O gece kıskançlığımı yazdım. Onu saklamak yerine 'evet, kıskanıyorum' dedim. O an içimde bir şey gevşedi. Kıskançlık, aslında bana neyi gerçekten istediğimi gösteren bir işaretmiş. Sakladığım o duygu, bana bir armağan getirdi."  Gölgeyle Barışmak İçin Üç Adım: Fark Et: Gölgeni yargılamadan, sadece olduğu gibi gör. "Kıskançlık hissediyorum" de, "kötü bir insanım" değil. Kabul Et: Onu değiştirmeye çalışma, sadece varlığına izin ver. "Bu da benim bir parçam" de. Dönüştür: Gölgenin sana hangi mesajı getirdiğini sor. Öfken sınırlarını mı koruyor? Kıskançlığın neyi gerçekten istediğini mi gösteriyor? Ford'dan Sarsıcı Alıntılar: "Bir başkasında görmekten hoşlanmadığınız bir özellik, aslında kendinizde olanı yansıttığı için rahatsız eder."  "Karanlık yanımızla bütünleşmemiz, onun engelleyici ve yıkıcı etkisinden kurtulmamızı, kabul edemediğimiz yanlarımızı gizlemek için kullandığımız maskelerde kısılıp kalmış yaşam enerjimizin serbest kalmasını sağlar."  🎙️ Sen de katıl! Bir gölge yanını fark ettiğin ve onunla barıştığın bir anı, bastırdığın bir duygunun sana bir hediye getirdiği deneyimi paylaşabilirsin!📩 uyanislabirenti@gmail.com 📌 Bu bölümdeki pratik öneriler, Debbie Ford'un "Işığı Arayanların Karanlık Yanı" (The Dark Side of the Light Chasers) kitabındaki temel kavramlardan ilham alınarak hazırlanmıştır ve podcast formatına uyarlanmıştır. #KaranlıkYan #DebbieFord #IşığıArayanlarınKaranlıkYanı #Gölge #Yansıtma #AynaPrensibi #Bütünlük #UyanışLabirenti

  7. Sep 9

    Sığınak: Uyanmış Kalpte Huzur ve Özgürlük

    Merhaba Uyanış Labirenti yolcuları! Bu bölümde klinik psikolog ve Budist öğretmen Tara Brach'ın "Kendi Uyanmış Kalbinizde Huzur ve Özgürlüğü Bulmak" (True Refuge) kitabından yola çıkarak, hayatın en zorlu anlarında bile sığınacak bir yer olduğunu konuşuyoruz. Brach'a göre, hastalık, çatışma, travma veya kayıpla karşılaştığımızda çoğumuz öfke, kendini yargılama veya bağımlılık gibi eski alışkanlıklara başvururuz. Bu yöntemler anlık rahatlama verse de sonunda bizi daha da izole eder. Oysa düşünce ve duyguların türbülansının altında, sınırsız sevgi kapasitesine sahip, derin bir dinginlik, sessiz bir farkındalık vardır. Brach, bu farkındalığa "gerçek sığınak" adını verir ve kitabında bu içsel sığınağı bulmak için pratik bir rehber sunar . Tara Brach der ki: "Düşünce ve duyguların türbülansının altında, sınırsız sevgi kapasitesine sahip, derin bir dinginlik, sessiz bir farkındalık vardır. Hayatı ne kadar zor olursa olsun, iyileştirici ve özgürleştirici bir varlıkta sığınmanın bir yolu vardır. Aradığımız şey zaten içimizdedir."  ⚡ Günlük Pratikler Sabah:Gözlerini kapat ve nefesinle bağlantı kur. Farkındalığının altındaki dinginliği bir an için hissetmeye niyet et. Sor:"Bugün zorluklarla karşılaştığımda, dışarıda değil, içimdeki sığınağa dönebilir miyim?" Gün içinde:Zorlu bir duygu (öfke, korku, üzüntü) ortaya çıktığında dur ve RAIN pratiğini uygula : R (Recognize): Bu duyguyu fark et. "Korku var" de. A (Allow): Ona savaşmadan, olduğu gibi izin ver. I (Investigate): Bedeninde nerede hissediyorsun? Arkasında hangi inanç var? N (Nurture): O acıyan kısma şefkatle dokun. "Sevgiliyim, bu zor" de. Akşam:Günün sonunda defterine şunları yaz: Bugün zorlandığım bir an oldu mu? Nasıl tepki verdim? RAIN pratiğini uygulayabildiğimde ne değişti? İçimdeki sığınağı hissettiğim bir an yaşadım mı? Labirent yolcusunun notu: "Stresli bir iş gününde panik hissi geldiğinde hep kaçmak isterdim. RAIN pratiğini duyduğumda, o paniğe durup bakmaya cesaret ettim. İlk başta çok zordu. Ama 'Korkuyorum ve buradayım' dedikçe, korkunun geçtiğini fark ettim. O paniğin altında aslında 'yetersizim' inancı yatıyormuş. O gün, o inancı yargılamadan görmek, içimde büyük bir özgürlük hissi uyandırdı." 🎙️ Sen de katıl! Zor bir anda RAIN pratiğini uyguladığınız bir deneyimi, içsel sığınağınızı hissettiğiniz bir anı veya Tara Brach'ın öğretileriyle hayatınıza kattığınız şefkati bizimle paylaşabilirsiniz!📩 uyanislabirenti@gmail.com 📌 Bu bölümdeki pratik öneriler, Tara Brach'ın "Kendi Uyanmış Kalbinizde Huzur ve Özgürlüğü Bulmak" (True Refuge) kitabındaki temel kavramlardan ilham alınarak hazırlanmıştır ve podcast formatına uyarlanmıştır. #Sığınak #TaraBrach #TrueRefuge #RAINPratiği #GerçekSığınak #Farkındalık #UyanışLabirenti

  8. Sep 1

    3 Süper Güç: Meditasyon, İmgeleme ve Sezgi

    Merhaba Uyanış Labirenti yolcuları! Bu bölümde dünyaca ünlü sezgisel rehber ve ruhsal öğretmen Sonia Choquette'ın "En İyi 3 Süper Gücünüz" (Your 3 Best Super Powers) kitabından yola çıkarak, içinizdeki doğuştan gelen üç olağanüstü yeteneği konuşuyoruz: Meditasyon, İmgeleme ve Sezgi . Choquette'a göre, hepimiz bu üç süper güçle donatılmış olarak dünyaya geliriz. Ancak çoğumuz bu güçleri kullanmayı unutur veya onları zayıflatırız. Oysa bu yetenekler geliştirildiğinde, bize sakinlik, güç ve hayatımızı dönüştürme yeteneği verir . Kitap, otuz yılı aşkın danışan deneyimini sentezleyerek, bu güçleri günlük hayata kolayca entegre edebileceğiniz kanıtlanmış teknikler ve pratik ipuçları sunar . Sonia Choquette der ki: "Bu üç süper gücü geliştirerek, evrenin güzelliğine, huzuruna, yaratıcılığına ve uyumuna katkıda bulunursunuz. Bu üç süper güç, size verilmiş ve dünyaya vermeye devam eden armağanlardır."  ⚡ Günlük Pratikler Sabah:Gözlerini kapat ve birkaç derin nefes al. Bugününü sessiz bir niyetle başlat. Sor:"Zihnimi bugün neyden arındırmam gerekiyor? Hangi düşünce artık bana hizmet etmiyor?" Gün içinde:Bir sorunla karşılaştığında veya bir karar vermen gerektiğinde, mantığının yanı sıra iç sesini de dinle. Sor:"Bu durumla ilgili içgüdüsel hissim ne? Bedenim ne diyor? Bu seçenek beni heyecanlandırıyor mu, yoksa ağırlaştırıyor mu?" Akşam:Günün sonunda defterine şunları yaz: Bugün hayal gücümü ne zaman kullandım? Yaratıcı bir çözüm bulabildim mi? İç sesimi dinlediğim bir an oldu mu? Sonucu ne oldu? Zihnimi susturup sadece "var" olduğum bir an yaşadım mı? Labirent yolcusunun notu: "Her zaman 'iç sesimi' dinlemem gerektiğini söylerlerdi ama kafam o kadar karmaşıktı ki hangi sesin doğru olduğunu bilemezdim. Sonia Choquette'ın 'meditasyon'un aslında zihni boşaltmak değil, berraklaştırmak olduğunu öğrendim. Her sabah beş dakika oturup sadece nefesimi izlemeye başladım. İlk hafta hiçbir şey olmadı. Ama sonra, zihnim sessizleşince, o kocaman korkuların arkasında, küçük ve net bir iç ses fark ettim. O ses, bana gerçekte ne istediğimi söyledi. Ona güvenmeye başladım." 🎙️ Sen de katıl! İç sesinizi dinleyip doğru bir karar verdiğiniz bir anı, hayal gücünüzle bir arzunuzu gerçekleştirdiğiniz bir deneyimi veya meditasyonun hayatınıza kattığı sakinliği bizimle paylaşabilirsiniz!📩 uyanislabirenti@gmail.com 📌 Bu bölümdeki pratik öneriler, Sonia Choquette'ın "En İyi 3 Süper Gücünüz" (Your 3 Best Super Powers) kitabındaki temel kavramlardan ilham alınarak hazırlanmıştır ve podcast formatına uyarlanmıştır. #3SüperGüç #SoniaChoquette #Meditasyon #HayalGücü #Sezgi #AltıncıHis #UyanışLabirenti

About

Merhaba, biz Tuba ve Eren. Yok, dur ııı şeey aslında biz sadece bir podcast kaydındaki sesleriz. Evet, yanlış duymadınız! Kendimizi tamda şu an Uyanış Labirenti'nin bilinçli(!) sunucuları🎙️ ilan ettik. Artık burada, kitapların labirentinde kaybolmuş iki 'ses ilüzyonu' olarak varız. Labirent dediysekte korkmayın! 🔍✨Biz burada kaybolmak için değil, keşfetmek için toplandık. Her bölümde bu labirent yolunda bir X işareti bırakıyoruz. Burası çok moda mod bir yerde değil, uyan uyan nereye kadar arada kaybolursak Tuba ve Eren'le ilgili dedikodumuzu da yaparız;) 📚uyanislabirenti@gmail.com

You Might Also Like