Mustafa Çay

Mustafa Çay

Bu Podcast sayfasında sizinle her pazartesi sabah 08:00'de hayata dair dair güncel ses kayıtlarımı paylaşacağım. Merak ettiğiniz soruları ya da paylaşmamı istediğiniz konuları bana sosyal medya hesaplarımdan iletebilirsiniz.

  1. 12h ago

    Kırılgan Narsistler: Ağlayan Canavar'ı Tanıma Rehberi

    Bazı insanlar öfkeleriyle değil, kırılganlıklarıyla ilişkiyi yönetir. Ağlar, küser, çöker, geri çekilir… Ve birkaç dakika önce onun davranışını konuşurken bir anda kendinizi onu teselli ederken, uzun uzun açıklama yaparken hatta özür dilerken bulabilirsiniz. Peki narsistin gözyaşları gerçekten sahte midir? Aslında mesele çoğu zaman gözyaşlarının gerçek olup olmaması değildir. Bir insan gerçekten incinmiş, reddedilmiş ya da değersiz hissedebilir. Asıl soru şudur: Duygular yatıştıktan sonra sorumluluk yeniden masaya geliyor mu? Bu bölümde, narsisizmin daha az görünür ve daha kafa karıştırıcı yüzlerinden biri olan kırılgan narsisizmi ele alıyoruz. Büyüklenme her zaman “Ben herkesten üstünüm” şeklinde ortaya çıkmaz. Bazen “Ben herkesten daha çok incindim” cümlesi de kişiyi ilişkinin merkezine taşıyabilir. Neden bazı insanlar en küçük eleştiriyi bütün benliklerine yönelik bir saldırı gibi algılar? Neden sınır koyduğunuzda kendinizi suçlu hissedersiniz? Bir tartışmanın başında incinen sizken, sonunda özür dileyen neden yine siz olursunuz? Gerçek kırgınlık ile mağduriyet üzerinden kurulan tek taraflı bir ilişki düzenini birbirinden nasıl ayırabiliriz? Bu bölümde ayrıca utanç ve suçluluk arasındaki farkı, reddedilme hassasiyetini, sürekli mağdur konumuna geçme döngüsünü, ilişkide görünmez biçimde küçülmeyi ve sağlıklı sınırların nasıl korunabileceğini konuşuyoruz. Çünkü sağlıklı bir ilişkide insanlar zaman zaman ağlayabilir, savunmaya geçebilir ve hata yapabilir. Belirleyici olan kusursuz tepki vermek değil; sakinleştiğinde konuşmaya geri dönebilmek, karşı tarafın yaşadıklarını görebilmek, sorumluluk alabilmek ve davranışını değiştirebilmektir. Belki de sorulması gereken soru: “Gözyaşları gerçek mi?” değil… “Gözyaşları dindiğinde benim yaşadıklarım hâlâ konuşulabiliyor mu?” Ve bazen iyileşmenin ilk işareti, alarmın artık hiç çalmaması değil; her alarm çaldığında kendi hayatınızı terk etmek zorunda olmadığınızı fark etmektir. İletişim ve iş birlikleri için: groups.mustafacay@gmail.com Bilgilendirme: Bu podcast bölümü genel psikoeğitim ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir kişiye tanı koyma, tedavi uygulama veya terapi hizmeti sunma amacı taşımaz. Tek bir davranıştan hareketle bir kişiyi “narsist” olarak tanımlamak doğru değildir. Ruhsal veya ilişkisel sorunlarda profesyonel desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, kişisel durumunuzun değerlendirilmesi için yetkin bir ruh sağlığı uzmanına veya hekime başvurmanız önerilir.

    Kırılgan Narsistler: Ağlayan Canavar'ı Tanıma Rehberi
  2. 4d ago

    Gizli Düşmanlarını Böyle Tanırsın!

    Dostun mu, Gizli Düşmanın mı? Bir dostluğu anlamanın en kolay yolu, çoğu zaman zor günlerimizde kimin yanımızda olduğuna bakmaktır. Peki ya işler yoluna girdiğinde? Başardığında, güçlendiğinde, görünür olduğunda, mutlu olduğunda… Aynı insanlar hâlâ senin adına gerçekten sevinebiliyor mu? Bu bölümde kıskançlık, haset, gizli rekabet ve arkadaşlık ilişkilerindeki görünmez gerilimleri konuşuyoruz. Başarını sürekli küçümseyen, güzel haberlerine hemen bir kusur bulan, seni tebrik ediyor gibi görünürken konuşmayı başka bir yere çeken ya da sen ilerledikçe tavırları değişen insanların davranışlarının arkasında neler olabilir? Birinin tek bir sözüne ya da mimiklerine bakarak “Beni kıskanıyor” demek mümkün değil. Ancak bazı davranışlar sürekli tekrarlandığında ortaya bir ilişki örüntüsü çıkabilir. Özellikle sosyal karşılaştırma, pasif-agresif tepkiler, rekabet, sınır ihlalleri ve başarıyı değersizleştirme bu örüntünün önemli parçaları olabilir. Bu bölümde ayrıca şu soruların peşine düşüyoruz: -Gerçek dostluk ile gizli rekabet arasındaki sınır nerede başlar? -Bazı insanlar neden sen zor durumdayken yanında olabilirken, sen güçlendiğinde senden uzaklaşır? -Başkalarının rahatsız olmaması için neden bazen kendi başarılarımızı küçültmeye başlarız? Ve en önemlisi… Hayatındaki insanların yanında büyüyebiliyor musun, yoksa kabul görmek için sürekli kendini küçültmek zorunda mı kalıyorsun? Belki de bir dostluğu anlamanın en güçlü ölçütlerinden biri yalnızca “Düştüğümde yanımda mıydı?” sorusu değildir. Bazen asıl soru şudur: “Ayağa kalktığımda da yanımda kalabildi mi?” Her türlü görüş, soru ve iletişim için: groups.mustafacay@gmail.com Önemli Bilgilendirme:Bu podcast bölümünde paylaşılan bilgiler genel bilgilendirme ve farkındalık amacı taşımaktadır. Burada ele alınan davranış örüntüleri herhangi bir kişiye psikolojik veya psikiyatrik tanı koymak, tedavi önermek ya da terapi hizmeti sunmak amacıyla kullanılmamalıdır. Bir kişinin birkaç davranışından hareketle klinik bir durum hakkında kesin bir değerlendirme yapılamaz. Psikolojik, psikiyatrik veya tıbbi destek gerektiren konularda alanında yetkin bir hekim veya ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önemlidir.

    Gizli Düşmanlarını Böyle Tanırsın!
  3. Aug 22

    Bir İlişkiyi Bitiren Şey Kavga Değil, Farkındalıktır

    Bir ilişkiyi gerçekten ne bitirir? Büyük bir kavga mı? Aldatılmak mı? Tek bir kırıcı söz mü? Yoksa çok daha sessiz, çok daha uzun süredir devam eden bir şey mi? Bazen ilişkiler bir gecede sona ermez. Aynı tartışmalar tekrar eder, aynı yaralar farklı biçimlerde yeniden açılır ve bir süre sonra insan tek tek olaylara değil, olayların oluşturduğu örüntüye bakmaya başlar. İşte farkındalık çoğu zaman tam da burada ortaya çıkar. Bu bölümde; ilişkilerde tekrar eden davranış döngülerini, küçümseme ve savunmaya geçmenin yarattığı mesafeyi, talep–geri çekilme döngüsünü, kaygılı ve kaçıngan bağlanma eğilimlerini ve bir ilişkide gerçek değişimin nasıl anlaşılabileceğini konuşuyoruz. Bir insan özür dileyebilir. Peki davranışı değişiyor mu? Seni sevdiğini söyleyebilir. Peki yanında kendini güvende, değerli ve özgür hissedebiliyor musun? İlişkinizde güzel anılar olabilir. Peki geçmişte yaşanan güzel şeyler, bugün yaşadığınız sorunları görmezden gelmenize neden oluyor olabilir mi? Bir de çok güçlü bir zihinsel tuzak var: “Bu ilişkiye bu kadar yıl verdim, şimdi bırakamam.” Psikolojide batık maliyet yanılgısı olarak ele alınan bu düşünce biçimi, geçmişte verdiğimiz emeğin gelecekte vereceğimiz kararları gereğinden fazla etkilemesine yol açabilir. Oysa asıl soru bazen şudur: “Şimdi bu ilişkiyi ilk kez görseydim, yine aynı seçimi yapar mıydım?” Bu bölümde bir ilişkinin mutlaka sürdürülmesi ya da mutlaka bitirilmesi gerektiğini söylemiyoruz. Bunun yerine, ilişkinin içindeki tekrar eden dinamikleri daha berrak görebilmenin yollarını konuşuyoruz. Çünkü bazen ilişkiyi bitiren şey son kavga değildir. Son kavga yalnızca uzun zamandır var olan bir gerçeği görünür hale getirir. Bu bölümde konuşulan başlıklardan bazıları: İlişkiler neden sürekli aynı tartışmaya döner? Küçümseme ve savunma ilişkiyi nasıl aşındırır? Kaygılı ve kaçıngan bağlanma döngüsü nasıl oluşur? Özür ile gerçek değişim arasındaki fark nedir? Bir ilişkiyi sürdürmek için sevgi neden bazen yeterli olmaz? “Bunca yıl emek verdim” düşüncesi bizi nasıl etkiler? Bir ilişkinin artık bize iyi gelmediğini nasıl fark ederiz? Farkındalık neden bazı ilişkilerde geri dönüşü olmayan bir dönüm noktası yaratır? Belki de bazen ihtiyacımız olan şey ilişkinin gerçekten değişmesi değil, bizim artık onu olduğu haliyle görebilmemizdir. Keyifli dinlemeler. İletişim ve iş birlikleri:Her türlü konuda groups.mustafacay@gmail.com adresinden iletişime geçebilirsiniz. Önemli Bilgilendirme:Bu podcast bölümü genel bilgilendirme, eğitim ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Burada paylaşılan görüş ve bilgiler herhangi bir kişiye yönelik tanı, tedavi veya terapi niteliğinde değildir ve profesyonel ruh sağlığı hizmetlerinin yerine geçmez. İlişkiniz, ruhsal durumunuz veya günlük yaşamınızı etkileyen herhangi bir konuda profesyonel desteğe ihtiyaç duyuyorsanız, kişisel durumunuzun uygun şekilde değerlendirilebilmesi için bir hekime ve gerektiğinde alanında yetkin bir ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önemlidir.

    Bir İlişkiyi Bitiren Şey Kavga Değil, Farkındalıktır
  4. Aug 15

    Dolandırıcıların Psikolojisi: Para ve Duygu Oyunları

    Bir insanın dolandırılması için aptal olması gerekmez. Bazen yalnız olması, korkması, acele etmesi, ekonomik olarak sıkışması ya da tam ihtiyaç duyduğu anda umut veren bir hikâyeyle karşılaşması yeterlidir. Bu bölümde dolandırıcıların psikolojisini ve insan zihninin hangi doğal özelliklerinin manipülasyona açık hale getirilebildiğini konuşuyoruz. Çünkü dolandırıcıların asıl hedefi çoğu zaman zekânız değil; güveniniz, umudunuz, merhametiniz, yalnızlığınız ve karar verdiğiniz psikolojik andır. Romantik dolandırıcılıktan sahte yatırım fırsatlarına kadar pek çok yöntemin arkasında benzer mekanizmalar bulunuyor: yoğun ilgiyle hızla güven oluşturmak, kendini size benzetmek, otorite izlenimi yaratmak, küçük taleplerle sınırları yavaş yavaş genişletmek, aciliyet duygusu yaratmak ve sonunda para talebini bir güven ya da sevgi sınavına dönüştürmek. Bu bölümde ayrıca; Zeki ve eğitimli insanlar neden dolandırılabilir? Dolandırıcılar hedeflerinin psikolojik ihtiyaçlarını nasıl keşfeder? Yalnızlık ve ekonomik sıkışmışlık kararlarımızı nasıl etkiler? “Bu fırsat sadece sana özel” cümlesi neden bu kadar güçlüdür? Otorite ve benzerlik neden kolayca güven yaratır? Doğrulama yanlılığı kırmızı bayrakları nasıl görünmez hale getirir? Bir kez para gönderdikten sonra vazgeçmek neden giderek zorlaşır? Batık maliyet etkisi insanı nasıl daha büyük kayıplara sürükleyebilir? Utanç neden dolandırıcılığın etkisini daha da ağırlaştırır? Kendimizi paranoyaklaşmadan nasıl daha iyi koruyabiliriz? sorularına psikolojik açıdan bakıyoruz. Belki de dolandırıcılığa karşı en güçlü savunma, “Ben asla kanmam.” demek değildir. Hangi koşullarda daha aceleci, daha umutlu, daha yalnız, daha suçlu ya da daha savunmasız hale geldiğimizi bilmektir. Çünkü gerçek güven birkaç dürüst soruyla yıkılmaz. İyi kalmak önemli. Ama iyi kalırken uyanık kalmak da gerekiyor. İletişim ve iş birlikleri: groups.mustafacay@gmail.com Bilgilendirme: Bu bölümde paylaşılan bilgiler genel farkındalık ve bilgilendirme amacı taşımaktadır. Herhangi bir psikolojik veya psikiyatrik tanı koyma, tedavi önerme ya da terapi hizmeti sunma amacı bulunmamaktadır. Ruhsal veya fiziksel sağlığınızı etkileyen bir durum yaşıyorsanız kişisel değerlendirme için bir hekime ve gerektiğinde uygun ruh sağlığı uzmanına başvurmanız önerilir.

    Dolandırıcıların Psikolojisi: Para ve Duygu Oyunları
  5. Aug 11

    Annesinin Yarım Kalan Hikayesini Tamamlayan Çocuklar

    Anneni üzmemek için kaç kez kendinden vazgeçtin? Bazen insan kendi hayatını yaşamadığını çok geç fark eder. Çünkü mesele yalnızca “annemin istediğini yapıyorum” kadar açık değildir. Çoğu zaman seçimlerimizin içine suçluluk, sadakat, görev duygusu ve “iyi evlat olmalıyım” inancı sessizce karışır. Bu bölümde; annesini hayal kırıklığına uğratmamak, üzmemek veya yalnız bırakmamak adına kendi isteklerini erteleyen insanların görünmeyen iç çatışmalarını konuşuyoruz. Neden bazı insanlar annelerine “hayır” dediklerinde yoğun bir suçluluk hisseder?Neden kendi kararlarını almak onlara sanki bir ihanetmiş gibi gelir?Çocukken üstlenilen iyi evlat, güçlü çocuk, başarılı çocuk ya da kurtarıcı rolleri yetişkin hayatımızı nasıl şekillendirir?Ve en önemlisi: Birini severken ondan psikolojik olarak ayrışmak mümkün müdür? Bu bölümde ayrıca aile içinde oluşan görünmez beklentileri, kuşaklar arası aktarılan yükleri, ebeveynleşmeyi, sınır koymayı ve insanın kendi hayatının sorumluluğunu yeniden üstlenmesini ele alıyoruz. Kendine şu soruyu sor: “Annem bu kararımı hiçbir zaman öğrenmeyecek olsaydı, yine aynı şeyi seçer miydim?” Ardından bir soru daha: “Annem üzülse bile bununla baş edebileceğimi bilseydim, hayatımda neyi değiştirirdim?” Çünkü anneni sevmek, onun bütün duygularından sorumlu olmak değildir.İyi bir evlat olmak da kendi hayatından vazgeçmek anlamına gelmez. Belki de yetişkinliğin en zor taraflarından biri şudur: Sevdiğin insanları üzme ihtimalini göze alarak, sana ait olan hayatı yaşamaya başlayabilmek. Her türlü soru, görüş ve iletişim için:groups.mustafacay@gmail.com Bilgilendirme: Bu podcast bölümü psikoeğitim ve genel bilgilendirme amacıyla hazırlanmıştır. Burada paylaşılan içerikler herhangi bir kişiye yönelik tanı, tedavi veya terapi niteliği taşımaz ve profesyonel ruh sağlığı hizmetlerinin yerine geçmez. Yoğun psikolojik zorlanma yaşıyorsanız veya profesyonel desteğe ihtiyaç duyuyorsanız bir hekim ya da yetkin ruh sağlığı profesyoneline başvurmanız önemlidir.

    Annesinin Yarım Kalan Hikayesini Tamamlayan Çocuklar
  6. Aug 8

    Narsistler Neden Asla Özür Dilemez?

    Bir narsist gerçekten de pişman olur mu? Yoksa gördüğümüz şey pişmanlık değil; kaybetme korkusu, kontrolü yeniden ele geçirme çabası ya da sonuçlardan kaçma isteği olabilir mi? “Özür dilerim.”“Seni kaybetmek istemiyorum.”“Ben zaten kötü bir insanım.”“Tamam, suç benim… Mutlu oldun mu?” Bu cümlelerin hepsi ilk bakışta pişmanlık gibi görünebilir. Ama gerçek pişmanlık yalnızca üzülmek ya da özür dilemek değildir. Asıl mesele, kişinin yaptığı davranışın sorumluluğunu gerçekten üstlenip üstlenmediğidir. Bu bölümde narsisistik özellikleri yoğun kişilerde hata kabul etme, özür dileme, suçluluk, utanç ve sorumluluk alma süreçlerini mercek altına alıyoruz. -Neden bazı insanlar yanlış yaptığını kabul etmek yerine konuyu hemen karşısındakine çevirir?-Neden bir tartışmanın sonunda hatayı yapan kişi mağdur, incinen kişi ise suçlu hâline gelebilir?-“Seni kaybetmek istemiyorum” demek gerçekten pişmanlık anlamına gelir mi?-Bir özrün samimi olup olmadığını nasıl anlayabiliriz? Ayrıca gaslighting, suç yükleme, yansıtma  gibi psikolojik savunma ve manipülasyon örüntülerinin, özür ve hesaplaşma süreçlerinde nasıl ortaya çıkabileceğini konuşuyoruz. Çünkü gerçek pişmanlığın önemli bir ölçütü vardır: Kişi yalnızca yaptığı şeyin sonuçlarından mı rahatsız, yoksa sana yaşattığı şeyin sorumluluğunu gerçekten görebiliyor mu? Gerçek pişmanlığın en güçlü kanıtı sözler değil, sonraki davranışlardır. Bu bölümün sonunda kendine şu üç soruyu sorabileceksin: Ne için özür diliyor?Bende yarattığı etkiyi gerçekten görebiliyor mu?Bir daha olmaması için neyi farklı yapıyor? Belki de bir insanın gerçekten pişman olup olmadığının cevabı, “özür dilerim” kelimesinde değil; özürden sonra ne yaptığına baktığında ortaya çıkar. 📩 İletişim ve iş birlikleri için:groups.mustafacay@gmail.com Önemli Bilgilendirme: Bu podcast bölümü psikoloji ve insan ilişkileri konusunda eğitim ve farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Anlatılan davranış örüntüleri tek başına herhangi bir kişiye psikolojik veya psikiyatrik tanı koymak için yeterli değildir. İçerik tanı, tedavi veya psikoterapi yerine geçmez. Profesyonel desteğe ihtiyaç duyduğunuz durumlarda bir hekime veya uygun ruh sağlığı profesyoneline başvurmanız önemlidir.

    Narsistler Neden Asla Özür Dilemez?
  7. Aug 4

    Narsist Seni Unutmadı, Sadece Yeni Bir Oyuncak Buldu

    Bir narsist, ayrılığın hemen ardından sizi nasıl bu kadar hızlı unutmuş gibi görünebilir? Size söylediği sözleri başka birine söylemesi, aynı romantik davranışları tekrar etmesi ve kısa sürede yeni bir ilişkiye başlaması gerçekten sizi hiç önemsemediği anlamına mı gelir? Bu bölümde, narsisistik özellikler gösteren kişilerin ilişki kurma biçimini ve ayrılık sonrası neden hızla yeni bir partnere yönelebildiklerini ele alıyoruz. Love bombing, idealize etme, değersizleştirme, duygusal manipülasyon ve sınır ihlali gibi davranışların ilişkinin farklı aşamalarında nasıl ortaya çıktığını inceliyoruz. Ayrıca şu soruların peşine düşüyoruz: -Narsist sizi gerçekten unutmuş olabilir mi?-Yeni partner sizden daha değerli olduğu için mi seçildi?-Neden ilişkinin başında hayranlık duyduğu özelliklerinizi daha sonra eleştirmeye başladı?-Sosyal medyada mutlu görünen yeni ilişki gerçekte ne anlatır?-Bir kişinin sizi özlemesi ile sizden aldığı işlevi özlemesi arasındaki fark nedir?-Ayrılık sonrası kendinizi suçlamaktan ve sürekli karşılaştırma yapmaktan nasıl çıkabilirsiniz? Bu bölümün temel mesajı şu: Yeni birinin hayatına girmesi sizin değerinizi azaltmaz. Onun kimi seçtiği, ne kadar hızlı ilişkiye başladığı veya dışarıdan ne kadar mutlu göründüğü sizin kim olduğunuzla ilgili kesin bir ölçü değildir. Belki de artık sormanız gereken soru, “Beni hâlâ düşünüyor mu?” değildir. Asıl soru şudur: “Ben bu ilişkide kendimi ne zaman unutmaya başladım?” Her türlü iletişim, eğitim ve iş birliği talebiniz için: groups.mustafacay@gmail.com Önemli bilgilendirme:Bu podcast bölümü genel bilgilendirme ve psikolojik farkındalık amacıyla hazırlanmıştır. Herhangi bir kişiye tanı koyma, psikoterapi uygulama veya tedavi sunma iddiası taşımaz. Bir kişide bazı narsisistik özelliklerin görülmesi, o kişide narsisistik kişilik bozukluğu bulunduğu anlamına gelmez. Ruhsal sorunlar, yoğun kaygı, depresif belirtiler, travma, duygusal ya da fiziksel şiddet ve günlük yaşamda belirgin işlev kaybı söz konusuysa mutlaka bir hekime veya yetkili ruh sağlığı uzmanına başvurulmalıdır.

    Narsist Seni Unutmadı, Sadece Yeni Bir Oyuncak Buldu

About

Bu Podcast sayfasında sizinle her pazartesi sabah 08:00'de hayata dair dair güncel ses kayıtlarımı paylaşacağım. Merak ettiğiniz soruları ya da paylaşmamı istediğiniz konuları bana sosyal medya hesaplarımdan iletebilirsiniz.

You Might Also Like