15 Temmuz darbe girişiminin 10’uncu yılında FETÖ mensuplarına yönelik af ve yeniden yargılama talepleri gündemde. ABD merkezli “Yeni Herkül” grubu, örgütle bağlarını kopardığını açıklayarak Kürt sorununa ilişkin süreçte gündeme gelen hukuki düzenlemelerin kendileri için de uygulanmasını istedi. Fethullah Gülen’in yeğeni Ebuseleme Gülen’in “masum hayatların vebali” sözleri ise örgüt içindeki ayrışma ve hesaplaşma tartışmalarını büyüttü. FETÖ’den “çerçeve yasa” kapsamına alınma talebi FETÖ yapılanması içerisinden ayrıldığını açıklayan ve “Yeni Herkül” adını kullanan grup, 15 Temmuz’un yıl dönümü öncesinde, 2 Temmuz’da “Sona Erdirme ve Toplumsal Uzlaşı Bildirisi” başlıklı bir metin yayımladı. Bildiride örgüt içerisinde ayrışma yaşandığı belirtilirken, haklarında yürütülen davalar bakımından yeniden yargılama talep edildi. Kürt sorununun çözümüne ilişkin yürütülen süreci “İkinci Açılım Süreci” olarak tanımlayan grup, bildiride şu ifadelere yer verdi: “Bu süreci Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda ülkemizin güvenlik, istikrar ve toplumsal bütünleşmesini güçlendiren tarihî bir adım olarak görüyoruz. Gerekli hukuki düzenlemelerin hayata geçirilmesi, bizler açısından devletimiz ve milletimizle yeniden bütünleşme yönünde güçlü bir umut ve beklenti doğurmuştur.” Bildiride ayrıca, grup üyelerinin geçmişleriyle hesaplaştıkları ve örgütle bağlarını sonlandırdıkları savunularak şöyle denildi: “Gençlik yıllarımızdan beri üye olduğumuz yapının zaman içerisinde hukuka aykırı faaliyetlerle ilişkilendirildiğine ilişkin ortaya çıkan yargı kararları ışığında geçmişimizi vicdani ve hukuki açıdan yeniden değerlendirmiş bulunuyoruz. Bugün itibarıyla yapıyla her türlü organik, mali, hukuki ve fiilî bağımızın kendi özgür irademizle sona erdiğini ilan ediyoruz.” “Yeni Herkül” grubu daha sonra Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik açık bir mektup da yayımladı. Mektupta 15 Temmuz darbe girişimi, “milletin iradesine ve demokrasiye karşı kabul edilemez bir saldırı” olarak nitelendirildi. FETÖ’den ayrıldığını açıklayan grup, kendileriyle ilgili yeniden bir hukuki değerlendirme yapılması talebini yineledi. “Yeni bir takiye girişimi mi?” FETÖ içerisindeki ayrışma, Fethullah Gülen’in yeğeni Ebuseleme Gülen’in 15 Temmuz’da yayımladığı “Pranga” başlıklı videoyla da yeniden gündeme geldi. OdaTV’nin haberine göre Gülen, söz konusu videoda, “Kalbimiz masum hayatların vebaliyle prangalı. Umutlar vaatlerin gölgesinde çürüdü, ömürler bitti” ifadelerini kullandı. “Vebal” vurgusu nedeniyle bu açıklama, örgütün 15 Temmuz’a ilişkin yıllardır sürdürdüğü inkâr söyleminden farklı bir çıkış olarak yorumlandı. Ebuseleme Gülen, Haziran 2024’te verdiği bir röportajda da Cevdet Türkyolu ve Mustafa Özcan gibi örgütün üst düzey yöneticilerini suçlamıştı. Açıklamalarında Gülen ailesi ile örgüt yönetimi arasında bir miras ve yönetim kavgası yaşandığını öne sürmüştü. Cumhuriyet’in haberine göre ABD’nin New Jersey eyaletinde faaliyet gösteren “Yeni Herkül” adlı grupta Bekir Çınar, Halil Bal ve Mehmet Emin Şan gibi isimler bulunuyor. Ancak grubun yayımladığı bildirilerin gerçek bir kopuşu yansıtmadığı ve yeni bir “takiye” girişimi olduğu yönünde değerlendirmeler de yapılıyor. Aydın Ünal’dan FETÖ için “barış” tartışması Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski metin yazarlarından ve Yeni Şafak yazarı Aydın Ünal ise darbe girişiminin yıl dönümü öncesinde yayımladığı “10. yılında 15 Temmuz: Barış mümkün mü?” başlıklı yazısıyla tartışmaya katıldı. Ünal, Fethullah Gülen’in 2024 yılındaki ölümünün ardından örgütün sessiz ve derin faaliyetlerini sürdürdüğünü savundu. PKK ile yürütülen süreci örnek gösteren Ünal, FETÖ mensuplarına yönelik olası bir affın gündeme gelebilmesi için örgütün ABD ve İsrail’le bağlarını açık biçimde koparması gerektiğini ileri sürdü. Ünal yazısında şu ifadeleri kullandı: “PKK ile bir sürecin başlaması, örgüte ABD desteğinin sona ermesi, İsrail’in de örgütü kullanımının engellenmesi ile mümkün oldu. FETÖ için bir affın gündeme gelebilmesi için önce ABD ve İsrail ile olan iplerini açık, net şekilde koparması gerekir. FETÖ’nün varlık sebebi ABD ve İsrail çıkarları için çalışmak. Örgüt üst yönetimi elbette irtibatlarını koparmak, varlık sebeplerini ortadan kaldırmak istemeyecektir. Ama örgüt üyelerinin ayrışması, kopması, bunu samimiyetle açıklaması bir ilk adım olacaktır.” Ünal, FETÖ mensuplarının PKK’ya yönelik yürütülen sürecin bir benzerini kendileri açısından görmek istemeleri hâlinde örgütle aralarına mesafe koymaları gerektiğini savunarak sözlerini şöyle sürdürdü: “Özetle FETÖ mensupları, PKK’ya yönelik girişimin benzerini kendileri için görmek istiyorlarsa önce hırslarını, kinlerini, öfkelerini bastırmalı, içine düştükleri hastalıktan ve sapkınlıktan çıkmalı, sinsice faaliyetlerden vazgeçmeli, Siyonizmin uşaklığından istifa etmeli, örgütle aralarına mesafe koymalıdır.” Böylece Ünal, FETÖ mensuplarıyla olası bir “barış” veya af süreci yürütülmesinin şartı olarak örgütten açıkça kopulmasını ve ABD ile İsrail’le ilişkilerin sonlandırılmasını gösterdi. Ancak söz konusu bağların hangi somut ve hukuki ölçütlere göre tespit edileceği veya PKK ile ABD arasındaki ilişkinin sona erdiğine yönelik kesin değerlendirmenin neye dayandığı yazıda açıklanmadı. “Son kaleleri CHP, son umutları İmamoğlu’ydu” Ünal, yazısında FETÖ’ye yönelik toplumsal tepkinin yalnızca AK Parti’den veya AK Parti seçmeninden gelmediğini de belirtti: “Her bir FETÖ mensubunun, kendilerine yönelik tepkinin AK Parti ya da AK Parti seçmeninden değil, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının tamamından geldiğini, iktidar değişse bile kendilerine yönelik tavrın değişmeyeceğini idrak etmesi de gerekiyor.” Ancak Ünal, yazısının devamında CHP’nin değişimci kanadını ve Özgür Özel yönetimini FETÖ’yle ilişkilendiren iddialarda bulundu. FETÖ mensuplarının kendilerini farklı siyasi kimlikler altında gizleyerek çeşitli partilere sızmaya çalıştığını savunan Ünal, özellikle CHP’yi hedef aldı: “FETÖ’cüler, belli siyasi partilere sızarak, kendilerini ‘ultra-Kemalist’, ırkçı, solcu, Alevici gibi göstererek bir yere varamayacaklar. Son kaleleri CHP, son umutları Ekrem İmamoğlu idi. İmamoğlu hapiste ve artık kimse için umut değil. CHP arınıyor, en başta da FETÖ’den arınıyor. Özgür Özel’in ise kendisini bile kurtarabileceği meçhul. FETÖ mensupları, sinsice sızarak Türkiye’de bir şey elde edemeyeceklerini artık anlamak durumundalar. Nerede kümelenirlerse, orası imha edilecek. Bunu kabullenmek zorundalar.” Ünal, 15 Temmuz günü yayımladığı “10 yıl sonra neredeyiz?” başlıklı ikinci yazısında da CHP’ye yönelik suçlamalarını sürdürdü. Kemal Kılıçdaroğlu’nun yeniden CHP Genel Başkanı olduğunu belirten Ünal, FETÖ’nün Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel üzerinden yeniden örgütlenmeye çalıştığını iddia etti: “CHP’ye yeniden genel başkan olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun da itiraf ettiği gibi, FETÖ, Ekrem İmamoğlu ve Özgür Özel üzerinden yeniden örgütlenme, yeniden canlanma çabası içinde. Sadece CHP ya da ondan kopmak üzere olan harekette değil, diğer irili ufaklı partilerde de FETÖ etkisi, FETÖ sızıntıları hissediliyor. Bürokraside, özellikle yargı bürokrasisinde kendisini ustaca kamufle eden unsurlar pusuda bekliyor. Gerek intikam hırsıyla gerekse yeniden kendilerine taşeronluk verileceği umuduyla FETÖ’cüler, Türkiye’de millî iktidarın ve evet, millî devletin çöküşünü dört gözle bekliyorlar.” AK Parti içinde FETÖ tartışması 15 Temmuz’un 10’uncu yıl dönümünde AK Parti içerisinde de FETÖ tartışması yaşandı. Aydın Ünal ile AK Parti Bursa Milletvekili Mustafa Varank, sosyal medya hesaplarından yaptıkları paylaşımlarda FETÖ tarafından hedef alındıklarını ve bu süreçte eski AK Parti yöneticisi Hüseyin Çelik’in rol oynadığını öne sürdü. “Telefonlarımız yasa dışı dinlendi, montaj ses kayıtlarına eklendik, ardından da kumpas davalarının içine isimlerimiz serpiştirildi ve bizi mahkûm etmek istediler” diyen Varank, Çelik hakkında “Akın İpek’in tasmalısı” ve “FETÖ postacısı” gibi ağır ifadeler kullandı. Böylece 15 Temmuz’un yıl dönümünde başlayan af ve uzlaşma tartışması, yalnızca muhalefete yönelik suçlamalarla sınırlı kalmadı; AK Parti’nin eski ve mevcut isimleri arasında da karşılıklı ithamlara dönüştü. Erdoğan tartışmaya noktayı koydu mu? Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan ise 15 Temmuz’da yaptığı konuşmada, FETÖ’yle mücadelede herhangi bir geri adım veya “gevşemenin” söz konusu olmayacağı mesajını verdi. FETÖ kaynaklı tehdidin tamamen ortadan kalkmadığını vurgulayan Erdoğan, örgütle mücadelenin rehavete izin vermeyeceğini belirterek şunları söyledi: “FETÖ kaynaklı tehdit karantinaya alınmış olmakla birlikte FETÖ tehlikesi hâlen devam etmektedir. Yalanı su gibi içen, bukalemun gibi sürekli renk değiştiren böylesine sinsi bir yapıyla mücadele asla rehavete gelmez, tavsamayı hiçbir surette kaldırmaz.” Erdoğan, örgütün demokrasinin imkânlarını kullan