Gelmiş Geçmemiş Şeyler

Gelmiş Geçmemiş Şeyler Podcast

Gelip geçmeyen bizde kalan şeyleri konuşuyoruz. İletişim için: Mail: ggs.podcast@outlook.com Instagram: gelmisgecmemisseyler.podcast

  1. Jul 24

    Bir Yere Gitmeden Yürümek

    “Bazen hayatı çözmek için değil, hayatın içinde biraz daha hareket edebilmek için yürürüz." Bu bölümde kapıyı açıp hiçbir yere gitmeden yürümek üzerine konuşuyoruz. Yürümenin bir zihin boşaltma yöntemi, bir sanat pratiği ve dünyayla kurduğumuz en temel bağ olma hâlini inceliyoruz. Kırkyama atölyesinden Likya Yolu’na, yürüyüşü bir esere dönüştüren çağdaş sanatçılardan kent hayatındaki ayak izlerimize uzanan bir rota çiziyoruz. Bugün varılacak bir hedefimiz yok; sadece yolda olduğumuzu hatırlamak var. Keyifli dinlemeler! Not:Küçük bir ekleme yapmak istiyorum. Marina Abramović ve Ulay’in The Lovers: The Great Wall Walk performansı aslında başlangıçta bir buluşma ve evlilik fikriyle planlanmıştı. Ancak Çin Seddi’nde yürüyüş için gerekli izinlerin alınması ve projenin hayata geçirilmesi yıllar sürdü. Bu süreçte ilişkileri sona erdi. Yürüyüş gerçekleştiğinde ise proje, planlandığı gibi bir kavuşma değil, iki sanatçının ortada buluşup birbirlerine veda ettikleri bir ayrılık performansına dönüştü. Bahsettiğim atölye: Dere Tepe Kırkyama Atölyesi Atölye yürütücüsü: Betül Mutlu Depoda Sanat Var Koordinatörü: Esin Selimoğlu Atölyede yaptığım ilk kırkyama haritamı Instagram sayfamda görebilirsiniz. Mail:ggs.podcast@outlook.com Instagram: gelmisgecmemisseyler.podcast Bölümde bahsettiğim metinlere aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz: https://www.journals.gen.tr/index.php/arts/article/download/1157/763 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/3865760 #yürümek

  2. Jun 26

    Hafızanız Egonuzun Avukatlığını mı Yapıyor?

    Hafızanıza ne kadar güveniyorsunuz? Geçmişe dair anılarınızın hayatınızın en sağlam kanıtları olduğunu düşünüyorsanız, biraz yanılıyor olabilirsiniz. Çünkü insan zihni hayatta kalabilmek, bizi kendi hikayemizin kahramanı yapabilmek için geçmişi sessizce yeniden yazar; köşeleri törpüler ve bize konforlu bir "duygusal gerçeklik" sunar. Peki ya bir teknoloji çıksa ve tüm bu güvenli yalanlarımızı kusursuz bir kamera kaydıyla yüzümüze vursaydı? Kendimize anlattığımız o masum hikaye saniyeler içinde çökseydi, geriye kim kalırdı? Bu bölümde, bilimkurgunun dahi kalemi Ted Chiang’ın "Olgusal Gerçeklik, Duygusal Gerçeklik" öyküsünün izini sürüyoruz. Sözlü kültürün iki farklı gerçeklik tanımı olan Mimi ve Vough kavramlarından, her anımızı kaydeden kurgusal bir yazılımın evlilikleri birer suç mahalline dönüştürdüğü geleceğe uzanıyoruz. Hafızanın esnekliği ile teknolojinin çiğ nesnelliği arasındaki o amansız savaşı ve aslında affedebilmek için ne kadar unutmaya ihtiyacımız olduğunu konuşuyoruz. Kendinize anlattığınız hikayelerde ne kadar dürüstsünüz? Gelin, bu sorunun cevabını birlikte arayalım. Keyifli dinlemeler. Bölümü beğendiyseniz takip etmeyi ve düşüncelerinizi instagram üzerinden benimle paylaşmayı unutmayın. Hafızanıza ve sevdiklerinize şefkatle yaklaşmanız dileğiyle... Instagram:gelmisgecmemisseyler.podcast Instagram linki: https://www.instagram.com/gelmisgecmemisseyler.podcast?igsh=eXNzZzl3cjV0bjJy&utm_source=qr Mail: ggs.podcast@outlook.com

About

Gelip geçmeyen bizde kalan şeyleri konuşuyoruz. İletişim için: Mail: ggs.podcast@outlook.com Instagram: gelmisgecmemisseyler.podcast